|
Yaratıcı
kişi ve kuruluşlarda aşağıda özetlenen temel niteliklerin bir çoğu belirgin bir
şekilde gözlenir. Merak
: Merak her kezde belirli bir ölçüde bulunan doğal bir çevreye uyum
içgüdüsüdür. Bu içgüdü genelde kendini koruma içgüdüsü ve sağduyu ile
dengelernir. yaratıcı kişilerin sınırsız ve anlamsız ölçüde meraklı olma
eğilimi vardır ve bu eğilim engellenemez gibidir. Belirsizliğin, tehlikenin ve riskin
bulunduğu konular yaratıcı kişiler için sınırsız bir çekim kaynağıdır. Bu
eğilim yaratıcı kişilere doğal gelir ve başkalarının niçin kendileri ile
paylaşmadığını merak ederler. Aşırı merak ve risk alma eğilimleri yaratıcı
kişileri tehlike ve sorunlarla sık sık karşılaştırır ve istenmeyen durumlara
düşmelerine neden olur. Buna karşılık başkalarının kaçındığı konularda
meraklarını doyurabilmeleri halinde çevrelerinden farklı ve üstün bir konuma
gelirler. Meraklı olmak farklı düşünebilmenin bir ön koşulu, gerek ve yeter
şartıdır.
Risk-Alma : Yaratıcı
kişilerin göze aldığı riskler araba yarışı, paraşütle atlama, dağcılık
türünden görünür ve ölçülebilir türden riskler değildir. Yaratıcı kişiler
başkaları tarafından risk gibi görülen belirsizlik, karmaşıklık, statü kaybı
gibi konularda son derece cesur ve atılgan olabilirler. Herkesin benimsediği bir
görüşe tek başına karşı çıkmak belirli bir cesaret gerektirir ve bu cesaret dağa
tırmanma türünden bir cesaret değildir. Yaratıcı kişilerin göze aldığı riskler
dışlanmak, alay edilmek, arkalarından konuşulmak ve kurallara uymayan kişilerin
başına gelebilecek türden şeylerdir. Toplumsal düzen sözsüz ve gizli bir sözleşme
ile herkesden, verilen rol ve statülere uymasını bekler. Kendilerine çizilen
sınırları aşanlar, yabancı hatta düşman sayılır ve hizaya gelmeleri veya
getirilmeleri beklenir. Farklı düşünenler ve farklı davrananlar ise bu sınırları
aşmaya cüret edenler ve bunun müeyyidelerini göze alanlardır. Yaratıcı kişiler
kendileri için öngörülen rolleri yorumlamadan ve tartışmadan oynama eğiliminde
değildirler. Merakları, ilgileri, bilgileri ve kendileri ile mutlu olan yaratıcı
kişiler bu yalnızlığı göze alır ve buna katlanabilirler.
Paradigma Bağımsızlığı
: Bir paradigma herkez tarafından paylaşılan bir görüş tarzıdır.
Paradigmalar bize etrafımızdaki sosyo-teknik evrenin ne olduğu ve nasıl
çalıştığı konusunda standart bilgiler verir ve davranışını tahmin etme olanağı
sağlar. Başka bir deyişle paradigmalar çevremizi algılama, yorumlama,
değerleme ve gereğine göre davranma konusunda temel referans çerçeveleridir.
Paradigmalar bireylerin çevreye uyumunu kolaylaştırdığı gibi bazı sorunların da
kaynağı olurlar. Bir tür algılama kalıpları olduğundan, değişen olgu ve
ilişkilerin anlam ve öneminin kavranmasını güçleştirebilirler. Ayrıca hazır ve
kolay modeller olduklarından bireylerin gerekli bilgilere ulaşma gereğini azaltır ve
bir anlamda hayatı kolaylaştırılar. Yaratıcı kişiler yoğun merakları, esnek
algılama eğilimleri, bilgi birikimleri ve engelleri aşma heyecanları nedeniyle
paradigmalarla düşünmeye yatkın değildirler. Egemen paradigmalara önem vermedikleri
ve bunlar çerçevesinde haberleşmedikleri için de çevreleri tarafından anlaşılmaz
ve dışlanırlar.
Sürekli Deneyim : Yaratıcı
kişiler için yaşamım kendisi sürekli, heyecanlı ve anlamlı bir deneyimdir. bu
nedenle onu en etkin bir şekilde değerlendirmek isterler. Yaşamlarını belirli ve
statik rol ve statüler içinde geçirmeyi istemezler. Yaşamlarını belirli dönemlerde
dönüşüme uğrayacak projeler olarak algılarlar. Bu nedenle iyi bir evlat, eş,
arkadaş, meslektaş olamayabilirler. Yönetilmekten hoşlanmadıkları için iyi bir
yönetici de olmayabilirler. Buna karşılık yaşadıkları sürekli değişim onlara
değişik deneyimler ve görüş açıları kazandırır. Aykırı yönleri ile
tedirginlik verici ve itici olurken deneyimli yönleri ile ilginç ve çekici olabilirler.
Hiç istemedikleri halde, risk alma ve sorumluluk yüklenme eğilimleri onları yönetici
pozisyonlara sürükleyebilir. Bu durumlarda oynamaları beklenen otorite rollerini
oynamaktan kaçınırlar.
Israrcılık : Yaratıcı
kişiler aykırı görüş ve davranış sahibi bireylerdir. Bu aykırılıkları ise
patolojik bir uyumsuzluk değil, merak, çoşku, araştırma ve birikimle oluşmuş
algılama ve yorumlama yeteneklerinden kaynaklanır. Yaratıcı kişiler çevrelerinin
istek ve beklentilerine uyum göstermeye direnirler. Özlemlerinin ve hedeflerinin
referans çerçevesini çevrelerinden değil kendi iç uyarılarından alırlar.
Hedeflerine ulaşabilmek için kendilerine gösterilen direnişe, uyarılara, tehditlere,
anlayışsızlıklara inatçı bir sabırla katlanabilirler. Yaratıcı kişiler
çevrelerinden farklı olduklarının bilincine varabilirler fakat referans noktası
olarak çevreyi değil kendilerini aldıklarından bunun sorumluluğunu çevrede bulurlar
ve çevrelerini değiştirme çabası içinde olurlar. yaratıcı kişiler ile çevreleri
arasındaki gerilim sosyal değişimin önemli enerji kaynakalarından birini oluşturur. |