eylemban4.jpg (1493 bytes)

Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ (TKY) PARADİGMASI

Doç. Dr. Kutlu Merih
EYLEM-Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi Uzmanı

 

Bir Paradigma Olarak TKY

Paradigmalar, İçinde yaşadığımız sosyoteknik evreni algılama, yorumlama ve kontrol etme süreçlerinde özel bir rol oynarlar. 1990 lı yıllarda, ileri ve üstün bir yönetim tekniği iddiası ile gündeme gelen Toplam Kalite Yönetimi (TKY) işletmelerin daha etkin yönetimi için bazı yaklaşımlar öneren güncel bir paradigmadır. Japon ürünlerinin dünya pazarlarındaki başarısı ve bu başarının Japon İşletmeciliği olarak da bilinen Toplam Kalite Yönetimi tekniklerine bağlanması, bu tekniklerin bütün işletmecilik dallarında yaygın olarak kullanılması için bir hareket ve heyecan yarattı. Akademik işletmeciliğin, işletme yönetimi eğitimine ağırlık vererek, işletmelerin güncel sorunlarını çözen pragmatik işletmeciliğe mesafeli davranması TKY uygulamalarının gerçek sorunlara dönük ciddi ve disiplinli bir yaklaşım olma yerine, her sorunu çözen bir mucize reçete gibi popülerlik kazanmasına yol açtı. Arkasında ilginç bir propaganda gücü oluşan TKY uygulamalarının kamu sektöründe, sağlıkta, eğitimde kabul görmeye başladığını gözlemekteyiz. Uygulamalar, bilimsel çevrelerden bağımsız olarak danışmanlık çevrelerinden kaynaklanan bu yaklaşımın gerçek sorunların çözümüne olanak sağlamak yerine kuruluşların kendi başarılarını vurgulama için tercih ettikleri bir PR çalışması olarak öne çıktığını sergilemektedir.

Bu çalışmada TKY yaklaşımının işletmeciliğin stratejik sorunları ile ne ölçüde ilgili olduğunu ve gerçek potansiyellerini araştıracağız.

TKY NEDEN, NE ZAMAN VE NASIL

Konusu işletmecilik olan uzmanların işletmecilik sorunlarına konusu işletmecilik olmayan uzmanlardan farklı bakacağı ve TKY gibi bir takım hazır çözüm reçetelerini kuşku ile karşılayacağı açıktır.

Hekimlikte bir hastayı tedavi etmeden önce hastalığın ne olduğunun tesbit edilmesi için bazı kontrol ve diagnostik prosedürlerinin uygulanması laboratuar testleri ile radyodiagnostik uygulamalarının yapılması gerekmektedir. İşletmelerde TKY yaklaşımını uygulamadan önce de işletmenin sorunlarının ne olduğunun ve bu sorunların nasıl çözümlenebileceğinin ve çözüm yöntemlerinin nasıl uygulanacağının belirlenmesi ve bununla ilgili bir stratejik audit gerçekleştirilmesi gerekmektedir. TKY danışmanları ise bu tür bir diagnostiği önermeden kendi yaklaşımlarının uygulanmasına ve kuruluşlar içinde ayrı bir TKY departmanı oluşmanı ağırlık vermektedirler.

TKY, sağlıksız ABD sanayi işletmelerinin Japon rakipleri karşısında yenik düşmeleri karşısında yok olmalarının engellenebilmesi için 1990 larda popülerleşen bir işletmecilik yöntemidir. Bu yöntem sağlıksız işletmelerin sorunlarını ;

Başarının müşteri güveni ve sadakati kazanarak ölçeklenmesini
(CUSTOMER FOCUSING)

Proseslere dönük çalışarak bunların sürekli geliştirilmesini
(CONTINUOUS IMPROVEMENT)

Örgütlerin daha basık hiyerarsik yapılara dönüştürülmesini
(DOWNSIZING),

Çalışanlara daha fazla yetki ve sorumluluk göçerilmesini
(EMPOWERING),

Temponun yükseltilmesini
(CYCLE TIME REDUCING)

Ana konuların dışındaki konuların başka firmalara devredilmesini
(OUTSORCING),

Diğer işletmelerdeki benzer proseslerin ölçeklenmesini
(BECHMARKING),

Önererek çözme amacını taşımaktadır. ABD sektörlerinin zaman içindeki dönüşümlerini göz önüne alırsak, uygulamaların genelde başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak günümüzdeki ilginç gelişmeler Bu başarıların yöntemden değil, ABD nin hastalığı kabul ederek tedavi için pozitif çabalar harcamasından kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalar bu tür projelerin sonuçlarından memnun kalan yönetici oranının %16, olmayanların %35 ve anlamlı bir fark göremeyenlerin %49 civarlarında olduğunu göstermektedir. Bunun dışında ABD işletmelerine gözlenen gelişmelerin yönetim tekniğinden değil, DOWNSIZING sloganı ile yoğun bir şekilde işten çıkarılan "Beyaz Yakalı-Ara Kademe" yöneticilerden kaynaklandığı dikkati çekmeye başlamıştır. Ayrıca TKY teknikleri uyguladıkları halde bunalımdan çıkamıyarak batma noktasına gelen firmalar da, TKY fiyaskoları konusunda ilginç örnekler oluşturmaktadır.

Toplam Kalite Yönetimi ve Kalite Kavramları

Toplam Kalite Yönetimi (TKY) kavramı 1990’lı yıllarla birlikte yaygınlaşan ve ilgi gören bir kavramdır. Toplam Kalite Kontrolu kavram ve yaklaşımları 1950 lerden itibaren geliştirildiği halde bunun bir yönetim modeli olarak genişletilmesi 1990 lara raslamaktadır. Bunun bir nedeni aynı yıllarda ISO 9000 Kalite Güvencesi Standartlarının çeşitli sektörlerde "kalite" kavramına karşı bir duyarlılık yaratması olabilir. Yeni bir yönetim anlayışı ve yaklaşımı olduğunu ileri süren olan bu kavram önce sanayide, üretim sektöründe ortaya çıkmış, üretilen malın kalitesinde artış sağlamanın yanısıra, kalitesizlikten doğan kayıpları ve maliyetleri en aza indirmesi özelliği nedeniyle diğer sektörlerde de kabul görmeye başlamıştır. Her yönetim biçiminde olduğu gibi TKY’nde de bir felsefe, farklı bir yönetim anlayışı ile yönetim için geliştirilmiş bir dizi teknik söz konusudur.

