eylemban2.jpg (1802 bytes)

Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi

Yaratıcı-Önder Kişiliğin Temel Karakteristikleri

Doç. Dr. Kutlu MERİH

hm-btn.gif (208 bytes)
 

GİRİŞ

İnsanlardaki kişilik yapısı ve yaratıcı düşünce ve eylem arasındaki ilişkileri inceleyen psikolojik araştırmalar bunlar arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır. İnsanların belirli düşünce ve davranışları yalnızca aile, eğitim, okul ve kültürün bir fonksiyonu değildir. Kişinin çevresi ile olan haberleşmesini, tutum ve davranışlarını kişilik yapısı etkilemektedir. Birbirinin karşıtı gibi görünen iki tip kişilik yapısı, gerçekte tarihte otoriter-skolastik ve liberter-pragmatik kültürlerin oluşumunda temel bir rol oynamaktadır. Bunlar: Dogmatik-Otoriter ve Filozofik-Liberter kişiliklerdir. Bu kişilik yapılarının araştırmalar ile ortaya konan genel karakteristikleri , insanlık tarihinde ender gözlenen bir lider tipi olarak Atatürk'ün ve onun gerçekleştirdiği Türk Devrimi'nin psikososyal determinantlarının belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Bu kişlik tiplerinin araştırmalarla belirlenen temel eğilimleri aşağıda özetlenmektedir.

Dogmatik - Otoriter Kişilikler

Filozofik – Liberter Kişilikler

Geleneklere aşırı bağlıdırlar, yenilik denemeye çekinirler. Belirsizlik ve değişimden tedirgin olurlar Deneye ve değişime karşı ilgi duyarlar, Pratik sonuçlara ağırlık verirler.
Kendilerine güvenleri azdır. Engeller onların moralini azaltır. Çalışma ve başarma istek ve enerjilerini çabuk yitirebilirler. Engellerden üzüntü duymazlar, kendilerine aşırı güvenirler. Enerji düzeyleri yüksektir ve yaratıcı çabaya aşırı ilgi duyarlar. Aşırı çalışabilirler. Zor ve karmaşık sorunları meydan okuma olarak kabul eder ve bunları çözmekten keyif alırlar.
Filozofik ve estetik duyarlılıkları düşüktür. stereotiplerle ve doğru – yanlış, haklı - haksız, biz - onlar,.ileri-geri gibi iki boyutlu düşünürler, Filozofik ve Estetik duyarlılıkları yüksektir. Sözcük kapsamları geniştir. Olguları çok boyutlu kavramlarla düşünebilirler.
Çevrelerini kısıtlı kavramlarla algılarlar. Düşünce ve eylemde grup normlarını izlerler Algılama şemaları esnektir, düşünce ve eylemde bağımsız davranırlar.
Çevrenin norm ve değerleri ile ters düşmemeye özen gösterirler Çevrenin norm ve değerlerinden çok kendi norm ve değerlerini izlerler.
Çevrelerinin sorunlarına karşı ilgisiz ve kâyıtsızdırlar, Çevrelerinin sorunlarını kendi sorunları gibi benimseler. Çevrelerine sorun gibi görünmeyen konularda da aşırı duyarlılık gösterebildikleri görülür.
Ahiâklı davranmaya özen gösterirler ve ahlâk anlayışında; katı gelenekçidirler. Kendilerinin ahlâk dışı eğilimlerini algılamaz ve başkalarına yansıtırlar: Ahlak anlayışında çevrelerinden farklı olabilirler. Her türlü katılık onlara aşılması gereken bir baskı olarak görülür.
Otoriteye aşırı önem verirler, tahakküm ve otoriteyi ayımakta duyarsızdırlar. Dışsal otoritelere karşı kuşkucudurlar, tahakküm ile otoriteyi ayırmakta belirli bir hassaslık sahibidirler.
Sorumluluk yüklenmede ve risk almada pasifi davranırlar. Risk almada cüretlidirler, sorumluluk arar ve yüklenebilirler.
Başkalarına birey  olarak önem vermezler, çevrelerini kurgulama ve sömürme eğilimindedirler, çevrelerinden de aynı davranışı beklerler. İnsanları birey olarak algılar ve birey olarak iyi olduklarına inanırlar. Çevrelerinden olumsuz tavır beklemezler.
Farklı duygu, düşünce ve değerlere karşı aşırı yadsıyıcıdırlar. Olumsuz fikir ve davranışları başkalarına; özellikle güçsüz ve azınlık durumda olanlara yansıtırlar; Yabancılara, farklı gurup ve kültürlere anlayışlı ve dostça davranırlar.
Kendi tutum ve davranışlarının benimseneceği grupları tercih ederler. Uyuşumcu, gelenekçi tiplerden uzak dururlar.
Özgür ve bağımsız davranma konusunda aşırı bir eğilimleri görülmez. Belirsizliklerin olmadığı güvenli bir ortam uğruna bağımsızlıklarından vazgeçebilirler. Özgür ve bağımsız olma eğilimleri çok güçlüdür. Bağımsızlık ve özgürlük yanlısı oldukları halde benimsedikleri amaçların gerçekleşebilmesi için kendilerini disipline edip kısıtlayabilirler.
Ait oldukları grubun normlarını aynen benimserler. Davranışlarında esnek, yargılarında bağımsızdırlar.
Çelişki, gerginlik ve belirsizlikten aşırı tedirgin olurlar. Değişiklikten tedirgin olmaz, sürpriz kabul edebilirler. Çelişki, gerginlik ve belirsizliğe katlanabilirler.
Enformasyonu kaynağı ile özdeşleştirirler. Enformasyonun kendisini kaynağından bağımsız algılayabilirler.
Baskı karşısında kendi görüş ve düşüncelerinden taviz verebilirler. Baskıya karşı direnebilir, genellikle kendi sistemlerini izlerler.
Kadın erkek ilişkilerini otorite ve tahakküm ilişkileri olarak görürler, bu nedenle cinselliğe karşı abartma eğilimleri olduğu hâlde bunu maskeler ve yansıtırlar. Kadın-Erkek ilişkilerini temelde sevgi ve dostluk ilişkisi olarak görürler.Cinsel eğilimleri şefkatli ve abartısızdır.
Zaman perspektifleri dardır. Kısa dönem optimizasyonları yaparlar. Zaman perspektifleri geniştir. Genelde uzun dönem optimizasyonları yaparlar.
Maddi (tangible) kazançları öncelikle benimserler. Statü, imaj, başarı gibi maddi olmayan (intangible) kazançları maddi kazançlara tercih edebilirler.
Stratejik ve taktik durumlar ve bunların trade-off edilmesinde yetersizdirler. Stratejik kazançlar uğruna taktik kayıpları göze alabilirler.
Soyut değerlerle, somut çıkarları karıştırırlar. Karşıt değerlere hor davranırlar. Değerlere karşı saygı duyarlar ve karşıt değerleri de kendi değerleri gibi savunabilirler.
Değer savunucularını , çıkar savunucusu olarak algılarlar Çıkar savunanlara dikkatli ve hoşgörülü, değer savunanlara karşı saygılı davranırlar.

