| GİRİŞ
Kısaca 'Anlamların
paylaşılması süreci' olarak tanımlanan iletişim, günümüzde
insan yaşamının her kesitinde ve çeşitli düzeylerde oluşmaktadır (1). Çünkü,
her geçen gelişen ve değişen bir toplumda yaşayan insan, sürekli olarak
başkalarıyla ilişki kurmak zorundadır. Amaç ve işleyiş açısından belirgin
özellikleri içeren ve sistematik olarak gerçekleştirilen iletişim, insanların özel
yaşamlarında olduğu kadar çalışma ortamlarında da başarı ve mutluluğun en
önemli kaynağıdır. insanlar açısından bu değerleri taşıyan iletişim, kurumlar
açısından verimlilik ve kalitenin temelidir.
Amaçları ne olursa olsun, kurumsal
özellikleri taşıyan ve bu özellikleriyle toplumsal yapının bir parçası olan
işletmeler yaşamlarını içte ve dışta kurulan bir ilişkiler düzeni içinde
sürdürürler. Bu ilişkilerin denetim altına alınması, belirli bir yapısal düzen ve
amaç içinde işlemesi etkili bir iletişim politikasının izlenmesini zorunlu
kılmaktadır. Çünkü, kurumların, işlevleri doğrultusunda dinamik bir yapıyı
oluşturmaları ve geliştirerek sürdürmeleri gerekmektedir. Aşamalı (basamaksal) ve
yatay olarak oluşturulan bu yapı içerisinde bu boyutları da aşan çeşitli iletişim
mekanizmaları gerçekleşmektedir. Verimli ve kaliteli hizmet üretmek amacında olan
kurumlar, en azından, kurum içinde gelişen yatay ve dikey iletişimi kurumun
başarısını artırmaya yönelik olarak kılavuzlamak durumundadırlar (2).
Kurumların biçimsel yapıları,
örgütlenme ilke ve felsefeleri oluşan yada oluşturulacak iletişim süreçlerinin
yapısını da doğrudan etkilemektedir. Ekonomik kuramlara göre örgütlenen kurumlarda
iletişim çatışmaları, hatta iletişimsizlik bir sorun olarak kurumu etkilerken,
örgütsel yapısını davranışçı kuramlara göre geliştiren kurumlarda iletişim,
tüm ilişkiler ve etkileşim ortamlarının yanısıra karar verme sürecinin de temelini
oluşturmaktadır (3).
TANIM
Yukarıdaki açıklamalar kurumsal
iletişimin ne olduğu, içeriği ve kapsamı konusunda genel bilgiler vermektedir. Bu
bilgiler ışığında kurumsal iletişimi şu şekilde tanımlayabiliriz:
Kurumsal iletişim, kurumun
amaç ve hedeflerine ulaşması, işleyişini sağlaması için gereken üretim ve
yönetim süreci içinde, kurumu oluşturan bölüm ve ögeler aras›nda eşgüdümü,
bilgi akışını, motivasyonu, bütünleşmeyi, değerlendirmeyi, eğitimi, karar almayı
ve denetimi sağlamak amacıyla belli kurallar içinde gerçekleşen iletişim sürecidir
(2,4).
KURUMSAL İLETİŞİMİN İŞLEVİ ve
AMAÇLARI
İşbirliği % 100 iletişimden
oluşur. İletişim ise verimliliğin ve kalitenin temelidir, bilinçli bir yönetimin
vazgeçilmez aracıdır. Planlama, örgütlendirme, yöneltme, eşgüdüm, denetleme ve
yöneticilerin yetiştirilmesi gibi yönetimin temel işlevlerinin başarılı bir
şekilde yürütülmesi sürekli ve düzenli bir kurumsal iletişimin oluşturulmasına
bağlıdır.
Belli kurallar ve dinamik süreçler
çerçevesinde gerçekleşen kurumsal iletişimin beklenen işlevlerini ve amaçların şu
şekilde sıralayabiliriz (2, 4, 5).
Kurumsal iletişim, kurumda
çalışanları ve kurumun birimlerini birbirine bağlayan temel bir alt sistemdir.
Böylece, çalışanlar ve birimler hem uyumlu ve hem de eşgüdümlü çalışabilirler.
Kurumsal iletişim, kurumda
çalışan kişi ve grupların kurumun ortak amaçları doğrultusunda
gerçekleştirdikleri ileti alışverişidir. Kurumda eylemlerin sürdürülmesi,
sorunların çözülmesi ve yaratıcı gücün oluşturulması kurumsal iletişim ile
gerçekleşebilir.
Kurumsal iletişim dış dünya
ile örgüt arasında sağlıklı bir bilgi alışverişi sağlayabilir. Hızla değişen
çevre ve rekabet koşulları karşısında kurumların kendilerini yeni koşullara
uyarlamaları da kurumsal iletişim ile sağlanabilir.
Kurumsal iletişim kurum
yönetiminin en önemli aracıdır. Kurumda planlama, eşgüdüm, karar verme, güdüleme
ve denetimin sağlanabilmesi etkili bir kurumsal iletişimi gerektirir.
Kurumsal iletişim kurumda
hiyerarşik basamakların belirlenmesinde ve otoritenin sağlanmasında önemli rol oynar.
Gelen ve giden iletiler, belgeler, bilgiler ve dokümanlar kurumsal iletişim kuralları
çerçevesinde saklanır, bilgi ve belge arşivleri oluşturulur.
Kurumsal iletişim kurumda
çalışanların oluşturdukları küçük grupların birbirleriyle ve kurumun
bütünüyle sağlıklı ilişkiler kurmalarında önemli rol oynar. Kurumun
bütünlüğünün ve çalışanların ait olma duygularının geliştirilmesini sağlar.
Kurumsal iletişim içsel olarak
kurumda karşılıklı güvenin ve serbest bilgi akışının, dışsal olarak da iyi
hizmet ve müşteri isteklerine ilginin kaynağıdır.
Kurumların çalışanları arasındaki
iletişim yeterli olmadığı zaman kurumlar küçülerek fazla hiyerarşiden uzaklaşıp
yatay ve yalın örgütlenmelere gitmektedirler. Bir kurumda iletişim ve insan
ilişkileri iyileştirilmez ise verimlilik ve kalite elde edilemez. İletişim
yetersizlikleri yada bozukluklukları kişiler arasında iyi ilişkilerin gelişmesini
engeller ve çalışanlarda motivasyonun düşmesine neden olur. Düşük motivasyon
verimsizliğin ve kalitesizliğin temel nedenidir. Bu durum, ayrıca, nitelikli insan
gücünün kuruma kazandırılmasını zorlaştırır ve mevcutların kaybına yol
açabilir.