TKY yaklaşımı daha önce uygulanan ve gelenekselleşmiş yöntemleri eleştirerek ve farklı bazı anlayışları vurgulayarak öne çıkmaktadır. Geleneksel ile TKY yaklaşımları arasındaki farklar Tablo da özetlenmiştir

Tablo   : Geleneksel ile TKY Yaklaşımları Arasındaki Farklar

GELENEKSEL YAKLAŞIM

TKY YAKLAŞIMI

Kalite ve verimlilik birbirleriyle çelişir.

Verimlilikte artış kalitenin geliştirilmesiyle sağlanır.

Kalite, standartlara / spesifikasyonlara uygunluktur.

Kalite, doğru tanımlanmış müşteri isteklerini tatmin eden şartlara uygunluktur.

Kalite uygun olmama derecesi ile ölçülür.

Kalite, kullanıcı tatmini ve devamlı süreç/ürün geliştirme çalışmaları ile ölçülür.

Kalite yoğun denetim ile sağlanır.

Kalite, ürün/hizmet tasarımı ile belirlenir ve etkili bir süreç kontrolu ile sağlanır.

Ürün/hizmet minimum kalite standartlarını sağlıyorsa bazı hatalar kabul edilebilir.

Hatalar süreç aşamasında önlenir.

Kalite ayrı bir fonksiyondur ve üretimin değerlendirilmesiyle ilgilidir.

Kalite ürünün/hizmetin tasarımından kullanıcı tarafından kullanılması hatta kullanımından çıkarılmasına kadar geçen süredeki tüm fonksiyonların ayrılmaz bir parçasıdır.

Düşük kaliteden işi yapanlar sorumludur.

Kaliteden yönetim sorumludur.

Diğer yönetim anlayışlarından farklı olarak TKY, mekanik bir yaklaşım olmayıp, çalışanların tümünün beyin gücü, yaratıcılık ve deneyimlerinden yararlanma şeklinde bir iş ahlakı anlayışını gerektirmketedir. Bu nedenle hemen her örgüt ve kültürde uygulanabilir bir yönetim biçimi olarak önerilmektedir. Tam anlamıyla uygulanmasına her ne kadar Japonya’da rastlanmakta ise de bu anlayışın fikir babalarının Amerikalılar olduğu ve günümüzde Japonya’nın yanısıra Kuzey Amerika ve Avrupa’da yaygın olarak kullanıldığı dikkati çekmektedir.

TKY için tam bir tanım bulunmamakla birlikte mevcut yayınların incelenmesinden şu saptamaların geçerli olduğu görülmektedir:

TKY, bir düşünce ya da duygular dizisi olmayıp, kalitenin geliştirilmesine ilişkin verilere ve gerçeklere dayanan bir karar alma sistemidir.

Toplam Kalite kavramı, kullanıcı ya da müşteriye ulaşan özel bir ürün ya da hizmetin kalitesinin yanısıra, bunu gerçekleştiren örgütün kendi içerisindeki performansının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir.

TKY anlayışına göre, kalite, bir örgütün tüm faaliyetlerinin sonucu ortaya çıkar. Örgütlerin kendilerine özgü kalite kültürü ve kalite sistemleri olmalı, çalışan her kişi ve yapılan her işin iyileştirme sürecinde yeri olmalıdır.

TKY, her görevin, her işin, ilk seferde ve her zaman doğru olarak yapılmasına dayanan bir yönetim anlayışı olup herkesi ilgilendirmektedir.

Mal ya da hizmet üretiminde kalitenin dikkate alınması aslında yeni bir konu değildir. Geleneksel yönetim anlayışlarında, kalite konusu üst düzey yöneticilerinin sorumluluğunda olup, mal üretildikten sonra “kalite kontrolü” (batch control) yapan görevliler bulunmaktadır. TKY’nde ise, üretimin başından itibaren her aşamada kalite standartlarının gerçekleşmesine özen gösterilir ve tüm çalışanların bu süreçte rolü ve sorumluluğu söz konusudur. Kaliteye ulaşmada rol ve sorumluluğu olanlar, kaliteyi kişisel olarak algılama ya da beğeni anlamında değerlendirme yerine, bilimsel verilere dayanarak değerlendirmek zorundadır. Bu konuda veri toplanması ve analizi eskiden olduğu gibi beyaz yakalı işçilerin tekelinde değil, üretim sürecinin her aşamasında yer alan tüm çalışanların sorumluluğundadır.

Kamu kuruluşlarında TKY Uygulanabilir Mi?

Tarihsel süreç içerisinde önceleri sanayide ve özel sektörde ortaya çıkmış olan Toplam Kalite Yönetiminin, tüm güçlüklere rağmen kamu sektöründe de uygulanabilmesi için gözönünde bulundurulması gereken başlıca önemli noktalar şu şekilde sıralanmaktadır:

    1. Müşteri Odaklı olmalıdır : Tüm müşterilere, uygun bir maliyet karşılığında iyi hizmet sunulması hedeflenmelidir.
    2. Stratejik olarak sonuçlar ve işlemler üzerinde yoğunlaşmalıdır: TKY, stratejik niyetleri pratik başarılara dönüştürebilmelidir.
    3. Kurallarla değil, amaçlar ve değerlerle yürütülmelidir: İşlerin yürütülmesi, kararların verilmesi sırasında zorlayıcı kurallar değil, belirlenmiş amaç ve değerler geçerli olmalıdır.
    4. Topluma, çalışanlara ve müşterilere de yetki verilmelidir: Amaç, insanların ihtiyaç duydukları şeyleri, birlikte çalışarak ve yaratıcı güçlerini kullanarak gerçekleştirmesi, başarmasıdır.
    5. Etkili ve verimli olmalıdır: TKY, bir yandan maliyetleri azaltırken diğer yandan performansın ve müşteri tatmininin artmasını sağlamalıdır.
    6. Alternatif hizmet sunucular ile kıyaslandığında, müşteriler tarafından tercih edilmelidir: Bir kamu hizmetinden yararlanan müşteriler, bu hizmeti, benzeri diğer kamu hizmetleri ya da özel sektör hizmeti ile kıyasladıklarında para ödemeye değer ve kaliteli bulmalıdırlar.
    7. Çalışanlar ve müşteri tarafından aynı değerde bulunmalıdır: Verilen hizmet, hizmetle ilişkisi olan tüm taraflar, yani hem müşterliler hem de hizmeti üretenler tarafından kaliteli bulunmalıdır.
    8. Girişimci olmalıdır: TKY, kamu sektöründe mevcut kaynakların, düşüncelerin, teknolojilerin ve işlemlerin kullanımı sırasında maliyetin düşürülmesi ve kazancın artışını sağlamalı, bunu yaparken sadece kaynakların harcanmasını değil yaniden kullanımını hedefleyen bir girişimcilik hedeflenmelidir.
    9. Tepkici olmak yerine başlatıcı olmalıdır: TKY, yönetim ekibinin harekete geçmeden önce ayrıntılı plan yapmasını öngörür.
    10. Kendi alanında en iyiyi hedeflemelidir: Kamu sektöründeki her kurum veya kuruluş, sorumlu olduğu hizmetlerin, müşteri tatmini, maliyet düşüklüğü ve yeterlilik açısından en iyi olmasını ve örnek oluşturmasını hedeflemelidir.

Kamu veya özel herhangi bir kurluşta bu on kuarala uymaya özen göstermek, olum, etkili ve vermli bir çalışma ortamı yaratabilmektedir. Buna karşılık bu çalışma iklimini oluşturmak için yönetimlerin kararlı ve sürekli olması gerekmektedir. Aksi durumlarda bu yaklaşımlar geçici fanteziler olmaktan öteye gidemiyecektir.

TKY Yaklaşımı Çerçevesinde "Kalite" Kavramı

Avrupa Kalite Kontrol Örgütü (EOQC) ile Amerikan Kalite Kontrol Derneğince benimsenen kalite tanımı şu şekildedir:

“Kalite, bir ürün ya da hizmetin, belirlenmiş bazı ihtiyaçları karşılamadaki yeterliliğine ilişkin özelliklerinin tümüdür.”

Kalite ile ilgili bazı hatalı görüş veya önyargılar ve neden yanlış olduğu aşağıda açıklanmıştır :

Muayene Kalitesi Anlayışı TKY Anlayışı

Kalite, lüks, gösteriş ve ağırlık anlamındadır.

ANCAK, bu görüş “tasarım kalitesi” ile ilgilidir. Ürün veya hizmet kendi özelliklerine uygunsa kalitelidir.

Kalite, “elle tutulmaz” ve bu nedenle de ölçülemez.

ANCAK, hizmet standartlarının her birine ait sayısal bilgiler veren kriterler sayesinde çok kolay ölçülebilir

Kalitesizliğe sadece işçiler neden olur.

ANCAK, üretimin, tasarım, planlama, satın alma, üretim, denetim, yönetim vb. basamaklarının herbirinde çalışanların son ürünün kalitesi üzerinde ayrı ayrı ve birlikte sorumlulukları vardır.

Kalite, kalite kontrol bölümünün sorumluluğundadır.

ANCAK, kalite kontrol bölümü kendisine ulaşmadan önce ürün üzerinde çalışanların sorumluluklarından sorumlu tutulamaz.

Kalite, maliyet artırıcıdır ve bu nedenle de verimliliği düşürür.

ANCAK, uygulamalar kalitesizliğin maliyetlerinin daha yüksek ve ölümcül olabileceğini göstermektedir.

Kalite kavramını tanımlama konusunda güçlükler olmakla birlikte bu kavramın “üretim” ve “hizmetler” açısından ne ifade ettiği üzerinde durmak bir miktar netlik kazandırabilecektir.

Üretim Açısından Kalite

Üretim açısından kalite kavramı şu şekillerde ele alınabilmektedir:

    1. Ürüne dayanan tanımlama :

      Ürünün neleri, ne kadar içerdiği ile ilgilidir.

    2. Üretime dayanan tanımlama:

      Üretilen ürün için belirlenmiş standartların ne ölçüde gerçekleştiği ile ilgilidir. Bu görüşü benimseyenlere göre “kalite, ihtiyaçlara uygunluktur". Bu tanımın geleneksel "kalite" kavramını deforme ettiği ve bir anlamda "kalitesizliği" de kapsadığı açıktır. Aç olan bir insanın ihtiyacı doymaktır. Ziyafet ise doymaktan dah öteye ihtiyaçlara hitap eder.

    3. Kullanıcı-müşteriye dayanan tanımlama :

      Kullanıcı ya da müşteri açısından ürünün “amaca uygunluğu” dur. Bu tamım da kalitenin pozitif deontolojik anlamı ile çelişmektedir. Buna göre deontolojik olmayan amaçlara uygun araçları (örneğin kanser yapan hammaddeyi veya siyanürlü altını) kaliteli saymamaız gerekecektir.

    4. Değere dayanan tanımlama:

Üretime ve müşteriye dayanan tanımlamanın karışımıdır. Müşterinin, arzu ettiği standartlara sahip olan bir ürüne, kabul edilebilir bir fiyat ve maliyet ile sahip olabilmesi mantığına dayanır.

Hizmetler Açısından Kalite

Üretim ve hizmet sektöründe, kalite kavramını farklı biçimlerde ele almak gerekmektedir. Çünkü, üretim sektöründe önce ürünler, mallar yapılmakta, müşteri son aşamada önem kazanmaktadır.

Oysa, hizmet sektöründe önce müşteri ile anlaşma yapılmakta, yani hizmet satılmakta, daha sonra ise üretim ve tüketim birlikte ve hemen hemen aynı anda gerçekleşmektedir.

Üretim sektöründe, ürünün belirlenen standartlara uyması önem kazanırken, hizmet sektöründe müşteri ya da kullanıcının beklentilerine yanıt vermesi önem taşımaktadır.