Bu karakteristiklerin uç örneklere ait olduğu açıktır. Ayrıca yaratıcılık araştırmalarının en ilginç bulgusu, bu özelliklerin zeka ile ilişkili olmadığı sonucudur. Her iki tipten de yüksek zekalı kişilere raslanabilmektedir. Yüksek zeka ve yüksek yaratıcılık Atatürk, Cengiz Han; Hz Muhammed gibi tarih yapan liderlerde görülürken, düşük zeka ve düşük yaratıcılık, nörotik kriminal tipleri oluşturabilmektedir.

Genellikle insanlar genetik kalıtımlarının, çevrelerinin, eğitimlerinin, kendi deneyimlerinin, başarılarının ve başarısızlıklarının üzerlerinde bıraktığı etkiye göre her iki tipten davranış şekilleri gösterebilmektedir. Durgun ve suskun görünen insanların yaratıcı patlamalar yapabildiği, bazı flaş kişilerin de kendilerinden hiç beklenmeyecek bir pasifliğe gömülebildiği gözlenebilmektedir. Bu nedenle insanların büyük çoğunluğu dominant kültüre adapte olabilen gelenekçi-uyuşumcu tiplerdir.

Yaratıcı-Önder Yöneticilik için LEVİNSON ölçeği

Filozofik-Liberter kişilik yapısı ile, işletmelerin yaratıcı-önder yöneticileri arasındaki ilişkiler, Harward İşletmecilik Okulunda gerçeklştirilen bir araştırma ile kategorize edilmiş ve ölçeklenmiş olarak yayınlanmıştır. Levinson ölçeğine göre yaratıcı-önder yöneticiyi kategorize eden yirmi karakteristiğin n yüksek puanını toplayan özellikler aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Düşünsel Davranış Karakteristikleri:

Ansiklopedik bir sentezciliğe sahiptir. Çevresinde gelişen olguları, farklı anlamlı bir referans çerçevesi içinde soyutlayabilir, kavramlaştırabilir, örgütleyip bütünleştirerek bir model haline getirebilir.

Çeşitli sanat ve bilim dallarından kaynaklanan ilkeleri, değerleri, kavramları ve bilgileri kendi sahalarının dışında yeniden anlanlamdırabilir ve yaratıcı bir şekilde organize edip uygulama prosedürü haline getirebilir.

