|
1. Giriş
Dünya 20 yıl öncesinden radikal bir şekilde
farklı görünüm vermektedir. Değişim hızı büyük ve kapsam oldukça yaygındır.
Bu değişimler bir zincirleme reaksiyon olarak her alanda - sosyal, politik, teknolojik,
bilimsel ve ekonomik- gerçekleşmektedir. Bütün kuruluşlar bu değşimlerden az veya
çok ölçüde etkilenme durumundadır. Buna karşılık bunların bileşiminden ve
sinerjisinden oluşacak olan gerçek değişim henüz gelmiş değildir.
Geçmiş yirmi yılda işletmeler de radikal
değişimler yaşadılar. Bu değişimler artık yeni paradigmalardan söz
edebileceğimiz bir kapsama ulaştı. Bunlara TKY, Yalın Üretim, Reengineering,
Taylorism Sonrası, Öğrenen Örgütler, Kaizen gibi sayılamıyacak yeni
isimler de verildiği görülmektedir. Buna karşılık yaşanan değişimlerin doğal
sonucu olacak olan ve kuruluşları bu yaklaşımların da ötesine taşıyan ve yeni bir
ismi hakeden gerçek yeni paradigma henüz oluşma safhasındadır. Bu konuda bir çok
uzman ve araştırmacı yoğun çalışmalar yapmakla beraber sorun mevcut uygulamalara
bir isim vermenin çok ötesinde bir Sibernetik Organizasyon Modeli(NOM), yapısı ve
yönetimi kavramlarının oluşturacağı paradigma henüz belirli değildir.
Sibernetik Organizasyon Modeli (NOM) işletme
konusu, bu günkü yapıları ve anlayışları ile mevcut kuruluşların nasıl iyi
yönetileceği ile ilgili değildir. Bu konu mevcut imalat ve hizmet
kuruluşlarındaki en iyi uygulama ve tekniklerin ötesine giderek geleceğin
işletmecilik dünyası ve sorunları ile başa çıkabilecek işletme yapıları ve
yönetim tarzlarını oluşturabilmektir. NOM yaklaşımı aynı zamanda değişim
trendlerindeki süreksizlik ve sıçramaları da gözönüne almaktadır. Bunun nedeni hem
bu sıçramaların yarattığı tehditlerden sakınabilmek, hem de bu değişimlerin
yarattığı fırsatları rekabetçi avantajlar için kullanabilmektir. Değişim
sürecindeki sıçramalar, şimdiki en iyi uygulamaları gereksiz ve yararsız hale
getiren veya yeni çalışma ve üretme şekilleri yaratarak potansiyelleri
geliştiren değişimler olarak tanımlanır. Bu nedenle yürürlükte olan üretim ve
hizmet şemalarının ötesine geçen gelişmeleri sürekli olarak gözlemek ve gerekli
uyumu gösterebilecek yapıları oluşturmak gerekmektedir. Bunu gerçekleştirmek ise
sıradan bir uygulama değilidir. Özellikle işletmecilik kuram, kural ve uygulamaları
hakkında temel, net ve dinamik bir anlayışa sahip olmayı gerektirmektedir.
Buradaki bir takım güçlükler hemen
görülebilir. Öncelikle geleceği hayalci bir şekilde tahmin etmek gerçekçi olmayan
fantezi senaryoların peşine düşmek riski taşıyabilir. Diğer bir sorun ise, şimdiki
en iyi uygulamaları uzun dönem sorunlarına dönük olarak kullanan hızlı ve çevik
işletme yaklaşımı gerçekte bir çok karmaşıklığa ve uyumsuzluğa neden olabilir.
Üçüncü ve en gündemdeki sorun ise sektörden sektöre ve büyük işletmeden küçük
işletmeye sorunların karakter değiştirmesidir. Bu nedenle uygulamalarda bol
olarak gözlenen her derde deva teknikler sorunların daha ağırlaşmasına neden
olabilirler.
Organik İşletme tasarlama ve uygulamaya geçirme
süreci sıradan projenin ötesinde özellikler taşır. Burada bir çok "gerçek
yeni" yi kavrayıp, yeni bilgileri değerlendirip bunları yeni bir işletme modeli
halinde yapılandırabilmek gerekmektedir. Bu nedenle böyle bir projeye başlamadan önce
sahayı moda kavram ve uygulamalardan temizlemek gerekecektir. Başarı için en önemli
husus bir işletmeyi var eden temel kavram ve tanımların net olarak belirlenmesidir.
