| 191 |
SONUÇ (Rapor için tıklayınız) |
| ... |
Sonuç
bölümü raporun diğer bölümlerinde verilen bulgu ve gözlemler ile tutarsız otonom
bir bölüm olarak yer alıyor. Burada yazarlar Türk sanayinin oluşumu ve performansı
konusunda pragmatik ve analitik bir tabana oturmayan oldukça ideolojik bir yorum
getirmektedirler. Türk ekonomisinin sorunlarının temelinde olan tasarruf yetersizliğinin
yolsuzluktan mı yoksa sermaye kaçağından mı kaynaklandığı çok açık değildir. TÜSİAD
sorunların kökenine inmek istiyorsa, ülkeden kaçan sermayenin kumulatif değerlerini
araştırmalıdır. Burada
gündeme getirilen yorum ve değerlendirmelerin raporun kapsamını oluşturan gözlem ve
bulgulara dayandığın söyleyebilmek güçtür. Ayrıca bu değerlendirmeler Türkiye
gerçekleri ile tutarlı da değildir. Bu sonucun dayandığı veriler gerçek fon
akışlarını netleştiren çok farkı bir makroekonomik analiz tarzı gerektirmektedir. |
| 193 |
1. Sanayileşme ve
Yanlış Kamu Politikaları |
24. ocak.1980 kararlarından bu
yana Türk ekonomisi dışa açılmacı liberal politikalar ile yönetilmektedir. 196-1980
planlı ve devletçi dönemde ekonominin ortalama büyüme hızı %6.3, 1980-2000 liberal
dönemde ise 4.6 dır. Devletin ekonomiden çekildikçe sabir sermaye yatırımlarının
azaldığı raporda vurgulanmaktadır. "Yolsuzluk Ekonomisi",
ekonomik kontrolun kamusal alanın dışına dışına çekilmesi ile mümkün
olabilmiştir. Bu ekonomik modelde firmalar kendi tasarrufları ve özkaynakları ile
yatırım yapmak yerine bu kaynaklardan rant yaratmayı tercih etmektedirler. Kamu
açıkları kötü yönetimden değil, kar-vergi-faiz payaşımındaki
sızıntılardan kaynaklanmaktadır. Vergi alması gereken devlet borç almakta ve faiz
ödeyerek transfer harcamaları ile etkinliğini yitirmektedir. Yazarların söz ettiği kapsamlı ekonomik hamlenin hangi modele,
stratejilere ve önceliklere dayanacağı belli değildir. Burada Devlet Planlama
Teşkilatının rolününün ne olacağı beliritilmemiştir. Input-Output tablolarına
dayanan stratejilerin önemi artık anlaşıldığına göre bunları tekrar devreye
sokmanın zamanı gelmeemişmidir? Bilgiye ve yarartıcışığa dayanan bir ekonomiye
"hadi geçelim" diye geçilebilr mi? Türkiye'nin öncelikleri ve kıyalamalı
üstünlükleri hesaplanmamalı mıdır? |
| 197 |
2. Toplumsal Yeniden
Yapılanma Projesi |
Yazarların ekonomik ve
stratejik sorunları "Yolsuzluk Ekonomisi" paradigmasına
bağlayarak kamusal otoriteleri sorumlu gibi göstermesi gerçekçi ve doğru değildir.
Türkiye'nin içine düştüğü çıkmaz bürokratların yolsuzluğa eğilimli
olmasından değil, reel kesimin karlarını ve tasarruflarını "Transfer
Ekonomisi" teknikleri ile yurt dışına aktarmalarından ve sonra bu
kaynakları yatırıma yönetmek yerine tekrar devlete yüksek faizli borç olarak geri
vermek yönteminden kaynaklanmaktadır. Bunun böyle olduğu basit bir Keynesgil
tasarruf-yatırım dengesi analizi ile görülebilir. Doğal olarak TÜSİAD için hazırlanan ve TÜSİAD tarafından
finanse edilen bir raporda sorunların kaynağının doğrudan reel kesim ve sanayiciler
olduğunu söyleyebilmek olanaklı değildir.
"Sonuç olarak bürokrasinin dürüst ve
kirlenmemiş teknik kadrolarının, temizlenmeyi öngören iş kesimi ile iş
birliği yapmaları gereklidir." önerisi fazlası ile önyargılı ve
ideolojiktir. Temizlenmeyi öngören iş kesimleri öncelikle karlarını ve
tasarruflarını yurt içi yatırıma yöneltmeli ve Ar-Ge faaliyetlerini finanse
etmelidir. |
| ... |
- Devlet ve İş Aleminin Sorumluluğu
|
Fırsat?
Tehdit? Rekabet? Strateji? |
| ... |
|
Fırsat?
Tehdit? Rekabet? Strateji? |
| ... |
- Devletin Yeni Fonksiyonları
|
Fırsat?
Tehdit? Rekabet? Strateji? |
| ... |
... |
Sonuç bölümünde ele alınan
konuların ve yapılan önerilerin Türk sanayicileri için rekabet stratejileri oluşturulması
konusu ile ilişkisi pek anlaşılamıyor. Burada, rapordaki gözlem ve bulgular yerine
Türk sanayicilerinin kamu yönetimi konusunda kendilerinin dile getiremediği sorunların
akademik bie ağızla dile getirildiği izlenimi ediniliyor. Burada dile getirilen gözlem
ve önerilerin gerçek payı olmakla birlikte rekabet stratejileri üzerindeki etkileri
sanıldığı kadar doğrudan olmayabilir. Türk sanayicilerinin yeni pazarlara
açılması konusunda bürokrasi ve kamu yönetiminin köstek değil destek olduğu
yakından gözlemlediğimiz bir olgudur. |