Hizmet kuruluşlarında kalite ve kalite yönetimi kavramlarının açıklık kazanması için önce hizmet sektöründe kalite kavramına açıklık getirmek gerekir. 

Hizmetlerin başlıca üç özelliği bulunmaktadır,:

1- Soyutluk:

Hizmetler soyuttur, çünkü, ölçülemez, sayılamaz ve test edilemezler. Herhangi bir hizmeti depolamak söz konusu olmadığından, üretim sektöründe yapıldığı gibi son aşamada kalite kontrolü yapmak ta mümkün değildir.

2- Heterojenlik:

Hizmetler, birbirinden çok farklı ihtiyaçları olan müşteriler içindir. Aynı hastalığa sahip farklı kişilerin, hastane ortamı, tedavi ve bakım konularında farklı beklentilere sahip olacağı ortadadır.

3- Bütünlük:

Üretim sektöründe olduğu gibi, ürüne fabrikada iken birtakım yöntemlerle kalite kazandırmak ve daha sonra müşteriye sunmak söz konusu değildir. Tersine, hizmet verilirken o anda kalite gerçekleşir ya da gerçekleşmez.

Hizmetlerdeki kalite için “Hizmet Kalitesinde Denge Üçgeni” nin gözönünde tutulması gerekir .

Bu üçgen eşkenar bir üçgen olup kenarlar üç bileşeni ifade etmektedir:

İnsan

İşlemler,
çevre ve süre            

Teknoloji ve
profesyonel özellikler

Bunların herhangi birine ağırlık veya öncelik vermek kaliteyi etkileyecektir.

Örneğin, işlem ya da süreçlere ağırlık vermek, müşteriye şu mesajı verecektir:
“Sen bizim için bir sayısın ve biz burada senin gibiler için uğraşıyoruz.”

Insan bileşenine ağırlık vermenin anlamı ise:
“Biz seni seviyoruz ve senin için çalışıyoruz. Ancak, ne yaptığımızı tam olarak bilemiyoruz.” olabilecektir.

Teknik ve profesyonel konulara ağırlık vermenin vereceği mesaj da:
“Biz ne yaptığımızı ve nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Ancak, senin bir birey olarak bizim açımızdan fazlaca önemin yok.” anlamına gelebilecektir.

Buna göre kamu veya özel sektörde, dengeli ve kaliteli bir hizmetin sunulabilmesi bu üç faktöre gerekn önemim gerekn sıra ile verilmesi ile mümküğn olabilecektir.

Kalite Güvencesi Sistemleri (Quality Assurance Systems)

Kalite Güvencesi Sistemleri, bir ürün veya hizmetin sunumunda, istenilen ve beklenilen performansın tutturualbilmesi için gerekli olan ölçme ve kayıt işlemlerinin sürekli hale getirilmesi ve performansların izlenmesidir. Temel olarak mevcut olan veya sahada çalışan ve bir hizmetin personelinin kalifikasyonu, binaların yeri ve büyüklüğü gibi komponentleri ile takip edilecek süreçleri (kurulacak komiteler, toplanacak veriler ve bunların analizi gibi) tanımlayan uzmanların üzerinde mutabık kaldığı standartlar üzerine kurulur. Standartların takip edilip edilmediği dışardan yapılan denetimlerle izlenir.

Kalite güvencesi Sistemlerinin (KGS) temel varsayımı şudur :

Önceden fikir birliğiyle doğru olarak saptanan standartlar ve süreçler takip edilirse bu sürecin çıktısı olarak üretilen hizmetin veya malın kalitesi de yüksek olacaktır .

Ancak KGS, her zaman kalitenin iyileşmesi ile sonuçlanmayabilir, hatta karar verici ve uygulayıcıların kendi kendine tatmin olmalarını sağlayarak daha iyi kalitenin gelişimini de baskılayabilir.

Bu nedenle KGS’nin ve saptanan standartların etkili olarak çalışması için şunların gerçekleştirilmesi gerekir:

  1. Genel standartlar yerinde belirlenmeli ve ölçülebilir düzeyleri ortak görüşle tespit edilmelidir.
  2. Standartlar bir kontrol listesi olarak kullanılmamalı, performansı geliştirmek üzere gözden geçirilmek üzere sürekli izlenmelidir.
  3. Tüm gerekli kayıtlar tutulmalı ve saklanmalıdır. Böylece eksiklikler ve uygunsuzluklar zamanında saptanarak gözden geçirilebilir.
  4. Uygulamalar, 2. ve 3. maddelerin ışığında güncelleştirilmelidir.

Özetle, KALİTE GÜVENCESİ SİSTEMİ, mevcut performansın ölçülmesi ve bu düzeyin istenilen veya normatif performansla karşılaştırılarak aradaki farklılığı yaratan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla, tekrar uygulamaya geçilmesidir.

Kalite Kontrolu

Muayeneye dayanan bir yöntem olup önceden saptanmış standartlara ulaşmayı hedefler.

Kalitenin Sürekli İyileştirilmesi  ve Toplam Kalite Yönetimi

Japon mucizesinin temelinde yatan etkenlerin belki de en önemlilerinden biridir. Kalitenin Sürekli iyileştirilmesi (KSİ)’nde, KGS’nde kullanılan yöntemlere başvurarak hizmet kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesi, geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Tanımdaki “sürekli” kavramının altını çizmek gerekir, çünkü üretim ve hizmet süreçlerinde de görev alan personelin ve diğer ilgililerin sürekli olarak güncelleştirilen amaçlara ulaşmak için sürekli ve sistematik olarak bir süreci takip etmeleri gerekecektir. Bu nedenle KSİ sağlık hizmetlerinin kalite düzeyinin yükseltilmesinde değerli bir araçtır. TKY, bütün kuruluşa yaygınlaştırılmış ve sürekli gelişmeyi esas alan bir "Kalite güvencesi sistemi" olarak yorumlanabilir. Diğer bir deyişle, kalite güvencesi bir organizasyonda sadece seçilmiş bir grubu veya bölümü (örneğin, sadece sağlık ocaklarını veya AÇSAP merkezlerinin aile planlaması hizmetlerini veya sadece hastanenin polikliniklerini veya bu polikliniklerdeki şeker hastalıklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetlerini) kapsarken toplam kalite yönetimi bütün bir organizasyonu (örneğin, tüm temel sağlık hizmetleri sunum sistemini, hastanedeki otelcilik hizmetleri veya tüm sağlık hizmeti sunum sistemini) kapsamaktadır.