Burada tanımlamaya çalışacağımız NOM yönetim
iki temel yaklaşımdan oluşacaktır :
| NOM
için bir yapısal tanım |
Temel
sorunu kapsıyan fakat özel sektör ve firmalardan bağımsız bir model |
| NOM
mimarisi ve dinamik süreçleri |
Bir NOM
yönetimi karakterize edecek işletme yapısı ve yönetim süreçlerinin belirlenmesi |
Burada bu modelden kaynaklanan
önemli gözlemler belirlenecek ve sektör ve firmalara uygulanırken dikkate alınması
gereken özel sorunlar vurgulanacaktır.
2. SOSYOTEKNİK ÇEVRE KÖKENLİ SORUNLAR
İşletmecilik sorunlarını çözme ve yönetimi
etkinleştirme iddiası ile ileri sürülen model ve teknikler, temel tanımları ve
süreç tasarımları ve ile işletmelerin sektörlerarası ve firmalar arası
farklarını ihmal etmektedir. Bu nedenle bunlara bir anlamda Totaliter İşletmecilik
Teknikleri (TİT) olarak bakabiliriz. Örneğin tekstil ve hazırgiyim sektörü otomotiv
sektöründen çok farklıdır. Tekstil/Giyim sektöründeki ürün devreleri haftalar
mertebesinde ve üretim teknikleri oldukça basittir. Buna karşılık otomotivde uzun
ürün ömürleri ve geliştirme süreleri sözkonusudur. Burada kapital yoğun karmaşık
teknolojiler uygulanır. Müşterilerle ilişkiler uzun dönemleri kapsar.
2.1 Karmaşıklık Faktörleri
Modelin generik tanımı ve süreç tasarımı
geleceği belirlemektedir. Sektörler ve özgün firmalar gündeme geldiğinde gerçek bir
ilgi başlamış olmaktadır. Buna göre bu model sektörlere uygulanırken, bir sektörü
diğerinden ayıran etkin karmaşıklık faktörleri gözönüne alınmalıdır. Ayrıca
aynı sektör içindeki firmaların da birbirlerinde çeşitli anlamlarda farkları
bulunmaktadır. Bunlara karmaşıklık faktörleri adını veriyoruz. Bu faktörler hem
özel durumlardaki karmaşıklığın gözönüne alınması gerektiriyor hem de modelin
kendisine ekstra karmaşıklık yüklüyor. Buna göre model uyuglamaya geçirildiğinde
basit varsayımların ötesinde bazı karmaşıklık faktörlerinin de model ile tutarlı
olarak modele dahil edilmesi gerekmektedir.
uygulamada çok çeşitli karmaşıklık faktörleri
gündeme gelebilmektedir. Bunlar :
- Ürün karakteristikleri;
- Üretim karakteristikleri;
- Tedarik zinciri karakteristikleri;
- Pazar karakteristikleri;
- İşletme karakteristikleri;
2.1.1 Ürün Karakteristikleri
- Ürün teknolojileri;
- Ürün karmaşıklığı;
- Yeni ürün geliştirmek için gerekli kapital
yoğunluğu;
- Yeni ürün geliştirmek için gerekli zaman süresi;
- Müşterilerin ürün kalitesi ve fonksiyonalitesi
konusundaki görüşleri;
- Ürünlerin moduler yapısı ve montaj özellikleri;
- Ürün özellikleri konusunda yerleşik olan/olmayan
görüşler;
- Ürünlerin tamir ve bakım özellikleri;
2.1.2 Üretim Karakteristikleri
- Üretim süreç ve teknolojileri;
- Üretim süreçlerinin karmaşıklığı;
- Müşteri ile karşılaşma noktası (üretimden
stoğa veya üretimden siparişe)
- Üretim ve sipariş hacimleri
- Ürün karmaları;
- Tedarik ve hazırlık süreleri;
2.1.3 Tedarik zinciri Karakteristikleri
- Tedarik sürecine katılması gereken firmaların
sayısı
- Sipariş-Tedarik-Üretim-Lojistik-Pazarlama
zincirindeki pozisyon
- satış sonrası bakım ve tamir hizmet gerekleri
(var/yok/kısmen) ;
- Para ve mal hareketlerinin karakterleri;
2.1.4 Pazar Karakteristikleri
- Rekabetin şiddeti;
- Pazar katmanlaşmasının mertebesi;
- Pazarların küresel kapsamı;
- Daha fazla pazar katmanlaşması fırsatları;
- Pazarları yapısı ve tipi;
- Müşteri talep ve beklentileri;
- Düzenleyici mevzuat ve kıstlamalar;
2.1.5 İşletme Karakteristikleri
- İşletmelerin ölçeği;
- İşletmenin kullanabileceği kaynaklar
(aktuel/potansiyel);
- Cografi dağılım;
- Uzmanlaşma düzeyi;
- Mülkiyet ve örgütlenmenin hukuki şekli;
- İşletmenin örgütsel yapısı (fonksiyonel,
divizyonel, matris, network v.s.)