İşgörenler, kendilerinden neyin
yapılmasının beklendiğini ve bunu neden yapmaları gerektiğini, üstlerinin onlardan
ne beklediğini, diğer bölümlerde ve kurum dışında kendi işleriyle ilgili olarak
nelerin olup bittiğini bilmek isterler. İnsanın diğer insanları, kendi kurumlarını,
dış dünyayı tanıyabilmesi, olayları ve düşünceleri anlayıp algılayabilmesi
için iletişim süreci gereklidir. Kişi ve kurumların dış dünya ile anlamlı bir
bütünlük içinde bulunabilmesi için iyi işleyen ve açık iletişim kanallarının
oluşturulması gereklidir. Kurumlarda etkili yönetim sağlıklı bir iletişim sürecine
dayanmaktadır. İletişim, kurumsal faaliyetlerin başarısının temelidir.
Katılımcı yönetim biçimlerinde
kararların oluşturulmasında ve ekip çalışmasında kişiler arası fikir, bilgi ve
duygu alış-verişi süreci kurumsal iletişimin önemli bir uygulamasıdır. Bu tür
uygulamaların sonucu olarak kurum içinde oluşan etkili iletişim ortamı, kurumun amaç
ve hedeflerinin çalışanlar tarafından kolayca anlaşılmasına ve bunların
gerçekleştirmesinde içten çaba göstermeleri için güdülenmelerine önemli ölçüde
katkıda bulunmaktadır.
Verimlilik ve kalite
düşünüldüğünde iletişimin kurum açısından önemi daha fazla hissedilmektedir.
Sözlü ve yazılı iletişim insan kaynakları gelişiminin temelini oluşturmaktadır.
Ancak paylaşım ortamlarında insan kaynakları için gerekli temel bilgiler
iletilebilir. İletişim, eğitim gibi bilgi ve deneyim paylaşım yada aktarım
ortamlarının özünü oluşturur.
KURUMSAL İLETİŞİMİN YAPISI
Formel (Resmi) İletişim
Kurumlarda gerçekleşen iletişim
öncelikle kurumun hiyerarşik düzeni doğrultusunda formel (resmi, biçimsel) yapı
özelliği gösterir. Bu iletişim biçimi, genellikle kurumun kuralları ile tanımlanır
ve akış biçimi kurumun yapısını gösteren şemalarla ortaya konur (2,5). Kurumun
biçimsel yapısını bir doku gibi ören ve damar gibi saran formel (biçimsel) iletişim
kanalları dört başlık altında incelenmektedir.
1. Dikey İletişim Kanalları
Kurumun hiyerarşik düzeninde, üst
basamaklarla alt basamaklar arasında emir ve bilgi akışını sağlayan iletişim
kanallarıdır. Dikey kanallar, yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru iki
yönlü çalışır.
a) Yukarıdan Aşağıya Dikey
iletişim Kanalları: Bu kanallar, genel olarak kural ve emirlerin iletilmesi
için kullanılır. Üstlerden astlara doğru genişleyen bir yol izler. Tüm basamakları
kapsadığı zaman iletişim yavaş oluşur. Ancak, basamak atlanarak yapılan kısa devre
iletişim devre dışı bırakılan ara basamaklarda yer alan organlarda olumsuz etki
oluşturabilir. Hızlı ve sağlıklı bir dikey iletişim sağlamak için kurumlarda
yönetsel yapının merkezcil olmayan bir özellik taşıması önerilmektedir. Diğer bir
anlatımla, otoriter yönetim biçimi yerine fonksiyonel yönetim biçiminin benimsenmesi
başarılı dikey iletişimin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaktır. Bununla
birlikte, kurumun yönetim biçimi ne olursa olsun, yukarıdan aşağıya dikey iletişim
kanallarının düzenli işlemesi kural ve emirlerden oluşan mesajların açık ve
anlaşılır olmasına bağlıdır.
b) Aşağıdan Yukarıya Dikey
Kanallar: Bu kanallarla yapılan iletişimde astlar üstlerine raporlarını
yada görüşlerini iletirler. Dikey iletişimle iletilen mesajların yansıması yada
geri bildirim (dönüt) biçiminde de görülebilir. Böylece, yukarıdan aşağıya
iletilen mesajların doğru algılanıp algılanmadığı anlaşılabilir. Uygulamalara
yön verilebilir.
Aşağıdan yukarıya iletişimde de
kısa devre iletişim oluşabilir. Özellikle ilk yöneticisinin baskısı altında olan
görevli bir yada daha fazla basamak atlayarak üst yöneticilerle doğrudan iletişim
kurabilir ve önerilerini yada isteklerini kendi mesajlarıyla iletebilir. Ancak,
yönetsel basamakların normal işlediği ve her kademedeki yöneticilere saygı
duyulduğu kurumlarda kısa devre iletişime gerek kalmaz.
Aşağıdan yukarıya iletişim, kurumun
amaçları doğrultusunda alınan kararların beklenen yön ve etkide uygulanıp
uygulanmadığının belirlenmesini sağlar. Bu iletişim kanalları aracılığı ile,
yapılan işlere ilişkin bilgi ve raporlar üst organlara iletilir. Böylece işlerin
amaçlara ve emirlere uygun biçimde gerçekleştirilme durumu ile gerekli bilgi ve
veriler elde edilir.
Yöneticilerin astlarını tanıma
fırsatını bulduğu aşağıdan yukarı iletişimde, bilgi, beceri ve yetenekleri
doğrultusunda çalışanların 'karar verme sürecine katılma' olanakları doğar.
Yönetime katılma olgusunun kurumlarda gerçek anlamda yerleşebilmesi, büyük
ölçüde, yöneten-işgören diyaloğuna bağlıdır. Bu diyaloğun yaratılması ise
iletişim kanallarının çok iyi işlemesine, gerçek anlamda iletişimin kurulmasıyla
doğrudan ilgilidir. İletişim yoluyla işgörenle yönetici arasında etkileşim için
gerekli olan 'ortak yaşantı alanı' oluşur yada var olan ortak yaşantı alanı
genişler. Ortak yaşantı alanı karşılıklı güven ve verimli işbirliği için
gereklidir. Çalışanlarına güvenen yönetici onlara daha fazla yaklaşır ve ekip
çalışmasını geliştirir. Çalışanların güvenini kazanan yönetici kurumdaki
gelişme olaylardan daha ayrıntılı sağlıklı bilgi alma olanağına sahiptir. Şekil
53'de iletişim kuran bireyler arasındaki 'ortak yaşantı alanı' görülmektedir.
Bireyler arasında ortak yaşantı alanı
genişledikce etkileşim artar, iletişim kolaylaşır. Bunun tersi olarak da, iletişim
kolaylaştıkca ortak yaşantı alanı genişler.