İşlevleri gözönünde tutulduğunda, eğer her üç kavram içiçe geçmiş halkalar olarak kabul edilirse, Kalitenin Sürekli İyileştirilmesi (KSİ), Kalite Güvencesi Sistemi'nden (KGS)daha geniş, fakat Toplam Kalite Yönetiminden (TKY) daha dar bir anlama ve uygulamaya sahip olduğu görülebilir.

TKY, katılımcı ve paylaşımcı yönetici-liderler gerektiren bir uygulama, ve topyekün katılım gerektiren enerjik bir bir yönetim stili olarak düşünülmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi sürekli gelişimin olması temel şartlardandır. Bunun tıpkı Japonlarda olduğu gibi bir yaşam biçimi ve bir kültür olarak algılanması gerekir. Bu nedenle TKY uygulamaları öncelikle anlayış ve felsefelerin, tutum ve davranışların değişimini gerektiren bir kültür devrimi olarak ele alınmalıdır. Burada kuruluşların yönetim kadrolarına önemli bir rol düşmkete ve bu rolü oynayaman yönetimler TKY uygulamalarında başarısızlığa neden olmaktadır.

KSİ ve TKY yaklaşımlarını geliştirmek için iki temel güç olduğu kabul edilmektedir.
Bunlar: “Çekme” ve “İtme” güçleridir.

Çekme

“Müşteri vazgeçilmez bir hedeftir, kraldır” doğrusundan hareketle sadece iyi mal veya hizmet karşılığında satıcıya bağlılığını devam ettireceği anlamına gelir. Bu nedenle müşterinin (iç müşteri de dahil) beklentilerine ve ihtiyaçlarına cevap verecek hizmeti belirlemek ve bunların karşılanmasını sağlamak amaçlanır. Benzer şekilde müşterinin şikayetlerine savunma getirilmemeli, bunlar performansın yükseltilmesi için birer fırsat olarak değerlendirilmelidir. İlk bakışta çok doğru ve sağduyulu görünmekle birlikte "müşteri" kavramını aşırı basite ve tek boyuta indirgeyen bir anlayışı yansıtmaktadır.

İtme

Kalite kontrolunu, hatalı ürünlerin azaltılmasını, atıkların ve gereksiz süreçlerin en aza indirilmesini ifade eder. Bunun için çeşitli istatistiksel kontrol yöntemleri, yöneylem araştırmaları ve veri/bilgi analizi gerektiğinden çalışanların yolunda gitmeyen durumlar, çıktı düzeyleri vb. konularda temel kayıtları tutması teşvik edilir. Ancak ideal olanı, çalışanları sadece kayıtları tutmaya değil, ama aynı zamanda uygulamaların ve ürünlerin geliştirilmesine katkıda bulunmaya yönlendirmek, teşvik etmektir. Amaçlar ve araçlar karıştırıldığında TKY anlamsız bir bürokrasi ve gerginlik yaratan bir proje haline dönüşmektedir.

Deming Döngüsü Yaklaşımı

Problem çözme stratejilerini geliştirmek amacıyla basit histogramlar ve grafikler kullanılır. Deming döngüsü (Planla - Uygula - Kontrol et - Harekete geç / Plan-Do-Check-Act), sıfır hata ve zamanında yönetim gibi kavram ve yaklaşımlar da kalitenin iyileştirilmesi çalışmalarında kullanılmaktadır.

Özetle, KALİTENİN SÜREKLİ İYİLEŞTİRİLMESİ, kalite güvencesinde kullanılan yöntemlerle hizmet kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesi, yükseltilmesi anlamına gelirken Toplam Kalİte Yönetİmİ, organizasyonda her birimin/ çalışanın kendi çalışmalarını sürekli geliştirmek için düzenli ve sistemli olarak kalite güvencesi araçlarını ve yöntemlerini kullanmasıdır.

 Kamu Sektöründe Toplam Kalite Yönetimi

Sağlık hizmetleri genellikle kamuya ait bir hizmet türü olarak algılandığından toplam kalite yönetiminin kamu sektöründe de uygulanabilmesi gerekir. Bu konuda, kamu sektörünün yapısından kaynaklanan bir dizi uygulama güçlüğü söz konusudur.

Bu güçlükler şu başlıklar altında toplanabilir:

-Toplam Kalite Yönetimi anlayışı, doğası gereği kamu sektörüne uygun değildir:

TKY esas olarak sanayi ve üretim sektöründe ortaya çıkmıştır. Pazar için üretilen fiziksel ürünlerin nitelikli olması temeline dayanmaktadır. Oysa, kamu sektörü fiziksel ürün üretmek yerine ağırlıklı olarak hizmet sunmaktadır ve pazar kavramı bu sektör için oldukça yenidir. Pazara mal olarak verilecek olan bir ürün sanayide üretilir iken saptanmış bazı standartlara uygun olması sağlanabilir. Oysa, kamunun sunduğu hizmetler, hizmeti alan müşterilerin beklentilerine göre farklılık gösterebilmektedir.

-Kamu sektörü, doğası gereği TKY uygulamalarına uygun değildir:

Bu görüşü savunanlara göre, kamu sektörü, değişime dirençli olması, sabit bütçesi nedeniyle performansa değer vermemesi, kamu yöneticilerinin performans nedeniyle ödüllendirilmemesi ve yöneticilerin yönetsel kararlarda özel sektör kadar özgür olmaması gibi yapısal özellikleri nedeniyle TKY uygulamalarına elverişli değildir.

