|
Stratejik
Yeniden Yapılanma Projesini Başlatma
Network Yönetim stratejisini başlatma,
eski kültürün tamir bakımı olarak değil, yeni kültürün ilk uygulamaları olarak
düşünülmelidir. Network Yönetime geçiş öncelikle iş yapma ve örgütlenme tarzı
konusunda radikal bir düşünce değişikliğini gerektirmektedir. Yöneticilerin ve
elemanların uygun katılımı, yeni kültür için bir dayanak oluşturacaktır. Kötü
tasarımlanan ve yönetilen değişim süreçleri, motivasyonsuz insanlara giden yoldur,
bunlar birbiriyle işbirliği yapmak istemeyecektir, bu da beklenen sinerjinin
doğmasını engeller. Ama iyi yönetilen süreçler pek çok insana enformasyon verir ve
onların katılımını sağlar. Bu durumda işbirliğine ve enformasyon değiş tokuşuna
giden yol açılır, bunlar da şirket sinerjisinin önemli unsurlarıdır. Bir başka
ifadeyle, şirket sinerjisiyle Network yönetimi başlatılması birbiriyle çok yakından
ilgilidir.
Uygulama örnekleri, değişim sürecini
yönetmek için standart yöntem diye bir şey bulunmadığını ortaya koymaktadır. Her
durumun kendine göre değişkenlere ihtiyacı vardır. Yönetim danışmanları sahip
oldukları know-how'ın yüzde ellisini standart metotlardan çekip alır. Geri kalan
yüzde elli ise, bu metotları belli durumlara göre uyumlandırmaktan gelir. Sonuç
olarak, başarıyı garanti eden yöntemlerin bir listesini vermeye olanak yoktur.
Bunun yerine, insanların genel olarak nasıl motive edilebileceğini tartışmak daha
yararlı olacaktır.
"Değişmeye isteklilik"
burada, çevre dinamiğinin şirketten beklediği değişimlere uyma konusunda insanların
gözle görülür bir isteklilik göstermesi olarak tanımlanmaktadır. Bu terim pasif
isteklilikle, yani itiraz etmemekle, bir başkası inisiyatifi aldığı zaman bir şeyler
yapmakla çok yakın ilişkilidir. "Değişme eğilimi" ise daha aktif bir
tutumu ifade eder. Bu terim, kişinin kendi performansını ve çalışmakta olduğu ya da
yönettiği departmanın performansını sürekli incelemesi, onu şirketin içinde
faaliyet gösterdiği çevrenin dinamiğinden gelen taleplere göre uyumlandırması
demektir. Genel bir ifadeyle, her organizasyondaki elemanların yaklaşık yüzde 20'si
değişme eğilimindedir. Yine buna yakın bir yüzde de, her türlü değişikliğe
karşıdır. Geri kalanların ise ilke olarak değişime istekli olduğu
söylenebilir.
Bu bölümde "değişim",
şirkette ya da organizasyon işlevlerinde ve/veya şirket içindeki insanların nasıl
işlev gördüğünde radikal bir değişiklik anlamında kullanılmaktadır. Bu tür
değişikliklerin etki alanları, daha kısa bir iş haftası uygulamasına geçiş, yeni
lojistik sistemleri, otomasyon sistemleri, yeni mal veya hizmetler, çalışanlarından
kalıcı olarak farklı davranış bekleyen; yeniden yapılanma, hızlı büyüme, yeni
iş birimlerinin yapılanması, şirket birleşmeleri vb. gibi durumlarda görülmektedir.
Uygulama Örneklerinden
Çıkarılan Sonuçlar
Yeniden yapılanma uygulamaları ve
bunların kaynaklara geçen yorumlarında en göze çarpan olgu, elemanlaın değişimlere
hazır olma düzeyinin, değişim uygulamasına bir engel oluşturmadığıdır. Tam
tersine, bulgular bize, bu istekliliğin elemanların motivasyon düzeyine eşit olduğunu
göstermiştir. İkinci en çarpıcı sonuç da, değişim eğiliminin erken dönemlerde
dikkate değer bir düzeyde var olduğu, ama bundan mümkün olabileceği kadar
yararlanılmadığıdır. Bunun sonucunda, fikir katkılarında bulunma, uygulanacak
öneriler getirme konusunda istekli kişilerin talepleri yeteri düzeyde dikkate
alınmamaktadır. İyi fikirler seslendirilememiş, çünkü bu fikirleri dinleyebilmek
için bir mekanizma sağlanmamış, hiç kimse de insanlara bu fikirlerini sormamıştır.