Yönetici ile işgören çok az bilgi
paylaşıyorlarsa işgören kurumda her an hata yapabilecek, bir şeylere zarar verecek
bir durumdadır. Kendisi için bilgi toplayan ve bu bilgileri kurum yöneticileri
ile paylaşmayan ve 'casus' durumunda olan kurum çalışanları da bulunmaktadır. Bunlar
bildiklerini kurumun amçlarını gerçekleştirmeye yönelik değil, kişisel amaçları
için kullanırlar. Ayrıca, yöneticinin iyi iletişim kuramamasından kaynaklanan bu
durum, işgörenlerin inisiyatifi ele almalarına neden olabilir (5). bilinmeyen
bölgenin genişliği yönetici ile işgörenin çok az bilgiyi paylaştıklarını,
birbirlerini tanımadıklarını göstermektedir. Bu tür kurumlarda iletişim
çatışmaları kaçınılmazdır. Şekil 54-d, ideal bilgi paylaşım düzeyini
göstermektedir. Bunu gerçekleştiren kurumlarda ilişkiler karşılıklı güvene
dayanır. Başarı, iyi iletişimle paylaşılan, ortak bilgi ve becerinin ürünüdür.
Diğer yanda, işgörenlere kulak
verilmesi, onların içtenlikle dinlenmesi işgörenlerde motivasyonu artırdığı gibi
psikolojik doyum da sağlar. İşgören-yönetici arasındaki uzaklık azalır.
Yöneticinin işgörene sağlayacağı en iyi iletişim olanağı onu dinlemedir.
Aşağıdan yukarıya iletişim dikey
iletişimin denge boyutudur. Bu denge, alt basamaklara mesaj ileten yöneticilerin
işgörenlere yeterli iletişim olanağı sağlayarak onlardan gelen bilgilere kapıları
açık tutmasıyla gerçekleşebilir. 'Ben bilirim (BB)' sendromu olan yöneticiler
iletişim kanallarını kapatarak bu dengenin gerçekleşmesini engellerler. Buna
karşılık, yönetici astlarının görüş ve önerilerine gerçekten değer vermesi,
saygı duyması ve yararlı gördüklerini uygulaması işgöreni işletmeye bağlamanın
en mükemmel yoludur. Bir başka yaklaşımla, yöneticinin alt basamaklardan gelen
iletilere yalnızca ilgi göstermesi yeterli değildir. İletişim kanallarını açık
tutmak ve tıkanıklıkları giderici önlemler almak yöneticinin temel görevlerinden
biridir.
Aşağıdan yukarıya iletişim
kanallarının iyi işlemesi yönetici ile işgörenin 'aynı takım'da olmalarını
sağlar.
2. Yatay İletişim Kanalları
Kurumda aynı düzeydeki birim
yöneticiler ve personel, ortaklaşa bağlı bulundukları üst kademeye başvurmadan
iletişim kurmak için yatay kanallardan yararlanırlar. Yatay iletişim kanalları,
benzer konumlardaki yöneticilerin işbirliği yapmak amacıyla aralarındaki ilişkiyi
dolaysız olarak geliştirmelerine önemli ölçüde katkıda bulunur. Otoriter
(geleneksel) yönetim yapısına sahip olan kurumlarda bile, özellikle emir ve
talimatların iyi anlaşılması konusunda dikey iletişimin yetersiz kaldığı ve yatay
iletişime devreye girdiği bilinen bir gerçektir. Dikey Yönetim Modelinin
yaratıcılarından olan Henri Fayol, yalnızca hiyerarşik ilişkilerin olduğu bir
kurumda iletişim çatışmalarının ve sorunlarının artacağını, yatay iletişimin
bu çatışmaların çözümüne katkıda bulunacağını belirtmiştir.(2) Fayol'a göre
dikey kanallar aracılığıyla iletilen mesajların çeşitli basamaklardan geçmesi
durumunda gerçek anlamı ve amacını yitirmesi çoğu kez kaçınılmaz olmaktadır.
Ayrıca, basamaksal bir akış izlenmesi hem zaman kaybına yol açabilir, hem de mesajın
maliyetini yükseltebilir. Bu olumsuzlukların oluşma olasılıklarını azaltmak için
yatay iletişim kanallarının bir 'köprü' gibi kullanılmasını çözüm yolu olarak
önermiştir.
Ancak, birimler arasında yatay
kanallarla iletişim kurulmasının düzensiz bir biçimde oluşmasını önlemek için
yetkilendirme ve denetleme mekanizmalarının işletilmesi gerekebilir. Otorite
birliğinin sağlanması ve sarsılmaması için de üst yöneticilere yeterince ve
zamanında bilgi verilmesi gereklidir.
3. Çapraz İletişim Kanalları
Kurumun farklı düzey ve konumdaki
birimlerinin, basamaksal kanalları kullanmadan gerçekleştirdikleri iletişime çapraz
iletişim adı verilmektedir. Karmaşık ve çoğu kez uzun olan dikey kanallarının
sakıncalarının giderilmesi ve olağanüstü durumlarda kısa sürede gereken
işbirliğinin gerçekleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Yalnızca belli
konularda bilgi alış-verişi amacını taşıyan çapraz iletişimin olağan durumlarda
kullanılmasında sakınca olmayabilir. Ancak, çapraz iletişim kanallarının sık
kullanılması zaman zaman yetki karmaşası sorununu yaratabilmektedir. Bu nedenle, ilke
olarak, kurumlarda zorunlu olmadıkca çapraz iletişim kanallarını kullanmamak gerekir.
4. Dışa Dönük İletişim
Kanalları
Kurumlar toplumun bir parçasıdır ve
ondan soyutlanamazlar. Sürekli değişen ve gelişen bir çevre içinde yer alan
kurum,yaşamını amaçlara dönük bir biçimde yürütebilmesi için yeni koşullara
uymak ve toplumsal ilişkiler kurmak zorundadır. Bu nedenle, yalnızca iç yapıyı
oluşturan iletişim düzeni kurmak ve işletmek yeterli değildir. Çağın gerçeklerine
uygun olarak kurum dışı ilişkilerin de belirli bir düzen içinde geliştirilmesi
gerekir.
Dışa dönük kanallar aracılığı ile
toplumun çeşitli kesimleri ile bilgi alışverişi gerçekleştirilir. İlişki kurulur.
Böylece kurum-toplum bütünleşmesi sağlanabilir. Amaç, kurum içinde ve dışında
yer alan herkese kurumun varlığını sürekli, dürüst, içten ve yaygın olarak
iletişim kanallarıyla ve müşteri ilişkileriyle tanıtmaktır.