-Kamu sektöründeki meslek gruplarının iş kültürü TKY’ne aykırıdır:

Kamu sektöründe iş tanımları yapılmış, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiş çok sayıda meslek mensubu yer almakta ve her meslek kendi yetki alanını koruma konusunda tutucu davranmaktadır. Öte yandan, sağlık, eğitim gibi bazı kamu hizmetlerinin sunumu birebir ilişki gerektirdiğinden bireycilik ön plana çıkmakta ve TKY için gereken kollektivizmi gerçekleştirmek güçleşmektedir. Ayrıca, geleneksel hiyerarşik yapılanmaya bağlı olarak statü olarak daha yukarda ya da daha kıdemli olanların daha yetkili ve baskın olmaları, statüyü korumak için TKY’nin gerektirdiği değişimlere kapalı olmaları söz konusudur.

-Kamu sektörünün müşterisi daha sorunludur:

Kamunun sunduğu hizmetlerden yararlanan müşteri yelpazesi çok geniş olup birbirinden farklı, hatta birbirine ters düşebilen beklentilere sahiptir. Bu tür bir müşteri grubunun tatmini konusunda güçlüklerin olması kaçınılmazdır.

-Kamu sektörü yapı olarak daha karmaşıktır:

Kamu sektörünce sunulan hizmetlerde maliyeti arttırmadan kaliteyi iyileştirmenin mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. Bu görüşü savunanlara göre, politik etkilerle atanan kamu yöneticilerinin rekabetten ve ödüllendirmeden yoksun olarak, çoğu zaman kendi görüşleri dışında belirlenmiş bir bütçe ile, beklentileri birbirinden oldukça farklı olan insan gruplarına kaliteli hizmet sunması oldukça güçtür.

Kamu sektöründe TKY uygulamalarının önünde engel olarak duran bu güçlüklere rağmen maliyetleri düşürmek, verimi ve kaliteyi arttırmak, müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak gerekmekte ve tecrübeler bunun mümkün olduğunu göstermektedir.

Toplam Kalite Yönetimi Anlayışının Gelişimi

Toplam Kalite Yönetimi anlayışı II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan Japon mucizesi ile birlikte anılır olmuşsa da bunun temellerinin Amerikalılar tarafından atıldığı bilinmektedir.

II.Dünya savaşından bu yana geçen süre içerisinde Toplam Kalite Yönetimi kavramının gelişimine katkıda bulunanları üç grupta toplamak mümkündür :

    1. Kalite konusundaki mesajları Japonlara ileten ilk Amerikalılar,
    2. Amerikalıların mesajları karşısında yeni kavramlar geliştiren Japonlar,
    3. Japonların sanayideki başarısı karşısında ortaya çıkan Batılı yeni “guru”lar.

Son 40 yılın en önemli yönetim anlayışı, onun da ötesinde bir felsefe olan Toplam Kalite Yönetimi konusunda çok sayıda düşünür, “guru” ortaya çıkmış bunun önemli bir sonucu kuruluşların "Rasyonel Bilimsel" yönetim anlayış ve disiplinlinlerine uyma yerine sloganları tercih eder hale gelmeleridir. Bilimsel bir anlayış ve disiplin çerçevesinde "Kalite Güvencesi Sistemleri" kurmak ve geliştirmek ne kadar yaralı ise, slogamlara ve "gurulara" dayanan işletmecilik anlayışları da o kadar sakıncalıdır. Bir çok firma bu sakıncaları acı deneyimlerle yaşamış ve ağır faturalar ödemişlerdir.

Bu konuda görüş üretenler arasında en tanınmış guruların görüşlerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

Deming’in 14 Maddesi:

    1. Ürün ve hizmetin iyileştirilmesi için değişmez hedefler belirleyiniz.
    2. Değişim için liderliği ve yönetimi öğrenme sorumluluklarını üstlenerek yeni yönetim dönemi için yeni bir felsefe geliştiriniz.
    3. Kaliteye ulaşmak için gözlem yöntemine bağımlı kalmayınız, kitlesel muayene ve kontrol yerine kaliteyi her ürüne yerleştiriniz.
    4. Fiyata dayalı iş değerlendirilmesine son veriniz. Bunun yerine toplam maliyeti azaltınız ve her parça için bir üretici oluşturmaya yöneliniz.
    5. Kaliteyi ve üretimi arttırmak, maliyetleri düşürmek için üretim ve hizmet sistemlerini sürekli ve değişmez biçimde iyileştiriniz.
    6. Iş üzerinde eğitim yapınız.
    7. Liderliği geliştiriniz. Işin nasıl daha iyi yapılacağına yönelik denetim ve gözetim yapınız.
    8. Herkesin daha etkili çalışabilmesi için korku faktörüne yer vermeyiniz.
    9. Bölümler arasındaki engelleri kaldırınız. Araştırma, tasarım, satış ve üretim bölümlerinin birlikte çalışarak sorunları daha iyi görmelerini sağlayınız.
    10. Çalışanlara yönelik uyarıları, sloganları ve sayısal hedefleri ortadan kaldırınız. Sorunlar kişilere değil sisteme ait olduğundan kişilere yönelik uyarılar olumsuz etki eder.
    11. Sayısal kotalarla belirlenmiş iş standartlarına, yönetime ilişkin amaçlar ve sayısal hedeflere yer vermeyiniz. Bunun yerine liderliği geliştiriniz.
    12. Işletmenin çalışanı olmaktan gurur duyulmasını engelleyecek her türlü engeli ortadan kaldırınız.
    13. Etkin bir eğitim ve kendini geliştirme programı oluşturunuz.
    14. Şiketteki değişimin gerçekleşmesi için her çalışana görev veriniz.

 Juran’ın “Kalite Planlama Haritası”:

    1. Müşterilerin kimler olduğunu belirleyiniz.
    2. Bu müşterilerin ihtiyaçlarını belirleyiniz.
    3. Ihtiyaçları kendi dilinize çeviriniz.
    4. Bu ihtiyaçlara cevap verecek bir ürün geliştiriniz.
    5. Ürünün özelliklerini hem müşterinin, hem de bizim ihtiyaçlarımıza uygun olacak şekilde düzenleyiniz.
    6. Ürünü üretebilecek bir işlem geliştiriniz.
    7. Işlemi en uygun hale getiriniz.
    8. Bu işlemin, çalışma koşullarında ürünü üretebileceğini kanıtlayınız.
    9. Işlemi işe dönüştürünüz.