Fikirleri olan insanlar, baş ağrısı gibi muamele görmüşlerdir, onlara işin normal
seyrini zorlaştıran parazit gibi davranılmıştır.
Değişim projeleri ile ilgili
örenklerde önde gelen sorunlar ve alternatif yaklaşımlar Tabloda verilmiştir.
Gözlenen Sorunlar |
Alternatif Yaklaşım |
Organizasyonlardaki yönetim ekiplerinin hiçbiri, tam formule edilmiş değişim
stratejilerini, yani bir değişim sürecine yaklaşma metotlarını uygulamamaktadır. |
Organizasyonlarda
erken belirlenmiş bir değişim stratejisi oluşturulmalı ve bu organizasyondaki her
kademe ile etkin bir şekilde haberleşilmelidir. |
Yönetimle taban arasındaki iletişim, değişimler sırasında en büyük
sorunu oluşturmukta, bu sorun da yönetim tarafından yanlış değerlendirilmektedir. |
Değişim
şartların zorladığı bir durumda bir sürpriz uygulama olarak gelmemeli, önceden
belirlenmiş bir stratejinin gereği olarak sürekli olarak uygulanmalı ve sonuçlar
değerlendirilmelidir. |
Organizasyon içinde uygulanan değişim sürecinin yöneticiler ve elemanlar
üzerindeki etkileri ve onlardan gelen feedback uygun bir şekilde
değerlendirilmemektedir. |
İlerleme
sağlamak, değişim sürecinden beklenen etkiler çıkmaza sokmamak için,
tecrübelerle ilgili olarak elemanlardan ve yöneticilerden yönetime gelen feedback
dikakketle ve olumlu bir şekilde değerlendirilmelidir. |
Organizasyon içinde çeşitli grupların değişim süreci hakkında genellikle
farklı fikirleri vardır ve değişim stratejisinin etkileri de farklı olarak
hissedilmektedir. |
Organizasayon
içinde çeşitli gurupların değişim sürecine yaklaşımları ve sürece yaptıkları
katkılar yönetim tarafından tekrar geri beslenerek strateji etrafında birleşme
sağlanmalıdır. |
Belli bir zamanda birden fazla değişim süreci uygulamak nedeniyle, kargaşa
doğmakta, uğraşılar olumlu sonuçlar vermemektedir. |
Eğer buna
rağmen birkaç önemli sürecin bir arada uygulanması gerekiyorsa, enformasyon ve
iletişim konularına normalden fazla dikkat yöneltmek şarttır. . |
Değişime istekliliği
teşvik eden başlıca faktörler şunlardır:
Daha önceki uygulamalardan kaynaklanan güven,
- Değişim fikrine alışmak için yeterli süre verilmesi,
- Projenin İyi tasarımlanması ve etkili teknik
hazırlıklar,
- Enformasyon ve iletişim alt yapısının iyi
çalışması,
- Yöneticiler ve çalışanlar arasında iyi temaslar,
- Süreç boyunca uyumlanma fırsatlarının olumlu
değerlendirilmesi,
- Değişikliklerin birer birer gündeme getirilmesi,
- İstihdamla ilgili sonuçlar hakkında net tavır alma,
- Değişim sürecinin amacının net bir şekilde
belirtilmesi,
- Homojen ve pozitif bir şirket kültürü,
- Merkezkaç bir kontrol-koordinasyon yapısı
Değişime isteklilik üzerinde olumsuz etki yapan
faktörler de şunlardır:
- Daha büyük bir organizasyonun parçası olmak,
- Yönetimin nitelik ve yapısında heterojenlik,
- Şirketin ya da organizasyonun içinde bulunduğu ortamda
unsurların karşılıklı etkileşimi,
- Kuruluşta çalışanlar, yönetenler ve yönetilenler
arasında Kültür boşluklarının varlığı,
- Bir sürecin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki
belirsizliğin çok uzun sürmesi,
- Karmaşık organizasyon yapıları,
- Beklentilerin çok fazla yükseltilmesi,
İyi bir
değişim stratejisinin karakteristikleri |
Değişimin amacı
çok nettir, iyi tanımlanmıştır, açıklanmamış ya da fazla karışık değildir, |
Katılım ve
uyumlanma pay bırakılmıştır, özellikle bireysel konularla ilgili alanlarda,
kesinlikle bırakılmıştır, |
Uygulamalar
önceden "duyurulur" (sezdirilir), böylece kararlar beklenmedik biçimde
çıkmaz, |
İletişim kurma
konusunda samimi bir niyet ve iletişimle ilgili tatminkar bir süreç vardır, |
Değişimler
eksiksiz uygulanır ve tüm ilgililere gerekli feedback tam olarak verilir, |
İnsanların
değişiklikleri kişisel olarak yorumlamalarına biraz pay bırakılır. Yönetim
sonradan bir tür çerçeve getirir. |
Kötü bir değişim
stratejisinin özellikleri de aşağı yukarı bunların tersidir.