Çok Yönlü ve Açık İletişim
Kurumsal iletişimde tavandan tabana
hiyerarşik iletişim, çoğunlukla tek yönlü ve kapalı bir iletişim modeli
uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynaktan alıcıya ileti gider fakat geri
dönüş olmayabilir. Bu tür iletişim çalışanların katılımını ve yaratıcı
özelliklerinden yararlanılmasını engeller. Bu durum çalışanların ortamdan ve
işyerinden soğumasına neden olabilir. Ayrıca, çalışanların kuruma olan
bağlılıkları azalır ve verimliliklerinin düşmesi gibi bir sorun ortaya çıkabilir.
Bütün bunları önlemek için kurumsal iletişim kaynak ve alıcı arasında
karşılıklı ve açık bir süreç olarak gelişmelidir. Açık iletişim, bilgi ve
haberlerin kurumsal yapı içerisinde zirveden dibe, dipten zirveye, çok yönlü
kanallarla, serbestçe ve sağlıklı bir biçimde akışıdır (2,4,5).
Bunun yanısıra, işgörenler
yöneticileri tarafından yetişkin olarak nitelendirilmek ve yerine-zamanına uygun ve
ayrıntılı emirler almak beklentisindedirler. Yöneticiler, empatik yaklaşımlarla
esnekliği ön plana çıkaran iletişim modelleri uygulayarak açık iletişime ortam
yaratabilirler (10). Kurumlarda açık iletişim sistemleri çalışanlar arasında
gerginlik azaltıcı, huzur ve verimlilik artırıcı ortamlar yaratırlar (11).
Çok yönlü ve açık iletişimi
gerçekleştirebilen kurumlarda;
- Çalışanların hem
kendilerine hem de kuruma olan güvenleri artar,
- Güdülenme artar
- Üst yönetimin saygınlığı
ve otoritesi artar
- Öneri ve sorun çözme
yeteneği gelişir
- Çalışanların kuruma
bağlılık düzeyleri gelişir
- Çalışanların iş kalitesi
ve verimliliği artar.
İçsel ve dışsal güdülenmenin
güçlendirilmesi için eylem planlarının birlikte yapılması ve serbest bilgi
akışının yani iletişimin sağlanması ön koşuldur.
Sonuçların üç düzeyde incelenmesi
gerekmektedir:
- Uygulama düzeyi:
Hatalı işlemlerde azalma, etkinliklerde artış, kurumun genel durumunda rekabat
gücünde iyileşme,
- İnsan ilişkileri düzeyinde: Açık
iletişim ve işbirliği yoluyla insanlar arası ilişkilerde düzelme,
- Kişilik geliştirme: Ekip
çalışmasına uyum sağlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği, çelişkileri giderme
yeteneği, esneklik.
Kurumların verimliliği ve kaliteyi
artırmaları için çok yönlü ve açık iletişimi gerçekleştirmeleri ve
çalışanların ortak amaçlar doğrultusunda aynı dili konuşmalarını sağlamaları
gerekmektedir.
Doğal İletişim
Doğal iletişim, kurumun önceden
belirlenmiş kanallarından geçmeyen, belirli bir plan içinde gerçekleşmeyen, kurumda
çalışanlar arasında kendiliğinden oluşan iletişimdir. Formel (resmi, biçimsel)
iletişim ne kadar mükemmel işlerse işlesin kurumun amaçlarının
gerçekleştirilmesinde doğal iletişimin oldukça önemli bir yeri vardır. Bunun
yanısıra, formel iletişim kanallarının iyi işlemediği yada yeterli olmadığı
zamanlarda doğal iletişim hızla oluşur ve genişler. Küçük yada büyük her kurumda
varolan bu iletişim etkili bir biçimde denetim altına alınamadığı zamanlar kurumun
yönetsel düzenini temelden sarsacak ve formel iletişimin yerini alacak boyutlara
ulaşabilir. Çünkü, doğal iletişimde gerçek bilgilerin yeralmama, abartılmış
mesajları paylaşma olasılığı yüksektir. Bu durum çalışanlar arasında
huzursuzluk, ast-üst ilişkilerinde bozukluk hatta çatışma yaratabilir (2,6).
İletişim psiko-sosyal bir ihtiyaçtır.
Bu ihtiyacın engellenmesi yada sınırlandırılması durumunda doğal iletişim
kanalları kendiliğinden devreye girecektir. Bu nedenle, doğal iletişimin her zaman
varolduğunu kabul ederek kurumsal yapı ve çalışanlar üzerinde yaratacağı olumlu
etkileri artırmak ve olumsuz etkileri gidermek yada azaltmak için gerekli önlemlerin
alınmasına çaba göstermek gerekir. Örgütsel yapısını en üst düzeyde
gerçekleştirmiş kurumlarda bile doğal bilgi ve haber alış-verişinin bütünüyle
ortadan kaldırılması pratik olarak olanaksız olduğundan doğal iletişime pozitif
yaklaşımlar göstererek kurumun amaçlarına hizmet edecek niteliğe kavuşturulması
daha doğrudur.
1. Doğal İletişimi Oluşturan
Nedenler
Kurum içinde doğal iletişimin
oluşmasına katkıda bulunan çok sayıda neden vardır. Genellikle bu nedenlerin birden
fazlası biraraya gelerek oldukça karmaşık bir nedenler bütünü oluşturabilmektedir.
Doğal iletişimin oluşmasına yol açan nedenleri şu başlıklar altında
inceleyebiliriz:
Formel (Resim, Biçimsel)
İletişimdeki Tıkanmalar ve Sapmalar: Kurumun örgütsel yapısının
temeli olan formel iletişim kanallarının aynı yada farklı basamak yada basamaklarda
yinelenen engellerle karşılaşması, mesaj iletiminin tam anlamıyla gerçekleşmemesi
doğal iletişimin oluşmasındaki başlıca etkendir. Gerçekte, bir kurumun örgütsel
yapı üstünlüğü o kurum içinde kurulan biçimsel iletişim sisteminin işleyişine
bağlıdır. Dikey yada yatay iletişim kanallarında sık sık meydana gelen
tıkanıklıklar, çeşitli nedenlerle kişiler, gruplar yada birimler arasında ortaya
çıkan kopukluklar doğal iletişimin kısa sürede oluşmasına yol açarlar.
Örgütsel yapıda çok sayıda
basamağın yer alması emir, bilgi, haber içeren mesajların hiyerarşik düzen
içerisindeki akışı sırasında özünden bir şeyler yitirmesi kaçınılmazdır. Bu
sapmaların yoğunlaştığı durumlarda ise, işgörenler çoğu kez güvensizlik içinde
başka bilgi kaynaklarına başvurma çabası içine girerler. Özellikle üst
yöneticilerle astlarının ve işgörenlerin arasına aşılması güç uzaklıklar
girer.
