eylemban2.jpg (1802 bytes)

Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi

Türkiye İmalat Sanayiinde ve Ülke Rekabet Gücündeki Gelişmeler

B. Ali EŞİYOK
Türkiye Kalkınma Bankası Uzmanı

İKTİSAT-İŞLETME VE FİNANS DEGİSİ : Sayı 176  - Temmuz.2002

Bu araştırma İKTİSAT-İŞLETME VE FİNANS DEGİSİ : Sayı 176  - Temmuz.2002 sayısında yayınlanmış ve rekabet gücü ve stratejik analiz konusunda kantitatif-analitik yaklaşıma örnek bir çalışma olarak yeniden değerlendirilmiştir.

 

Giriş

Dünya ekonomisinde 1970'li yılların ortasında başlayan kriz yeni bir teknolojik devrimle sonuçlanmış, esnek üretim teknolojilerinin üretim sürecine uyarlanması sonusunda, esnek üretim girrikçe fordisk/kitlesel üretimin yerini almaya başlamıştır. Teknik ilerlemenin yarattığı verimlilik artışı ve sonuçta elde edilen rekabet düzeyi "teknolojik tabanlı rekabet" olarak tanımlanmaktadır. Başta bir ifadeyle, geleneksel uluslararası "mukayeseli üstünlükler-comparative advantage" kuramının yerini, Porter'in (1990) "rekabetçi üstünlük-competitive advantage" yaklaşımı almaya başlamıştır. Bu yeni süreçte merkezi kavram, "teknolojik gelişme" , "innovation-yenilik" olduğundan, geçmiş yıllarda nispeten daha kolay olarak uygulanan ve yurt içi nispi fiyat yapısının değiştirilerek elde edilen rekabet gücü geçerliliğini büyük ölçüde yitirmeye başlamıştır.

Bir ekonomide esas olarak rekabet gücünü belirleyen üç temel parametreden bahsedilebilir. Bunlar; ücret düzeyi , döviz kuru ve verimlilik düzeyidir. Ancak bu üç faktörün ihracat üzerindeki ektisi oldukça farklıdır. Asıl temel faktör, uzun dönemde de kalıcı etkileri olan verimlilik düzeyindeki gelişmelerdir. Verimlilik düzeyinin yükseltilmesi ise, uzun dönemde ancak teknik ilerleme ve sermaye stokunun yükseltilmesi ile mümkün olmaktadır. Hızlı teknolojik değişim ve bunun üretim süreçlerine uygulanması sonucunda bir yandan üretiminin kompozisyonu değişmekte, diğer yandan hızlı verimlilik artışları neticesinde rekabet gücü elde edilmektedir.

Bu faktörler yanında rekabet gücünü etkileyen ve sayısallaştırılmayan, kalitatif faktörlerin etkisini de belirtmek gerekir. Kalite, servis ağı, finansman imkanları, tüketicilerle kurulan ilişkiler gibi kalitatif faktörler de rekabet gücü üzerinde etkili olmaktadır. Gelişmiş merkez ülkeler üzerine yapılan kimi çalışmalarda, ihracat başarısı ile birim işgücü maliyetleri arasında bire-bir ilişki gözlemlenememiştir. Bu durum Kaldor Paradoksu olarak tanımlanmaktadır.

Türkiye imalat sanayi ithal ikameci sermaye birikim rejiminde, dış rekabete karşı korunmuş, genellikle aksak rekabet piyasalarında (oligopol, monopollü rekabet, monopol vs.) gelişmesini sürdürmüştür. Bu yıllarda imalat sanayiinda önemli bir birikim sağllanmış olmakla birlikte, bu sanayi aşırı değerlenmiş döviz kuru, ithalat yasakları ve kotalarla korunmuş, ancak sektörel ve ürün bazında bir tercih oluşturulamadığı ve sanayinin rekabet gücünü artıracak bir strateji geliştirilmediği için zamanla dövizin bulunabilirliği temel sorun olarak ortaya çıkmış, döviz temininde karşılaşılan sorunlar ithalat kapasitesini düşürerek bu rejimin tıkanmasına neden olmuştur.