()
"YAP" VE "YAPMA"
LİSTESİ
Asıl tavsiyeler, yani değişim
süreciyle ilgili "yap" ve "yapma" listeleri, yukarıda söylenenlerin
bir uzantısıdır ve şöyle ifade edilebilir:
| a |
İçinde
bulunduğunuz ilk durumu dikkatle analiz edin (bir zaaflar/güçlülükler analizi yapın)
ve girişilecek değişim sürecinin de ayrı bir analizini yapın. Daha sonra, ilk duruma
ve uygulanacak değişim tipine uyan belli bir değişim stratejisi seçin. Bu aşağıda
daha etraflı açıklanmaktadır. |
| b |
Önceden bir eylem
planı hazırlayın, enformasyon transferini de teknik hazırlıklar ve uygulama
adımları gibi kapsama alıp planladığnızdan emin olun. |
| c |
Süreç başlamadan
önce bir güven duygusu olmasını ve bu duygunun sürmesini sağlayın; iyi kişisel
temasları yerleştirin. Bu herhalde tavsiyelerin en önemlisidir. |
| d |
Eğer mümkünse,
bir seferde bir tek değişiklik yapın. |
| e |
Buna rağmen
zorluklar çıkarsa, normal olarak daha yüksek bir enformasyon yoğunluğuna geçmeniz,
süreci yavaşlatmaya ve sulandırmaya gitmemeniz gerekir. |
| f |
Genel trendle ve
işlerin nasıl gittiğiyle ilgili sürekli enformasyon verin. Görüşmelerimiz
sırasında birinin dediği gibi, "Arabanızda gıcırtı sesi varsa, daha yavaş
sürmezsiniz, orayı yağlarsınız". |
| g |
Teknik
hazırlıklarının sağlam olduğundan emin olun ve eğitim konularına özel bir dikkat
yöneltin. İşleri ve görevleri netleştirin. İnsanların niteliklerini kullanın. |
| h |
İş konseyini ya
da başka eleman temsilcilerini işin içine katın. |
| i |
Alt ve orta düzey
yöneticilere özel dikkat yöneltin: Bu iki grup genellikle değişim süreçlerinde
kilit noktalarıdır. |
Değişim
Stratejisinin Türleri
Şimdi hangi değişim stratejilerinin
uygulanabileceğine ve hangisinin hangi durumlara uygun olacağına bakmamız
gerekmektedir.
Bu çalışmadan ortaya çıkan değişim
stratejileri iki gruba ayrılabilir. Bir yanda, adım adım metodu görmüş bulunuyoruz.
Bunda organizasyonun yavaş yavaş değiştirilmesi, eleman motivasyonuyla ilgili risklere
girilmemesi söz konusudur. Diğer yanda da, bazı stratejiler büyük bir zaman baskısı
altında uygulanmaktadır. Elemanlarla ilgili sorunların ortaya çıktığı durumlar da
bunlar omaktadır. Bu tür durumlarda, hızlı değişim stratejisinin aynı zamanda
"karmaşık" da olup olmaması çok büyük rol oynamaktadır. Yani başka
bir ifadeyle, acaba birkaç değişim aynı anda mı uygulanmaktadır ve/veya içinde
bulunulan ortamdan güçlü ya da düşmanca bir karşılıklı etkileşim mi
çıkmaktadır.