Mesajların Seçilerek İletilmesi: Örgütsel
sistemin ara basamaklarında yer alan alt yöneticiler yukarıdan aşağıya yada
aşağıdan yukarıya akmakta olan mesajları ya subjektif sansüre uğratırlar yada
algılama kapasitelerine göre iletirler. Mesajların seçilmesi ve elenmesi genellikle
aşağıdan yukarıya iletişim kanallarının kullanılması sırasında ortaya çıkar.
Yukarıdan aşağıya doğru iletişimde mesajların seçilerek yada elenerek
iletilmesinin nedeni daha çok otoritenin yanlış anlaşılması ve kullanılması ile
bağıntılıdır. Diğerinde ise kasıt ögesi daha yaygındır.
Çok sayıda basamaktan geçmekte olan
mesajın herhangi bir kasıt olmadan bile değişikliğe uğraması, yapı ve içerik
olarak bozulması olasıdır. Çünkü bireylerin mesajları alıcı organları ile
aldıktan sonra duygusal yorumları ile değişikliklere uğratmaları beklenen bir
durumdur. Bu durumda, mesajların hiç bir seçilmeye ve yorumlamaya uğramayacak bir
biçimde doğru, açık, tam ve gerçekçi nitelikleriyle iletilmesini sağlamak için
formel kanallar kesintisiz olarak açık tutulmalıdır. Bu gerçekleşmediği zaman,
gerek alt ve gerekse üst basamaklarda yer alan çalışanlar tam ve doğru bilgi
alabilmek için kaynak araştırmaya başlamaları kaçınılmazdır. Bu durum, biçimsel
iletişim sınırlarının aşılmasına, rastgele ve gerçekleri içermeyen bir iletişim
sürecinin oluşmasına neden olur.
Yöneticilerin
Davranışları: Kurumda görev yapan tüm bireylerin bir dereceye kadar
kendi çıkarları doğrultusunda davranmaları doğal bir durumdur. Örneğin, atamalar,
işten çıkarmalar, yönetim değişiklikleri, ücret artışları, ödüllendirme gibi
konularda bireyler her türlü bilgi ve habere karşı daha duyarlı davranırlar. Böyle
durumlarda çalışanlar kendileri ile benzer özellikleri taşıyanlarla hemen iletişim
kurarak işbirliği yaparlar ve çıkar grupları oluştururlar. Yöneticilerin formel
bilgi kapılarının yeterince açık tutmamaları yada kapatmaları bu ilişkilerin ve
grupların oluşmasını hızlandırır. Çünkü, belirsizlik söylentiler için uygun
zemin hazırlar ve çalışanları bir şekilde zarar görecekleri endişesine iter.
Belirsizlik ne kadar artarsa verimlilik o kadar düşer. Uygunsuz, gecikmiş yada akla
yatkın olmayan bilgi ve söylentileri başlatır. Yönetici konunun üstünü örtmeye
çalışsa bile bir kaç ufak parça her zaman görünürde kalır. Gruplaşan
çalışanlar olabileceklerle ilgili olarak spekülasyonlar yapmaya başlarlar.
Söylentiler suda oluşan dalgalar gibi yayılarak tüm kurumu kaplayabilir. Personel
neler olup bittiğini anlamak ve öğrenmek için aşırı bir zaman ve enerji harcar.
Yapmaları gereken işler geri planda kalır.
Bu olumsuz doğal iletişim
ortamlarının oluşmamasında, özellikle, üst yöneticilerin göstereceği anlayış,
hoşgörü ve yakınlık son derece önemlidir. Böylece ilişkilerin gelişmesi,
iletişimin kolaylaşması ve işgörenin işletmeyle bütünleşmesi sağlanır. Her
kurumda üst yönetim o kurumun iletişim atmosferinin yapısını ve niteliğini
belirler. Eğer yönetici yada yöneticiler grubu yeterince anlayışlı, hoşgörülü,
saygılı ve tarafsız davranırsa kurumdaki her türlü iletişim kolay ve tam etkileşim
içerisinde gerçekleşir. Bunun tersi olarak, yönetici sinirli, kızgın, dengesiz ve
taraflı bir yapı ve görünümde ise astlarının kendisine açıklıkla, içtenlikle
yaklaşması, sorunları iletmesi ve olumlu bir iletişim atmosferinin oluşması son
derece güçleşir.
Kurumlarda yöneticiler, iki yönlü
iletişimin gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak psiko-sosyal ortamlar yaratmak
durumundadırlar. Bu ortamların yaratılması için yöneticinin, herşeyden önce, çok
iyi bir dinleyici olması gerekir. Çünkü dinlemek iletişimin temelidir. Bunun
yanısıra yöneticiler, iyi bir iletişim ortamı geliştirmeleri için şu özellikleri
de taşımaları beklenir:
Yönetici;
- Kendisini iyi tanımalıdır,
- İletişimin anlam ve işlevini
iyi bilmelidir,
- İletişimin kurumun
başarısındaki önemini kavramalıdır,
- İletişimin kurumda her
düzeydeki çalışanları kapsaması gerektiğini ve onlar için iletişimin temel bir
ihtiyaç olduğunu bilmelidir,
- İşgörenler arasındaki
bireysel farklılıkları değerlendirebilmelidir,
- Duygusallıktan kaçınmalı,
objektif olmalıdır,
- Doyurucu bilgiler
iletebilmelidir,
- Geri bildirim (dönüt)
kapısını açık tutmalıdır.
İletişim sırasında
yönetici;
- Anlatılanları dinlerken
görselleştirme, canlandırma yapabilmelidir,
- Konuşurken ses tonunu iyi
ayarlayabilmelidir,
- Karşısındakilerin
özelliklerini bilmeli, onlara güvenmelidir,
- Aceleci olmamalıdır,
- Hoşgörülü olmalıdır,
- Göz temasını
gerçekleştirmelidir,
- Söz kesmemelidir,
- Söylenenleri
çarpıtmamalıdır.
Bütün bunlara karşın yöneticilerin
olumsuz tutum ve davranışları ya da bilgisizlikleri nedeniyle çoğunlukla ast-üst
iletişiminin ve dolasıyla ilişkilerinin düzensiz, gelişigüzel bir biçimde
geliştiği ve formel iletişim kanallarının gerektiği gibi işlemediği durumlarla
sık sık karşılaşılmaktadır.