İthal ikameci birikim rejiminin tıkanması ile gündeme gelen dışa dönük büyüme modelinin temel kaygısı, uzun dönemde ülkenin rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olmamıştır. Belirli dönemlerde ihracatta sağlanan performansın arkasındaki temel unsur, imalat sanayinde birikim ve buradan kaynaklanan yüksek verimlilik artışları sonucu sağlanan rekabet gücü sayesinde gerçekleşmemiş başta

Ücretler ve devalüasyonlar olmak üzere, geçmiş yıllarda yaratılan kapasite ve yüksek teşvikler sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak kur ayarlamalarının durduğu, ücretlerin arttığı bir konjonktürde üretim kapasitesi de artırılamadığı için ihracatta elde edilen performans artık işlemez duruma gelmiştir.

Çalışmada Türkiye'nin rekabet gücü üç yöntemle analiz edilmiştir. Bunlar; "Açıklanmış Karşılaştırmalı üstünlükler", "Rekabet Gücü Endeksi", "Reel Kur" ve IMD'nin hesaplamalarına dayalı "Ülke Rekabet Gücü" yaklaşımlarıdır.

I. İmalat Sanayiinin Rekabet Gücü:Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Yaklaşımı

Bir ülkenin mal ya da sektör bazında ihracatının yapısı bazı iktisatçılara göre ilgili ülkenin sahip olduğu karşılaştırmalı avantaşlarını, ithalarının yapısı ise ülkenin karşılaştırmalı dezavantajlarını yansıtmaktadır.bu alt bölümde imalat sanayiinin rekabet gücü Balassa'nın (1965)geliştirdiği RCA (Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler- Revealed Comparative Avdantages) endeks yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Bu yaklaşıma göre, uluslararası ticaretin ürün bileşiminin, ülkeler arasındaki göreli maliyetleri yansıttığı varsayılmaktadır. (Balassa, 1977:1327) Rekabet gücü aşağıda belirtilen formül yardımıyla hesaplanmıştır.

RCA = In [(XI/XT)/(MI/MT)]. 

Denklemde;

XI: Türkiye'nin bu mal grubunda yapmış olduğu ihracatı,

XT: Türkiye'nin yapmış olduğu toplam ihracatı,

MI: Türkiye'nin bu mal grubunda yapmış olduğu ithalatı

MT: Türkiye'nin yapmış olduğu toplam ithalatı göstermektedir.

Hesaplanan RCA değerlerinde.

RCA<50 ise bu sektörde rekabet gücünün yüksek olduğu,

-50<RCA<50 ise rekabet gücünün marjinal sınırda olduğu,

RCA<-50 ise ilgili sektörde rekabet gücünün düşük seviyede olduğu kabul edilmektedir.

I.1.Faktör Kullanım Yoğunluklarına Göre Rekabet Gücü ve Dış Ticaret

İmalat sanayiinde faktör kullanım yoğunluklarına göre rekabet gücünün ve dış ticaretin gelişimi ağşağıdaki satırlarda özetlenmiştir.

Rekabet gücü yüksek olan başlıca sektörler (rgy); Gıda ürünleri ve içecek, tütün ürünleri, tekstil ürünleri, giyim eşyası, metalik olmayan diğer mineraller.

Rekabet gücü marjinal sınırda olan sektörler(rgms); Bavul, saraçlık ve ayakkabı, ağaç ve mantar ürünleri, plastik ve kauçuk ürünleri, ana metal sanayi, metal eşya sanayi (makine, teçhizat hariç), elektrikli makine ve cihazlar ve mobilya sektörleri.

Rekabet gücü düşük olan sektörler (rgd); Kağıt ve kağıt ürünleri, basım ve yayım, kok kömürü, petrol ürünleri ve nükleer yakıt, kimyasal madde ve ürünler, makina ve teçhizat ithalatı, büro, muhasebe ve bilgi işlem makinaları, haberleşme teçhizatı ve cihazları, motorlu kara taşıtları ve römork, diğer ulaşım araçları, yeniden değerlendirme

Faktör kullanım yoğunluklarına göre sektörel rekabet gücü değerlendirildiğinde; hammade yoğun ve emek yoğun ssanayilerde rekabet gücünün yüksek olduğu, ölçek yoğun sanayilerde düşük/marjinal sınırda kaldığı, farklılaştırılmış ve bilim bazlı mallarda ise düşük olduğu saptanmıştır.