3. NOM İÇİN TEMEL VARSAYIMLAR
Bir NOM yöntem yaratmadan önce, en azından 21.
Yüzyılın ilk on yılı için temel işletmecilik ortamının ne olacağı konusunda
bazı varsayımlar yapmak gerekmektedir. Burada işletmecilik bilimi uğraşanların ileri
sürdüğü Lineer yaklaşımlardan farklı bir yöntem uygulamak gerekecektir. Gelecek,
bu gün gözlediklerimizin lineer bir bilerşimi değildir. Bu gün de geçmişin lineer
bir bileşimi ile ortaya çıkmamıştır. On yıl öncesi gözlemcilerinin bu günü
doğru ve gerçekçi bir şekilde hayal edebildiklerini söyleyemiz. Buna göre onları
yaptığı gibi geleceği bugünün bir uzantısı gibi değil, muhtemel ve potansiyel
sıçramaların yaşanacığı dinamik bir süreç olarak düşünmeliyiz. 1960 Mekanik
Facit, 1970 Elektronik Hesap Makinesi, 1980 PC, 1990 Multimedya, 2000 Internet, 2010?
Görüldüğü gibi bu aşamalar mevcut teknolojilerin uzantısı değil,
beklentilerin ve yaratıcılığın zorlanmasıdır. Buna göre gelecekle ilgili
varsayımlarımızda, değişmeden kalacak olanları, doğrusal değişenleri ve
sıçrayacak olanları gerçekçi bir şekilde değerlendirme önem taşıyacaktır.
Bu NOM yöntem yaratabilmek için özgün
öncelikler şöyledir:
- NOM anlayışına katkı yapacak temel tanım ve
kavramları belirle
- Karmaşıklık ve belirsizlik taşıyan alanların
netlik ve açıklık kazanmasına özen göster
- Kavramların uygulama alanına geçebilmesi için bir
strateji geliştirme ortamı yarat
NOM yöntem, kütle-üretimi sonrası işletmelerini
tasarımlamak için gelişmekte olan tanım ve kavramları anlamaya yönelik bir
yaklaşımdır. Nihai amaç, aşağıdaki sorunları çözüme kavuşturabilecek
bütünsel bir tasarımı oluşturabilmektir.
- İşletmecilik ortamı
- Uygulama stratejileri
- İşletme yapıları
- Teknolojiler
- Yönetim stili
- İnsan kaynakları
- İşletme içi koordinasyon
- diğerleri
Sadece bu sorunlar değil bunlar arasındaki
karşılıklı ilişkili ve etkileşimler de gözönünde bulundurulur.
NOM yöntem bugünün yaratıcı ve lider
kuruluşlarının etkin uygulamaları ile değil, orta ve uzun dönemde uygulanması
gerekecek olan uygulamalar ile ilgilidir.
| Orta dönem
|
Yaratıcı ve lider
firmalar yeni kavram ve modeller ile ilgilenmeli ve uyuglamaya müsait yeni kavramlar
üzerinde deneyimler yapmalıdır. |
| Uzun Dönem |
Yaratıcı ve lider
firmalar 5/15 yıllık dönemlere uzanan perspektifte kavramlar ve modeller
araştırmalıdır. |
NOM yöntemi temel kavramlar,
sorunlar ve modeller ile uğraşır ve klişe kavram ve sözcüklerden özellikle
kaçınılır. Sanal işletme, holonik, entropi, fraktal v.s. gibi sözcükler çok
gerekmedikçe gündeme gelmez. Bu tür sözcükler;
- Akademisyenler ve uzmanlara ait bir lehçe
oluşturmakta ve haberleşmeyi kısıtlamaktadır.
- Muhtemelen ömürleri kısa sürecek moda kavram ve
modelleri yansıtmaktadır.
- Kullanana ve dinleyene göre anlamları
değişebilmektedir.
- Dikkatleri temel sorun ve süreçelerin
kavranmasından uzaklaştırabilmektedir.