Bir değişim süreci içinde birbirinden
ayırt edilebilen dört ayrı planlama düzeyi ortaya çıkmaktadır. Birinci düzeyde,
değişimin ve değişim sürecinin amacı ortaya konulmalıdır. İkinci düzeyde,
değişim süreci içinde yer alacak eylemlerin yapısı ve sıralaması ortaya konabilir,
ama bu tüm değişim süreçlerinde mümkün olamamaktadır. Girişilecek eylemlerin
yapısını ve sıralamasını açıklamak, bir "kritik yol planı"
oluşturmayı mümkün kılmaktadır ve henüz her adımın tamamlanacağı tarihler
programa yerleştirilemese bile, yine de yararlı olacaktır. Eğer bu "kilometre
taşları" da ortaya konabilirse, o zaman değişim sürecinin üçüncü düzeyi de
belirmiş olur. Daha da ileriye gidip, girişilecek eylemlerin içeriği de, az veya çok
detaylı biçimde belirlenebilir ki, bu da dördüncü düzeyi oluşturmaktadır.
Özetlemek gerekirse, dört planlama
düzeyi birbirinden şu şekilde ayrılır:
Değişim sürecinin amaçları,
Girişilecek eylemlerin yapısı ve
sıralaması,
"Kilometre taşları", yani
eylemlerin bitirileceği tarihler,
Girişilecek eylemlerin içeriği.
Bundan sonraki adımda, konuların
önceden saptanabildiği düzeylerin hangileri olduğu, hangilerinde bunun
yapılamadığı belirlenir. Amaçlar her zaman önceden ortaya konmalıdır, ama bu da,
süreç başladığında bunlar yeniden gözden geçirilmeyecek demek değildir. Ne var ki
diğer düzeylerdeki kararlar süreç başladıktan sonra da verilebilir; biz bunu
"uyarlama" sözüyle ifade edeceğiz.
Uyarlama düzeyleriyle önceden karar
verilmişler arasındaki seçimler, ortaya dört tip değişim stratejisi
çıkarmaktadır. Planlama düzeyleri burada stratejilerle birlikte sunulmakta,
kararlaştırılmış olan ve uyarlama olan düzeyler belirtilmektedir.
Şimdi dört farklı stratejiyi kısaca
tarif edelim.
Önceden yapılandırılmış strateji
Bu stratejide önceden hazırlanmış bir
"zaman programı" kullanılmakta, bunun içinde birtakım "duraklama"
noktaları bulunmaktadır. Bu program, değişim süreci içinde yapılması beklenen tüm
eylemlerin oldukça ayrıntılı tariflerini sunmaktadır. Böylece bu strateji çok iyi
planlanmış ve yapılandırılmış görükmektedir. Duraklama noktaları, herkesi
kazanmak ve onlara zaman tanımak için gereklidir. Bunun anlamı, sabotajlara alan
tanımak değildir. Bunlar, süreç içindeki her adımın bitirilme süresinin ve neleri
içerdiğinin net ifadeleriyle önlenebilmektedir.
Stratejinin içine, eğer gerekiyorsa,
başlangıç ortamının "sakinleştirildiği" bir süre de dahil edilebilir. Bu
anlamda sakinleştirme, işçiler ve yöneticiler arasındaki güvenin artırılması,
organizasyon sorunlarıyla kişisel sorunların çözülmesi, şirketin genel amaç ve
stratejilerinin açıklanması anlamına gelmektedir. Bu eylemler, değişim sürecinin
başlamasından önce yapılmalıdır. Bunlar değişim potansiyelinin artırılmasına
dönüktür (bkz. aşağıda).
Adım adım strateji
Bu stratejinin en önemli nitelikleri
şunlardır:
Sürecin çok iyi hazırlanması, bu
arada enformasyon/iletişim zamanlarının, katkılarını ve katılımların da
belirlenmesi,
Duraklamaları da içeren net zaman
programı,
Her adım ancak bir önceki tamamlanıp
sindirildikten sonra atılır,
Daha sonraki aşamalarla ilgili
hazırlıklara, süreç başladıktan sonra başlanır -yani bir zaman programı vardır,
ama alt- eylemler (aşamalar) ayrıntılı biçimde hazırlanmamıştır, bunun nedeni ya
zaman yokluğu, ya enformasyon yokluğu, ya da son anda değişiklikler getirme
çabalarıdır,
Önceden yapılandırılmış strateji
gibi, bu strateji de, değişim sürecinin kendisinden önce bir "sakinleştirme
süreci" içerebilir.
Aciliyet stratejisi
Bu stratejide, zamanın ağır baskısı
nedeniyle, önceden bir zaman programı hazırlamak genellikle mümkün olmaz, bu yüzden
daha çok uyarlama gerekir. Böyle olunca, olayların karışması tehlikesi hayli
büyüktür. Uyarlamalar için ödenen bedel, enformasyon transferindeki mükerrerliktir.