Faktör Kullanım Yoğunluklarına Göre Rekabet Gücü (RCA) - İhracatçı Sektörler

Faktör Kullanım Yoğunluklarına Göre Rekabet Gücü (RCA)

  90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 gidis
Hammade Yoğun Sanayiler rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Tütün Ürünleri rgd rgd rgd rgd rgms rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Ağaç ve Mantar Ürünleri rgd rgms rgms rgd rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Kok Kömürü, Petrol ürünler, Nükleer yakıt rgy rgms rgms rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Metalik Olmayan Diğer Mineraller rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Ölçek Yoğun Sanayiler rgms rgms rgd rgd rgms rgd rgd rgd rgd rgms rgd
Basım ve Yayım rgd rgd rgd rgd rgms rgd rgd rgms rgd rgd rgd
Plastik ve Kauçuk ürünleri rgd rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Kimyasal Madde ve ürünler rgy rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Ana Metal Sanayi rgy rgms rgms rgms rgy rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Motorlu Kara Taşıtları ve Romörk rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd rgd rgd rgms rgms
Diğer Ulaşım Araçları rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd
Kağıt ve Kağıt Ürünleri rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Emek Yoğun Sanayiler rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Mobilya rgd rgd rgd rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Metal Eşya Sanayi (makine, teçhizat hariç) rgd rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Giyim Eşyası rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Tekstil Ürünleri rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Bavul, Saraçlık ve Ayakkabı rgy rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Farklılaştırılmış, Bilin Bazlı Mallar rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd
Makine ve Teçhizt İmalatı rgms rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Elektrikli Makine ve Cihazlar rgd rgd rgd rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms rgms
Büro, Muhasebe, Bilgi İşlem Cihazları rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd
Tibbi, Hassas, Oprik Aletler, saat rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Haberleşme Techizatı ve Cihazları rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd rgd
Yeniden Değerlendirme rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgms rgd

rgd=rekabet gücü düşük    rgms=rekabet gücü marjinal sınırda    rgy=rekabet gücü yüksek

KAYNAK : DPT verilerinden hareketle EŞİYOK tarafından hesaplanmıştır.

Faktör Kullanım Yoğunluklarına Göre Rekabet Gücü (RCA) - Konsolide Tablo

Faktör Kullanım Yoğunluklarına Göre Rekabet Gücü (RCA)

Yıllar

90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 gidis
Hammade Yoğun Sanayiler rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Ölçek Yoğun Sanayiler rgms rgms rgd rgd rgms rgd rgd rgd rgd rgd rgd
Emek Yoğun Sanayiler rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy rgy
Farklılaştırılmış ve Bilim Bazlı Mallar rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd rgd

rgd=rekabet gücü düşük    rgms=rekabet gücü marjinal sınırda    rgy=rekabet gücü yüksek

KAYNAK : DPT verilerinden hareketle EŞİYOK tarafından hesaplanmıştır.

...

RCA ; Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler - Revealed Comparative Advantages
RCA=ln (XI/XT)/(MI/MT)
XI=Türkiye'nin bu mal gurubundaki ihracatı
XT=Türkiye'nin toplam ihracatı
MI=Türkiye'nin bu mal gurubundaki ithalatı
MT=Türkiye'nin toplam ithalatı
Yorum :
RCA>50            Sektörde rekabet gücü yüksek,
-50<RCA<50  Sektörde rakabet gücü marjinal sınırda
RCA<-50         Sektörde rekabet gücü düşük
olarak kabul edilir.

Rekabet gücüne sahip sektörlerin toplam ihracat içerisindeki payları;

1990 yılında %63,3

1991 yılında %65,5

1992 yılında %66,6

1993 yılında %64,8

1994 yılında %63,5

1995 yılında %65,1

1996 yılında %63,6

1997 yılında %63,6

1998 yılında %63,4

1999 yılında %59,9

olarak saptanmıştır. Başka bir ifadeyle, zaman içerisinde emek ve hammadde yoğun sanayilerin toplam ihracat içerisindeki payında göreli olarak bir azalmanın meydana geldiği görülmektedir.

Farklılaştırılmış ve bilim bazlı malların toplam ihracat içerisinde payında zamanla bir artış görülmekle birlikte, toplam ihracat içerisindeki payı göz önünde alındığında hala önemsiz düzeylerde bulunduğu görülmektedir.