Bu yaklaşım çeşitli işletme uzmanları ve
uygulamaları arasında gözlenen farklı yaklaşımları birlştirebilmek için de bir
başlangıç noktası sağlamaktadır.
3. NOM İÇİN TEMEL TANIMLAR
NOM ler için temel tanım ve kavramlar, ana
sorunların çözümü için gerekli olan net ve iyi tasarımlanmış model için
gereklidir. Bunların aynı zamanda sektör vr firma yapılarından da bağımsız
olmaları gerekir. Bu temel tanımlar tasarımcıların çekirdek sorunları, kavram ve
prensipleri, prosedürleri algılamasına ve bu günün uygulamaları ile NOM yapısının
potansiyelleri arasındaki farkı kavramasına yardımcı olmalıdır.
Modelin temel tasarımı üç boyutu kapsamaktadır.
- Varsayımlar ve dinamikler
- Tetikleyiciler ve sorunlar
- Paradigma sapmasının temel özellikleri
Varsayımlar ve Dinamikler
NOM yöntemin dayandığı temel varsayım,
geçmişteki süreçlerde çok önemli süreksizlikler yaşandığıdır. Teknolojik,
sosyal ve ekonomik gelişim süreçleri geçmişteki trendlerinden önemli ölçüde
sapmalar göstermektedir. Bunun sonucu geçmişten radikal bir şekilde farklı yeni bir
sosyo-ekonomik düzenin oluşmakta olduğudur.
Bu süreksizlikler geçmişteki uyugulamalara temel
oluşturan varsayım ve uygtulamaların artık geçersiz ve yetersiz olduğunu
göstermektedir. Buna göre geleceği geçmişin ve bugünün verilerine dayanarak
tasarımlamak gerçekçi olmayacaktır. Değişimin günümüzdeki gibi bekelenmedik
sıçramalarla oluştugu dönemlerde, bugünün başarıları geleceğin sorunlarının
çözümü için çok az yarar sağlar. Geleceğin düzeni bir anlamda yeniden
tasarımlanma durumundadır. Burada esas sorun günümüzdeki süreksizlik ve
sıçramaların tam olarak yaşanmamaış olduğudur. dünya çevresinde işletmeler,
Japon küresel başarıarının da etkisiyle radikal değişim süreçleri yaşamakla
birlikte gereçkten geleceğe hazırlanabildiklerini söylemek oldukça güçtür. Bu gün
yaşanan süreksizliklerin sonuçları gelecekte yaşanacak ve gelecek ise yeni
süreksizliklerin kaynağı olacaktır.
NOM yöntemi ile ilgili diğer temel varsayım
dinamiklere yöneliktir. Uygulanan modelin parametreleri zaman içinde sürekli değişim
haklinde olacaktır. Bunun sonucunda modelin kapsam ve vizyonu zaman içinde kısa
dönemden uzun dönem doğru değişecektir.
Tetikleyiciler ve Sorunlar
Yukarda belirtilen süreksizlikler sosyoteknik
süreçlerin organik yapısında bulunan karmaşık etkileşim mekanizmalarını
tetiklemektedir. NOM yöntemin oluşmasını gerektiren bazı temel tetikleyiciler
aşağıdaki gibidir.
| * |
Mal ve hizmetlerin kütle
üretimi için temel olan ekonomik koşullar yokolmaktadır. Bu koşullar homojen
yapıdaki ulusal pazarlar, sınırlı rekabet, arz ve talep arasındaki rekabetçi denge,
kontrol altındaki pazarlar, müşterilerin sınırlı ve standart beklentileri ve yaşam
tarzlarındaki uyum ve tekdüzelik olarak verilebilir. |
| * |
Kütle tüketime dayananbir
ekonomik sistemin, kontrol altına alınamdağı durumlarda uzun dönem için
sürdürülebilir olmadığı ve giderek küresel bir çöküntüye yol açabileceğidir.