Zekası yalnızca soyutlama değil, pratik olma kapasitesine de sahiptir. Kitap ve kural dışı deneyimlerden de en iyi bir şekilde yararlanabilir.

Belirsizliğe uzun bir süre katlanabilir. Uzun dönem planlarının gerçekleşmesi için telaşa düşmez. Yargılama, değerlendirme ve zamanlama gücü çok yüksektir. Davranacağı zamanı çok iyi seçer.

Duygular ve İlişkiler Olarak :

Otorite pozisyonları için "doğal" bir görünüm verir. Sorumluluk ve inisiyatif yüklenmede ve bunları gerçekleştirmede etkindir. sorunları stratejik açıdan ele alır. Hedefleri iyi tanımlanmıştır. Uzun dönemli planlar yapıp, bunları ısrarla ve adım, adım uygular.

Kişisel başarısından çok örgütsel başarıya önem verir. Pozisyonunun yerine başarısının sağladığı beğeniyi tercih eder. Başkalarının duygularındaki ayrıntıları algılamada duyarlıdır ve bunlara önem verir. Yönettiği sistemin ihtiyaçlarına ve sorunlarına karşı duyarlı bir şekilde yöneliktir.

İşlerin gerçekleştirilmesi sürecine doğrudan katılır. Çalışma sorunları ile sürekli ilgilidir

Otoriteye saygılıdır ve otorite sahipleri ile iyi anlaşır. Başkalarından gelebilecek bilgi, eleştiri ve işbirliğine açıktır. Önderlik rolünü kaybettiğini düşünmeden kendisinden daha bilgili ve uzman kişilere inisiyatif tanıyabilir.

Aşır bir anlatım ve açıklama yreteneğine sahiptir. Kelime ve dil bilgisi geniş kapsamlıdır. Dinleyicilerin duygularına duyarlıdır ve çabuk güven kazanır. Sıcak ve şefkatli bir mizah duygusu ile hikayeler anlatabilir. Çevresinin gerilimlerini doğal olarak azaltır.

Sürekli ve yüksek düzeyde enerjiye sahiptir. Her zaman iş için istekli durumdadır. gerilim yaratabilecek herhangi bir şeyden çekinmez ve beklenmedik aksilikler canını sıkmaz.

Dışa Dönük Davranışşsal Olarak :

İyi bir tahmin yeteneği ve sezgiye sahiptir. Durumun nasıl gelişebileceğini önceden kestirebilir. Engelleri öngörür ve onları aşma yollarını araştırır. İyimserliğini koruyarak çözüm yolları bulmaya çalışır.

Kendisi ile örgüt arasındaki haberleşme ve koordinasyonu iyi sürdürür. Yüksek ahlak standartlarına sahiptir ve kendi normlarına uymayı tercih eder. Önderliği bir sorumluluk olarak görür ve aktif bir önderlik gösterir.

!980 li yılların başında işletmecilik biliminin yaratıcı-önder tipini özgün bir kategori olarak algıladığı ve kuramlaştırmaya çalıştığı gözlenmketedir. Bu çalışmalar çeşitli önderlik kategorileri etrafında sürdürülmektedir. Yakınlarının gözlemi ve kalemi ile Mustafa Kemal Atatürk bir önder olarak incelendiğinde, O' nun Yaratıcı-önder kişiliğin bütün karakteristiklerinin en seçkin örneğini oluşturduğu belirgin bir şekilde gözlenebilmektedir. Bu karakteristiklerin izlendiği örneklerin Atatürk gibi özgün ve seçkin bir kişiyi kapsamamış olması, bilimin gerçek yaratıcı-önder kişi ve kişliklere karşı dikkatsiz ve kayıtsız olduğu izlenimini uyandırmaktadır.

Yaratıcı-Önder Tanımlamasında PLATON : Filozof-Kıral

Yaratıcı-önder yöneticinin ilginç bir betimlemesi, düşünce tarihinin dev isimlerinden PLATON tarafından, idealize bir toplum düzeni tasarımladığı "DEVLET" isimli eserinde verilmektedir. Platon burada, ideal toplum düzeninin işlemesinin bir şartı olarak-tipik bir entellektüel idealizmi ile- FİLOZOFLARIN KIRAL OLMASINI öngörmekte ve Filozof-Kıral' ı, altıncı kitapta özet olarak aşağıdaki gibi tanımlamaktadır.