Ölçek yoğun sanayilerin toplam ihracat içerisindeki payında zamanla nispi bir düşüş görülmekle birlikte toplam içerisindeki %25'ler düzeyini korumuştur. Bu kategoride yer alan sektörler içerisinde ana metal sanayinin 1990 yılında %16,9 olan payı zamanla azalarak 1999 yılında %8,9'a düşerken, motorlu kara taşıtları ve römorkun payında artış yaşanmış, sektörün 1990 yılında %1,7 olan payı, 1999 yılında % 6,8'e yükselmiştir. Kimyasal madde ve ürünleri payında da ana metal sanayiininde olduğu gibi düşüş gerçekleşmiştir.

Sektörel düzeyde ithalatın gelişimi incelendiğinde; ölçek yoğun sanayiler ilk sırada yer almış, onu farklılaştırılmış ve bilim bazlı mallar izlenmiştir. Emek yoğun ve hammadde yoğun sanayicilerin toplam ithalat içerisindeki payında zamanla azalma görülmektedir.

Ölçek yoğun sanayi ithalatı içerisinde kimyasal madde ve ürünlerin payında zamanla sıçrama niteliğinde bir gelişme yaşanırken, diğer ulaşım araçları ithalatının payında düşüş gerçekleşmiştir. Ölçek yoğun sanayilerinin toplam ithalat içerisinde 1990 yılında göreli bir artış yaşanmış ve 1999 yılında %44,9 olarak gerçekleşiştir.

Farklılaştırılmış ve bilim bazlı mallar ithalatın toplam ithalat içerisindeki payında zamanla önemli farklılaşmalar yaşanmamış, %33,35'ler düzeyinde bir ağırlığa sahip olmuştur. Örneğin sektörün 1990 yılında %35,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu kategori içerisinde en ağırlıklı ithalata sahip ürün, makine ve teçhizat imalatı olup, 1990 yılında %1,7 olan payı 1999 yılına gelindiğinde %14,9'a yükselmiştir.

Hammadde yoğun ve emek yoğun sanayi ithalat paylarında samanla azalma gerçekleşmiştir. Bu iki kategorinin toplam ithalat içerisinde 1990 yılında %27,8 olan payları, zamanla azalarak 1999 yılında %17,8'e gerilemiştir.

II.Rekabet Gücü Endeksi

İmalat sanayiinde rekabet gücünü ölçmeye yönelik olarak kullandığımız ikinci yöntem, ücret ve verimlilik endeks değerlerine dayalı "rekabet gücü" göstergesidir. Rekabet gücü hesaplakırken

CP=(APLreel) / (AWLreel)*100

formulünden yararlanılmıştır. Rekabet gücünü belirleyen parametrelerden biri olan verimlilik düzeyi, bu çalışmada EUROSTAT (Avrupa Birliği İstatistik-verimlilik) tarafındanda kullanılan, "kısmi verimlilik" olarak tanımlanmış ve

APLreel=((VA/P)L)

formülü yardımıyla elde edilmiştir.

Burada; APLreel işgücünün ortalama reel verimliliğini, VA; katma değeri, P; GSMH deflatörünü ve L ise ücretle çalışmaların ortalamasını göstermektedir.

 

Bir ekonomide diğer tüm değişkenlerin sabit olduğu varsayımı altında, mevcut işgücü ile daha fazla katma değer yaratılıyor, ya da veri katma değer daha az iş gücü kullanımı ile elde ediliyorsa, verimlilik artıyor demektir.

Rekabet gücünün diğer bileşenini oluşturan ücret değerleri hesaplanırken, imalat sanayi yıllık istatisliklerinden hareketle (en son yayınlanan İmalat Sanayi İstatislikleri 1996 yılı ile sınırlı olduğundan, çalışmadaki veriler bu yılla sınırlı tutulmuştur)

AWLreel=((W/P)/L)

formulünden yararlanılmıştır.

AWL reel ortalama reel ücretleri, W; ücretle çalışanlara yapılan ödemeleri, P;GSMH deflatörünü, L ise ücretle çalışanların ortalamasını göstermektedir. Ücret ve verimlilik serilerinin indirgenmesinde, 1987 fiyatları ile GSMH fiyat deflatörü kullanılmıştır.