Kütle tüketimine dönük toplumlar için geliştirilen kütle üretimine dönük
ekonomiler giderek ekolojik çevre için taşınabilir olmaktan çıkacaktır. |
| * |
Emek, kapital, toprak gibi
üretim faktörleri yanında bilgi ve deneyimin yeni bir üretim fsaktörü olarak öne
çıkması, ölçülebilir (tangible) faktörlere ek olarak ölçülemez (intangible) bir
yeni faktör oluşturmaktadır. Bunlar markalar, lisanslar, patentler, telif hakları,
yaratıcı fikirler gibi faktörlerin firmalara rekabetçi avantajlar sağlayabilme
durumundadır. Gelecekte firmalar ve uluslar arasındaki rekabetçi üstünlükleri bu
intangible faktörler tayin edecektir. |
| * |
Dünya ticaret kural ve
parametrelerinin standardize edilmesi yeni küresel pazar yapılarının oluşmasına ve
firmaların her an küresel diğer firmalar ile rekabet etme durumunda kalmasına yol
açmaktadır. Bu küreselleşme (gerçekte küreselleştirme) süreci firmalara küresel
rekabet karşısında güçlü olabilemk için yeni teknolojiler, yeni örgütlenme
yapıları ve yeni işletmecilik uyugulamaları geliştirmeye zorlayacaktır. Örneğin
hem farklı pazar ve kültürler için faklılaştırılmış ürünler üretirken diğer
yandan ölçek ekonomilerinde yararlanabilmek firmaları yeni üretim teknikleri yaratmaya
özendirecektir. |
| * |
Yeni enformasyon ve haberleşme
teknolojileri ve internet, yeni imalat teknoloji ve prosesleri, yeni malzemeler, doğa
bilimlerine ve genetikteki yeni gelişmeler, daha önce ekonomik sayılmayan bir çok yeni
imkan ve işlem yöntemi yaratmaktadır.Öreneğin üretimde hızlı modelleme ve prototip
yaratma yöntemleri, ekonomik düşük hacim üretim teknikleri daha hızlı ve esnek
işletmecilik yöntemlerine olanak sağlamaktadır. |
| * |
Şu anda uygulanmakta olan ve
rekabetçi etkinlikleri giderek azalmakta olan bir çok iyi yönetim tekniği, JIT, TKY,
Kaizen, CAM, CAD, Nümerik Kontrollu Tezgahlar, Robotlar v.s. yirmi yıl önceye göre
daha ucuz ve ekonomik olarak temin edilebilmekle birlikte bunların teknolojik olarak
standartlaşması ve dünya çapında yaygınlaşması, iyi yetişmiş kadrolarca
yarartıcı kullanımları dışında, bir rekabet üstünlüğü yaratma özelliklerini
yok etmiştir. |
| * |
Mevcut dünya düzenini tayin
eden politik, ekonomik, sosyal ve kültürel koşullar giderek değişmektedir. Burada
merkezi devletlerin, ulus devletlerin önem ve etkilerinin giderek azalması, Batı
kültürünün dışındaki toplumların giderek daha önem kazanması örnek olarak
verilebilir. |
| * |
Bütün dünyada, nüfüusun
hızlı artışı, demografik yapıların değişmesi, gelişmiş toplumlardaki nüfusun
yaşlanması, yaşlananaların eskiye göre daha sağlıklı ve sosyal oalrak aktif
olması yeni çalışma, eğlenme ve dinlenme koşulları oluşturmaktadır. |
| * |
Teknolojinin ve yeni
işletmecilik anlayışlarının gelişöesi daha az çaluışanla daha çok üretim
yapabilmeyi sağlamakta, üretimin emeğe bağımlılığı azalmkta ve dünyada
sendikacılık gerilemektedir. Bu durum toplumlarda ciddi işsizlik sorunu yaratmak ve
sosyal gerilimleri arttırmak eğilimindedir. |
Yukarda vurgulanan bütün bu
faktörler ve bunların çeşitli bileşimleri, firmaları değişmeye ve değişimi
sürdürmeye zorlayacaktır. Geçmişteki kararlılık, belirlilik ve öngörülebilirlik
koşulları, değişim, belirsizlik ve öngörülemezlik koşullarına
dönüşmektedir.