Burada bir tür, "artan sorunlar kanunu" devreye girmekte, enformasyon ne kadar
geç verilirse, insanlar onu sindirmek için o kadar daha uzun zaman ihtiyaç
duymaktadır. Bu durum vaka etütlerinde açık biçimde ortaya çıkmıştır:
Enformasyonu geç vermek, bir yığın
dedikodunun yayılmasına ve bastırılmaya çalışılmasına, olmadık söylentilerin
dolaşmasına, üstelik sonunda enformasyon geç ve eksik verildiği için de güvensizlik
doğmasına yol açacaktır. Ayrıca departmanlar arasında rekabetler de çıkabilir.
Kısacası, erken verilen enformasyon hemen hemen her zaman geç gelenden iyidir.
Bu stratejiye bir tek itiraz,
elemanların katkı ve katılımı için pek az vakit olmasıdır. Oysa yukarıda
yazılanlardan gördüğümüz gibi, elemanlar hem son derece yararlı enformasyon
verebilmektedir, hem de onlara danışmak bir motivasyon gücü olmaktadır. Zaman
baskısı genellikle şirketlerde bu tür danışmaların olmayışına özür olarak
ileri sürülür. Oysa çok gereklidir. Danışmaya harcanan zaman hemen hemen her
seferinde faiziyle birlikte geri kazanılır, buna da Japon şirketleri her zaman
tanıktır.
Gerçi bu stratejiyle tüm değişim
sürecini önceden planlayıp yapılandırmak mümkün değildir, ama yine de süreci
önceden net biçimde adımlara bölmek iyi olur. Her adımın tamamlanmasından sonra,
katılanların tümü bunu kutlayabilir, ya da en azından onlara bir "kilometre
taşı"nın geçildiği haber verilir. Böyle bir kilometre taşının yalnız o
adımı değil, bir sonraki adımın hazırlıklarını da tamamlamak anlamına gelmesi de
mümkündür.
En iyi politika, üç cephede çaba
göstermektir:
Belli bir adımı atmak,
Bir sonraki adımı daha ayrıntılı
hazırlamak,
Ondan sonraki adımın da kaba
hatlarını hazırlamak.
Karmaşıklık stratejisi
Bu işlerinde en zor stratejidir.
Öylesine zordur ki, değişikliğin amaçları dışında hemen hiçbir şeyi önceden
kurgulamak mümkün değildir. Birkaç değişim sürecinin aynı anda yapılmasını ya
da "çevre" değişkenleriyle güçlü karşılıklı etkileşimleri
içermektedir. Bunlar arasında sendikalar, yetkili merciler, hazır bekleyen iflas
korkuları, kirliliği önleme kuruluşları, tüketici ya da hissedar organizasyonları,
şirketi devralma pususu kurmuş ortaklar, siyasal baskı grupları ya da diğer
faktörler sayılabilir.
Dışarı kökenli karşılıklı
etkileşimin mutlaka olumsuz bir etki olması gerekmez. Matbaacının olayında sendikalar
baskın rol oynarken olanlar bunu onaylamaktadır. Ama genellikle bu sürecin çok
karmaşık olması, şirket dış amaçların önemli bir faktör haline gelmesindendir.
Bu en azından tedirginlik ve karmaşa yaratır, çünkü elemanlar arasında bir
"çifte motivasyon" doğabilir; bir yandan şirketin çıkarlarını
düşünürken, bir yandan da, vatandaş ya da sendika üyesi olarak, dış bakış
açılarını dikkate almak zorunda kalırlar.
İç ve dış amaçların çatıştığı
durumlarda, yönetim sürekli olarak bu çatışmanın nedenlerini ve şirketin neden
kendi amaçlarını gerçekleştirmeyi seçtiğini anlatmak zorunda kalır, Buradaki esas
vurgu, "sürekli olarak" sözündedir, çünkü dışarıdaki taraflar medyayı
veya başka kampanyaları kullanarak yönetimin tutumundaki her tutarsızlığın üstüne
gideceklerdir ve yönetim de buna hemen cevap vermek zorunda kalacaktır. Bütün bunlar
değişim sürecinin zorluk faktörünü iki katına çıkarmaktadır, savaş yalnız
şirketin içinde değil, sokaklarda da sürmektedir ve bu ikisinin birbiri üstüne
çakışma eğilimi vardır.