 

Tablo 3: İmalat Sanayisinde Rekabet Gücünün Gelişimi

  AWL APL CP
  1980=100 1980=100 1980=100

1970

77,72

92,2

118,64

1971

82,96

100,09

120,64

1972

79,88

101,9

127,57

1973

79,39

86,41

108,84

1974

78,97

87,66

111

1975

88,49

90,5

102,27

1976

114,2

102,32

89,59

1977

123,54

102,36

82,86

1978

125,59

106,94

85,14

1979

113,54

91,1

80,24

1980

100

100

100

1981

99,69

113,13

113,49

1982

96,7

118,25

122,28

1983

95,2

117,71

123,64

1984

84,38

110,37

130,8

1985

76,09

110,08

144,67

1986

72,99

139,43

191,03

1987

81,27

144,28

177,52

1988

78,67

156,64

199,11

1989

91,82

148,77

162,02

1990

112,46

158,42

140,86

1991

152,69

187,49

122,79

1992

150,55

205,67

136,61

1993

151,57

224,7

148,25

1994

121,5

231,57

190,6

1995

112,74

222,24

197,12

1996

110,1

195,45

177,52

KAYNAK : DİE, İmalat Sanayi İstatistiklerinden hareketle EŞİYOK tarfından hesaplanmıştır.

Yukarıda tanımlanan parametrelerden hareketle hesaplanan rekabet gücü endeks değerlerinin gelişimi Tablo 3'de gösterilmiştir.

YIL 70 72 74 76 78 80 82 84 86 88 90 92 94 96 98
CP
.
200

*

.

*

*

.

*

.

*

.
150
.

*

. * * *
. * *
. *
100 *
. *
. *
.
.
50
.
.
.
.
YIL 70 72 74 76 78 80 82 84 86 88 90 92 94 96 98

Endeks değerlerinin 100'ün üzerine çıkması rekabet gücünün arttığını, 100'ün altına düşmesi ise rekabet gücünün azaldığını göstermektedir. Bu bağlamada, verimlilik ve ücret değişkenlerinin aldığı değerler ve artış hızları rekabet gücünü belirlemektedir.

Tarım gereği, rekabet gücünün artması şu koşullara bağlıdır:

İ) Verimlilikle birlikte ücretlerin de arttığı, ancak verimlilik artış hızının ücretlerden yüksek gerçekleştiği,
İİ) Verimliliğin arttığı ancak ücretlerin düştüğü,
İİİ) Verimliliğin arttığı ancak ücretlerin sabit kaldığı bir durumda geçerlidir.

Rekabet gücü endeks değerlerine göre 1980-88 döneminde imalat sanayiinde rekabet gücü artmıştır. Bu dönemin başlangıç yılını temsil eden 1980 yılında, 100 olan verimlilik endeksi,

1988 yılında (56,64 puan artarak)156,64 'e yükselirken ücret endeks değeri aynı dönmede 100'den 78,67'e (22 puan azalarak) dönmüştür. Rekabet gücü endeks değeri ise aynı dönemde 100'den 199.11 'e yükselmiştir.

Hızlı ücret ayarlamalarının gerçekleştirildiği 1989 yılından itibaren rekabet gücü düşmeye başlamış, 1993 yılında 148,25'e gerilemiştir. 1980-88 döneminde, ücretlerin baskı altına alınarak elde edilen rekabet gücü, 1989 yılında son bulmuş, 1989-1993 döneminde ücret gelirlerinin artması ile elde edilen rekabet gücü kaybı 14 puan civarında gerçekleşmiştir.

Ancak 1994 yılında ücretlerde yaşanan reel gerilemeye ek olarak verimlilik artışı neticesinde rekabet gücü tekrar artmaya başlamış, 1994 yılında 190,59 olarak gerçekleşmiştir. Aynı eğilim 1995 yılında da sürmüş, ancak 1996 yılında verimlilik dezeyinin düşmesi ile birlikte endeks değeri bir önceki yıla göre 20 puan civarında düşerek 177,52 olarak gerçekleşmiştir.

Rekabet gücünün gelişiminde ele aldığımız dönemde, çeşitli faktörler etkişi olmuştur. 1980-88 döneminde gerçek ücretlerdeki gerileme yanında, gerçekleşen reel devalüasyonlar ve 1986 yılından itibaren gerçekleşen verimlilik artışları etkili olmuştur. Verimliliğin düştüğü, ücretlerin yükseldiği ve revalüasyonun yaşandığı 1989 yılında, bu üç parametrenin olumsuz gelişmesi neticesinde, rekabet gücü 199'dan 162'e gerilemiştir. 1989-93 dönemindeki rekabet gücünün düşmesinde yukarıda belirtildiği üzere ücretlerin yükselmesi yanında reel revalüasyonlar etkili olmuştur.