İşletmeleri değişime zorlayan baskıları
oluşturan temel faktörler ağağıdaki gibi guruplanabilir:
- Ürün kavramlarının değişimi
- Ekonomi ve pazar koşulları
- Politik koşullar
- Sosyal koşullar
- Teknolojik koşullar
- Çevre koşulları
3.2.1 Ürün Kavramlarının Değişimi
- Ürün ve hizmetler rasındaki bütünleşmeler
- Çevre dostu ve güvenli ürünler
- Katma değeri yüksek ürünler
- Tüketiciye özel ürünler
- Değişen ihtiyaçlara göre yeniden
tasarımlanabilen ürünler
- Bilgi teknolojisi ağırlıklı ürünler
- Hizmetlerin ürünlerle değişimi
3.2.2 Ekonomi ve Pazar Koşulları
- Bölgeleşme ve ekonomik bloklaşma
- Küreselleşme
- Sürdürülebilir büyüme
- Gelişen pazarlar
- Ekonomik gücün Asya-Pasifik bölgesine kayması
- Küresel pazarlarda farklılaşmalar
- Niş pazarları
- Tüketiciye özel ürünler
- Artan rekabet
3.2.3 Politik Gelişmeler
- Temel insan haklarının yaygınlaşması (sağlık,
eğitim, güvenlik)
- Dünyanın daha demokratik sistemlerle yönetilmesi
- Kaynakların yeniden dağıtımı
- Katılımcı demokrasinin yaygınlık kazanması
- Barışçılık ve silahsızlanma
- Ulus devletin çözülmesi
- Yerel kültürlerin öne çıkması
- Federalismin yeniden öne çıkması
3.2.4 Sosyal Gelişmeler
- Değişen norm ve değerler
- Değişen demografik parametreler
- Kültürel yapıdaki değişimler
- Emek arzı
- Vatandaşların yönetimlere katılımı
- Yaşam kalitesi
- Bilim ve teknolojinin yarttığı hayal
kırıklığı
3.2.5 Teknolojik Gelişmeler
- Yeni teknolojilerin yagınlaşması
- Teknolojik değişimin hızı
- İkame potansiyelleri
- Yeni işletmecilik uygulamalarına olanak sağlyan
teknolojiler
- Çevreye dost teknolojiler
- Çevreyi bozan teknolojiler
3.2.6 Çevresel Değişimler
- Yeniden kullanım
- Yeniden üretim
- Tüketimi azaltma
- Atıkların güvencesi
- Güvenli kirletmeyen prosesler
- Küresel çevre yönetimi
- Fosil kökenli olmayan yakıtların geliştirilmesi
- Fosil kökenli olmayan yakıtları kullanan
teknolojiler
3.3 Paradigma Sapmasının Temel Özellikleri
Bir paradigma, insanlar ve örgütler tarafından
büyük ölçüde paylaşılan temel inanç ve varsayım bileşimidir. Burada nelerin
doğru olduğu, nelerin nasıl yapılması gerektiği konusunda doğru olduğu kabul
edilen varsayımlar yapılır. Burada önemli bir nokta, bir paradigmayı benimseyen
kişiler onu kusurlu ve sorunlu olarak görme eğiliminde değildir. Buna göre
paradigmalara meydan okumak ve onların ötesine bakabilmek son derece güçtür.
Paradigmalar esas olarak entellektüel olmanın ötesinde duygusaldır ve otorite, iktidar
ve neyin doğru olduğu konusunda önyargıları kapsadıklarından bir anlamda politik ve
ideolojiktirler.
NOM yönetim dört farklı paradigma ile karakterize
edilebilir.
- İşletme paradigması;
- Ürün paradigması;
- Çevre paradigması;
- Müşteri/Tedarikçi paradigması.
3.3.1 İşletme Paradigması
İşletme paradigması, ktle-üretimi sonrası
belirginleşmeye başlıyan işletme tipinin temel kavram ve ilkelerini ortaya koyar. 1970
lerden bu yana kütle üretimi yapan işletmelerin sorunlar yaşadıkları
görülmektedir. İşletme kuramcıları kütlüretimi sonrası ekonomiler ve ekonomilere
uygun işletme modelleri üzerine kuramlar geliştirmekte ve uygulamalar önermektedirler.
Bu karakteristikler oldukça karmaşık olmakla birlikte üç ana başlık altında
toplanabilir:
| Niş ürün
işletmesi |
Stratejilerini ve
kaynaklarını niş ürünler üzerinde yoğunlaştırır ve giderek mozaikleşen bir
dünyanın isteklerine uyum sağlamaya çalışır. |
| Bilgi
tabanlı işletme |
Veri ve bilgiyi bir
ekonomik aktif olarak kullanır ve bunlarla sürdürülebilir rekabetçi avantajlar
sağlamaya çalışır. |
| Esnek
işletme |
Belirsizliğe ve
sürprize uyum göstrebilecek bir esneklikte yapılanır, sıçramalarla değişen bir
dünyanın gereklerine uyum gösteren temel becerilere sahiptir. |
Bu üç ilişkili karakteristik, 1970
lerden bu yana kaynaklarda tartışılan temel sorun ve çözümlerin kristalize olmuş
halidir. Bunlar mutlaka sektör bazında, firma özelinde ve pazar koşullarında, v.s.