Doğal iletişimin oluşmasında
yöneticiler kadar astların ve ara basamaklara yer alan yöneticilerin de sorumlulukları
vardır. Bu tür yöneticiler yukarıdan gelen mesajların aşağıya, aşağıdan gelen
mesajların yukarıya iletilmesi gibi önemli bir iletişim işlevini yerine getirmek
durumundadırlar. Masajların özünü yitirmeden, açık ve anlaşılır bir biçimde
alıcılara iletilmesi büyük ölçüde ara basamak yöneticilerinin görevidir. Burada,
bu tür yönetici ve astların bilgi, beceri ve kişilik yapıları iletişimin beklenen
düzeyde oluşması açısından çok önemlidir.
Yöneticisine karşı korku ve
çekingenlik duyguları geliştiren astlar yönetici ile doğrudan iletişim kurma yerine
az karşılaşmayı yada sessiz kalmayı tercih edecektir. Eksik gerçekleşen yada hiç
oluşmayan formel iletişimin yerini bir şekilde doğal iletişimin almasına ortam
yaratılacaktır. İlgisiz kişilere gereksiz yere mesaj hatta çoğu zaman yanlış bilgi
aktarımı olacaktır.
*Sosyal Saygınlık ve
Eğitsel Farklılık: Yöneticinin statü farklılığını kendi lehinde
kullanması astları ve çalışanlar üzerinde gereksiz baskıya yol açabilir. Kendisini
baskı altında hisseden işgören, zorunlu olmadıkca yöneticileriyle iletişimden
kaçacak, bu psiko-sosyal ihtiyacını kurum içinde kendini rahat hissetiği kişilerle
iletişim kurarak giderecektir. Kurumda statü farklılığı yaratan ve dolayısıyla
iletişim olanaklarını güçleştiren bir diğer önemli etken de çalışanların
eğitim düzeylerindeki farklılıklardır. Eğitsel farklılığın yalnızca bir
üstünlük ya da başkaları üzerinde geniş ve etkili otorite kurma aracı olarak
görülmesi yanılgısı, kurumlarda doğal iletişim oluşturma mekanizmasının hemen
çalışmaya başlamasına neden olmaktadır.
*Dil Güçlükleri: Lawrence
Kincaid iletişimi bir yaklaşma, paylaşma ve ortak anlaşma düzeyine ulaşma süreci
olarak tanımlamaktadır. Farklı duygu ve düşünce yapıları arasında bir yaklaşma
ve anlaşma kurabilmektir. Ancak, özlenen uyumun sağlanmasında dil sorunu önemli bir
engel oluşturmaktadır. Bu sorun, dildeki yetersizlik ya da sosyo-kültürel
farklılıklar nedeniyle sözcükleri yanlış kullanma, değerlendirme ve yorumlama
biçiminde ortaya çıkabilir. Bu nedenlerden dolayı iletişim kısırlığı
başladığı zaman her iki tarafın biçimsel olmayan yani doğal iletişim kanallarıyla
bilgi eksikliklerini gidermeye çalıştığı görülecektir. Bunu önlemek için
karmaşık, anlaşılması güç, az bilinen sözcük ve kavramlar yerine açık,
belirgin, anlaşılır sözcükler kullanmak ve anlaşılmayan durumlarda uygun iletişim
araçlarıın yardımından yararlanmak gerekir.
2. Doğal İletişimin Kanalları
Doğal iletişimin de kendine özgü
kanalları vardır. Bu kanalları dört başlık altında inceleyebiliriz:
-Tek Hatlı Zincir: Bir
kişi diğer bir kişiye söyler, o da bir başka kişiye ve böylece bilgiyi alanlar bir
zincirin tek yönlü ilerleyen halkaları gibi birbirine eklenir. İletişim bu şekilde
sürer gider. Ancak uzaktaki alıcılar mesajı çok geç işitirler.
-Dedikodu Zinciri: Bir
kişi birşeyler öğrenir ve bunu herkese yayar.
-Olasılık Zinciri: Bir
kişi rastlantı olarak ve olasılıklar kuralına göre farklı iki kişiyle
haberleşebilir. Bu kişiler de aldıkları bilgileri benzer yollarla başkalarına
iletebilirler.
-Küme Zinciri: Bir
kişi işittiklerini seçtiği bir kaç kişiye söyler. Bu kişilerden bir-ikisi
duyduklarını başkalarına anlatabilir. Onlar da başka kişilere anlatırlarsa mesaj
geniş bir alana yayılmış olur.
Doğal iletişim kişilerden çok
durumların yarattığı bir sonuçtur. Her insanın çevresi ve görüş açısı o
insanın kişiliğiyle bağlantılı olduğu için mesaj da kişinin kendi anlayışına
göre yorumlanarak başkalarına iletilecektir. Her grup endişe ve güvensizlik
devrelerinde kurumda gelişmekte olan iletişimin aktif bir ögesi olma eğilimi
gösterebilir.
3. Doğal İletişimin Yıkıcı Yönü
Doğal iletişimin en tehlikeli
yönü 'söylenti akımı'dır. Daha önce de belirtildiği gibi, söylentinin ve
dedikodunun doğmasına belirsizlik ve çıkarlar neden olmaktadır. 'Söylenti'
insanların çıkar ve anlayışlarına bağlı olduğu için iletişim sırasında yapı
ve içerik olarak köklü değişikliklere uğrayabilir. Eklemeler ve eksiltmeler
oluşabilir. Her iki durumda da subjektif ve gerçek dışı mesajların yayılması
sözkonusudur. Söylenti ve dedikodu ortamları kurumların iş düzenini yıkıcı etkiye
sahiptir. Çalışanlarda kaygı, endişe, korku, huzursuzluk gibi moral çöküntülerine
yol açar. 'Söylenti akımı'nı engelleyecek tek yöntem kullanılabilir iletişim
kanalları yoluyla çalışanlara doğru bilgilerin iletilmesidir. Yani yeterli
enformasyonun gerçekleştirilmesidir. (2,5)
İşgörenler, kendi çıkarlarını
korumak ve desteklemek amacıyla bir takım gruplar oluşturma eylemi gösterirler.
Yöneticilerin bu tür grupların oluşmasına karşı çıkmaları genellikle etkili
olmaz. İşgörenler, aralarında oluşturdukları doğal iletişim bağları ile
birbirleriyle çok güçlü işbirliği ve dayanışma oluşturabilirler. Bu tür doğal
gruplar kurumdaki değişikliklere karşı oldukca duyarlıdırlar ve hemen eyleme
geçmeye hazırdırlar. Çıkarlarına ters düşen durumlarda aldıkları kararlar ve
yaptıkları eylemler akılcı ve yapıcı olmaktan çok duygusal ve yıkıcıdır.