Fiegenbaum’un toplam kalite başarısı için 10 kıyaslaması

    1. Kalite, tüm şirketi ilgilendiren bir konudur.
    2. Kalite, müşterinin söylediği şeydir.
    3. Kalite, ve maliyet bir fark değil toplamdır.
    4. Kalite, hem bireysel hem de ekip fanatizmi gerektirir.
    5. Kalite, bir yönetim biçimidir.
    6. Kalite ve yenilik birbirine bağımlıdır.
    7. Kalite, bir etiktir.
    8. Kalite, sürekli iyileştirilmeyi gerektirir.
    9. Kalite, üretimde en yüksek maliyet etkinlik ve en az para ağırlıklı olmak demektir.
    10. Kalite, müşteri ve üreticilerin birbirine bağlı olduğu bütüncül bir sistemle gerçekleştirilebilir.

 Crosby’nin kaliteyi geliştirmek için 14 adımı:

    1. Yönetimin kalite konusunda onay verdiğinden emin olunuz.
    2. Her bölümden üst düzey temsilcilerin yer aldığı kalite iyileştirme ekipleri oluşturunuz.
    3. Mevcut ve olası kalite sorunlarının nerelerde olduğunu saptayabilmek için işlemleri ölçülebilir hale getiriniz.
    4. Kalitenin maliyetini değerlendiriniz ve bir yönetim aracı olarak nasıl kullanılacağını açıklayınız.
    5. Tüm çalışanların kalite konusuna olan ilgisini ve duyarlılığını arttırınız.
    6. Önceki adımlarda belirlenmiş olan sorunların çözümü için harekete geçiniz.
    7. Iyileştirme işlemleri için gelişim programı oluşturunuz.
    8. Kaliteyi iyileştirme programında aktif olarak yer alacak olan gözetmenleri eğitiniz.
    9. Yönetimin onayını tazelemek ve herkesi değişimden haberdar etmek için belirli günleri “Sıfır Hata Günü” ilan ediniz.
    10. Çalışanların kendileri ve grupları için iyileştirme hedefleri geliştirmesini teşvik ediniz.
    11. Çalışanları, iyileştirme hedeflerinin önündeki engelleri yönetime iletme konusunda teşvik ediniz.
    12. Katkısı olanları takdir ediniz.
    13. Uygun bir iletişimin kurulması için kalite konseyleri oluşturunuz.
    14. Kaliteyi iyileştirme programının hiç bitmeyen bir program olduğunu vurgulamak herşeyi tekrar tekrar yapınız.

Peters’in kalite devrimine ilişkin 12 saptaması:

    1. Kaliteyi yönetim saplantısı haline getirmek : Bu saplantı düşünülenin uygulamaya konulmasını sağlar.
    2. Heyecan ve şevke dayanan sistemler : Bir sistemde heyecan veya şevk uyandıran özellik, hatta bir ideoloji bulunmaz ise başarısızlık kaçınılmazdır.
    3. Kalitenin ölçülmesi : Bu işin başından itibaren herkesin kabul edeceği şekilde yapılmalı ve sonuçlar herkese bildirilmelidir.
    4. Kalite bir karşılık, bir ödüldür : Kalitede başarının soyut olarak ödüllendirilmesi, tutumlarda olumlu güdülenmeye neden olacaktır.
    5. Herkes kalite için eğitilmelidir : Şirketteki tüm kişiler, neden-sonuç ilişkileri, istatistiksel kontrol yöntemleri ve grup etkileşimi konularında yoğun biçimde eğitilmelidir.
    6. Çok fonksiyonlu ekipler : Geleneksel yönetim yapılarını değiştirecek ekipler oluşturulmalıdır.
    7. Küçük güzeldir : Küçük te olsa her değişiklikte bir önemlilik vardır.
    8. Sonu gelmeyen “Hawthorne” etkileri yaratın : Yeni olaylar durgunluk ve bezginliğin panzehiridir.
    9. Kalite iyileştirilmesini hedefleyen paralel örgütsel yapı : Bu, gölge kalite ekiplerinin oluşturulması ve saat ücreti ile çalışan geliştirilmesi demektir.
    10. Herkes işin içinde olmalıdır : Kalite süreci, üreticileri, dağıtıcıları ve müşterileri kapsamalıdır.
    11. Kalite arttıkça maliyetler düşer : Maliyeti düşürmenin başlıca yolu kaliteyi iyileştirmektir.
    12. Kalitenin iyileştirilmesi bitmeyen bir seyahattir : Her türlü kalite görecelidir ve aynı yerde durmaz.

Japon Yöntemleri Genel Uygulama Yeteneğine Sahip Mi?

TKY yönetimi JAPON İŞLETMECİLİĞİ olarak da bilinmektedir. Japonlar II. Dünya Savaşı sonrasında başta E. DEMING olmak üzere JURAN, FEIGENBAUM gibi kalite kontrol uzmanlarının ilginç önerilerine değer vererek, uygulamaya koymaları ve işletme yönetimi stratejilerini kendi kültürlerine göre düzenleyerek oluşturdukları yöntem, onların dünya pazarlarını ucuz ve kaliteli ürünlerle ele geçirmelerini sağladı. Ayrıca aynı yöntemleri kullanarak ABD yatırımlarında da etkili ve verimli olmaları bu tekniklerin kültürden bağımsız olduğu, Amerikan işçileri ile de verimliliğin sağlanabileceğini ortaya koydu. Kalitesizlik ve verimsizlik işçilikten değil yönetim şeklinden kaynaklanmakta idi. Böylece dünya pazarlarında başarılı olmak için Japonların yöntemlerinin uygulanması gerektiği gibi bir inanç yarattılar. Bu gün ise durumun tersine döndüğü ve başta Japonya olmak üzere bütün doğu sanayi ülkelerinin ciddi sorunlar karşısında olduğu gözlenmektedir. Peki ne olmuştur? Japon işletmeciliği başarının garantisi değilmidir? Bu soruların cevabı basittir. Hiç bir işletmecilik yöntemi kalıcı bir başarının garantisi değildir. İşletmecilik içinde bulunulan zamanın, ortamın ve sektörün yarattığı fırsatları ve tehditleri doğru algılayarak , işletmelerin kendi güç ve zayıflıklarını göz önünde bulundurarak yaşayacakları STRATEJİK bir süreçtir ve ekonomik, politik ve teknolojik olguların hızla değiştiği günümüzde sloganlara dayanan yöntemler uygulamak hazin sonuçlar doğurabilir.