dikkatle değerlendirilmelidir. Bu üç önemli pozisyona ek olarak kütle-üretimi
sonrası dünya işletmeleri için esas olacak karakteristikler aşağıdaki gibidir:
| Karşıtların
bileşimi |
İşletmeyi ya bu /
ya da şu gibi birbirini dışlayan karşıtları elimine edecek şekilde oluşturmak
yerine , karşıt kavram ve olguların aynı anda gerçekleşebileceği bir karşıt
bütünlüğü şeklinde oluşturmak. |
| Parçaların
bütünü kapsaması |
Bir işletmeyi,
kendisini oluşturan parçaların bileşimi gibi düşünen geleneksel mekanik anlayış
yerine, bütünün aynı anda bütün parçalar tarafından ihtiva edildiği organik bir
bileşim gibi algılamak |
| İşletme
toplam bir sistemin parçası |
İşletmeyi
fonksiyonların hiyerarşik/mekanik bir yapılanması yerine, daha üst süreçlerin bir
alt süreçleri bileşimi olan bir entegre/organik olarak algılamak |
Karşıtların bileşimi esas olarak,
kütle üretiminin karkateristiğidir. Burada talebe özel üretilen hizmet ve ürünler,
maliyet etkin olarak da üretilir. Bütünün, parçanın içinde olması ise işletmeyi
hiyerarşik mekanik bir yapı olarak algılamak yerine holarşik-network organik bir yapı
olarak algılamak yaklaşımıdır. İşletmenin bir toplam sistemin parçası olması,
işletmelerin fonksiyon odaklı olması yerine süreç odaklıolarak algılanmasını
içerir.
3.3.2 Ürün Paradigması
ürün paradigması kavramı, bir ürünü neyin
belirlediği ile ilgilidir. 20. yüzyılda imalat firmaları emek ve hizmeti ürünlerle
değiştirmek sürecine girdiler. Bunu yaparken aynı zamanda yeni ürün ve hizmetler
için de ek talep yarattılar. Sigortacılık, tamir-bakım, yedek parça ve aksesuarlar
bu tür yebni ürünlerdir. Buna karşılık bu ürünleri tüketenler aynı zamanda bu
ürünlerin yerini aldığı hizmetleri de kullanmaktadır. Buna göre ürünlerin
sahipliği, insanların ihtiyaçlarını giderebilmelerinin bir yoludur. bir çamaşır
makinesinin veya bier elektrik süpürgesinin sadece bir ailenin ihtiyacını
karşılamasının ekonomik olduğunu söyleyebilmek güçtür. Gerçekte insanlar farklı
dönemlerde giderilmesi gereken farklı ihtiyaçlara sahiptir. Bunlar dafarklı ürün ve
hizmet karışımı tarafından giderilmelidir. Buna göre imalat sektörleri giderek
karsız hale gelmekte ve hizmet sunumuna yönelmektedir. Buradan ileri sanayi
toplumlarında ürün ve hizmet paradigmalarının değişmekte olduğu söylenebilir.
3.3.3 Çevre Pradigması
Çevre paradigması insanların çevrelerine ve
yaşadıkları gexegene karşı tutumları ile belirlenmektedir. Kütle üretimi zorunlu
bir şekilde kütle tüketimini yaratınca, israf ve kirlenmeyi de beraberinde
getirmiştir. Bu sistem, yenilenimiyen fosil kaynakları, etkin olmayan yöntemlerle
yakarak, atılan ambalajlara sararak, ekonomik ömürleri tükenmeden yenileyerek,
insanlar için gerekesiz ve yararsız ürünlerin tüketimini teşvik ederek büyük
ölçekli bir israf ve kirletme sistemi oluşturmaktadır.
Kütle üretimi dönemi, dünyanın sahip olunacak
ve tüketilecek bir kaynak olarak algılanmasına yol açmıştır. NOM işletme
sürdürülebilir ve korunabilir bir çevrede gerçekleştirilecek üretim ve tüketim
kalıplarına yöneliktir. Bu aşğıdaki tekniklerle sağlanmaya çalışılır.