1994 yılında elde edilen rekabet gücünün temel nedenleri ise, ücretlerde gerçekleşen düşüşler, verimliliğin artması ve yüksek oranlı devalüasyonlar sayesinde gerçekleşmiştir.

III.Reel Kur ve Rekabet Gücü

İhracata dayalı bir kalkında stratejisinde, ihracatın arttırılmasında döviz kuru önemli bir işleve sahiptir. 1980 sonrası yeniden yapılanma sürecinde döviz kurlarının düşük tutulmasına dayalı bir kur politikası iki tür işlev görmektedir: bir yandan mevcut kurulu kapasite imkanları elverişli olan ve ihracat potansiyeli taşıyan sektörlerde/ürünlerde dış pazarı iç pazara göre daha karlı duruma getirerek teşvik ederken, diğer taraftan, mutlak ve göreli üstünlüklere sahip olmayan sektörlerde de, sektördeki/üründeki fiyatları devalüasyonlar yoluyla uluslararası düzeye getirerek ilgili ürüne/sektöre rekabet gücü kazandırmaktadır.

Yapılan ampirik çalışmalarda, rekebet gücü üzerinde, verimlilik artışlarının ve yurt içi göreli fiyat yapısını değiştiren döviz kuru değişmelerinin etkileri konusunda farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bazı araştırmacılar, reel kurdaki değişimin göreli fiyat yapısını değiştirerek rekabet gücü kazandırdığını belirtirken, kimi araştırmacılara göre ise, reel kurdaki değişmelerin ancak kısa vade de etkili olduğunu, uzun dönemde ise temel parametrelerin; teknik ilerleme ve verimlilik artışları sonucunda elde edilen gelişmelerin etkili olduğunu belirtmektedir (Amrndola et.al, 1993).

Reel döviz kuru en basit anlatımla ülkeler arasındaki enflasyo farklarını göz önüne alacak şekilde hesaplanan nominal döviz kurudur. Reel kurun önemi, bir ülkenin dış ticaretinde rekabet gücüne ilişkin bir gösterge olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu yaklaşıma göre, iki ülke para birimleri arasındaki döviz kurunda meydana gelen değişmeler, bu iki ülkenin göreli fiyat düzeylerindeki değişmeler tarafından belirlenmektedir. Eğer bir ülkenin reel efektif döviz kuru yükselirse-o ülkenin parası değer kazanırsa- ilgili ülkenin malları dış pazarlarda göreli olarak daha yüksek fiyatlarda satılacağından ülkenin rekabet gücü, dolayısıyla ihracatı düşürecektir.

Türkiye ekonomisinde dış ticaretin serbestleştirilmesinde/yeniden yapılanma süresinde, kur politikalarından önemli ölçüde yararlanılmış, 1980 yılının Ocak ayında %3'lük nominal develüasyonla başlatılan esnek bur uygulamaları daha sonra yurt içi ve yurt dışı enflasyon hızları da dikkate alınarak, kayan kur (crawling peg) şeklinde sürmüştür. İthal ikameci dönemde imalat sanayiinde uygulanan çoklu kur uygulamalarına son verilmiştir.

Devalüasyonlardaki temel amaç; TL'yi dış piyasalarda gerçek-denge fiyatına yaklaştırmak yanında TL'nin değer kaybetmesi neticesinde iç talebin kısılarak, yurt içi talebin dış ticarete konu olan mallardan dış ticarete konu olan mallardan dış ticarete konu olmayan mallara (non-tradebles) kaymasının sağlanması da hedeflenmiştir. Bu politikaların sonucuda, 1980-85 döneminde TL, efektif kurlar cinsinden yılda ortalama olarak %3 civarında değer kaybetmiştir.

Diğer yandan, 1988 Ağustos ayında döviz kurlarının belirlenmesi MB-sınca kurulan döviz piyasası yardımıyla serbest piyasa güçlerine açılmış, döviz karaaborsasının önlenmesinde bu politikalar etkili olmuştur.(Çeçen et.al, 1996).

Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 30 Sayılı Karar, Ağustos 1989 tarihine kadar kambiyo rejiminin esasını oluşturmuştur. Bu kararda yapılan değişiklikle birlikte Türk parası ve Türk parasıyla ödemeyi sağlayan belgelerde her türlü dövizin ithali serbest bırakılmıştır.

Diğer yandan 1989 yılında 32 Sayılı Karar ile daha da belirginleşen sermaye hareketlerinin serbestisi Türkiye'nin kambiyo rejimini liberalleştirmiştir. Bu kararda;

1) Türkiye'de yerleşik kişilerin yurtdışından arazi ve nakdi kredi almaları, Türk bankalarının döviz kredisi açmaları serbestleştirilmiştir.

2) Sermaye hareketlerini serbestleştirme yönünde yapılan değişikliklerde en temel gelişme ise şu olmuştur: dışarıda yerleşik kişilerin borsada kote edilen menkul kıymetleri, Türkiye'de SPK Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar ve aracı kurumlar yoluyla satın almaları, satmaları, bu kıymetlere ait gelirlerle bankalar yoluyla yapılan satışların bedellerini bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla dışarı transfer etmeleri; aynı şekilde Türkiye'de yerleşik kişilerin bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla dışarı transfer etmeleri; aynı şekilde Türkiye'de yerleşik kişilerin bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla yabancı borsalarda kote edilmiş menkul kıymetleri satın almaları ve buna ilişkin alış bedellerini dışarı transfer etmeleri ya da satmaları ve yurt içine getirmeleri serbest bırakılmıştır.

3) ihracatçıların ihraç ettikleri mallara ilişkin dövizin % 70'ini fiili ihraç tarihinden itibaren 3 ay içinde yurda getirip yetkili kurumlara satması %30'nu serbestçe kullanabilme imkanı verilmiştir : böylelikle daha önce %20 olan serbest kullanım payı arttırılmıştır.

4) 5 milyon ABD doları veya buna eşit dövize kadar nakdi sermayeyi bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla, ayni sermayeyi ise gümrük mevzuatı çerçevesinde ihraç etmek izne tabi olmaksızın serbest bırakılmıştır. Bu miktarı aşan nakdi veya ayni sermayenin ahracıysa Hazine'nin bağlı olduğu bakanlığın iznine tabi tutulmuştur. Altın ihracatı ve ithalatı serbest bırakılmıştır.

1989 yılında her türlü sermaye hareketlerinin libaralleştirilmesinden sonra, kısa vadeli sermaye hareketleri başta düviz kuru olmak üzere, zamanla ekonomideki tüm parametleri etkilemeye başlamıştır.

III.1.Reel Döviz Kuru ve Tanımları

Reel döviz kuru tanımları iki başlık altında toplanabilir: bunlardan ilki geleneksel olarak kullanılan,satın alma gücü paritesi temelinde yapılan tanımdır. İkinci tanım ise dış ticarete konu olan ve olmayan mallar ayrımında yapılmaktadır.

III.1.1.Satın Alma Gücü Paritesi (Purchasing power Parity)

Bu tanıma göre, reel döviz kuru, yabancı ülke fiyatlarının (P*), yurtiçi fiyatlara (P) oranı ile, düzeltilmiş nominal döviz kuru (E)'nun P* ile çarpılıp, yurt içi fiyatlara oranlanması ile elde edilmektedir.
Simgelerle ifade edilmek istenirse; rppp =E.P*/P olarak formüle edilmektedir.

III.1.2.Dış Ticarete Konu Olan ve Olmayan Mallar Temelinde Reel Kur

Bu tanıma göre,ilgili malların ülke içindeki göreli fiyatlarının, ülkenin dış ticaretinde rekabet gücünün bir göstergesi olarak kullanılmasıdır. Tanım, yurt içi ve yurtdışı göreli fiyat yapısının ülkeler arasındaki maliyet farklılıklarını ortaya koymasını ifade etmektedir. Dış ticarete konu olan malların fiyatlarının dünya ölçeğinde eşitleneceği varsayımına dayanmaktadır ve söyle formüle edilmektedir.

Rr = PT/PN = E.PT*/PN

Formülde PT; dış ticarete konu olan malların ülke içindeki fiyatlarını, PT*; aynı malların dünya fiyatlarını, PN ise dış ticarete konu olmayan malların fiyatını göstermektedir.