Doğal iletişim kurumun örgütsel
yapısının aksaklıklarını yansıtan bir ayna gibidir. Bir kurumda doğal iletişim
kanalları yaygın ve yoğun bir biçimde kullanılıyorsa o kurumun örgütsel
yapısında bozukluk var demektir. Formel (Resmi, Biçimsel) iletişim kanalları
yeterince işlememektedir. Bir çok gruplaşmalar hatta klikleşmeler oluşur. Bu
oluşumlar hem yönetimle hem de kendi aralarında iletişim çatışmaları,
sürtüşmeler ve gerginlikler yaratabilir.
4. Doğal İletişimin Yapıcı Yönü
Yukarıda belirtilen zararlarının
yanısıra doğal iletişimin kurum için bazı yararları da vardır. Bu nedenle, doğal
iletişimi her zaman sakınılması gereken ve biçimsel iletişimi engelleyen bir olgu
olarak da görmemek gerekir. İyi kanalize edildiği ve kontrol edildiği zaman formel
iletişimin boşluklarını doldurma ve destekleme işlevi görebilir.
Doğal iletişimin yararlarını şu
şekilde belirtebiliriz:
- İyi kullanıldığı taktirde
doğal iletişim yöneticiler için etkili bir yönetim aracı olabilir.
- Kurum, çevresindeki
değişiklikler hakkında doğal iletişim yoluyla bilgi alarak değişen koşullara uymak
amacıyla gerekli iç yapı düzenlemelerini gerçekleştirebilir.
- Doğal iletişim kurumlarda
bazı önemli kararların zamanında alınmasını sağlar.
- Doğal iletişim kurumlarda
işbirliğinin ve ekip çalışmasının gelişmesine katkıda bulunur.
- Doğal iletişim zaman zaman
biçimsel iletişimi tamamlayıcı rol oynar.
- Doğal iletişim çalışanlara
psikolojik doyum sağlar.
Formel iletişim kanallarının yetersiz
olduğu kurumlarda kontrollü doğal iletişimin esnekliği ve hızı sayesinde
mesajların zamanında iletilmesi ve geri bildirim alınması gerçekleştirilebilir.
KURUMSAL İLETİŞİMDE YÖNTEM VE
ARAÇLAR
Kurumlarda her türlü iletişim
oluşmaktadır. Bu iletişimlerin oluşturduğu ilişkiler ağının kurumsal ve bireysel
yarar ve çıkarları dengede tutmasını sağlamak için iletişim süreçlerinin belli
kurallar çerçevesinde ve bir düzen içinde gerçekleşmesi gereklidir. Bu durumda
kullanılan iletişim yöntemleri ve yararlanılan araçların önemi ortaya
çıkmaktadır. Kurumsal iletişimi rastgelelikten kurtarmanın yolu iletişimin amaca
uygun olarak özenle seçilmiş yöntem ve araçlarla gerçekleştirilmesidir.
Yöntemler
Kurumsal iletişimin formel, açık
ve doğal yönlerini düzenlemek, desteklemek ve denetlemek amacıyla uygulanabilecek
yöntemlerin başında toplantı, seminer, hizmetiçi eğitim, görüşme, odak grup
tartışmaları, personel forumu, sosyogram, anket gibi doğrudan ilişki kurmaya yönelik
kişilerarası iletişim yöntemleri gelmektedir. Bu yöntemlerden, kurum yönetimince
belirlenen emir, talimat, gerekli bilgi gibi belli ölçülerde iletilmesi gereken
mesajların formel iletimine katkıda bulunmak, açık ve doğal iletişimi düzenlemek ve
desteklemek amacıyla yararlanılır. Mesaj akışı çok yönlü ve hızlıdır.
Kişilerarasındaki etkileşimi ve yakınlaşmayı artırırlar. İlişkileri geliştirir
ve pekiştirir.
Bu yöntemlerin birbirlerine göre
avantajları ve dezavantajları vardır. Yöntem seçimi iletişimin içeriği, amacı,
zamanı, yeri ve hedef grubun özelliklerine göre apılır. Bu yöntemler kurumda rutin
uygulamalar olarak çalışma planlarında yer alacağı gibi, müdahele biçiminde de
uygulanabilir. Yukarıda belirtilen formel ağırlıklı yöntemlerin yanısıra, kurum
yemekleri, tanışma çayları, dayanışma toplantıları, geziler gibi informel yapıda
ve sosyal ağırlıklı faaliyetler de, özellikle açık ve doğal iletişimin iyi
işlemesi açısından yaralanılabilecek iletişim yöntemleridir.
İletişim Araçları
İletişim araçlarının seçimi ve
kullanımı da yöntemlerde olduğu gibi belli ölçütlere dayandırılmalıdır.
İletişim araçları mesajları tam ve anlaşılır olarak, biçimini ve özünü
değiştirmeden iletecek, hedef grubun ilgisini çekecek nitelikte olmalıdır.
Çalışanların yakınlaşmalarına ve birbirleriyle daha iyi anlaşmalarına katkıda
bulunmalıdır. İletişim kanallarının mesaj iletme hızına katkıda bulunmalıdır.
Kurumlarda yararlanılacak iletişim araçlarını şu başlıklar altında
toplayabiliriz:
1. Yazılı Genelgeler, Duyurular,
Belgeler ve Raporlar
Kurumlarda formel iletişim
kanallarının, özellikle yukarıdan aşağıya dikey iletişimin en önemli araçları
yazılı genelgeler, emirler, duyurular ve benzeri belgelerdir. Bu belgeler gizlilik
derecelerine göre sınıflandırılırlar ve akış yönleri kurumun örgüt şemasında
belirtilmektedir. Bu nedenle kurumların organizasyon şemaları kurumsal iletişim
açısından son derece önemlidir.
Mesaj çok sayıda basamaktan geçmek
durumundaysa yazılı olarak kodlanmış olması biçim ve içeriğin korunmasını
sağlar. Sorumluluk yüklenmesi için işgörenin mesajı yeterince ciddiye alması
açısından bu tür yazılı araçlar çok etkilidir. Ancak, mesajların içeriği
alıcıların anlayacağı özellikte hazırlanmalıdır. Farklı alıcılarda farklı
algılamalara ve yorumlamalara yol açmamalıdır. Alıcılar yazılı mesajları
anlamakta güçlük çekerlerse uygulamalarda yanlışlıklar ortaya çıkabilir.