1990 lı yıllarda Japonların küresel pazarlarındaki başarılarından da esinlenen ve güç kazanan TKY hareketi, İşletmecilik bilimini Fordism-Taylorism olarak küçümseyerek ve bilimi dışlayarak bir "Kalite İdeolojisi" olarak yaygınlaşmaya başladı. İşletme biliminin gündeminde olan fonksiyonel uzmanlıklara değer vermeyen TKY Hareketi kurukuşlara "kalite" üzerinde odaklanarak stratejik başarılara ulaşılabileceği telkinlerini sürdürdü. Gerçekte küresel pazarlardaki "rekabetçi stratejier", küresel korumacılık mevzuatları ile yakından ilişkili olup kalite den fazla beceriler gerektirmektedir. Ulusların kıyaslamalı üstünlükleri halen geçerliliğini korumakta ve kalite üstünlükleri ile aşılamamaktadır. Katma değeri ve emek maliyeti yüksek gelişmiş sanayi ülkeleri, emek değeri düşük gelişmekte olan ülke ürünlerinin pazarlarını istila etmesini engellemek için "kalite" gerekçesinin arkasına saklanmkta ve GATT anlaşmalarını çiğnememek için kaliteyi bir standart (ISO 9000) veya çevre koruma (ISO 14000) haline dönüştürmeye çalışmaktadırlar.

TKY yaklaşımı günümüzde artık bilimsel gerekçelerinden sapmış bir ideoloji haline dönüşmüş durumdadır. Küresel pazarlarda kaliteye dayanan rekabet üstünlüğü yakalayabilmek için öncelikle ürün ve hizmetlerin "kaliteye elastik" olması, diğer bir deyişle yani artan kaliteyle talebinin artması gerekmektedir. küresel pazarlarda birçok ürünün üretilmesi lisanslar ve patentler ile engellenmiş olduğundan böyle bir üstünlük bir çok stratejik üründe mümkün bile değildir. Diğer bir çok ürün ise, düşük emek maliyeti nedeniyle "kaliteye" değil "fiyata" esnek durumdadır. Burada kaliteyi değil fiyatı faklılaştırmak mümkündür. Özellikle tekstil, hazır giyim ve oyuncak gibi bu tür ürünlerde, kalite ve çevre standartları pazarların korunması için önemli bir rol oynamaktadır. Hastane, okul, devlet dairesi gibi standart bürokratik ve deontolojik kurallara göre çalışan kuruluşlarda TKY uygulamalarını önermek, bu uygulamalara itibar (credibility) kazandırmaktan öteye bir yarar sağlamamaktadır. "Kalite" anlayışının yaygınlaşması ise "Kaliteye dayanan korumacılık" önlemlerinin kolaylaşmasını ve yaygınlaşmasını sağlamaktadır.

 

KAYNAKLAR

BOZKURT, Rıdvan
ODAMAN, Aynur :
ISO 9000 KALİTE GÜVENCE SİSTEMLERİ,
MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ YAYINLARI NO:549, ANKARA, 1996

DAY, Ronald D. :
Kalite Fonksiyon Yayılımı : Bir şirketim Müşterileri ile bütünleştirilmesi
Marshall Boya ve vernik Sanayii, Kalite Kontrol Müdürlüğü, 1998

DEMING, W. E.
KRIZDEN ÇIKIŞ, (2. Basım)
KALDER, 1998, ISTANBUL

EVANS, James R.
WILLIAM M. LINDSAY :
THE MANAGEMENT AND CONTROL OF QUALITY
SOUTH-WETERN COLLEGE PUBLISHING, 1999

FEIGENBAUM, A. V.
TOTAL QUALITY CONTROL
McGraw-Hill, New York, 1983.

HARRINGTON, H. James
HARRINGTON, S. James :
TOTAL IMPROVEMENT MANAGEMENT: The Next Generation Performance Improvement
McGraw Hill, 1995

HAYRAN, Osman
UZ, Hulki
Sağlık Sistemelerinde Toplam Kalite Yönetimi
MERIH Sitesi , http://www.merih.com/wosmhay11.htm

IMAI, Masaaki :
KAIZEN : Japonya'nın Rekabetteki Başarısının Anahtarı (3. Baskı)
BRISA, 1997

LEVITT, Steve :
QUALITY IS JUST THE BEGINNING :
MANAGING FOR TOTAL RESPONSIVENESS,
a much needed critique of mainstream thinking on the total quality movement

MERİH, Kutlu :
NETWORK ORGANİZASYON YAPISI VE STRATEJİK HASTANE YÖNETİMİ
HASTANE YÖNETİMİ DEGİSİ NO : 2/4 , MAYIS.1998

MERİH Kutlu:
Toplam Kalite Yönetimi Fiyaskoları ve Hastane Yönetiminde TKY
MERIH SİTESİ :  http://www.merih.com/whasttky.htm

ŞİMŞEK M.
KALİTE YÖNETİMİ 
Marmara Üniversitesi Yayın No.584, Istanbul, 1996, s.64-65.

Uz, M. H.
Türkiye’de Temel Sağlık Hizmetlerinde Kalitenin Sürekli İyileştirilmesi İçin gereken Önkoşullar ve Bu Konudaki Danimarka Tecrübeleri.
Başkent Üniversitesi, 1. Basamak Sağlık Hizmetleri’nde Toplam Kalite Yönetimi Sempozyumu Kitapçığı, s. 49-56, Kasım, 1995.

PEACH, Robert W. :
THE ISO 9000 HANDBOOK 2ND EDITION
IRWIN Professional Publishing, 1995

RAO, Ashok :
TOTAL QUALITY MANAGEMENT,
A Cross Functional Perspective
John Wiley & Sons , 1996

TAPUK, Yılmaz
Keleş, Özgül :
Kalite savaş Araçları
KALDER, Ekim, 1998

WHO :
Report of the WHO Working Group on Quality Assurance, WHO/SHS/DHS/94.5, Geneva 1994.