"Filozoflar bu devlette kıral , ya da şimdi kıral, önder dediklerimiz filozof olmadıkça, böylece aynı insanda devlet gücü ile akıl gücü birleşmedikçe, kesin bir kanunla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe, sevgili Glaukon bu devletlerin başı dertten kurtulamaz, insanoğlu bunu yapmadıkça tasarladığımız devlet mümkün olduğu ölçüde bile doğamaz, kavuşamaz gün ışığına. (s. 254)

Bir adam bütün bilimleri kapmaya hazırsa, seve seve okur, öğrenmeye doymazsa, böylesine bilgi sever, filozof demeye hakkımız olur değil mi? Gerçek filozoflar kimdir öyleyse? Doğruyu görmesini sevenler. (s.268)

Böyle bir insanda ölçüsüzlük, açgözlülük olmaz. Çünkü insanların zenginliği, gösterişi niçin aradıklarını düşünecek olursak, bunları en az aramak ona yakışır.   (s. 269)

İçinde hiç bir aşağılık taraf olamaz, çünkü Tanrı ve insan işlerini bütünlüğü ile kavramaya uğraşıp duran bir ruh, küçüklükle bağdaşmaz. Düşğüncesi yücelere yükselen, bütün varlıkları, bütün zamanları birlikte seyreden kişi, insan hayatına önemli bir şey diye bakar mı? Böyle bir insan ölümü korkulacak bir şey diye görmez Öyleyse? Korkak aşağılık yaradılış da felsefeye erişemez. (s. 270)

Bellekten yoksul bir hafızayı gerçekten bilimseverler arasına koyamayız. Bizce filozofun sağlam bir belleği olmalı.

Aradığımız adamda, öteki değerlerle birlikte ölçü ve incelik de olacak. Her şeyin özüne kendiliğinden rahat gidecek (s. 271)

Bizim filozoflar gençliklerinde savaşçı atletler olacak dememiş miydik? Biz eğitimi müzik ve jimnastikle başlatmıştık değil mi? (s. 324) Bir savaş adamının bileceği şeyler arasına hesap ve sayı bilgisini koymak zorunda değilmiyiz?

Öyleyse Glaukon, bu bilimin öğretimini zorunlu kılacağız. Devletin en yüksek işlerini görecek kimselere, bu bilimi niçin edinmeleri gerektiğini anlatacağız.  Edinecekleri bilgi üstünkörü olmayacaktır. Salt bir kavrayışla sayıların özüne varacaklar, ama sayıları tüccarların satıcıların alım-satım işlerindeki gibi kullanmayacaklar. Sayıları savaş ilerine uygulayacaklar. Ruh, onlarla görünen dünyanın, gerçeğin önüne daha kolay geçecek. (s. 327) Şunu da farketmişsindir herhalde: Doğuştan sayı bilgisine yatkın olanlar, öteki bütün bilimleri çabuk kavrarlar.

Yaratıcı-Önder Kişilik ve Mustafa Kemal ATATÜRK

Buraya kadar olan tartışmadan yaratıcı-önder kişiliğin bilim ve felsefe tarafından ikibinbeşyüz yıllık bir perspektifte şaşılacak bir tutarlılıkla belirlendiği gözlenmektedir. Bununla birlikte Platon'un idealize ettiği filozof-kıral'ın tarihte çok gözlenen bir olgu olduğu söylenemez. İnsanlarda akıl gücü ile irade gücü, Platon'un düşündüğü gibi eğitimle bir araya gelmemekte, gelmesi de gerekmemektedir. Akıl, sevgi ve irade güçlerinin bir tarihi önderde bileşimi, tarihin bazı olağanüstü dönemlerinde, düşük bir olasılıkla gerçekleşmektedir.

Yaratıcı-önder kişilerin risk alma eğilimleri, kendilerine güvenleri, insanlara karşı şefkatleri, haksızlıklara karşı direnmeleri, kendilerini aşan güçlere karşı başkaldırmalarına yol açmakta ve bu süreç genellikle yaratıcı-önder kişilerin başarıya ulaşamadan elimine edilmesine yol açmaktadır. Osmanlı generali Mustafa Kemal'in, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ATATÜRK oluncaya kadar kaç savaşta ve ne şekilde savaştığı ve Türk Devrimi sürecinde Kimleri ne şekilde karşısına aldığı göz önünde bulundurulursa, ATATÜRK fenomeninin ne tür bir tarih mucizesi ve insanlığa yapılan bir armağan olduğu görülür.

Diğer taraftan ATATÜRK'ün belirgin özelliklerinden olan matematik konusundaki yeteneği (bir geometri kitabı yazmış olup, bir çok matematik deyimi kendisi Öz Türkçeleştirmiştir.) ve müziğe karşı ilgisi ve çok sesli müzik desteği kendisinin tipik bir Filozof-Kral oluşunun göstergesidir.

 

hm-btn.gif (208 bytes)
EYLEM MAYIS.2002