Yazılı raporlar da özellikle
aşağıdan yukarı formel iletişimin yazılı aracıdır. Araştırma ve
çalışmalardan elde edilen bilgileri içerirler. Kolay anlaşılır bir dille,
karmaşıklıktan uzak, basit, kısa, tam ve doğru hazırlandıkları zaman geri bildirim
(yansıma) açısından son derece önemlidirler.Yazışma yoluyla iletişim
kırtasiyeciliği artırması ve mesajın kurumun yönetsel basamaklarını genellikle
sırasıyla geçmek zorunda olması nedeniyle zaman ve ekonomi açısından maliyeti
yükseltebilir. Kurum içi kurye sistemi uygulanması sirkülasyonu hızlandırıcı bir
önlemdir.
2. Yazılı Yayın Organı
Kurum tarafından yayınlanmakta olan
bülten, gazete ve dergi kurumsal iletişimin resmi ve açık yönlerini
bütünleştirebilen önemli yazılı iletişim araçlarıdır. Bu tür yayınlar
kanalıyla kurum çalışanları kurumun ekonomik, sosyal, bilimsel ve teknik yönleri
hakkında ve kendilerini ilgilendiren konularda bilgi alma olanağına kavuşurlar.
İşgörenin boş zamanını değerlendirmesi, eğitilmesi, eğlendirilmesi ve bir kısım
becerilerini ortaya koyması için ortam sağlanır. Bu yayınların çalışanların
ilgisini çekmesi için onların beklentileri doğrultusunda bilgilere yer verilmelidir.
Kurum yöneticilerini destekleyen yayınlardan kaçınılmalıdır. Anlaşılır bir dil
ve anlatım biçimi kullanılmalıdır. Yazılı yayınlar çalışanlara ücretsiz
dağıtılmalıdır.
3. Broşür ve El Kitapları
Kurumu hem çalışanlara hem de
kurum dışına tanıtmak amacıyla kullanılan, genellikle az sayfalı, çok renkli ve
küçük boyutlu basılı iletişim araçlarıdır. Kolay okunan ve resimlerle
desteklenmiş metinlerden oluşurlar. Önemli bilgi kaynağı niteliğindedirler. Kurmun
organizasyon şemasınınayrıntılı olarak bu yayınlarda yer alabilir. Bu yayınların
dağıtımı da ücretsiz yapılmalıdır.
4. Afişler, Posterler ve Duvar
Tabloları
Kurumun çeşitli yerlerine asılan
bu iletişim araçları, içerdikleri yazılı ve resimli mesajlarla hem çalışanları
hem de müşteri konumunda olanları bilgilendirici, yönlendirici ve hatırlatıcı
etkiye sahiptirler. Renk, çizim ve slogan özellikleriyle hedef grubun ilgisini çekmek
durumundadırlar. İlettikleri mesajların ayrıntı özellikleri içerdikleri konuya
göre değişmektedir. Uygun yerleştirdikleri zaman kurumun atmosferinin pozitif yönde
değişmesine de katkıda bulunurlar.
5. İlan (Duyuru) Tahtaları
Formel ve açık iletişimin
geliştirilmesinin yanısıra doğal iletişimin belli düzeylerde denetlenmesi için ilan
tahtaları en kullanılışlı iletişim araçlarıdır. Kurumun resmi duyuları için
kullanılan ilan tahtalarının yanısıra çalışanların kendi duyurularını
asabilecekleri ilan tahtaları kurum içi iletişimi önemli ölçüde destekler. Doğal
iletişim hakkında bilgi, en azından ipucu verir. İlan tahtaları kurumun herkesçe
ulaşılabilir yerlerine asılmalıdır.
6. Kurum İçi Anons ve Radyo Sistemi
Kurumun büyüklüğüne ve fiziksel
yapısına göre bu tür sesli iletişim araçlarının kullanımı hızlı mesaj akımı
için yararlıdır. Radyo yayının eğlendirici ve motive edici etkisi de vardır.
Genellikle tek yönlü iletişim gerçekleştirirler.
7. Kapalı Devre Televizyon
Yayınları
Tek yönlü fakat hem görsel hem
işitsel iletişim aracıdır. Pahalı fakat etkilidir. Yöneticilerin görüntülü ve
hızlı mesaj iletmelerine olanak sağlar. Ancak, bu işlevin çok kullanılması
yöneticilerle çalışanlar arasındaki uzaklığı artırabilir. Bunun yanında ilgi
çekici ve eğlendirici özellikleri yüksektir. Interaktif video programları
çalışanların kurum içinde ve dışında oluşan gelişmeler konusunda görüntülü
bilgi almalarına olanak verir.
8. Elektronik Veri Ağı
Bilgisayarlar yoluyla iletişim daha
çok kurum içi verilerin, bilgilerin ve haberlerin paylaşılması açısından uygundur.
Bilgisayar ağının avantajı, kurum çalışanlarına, fazla çaba göstermelerine gerek
kalmadan ve oldukca hızlı bir biçimde kullanılabilir ve ulaşılabilir bilgileri
sağlamasıdır. Ancak, burada da tek yönlü ve etkileşimsiz bir iletişim
sözkonusudur.
9. Diğer Eğitim-İletişim
Araçları
Video, slayt, tepegöz, episkop,
flip-chart gibi görsel-işitsel eğitim ve iletişim araçları genellikle iletişim
yöntemlerini destekleyici olarak kullanılırlar. Telefon ağı, yönlendirme ve tanıtma
tabelaları, danışma standları hem çalışanlar hem de müşteriler için
yararlanılabilcek iletişim araçlarıdır.
KAYNAKLAR:
1. Usluata A. İletişim.
İletişim Yayınları.
2. Sabuncuoğlu Z. ve Tüz M.
Örgütsel Psikoloji. Ezgi Kitabevi, Bursa, 1991.
3. Love A.J. Building
Organizations from Within. Applied Social Research Methods Series, Volume 24, Sage
Publications, London.
4. Ersen H. Toplam Kalite ve
İnsan Kaynakları Yönetimi İlişkisi: Verimli ve Etkin Olmanın Yolu. 2. Baskı, Alfa
Basım, İstanbul, 1997.
5. Hagemann G. Motivasyon El
Kitabı. Rota Yayınları. İstanbul.
6. Benli D. ve Özalp, H.
Sağlık Hizmetlerinde Yönetim. Somgür Yayıncılık, Ankara, 1994.
7. Köklü M. Yönetim Ders
Notları.
8. Johns Hopkins School of Public
Health, Center for Communication Programs. Organizational Communication. Document File,
1997.
9. Hale R. Whitlam P. İnsanları
Etkileme Gücü. Çev. Tarkan Topuzluoğlu, Epsilon Yayınları, İstanbul, 1997.
10. Dökmen Ü. İletişim
Çatışmaları ve Empati. Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1997.
11. Tredgold R.F. Çağdaş
Çalışma Düzeninde Kişilerarası İlişkiler. Çeviren: Dr.Cevdet Aykan. Yaprak
Yayınları, İstanbul, 1991. |
|