Hangi Strateji Ne
Zaman?
En uygun stratejinin seçilmesi şunlara
bağlıdır:
İlk durumun yapısı,
Değişim sürecinin yapısı.
Sağlam bir başlangıç noktasının
önemini ne kadar vurgulasak azdır. Eğer çalışanlarla yöneticiler arasında önceden
gelen bir güvensizlik varsa, kusursuz yönetilen bir değişim süreci bile felaketle
noktalanır. Ama eğer yönetim, elemanlarını gözünde itibarlı ve saygınsa, o zaman
bir hayli uyarlamayla da çalışabilir. Başlangıç durumundaki yönetim de değişim
süreci sırasındaki yönetim kadar önemlidir.
İlk durumun yapısı, "değişim
potansiyeli" sözüyle tarif edilebilir. Değişim potansiyelinin buradaki anlamı,
değişim ihtiyacı ilan edilmeden önce organizasyonda esas olarak ne kadar değişim
istekliliğinin var olduğu ya da geliştirilebileceğidir. Demek ki değişim
potansiyeli, önceden var olması gereken bir niceliktir.
Değişim sürecinin yapısını
nitelemek için iki boyut seçilmiştir:
Değişim sürecinin istenen hızı
(hızlı ya da yavaş),
Karmaşıklığı (basit ya da
karmaşık).
Karmaşıklık unsurunu basit ve
karmaşık diye ayırırken düşünülen şudur: Durumların basit sayılması, yalnızca
bir tek değişim süreci söz konusu olduğu ve çevre de şirkete baskı etkisi
yapmadığı zamanlara özgüdür. Karmaık sayılan durumlar ise aşağıdaki
koşullardan en az birinin söz konusu olması demektir:
Birkaç süreç gerekli,
Çevre etkileri pek çok,
Çevre düşman.
Değişim potansiyelinin anlamı:
Yüksek |
Düşük |
yönetime
büyük güven |
yönetime
güvensizlik |
iyi iç
temas |
zayıf
iç temas |
net
amaçlar iyi iletişim |
net
şirket amaçları yok |
net
şirket stratejisi |
strateji
yok veya net değil |
saldırgan
strateji |
savunmacı
strateji |
belirli,
homojen şirket kültürü |
zayıf
şirket kültürü , kültür boşlukları |
dürüst
ya da saydam organizasyon yapısı |
bulanık
veya karmaşık organizasyon yapısı |
organizasyon
bağımsız yada âdemimerkezi |
organizasyon
daha büyük bir kimliğin parçası |
organizasyon
genç |
organizasyon
yaşlı |
organizasyon
küçük |
organizasyon
büyük |
operasyon
sonuçları iyi ya da çok zayıf |
operasyon sonuçları
vasat |
Kuramsal olarak iki
boyutun iki değişkenle birleşmesi, ortaya dört tip değişim süreci çıkarmaktadır.
Ama "yavaş/hızlı" bileşimi dikkate alınmamıştır, çünkü karmaşık
durumlar hemen hemen her zaman hız gerektirir.
Bunları şöyle özetleyebiliriz:
Seçilecek değişim stratejisi, hem
değişim sürecinin, hem de ilk durumun yapısına bağlıdır,
Değişim sürecinin yapısı, istenen
hızla ve sürecin karmaşıklığıyla tanımlanır,
İlk durumun yapısı, ne kadar
değişim potansiyelinin var olduğuyla tanımlanır.
Kuruluşta değişim gerekleri giderek
karmaşıklaşırken, seçilecek stratejilerdeki uyarlama miktarı da giderek
artmaktadır.
Kuruluşta değişim potansiyeli ne kadar
büyükse, büyük hazırlıklar yapma ihtiyacı o kadar azalır; işlerin kendi yolunda
gitmesine biraz daha fazla izin verilir.
Acil durum stratejisi, yavaş ve basit
değişim süreçleri için gerekmez, adım adım strateji de karmaşık, acil değişim
sürecinde kullanılmaz.
Değişim potansiyelinin çok düşük
olduğu durumlarda önceden yapılandırılmış strateji daha etkin sonuçlar vrebilir.
Çok değişim potansiyeli alan durumlarda, karmaşıklık stratejisinin pek az
hazırlıkla kullanılması seçilebilir. |