Çalışmada kullandığımız reel kur, astın alma gücü paritesinden hareketle, iki ağırlık kullanılarak hesaplanmıştır. Bunlar Reel kur (1) ve Reel kur (2) olarak tanımlanmıştır. Reel kur (1) hesaplanırken, dış fiyat için;

Pf =0,75. pABD+0,25.pALM

ağırlığı kullanılmıştır.

Formülde  pABD; ABD GSYİH fiyat deflatörünü,  pALM; Almanya GSYİH fiyat deflatörünü

göstermektedir. Reel kur (2) tanımındaki yurt içi fiyatı gösteren P değişkeni, Türkiye GSYİH deflatörü, yurt dışı fiyatı gösteren pf değişkenini ise ABD GSYİH deflatörü temsil etmekte olup, çalışmada döviz kurunu gösteren E değişkeni, TL/Dolar olarak tanımlanmıştır.

Reel kur (1)=E* (0,75 p ABD+0,25pALM)P

ve

Reel kur (2)=E Pf/P

formüllerinden hareketle hesaplanmıştır.

Reel kur değerlerindeki bir artış devalüasyonu, düşüş ise revalüasyonu ifade etmektedir.

Hesaplanan Reel kur (1) ve Reel kur (2) değerleri birbirine yakın çıkmış iki kur serisinin aldığı değerler büyük benzerlik göstermiştir. İhracat (X) / GSYİH ve Reel kur endeks değerlerinin gelişimi (Reel kur değerleri 10 (on) ile çarpılarak) tablo 4'de gösterilmiştir.

Grafik 2'de ise X/GSYİH ve reel kur ilişkisinin gelişimi gösterilmiştir.

Tablo 3 ve Grafik 2 birlikte incelendiğinde, reel kur ile ihracat arasındaki ilişki açıkça görülmektedir.

İstikrar programının gündeme geldiği 1980 yılında ihracat/GSYİH oranı %4.2 olarak gerçekleşirken, 1983 yılında %9.2, 1988 yılında ise %12,82 olaraktespit edilmiştir.

Finansal liberalizasyonun sağladığı yıldan itibaren, Türkiye reel kurun sürekli devalüe edilmesi politikasından vazgeçerek, 1989 yılından itibaren, ödemeler dengesi açıklarını ihracat gelirleri yerine, yurt dışı tasarruflarla veya sermaye girişleri ile finanse etme yolunu seçmiştir.

1990-93 döneminde reel kur revalüe olurken, ihracat/GSMH değeri de düşmeye başlamıştır. 1994 kriz yılında TL'nin devalüasyonu neticesinde, reel kur endeks değeri 1,05'den, 1,40'a yükselerek devalüe olmuştur. İhracat/ GSMH oranı ise önemli bir sıçramayla %14,1'e yükselmiştir.

1995 ve 1996 yıllarında reel kur tekrar değerlenmeye başlamış, buna paralel ihracat/GSYİH değeride düşmüştür.

İhracat/GSYİH ile Reel kur(2) arasındaki ilişkinin gücünü veren korelasyon katsayı (r=0,86) gibi yüksek bir düzeyde bulunmuştur.

Tablo 4: İhracat/GSYİH ve Reel Kur İlişkisi
  X/GSYİH Reel Kur 1 Reel Kur 2

1970

3,25

11,3

10,0

1971

3,97

13,4

11,7

1972

4,06

11,8

10,4

1973

4,81

10,4

9,1

1974

4,05

8,5

7,5

1975

2,97

8,0

7,1

1976

3,63

8,2

7,3

1977

2,85

7,8

7,1

1978

3,37

7,7

7,0

1979

2,98

7,2

6,7

1980

4,23

8,5

8,0

1981

6,56

9,3

8,9

1982

8,81

11,2

10,7

1983

9,23

12,8

12,4

1984

11,83

14,6

14,2

1985

11,75

13,9

13,5

1986

9,77

13,7

13,4

1987

11,67

13,5

13,2

1988

12,82

14,4

14,4

1989

10,85

12,6

12,6

1990

8,6

10,0

10,0

1991

9,0

10,2

10,2

1992

9,27

10,7

10,5

1993

8,51

10,5

10,3

1994

13,9

14,0

13,8

1995

12,74

11,8

11,6

1996

12,61

11,9

11,8

Kaynak : EŞİYOK tarfından hesaplanmıştır.
Grafik 2 : Türkiye Ekonomisinde X/GSYİH ve Reel Kur