| Recycling |
malzemeler başlangıç hallerine
dönüştürülür ver yeni ürün ve ambalaj üretimi için kullanılır. |
| Minimizasyon |
Kullanılan enerji ve malzeme
minumum ölçeklere indirgenir. |
| Yeniden üretim |
Ürünler yeni ihtiyaç ve
teknolojilere cevap verecek şekilde yeniden üretilir. |
| Tüketimin kontrolu
|
Müşterilere ürünler ihtiyaç
olduğu anda ve ihtiyaç duydukları miktar kadar sunulur. |
3.3.4 Müşteri/Tedarikçi
İlişkileri
Fonksiyonel işletmeden NOM işletmeye geçişin
önemli bir özelliği satıcı pazarı anlayışından alıcı pazarı anlayışına
geçmek ve müşterinin tam istediği ürün ve hizmeti sunabilmektir. Buna talep yanlı
değişim de denebilir ve farklılaşmış yaşam stillerinin gerektirdiği ürünlerin
sağlanmasına yöneliktir. Özel isteklere cevap ürünlerin sunulmasına yönelik bir
yaklaşım, çevre ile tutarlı sürdürülebilir büyüme paradigması çerçevesinde
daha özel bir müşteri/tedarikçi ilişkileri yönetimini gerektirecektir. Burada
müşteriler de sürekli olarak yeni ürünlerin tasarımında ve ürün ve hizmetlerini
sunumunda görüş ve istekleri ile yer alacaktır. Bunu sonucu tedarikçi ve müşteri
arasında dah yakın ve daha profesyonel ilişkilerin geliştirilmesidir.
4. NOM YAPISAL MİMARİ VE SÜREÇ TASARIMI
4.1 İşletme Mimarisi
Çözümler hızlı değişen müşteri talepleri
ile uyumlu olarak oluşturulmalıdır. Tedarik zincirleri öngörülemiyen olayların
süreçleri aksatmasını önleyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Firmalar arasında
yeni tekniklerin oluşması ve uygulanması için işbirliği yapılmalıdır.
Bütün bunlar ve diğer faktörler nedeniyle işletmeler bir network mimari etrafında
yeniden yapılanmalıdır. Bu yapılanma şekli işletmelerin hızlı veya yavaş
değişimlere uyum sağlamasını kolaylaştıracak gerekli durumlarda hızla yeniden
yapılanmasına olanak sağlayacaktır.
20 yy. İşletme mimarisi, düşey otoriter
anlayıştan kaynaklanan hiyerarşik-mekanik bürokrasiler şeklindedir. Bu önce
fonksiyonel yapıda oluşmuş, büyüme arttıkça bölümsel ve matris yapılara
dönüşmüştür. 21 yy. işletme yapıları ise değişime uyum gösteren esenk yapılar
gerekmesi nedeniyle yatay demokratik anlayışa dayanan network-organik yapılardır.
Burada taktik ve stratejik kararlar hiyerarşinin tepesinde değil, network üzerinde
dağılmış bir şekilde verilebilir ve yapı bunun gerçekleşebileceği şekilde
oluşturulur.
20 yy. da işletmeler fonksiyonel, bölümsel veya
matris hangi yapıda olurlarsa olsunlar, bir çok kademesi olan bir piramiti
andırmaktadır. Bu piramit bir çok iletmeden oluşan holding şirketler için de
geçerlidir. bu şirketler de piramit olarak yapılanmış ve ana şirket alt şirketlere
bölümlenmiş gibidir. NOM işletme ise farklı bir görünüm verecektir.
Burada sahiplik ve kontrol holding şirketlerden farklı olacaktır. NOM işletmeler
satın alma ve ve birleşmeler ile değil bağımsız işletmelerin bir network yapı
etrafında işbirliği ve koordinasyonu ile gerçekleşecektir. Bu tip işletmeler
birbirlerini yuokedici bir rekabet içinde değil, sinerji yaratan bir işbirliği
anlayışı ile pazarlarını ve güçlerini büyütme stratejisi uygulayacaklardır.
Network yapılarda standart hizmetlerin outsorcing yöntemi ile karşılanması,
işletmeler arasında anlayış ve uygulama yeknesaklığını da sağlayacaktır. Network
yapılar içindeki firmalar hem bu network yapıdan güç alabilecekler, hem de network
yapıya deneyim ve birikimleri ile güç katacaklardır. Burada network yapının
kendisinin ve işleyiş şeklinin firmaların sahip olduğu aktiflerin gücünün çok
ötesinde bir güç kaynağı olduğu söylenebilir. Network yapılar bu tür bilgi,
birikim ve stratejilerin aktarılabilmesi için gerekli olan ortaklaşa çalışma
prosedürlerini yaratacaklardır. Bir firmanın aktiflerinin yeterli olanıyacağı bir
girişim fırsatı network gücü sayesinde yakalanabilecektir.
Bir network mimarisini tasarımlayabilmek için
gerekli olan ana unsur, temel becerilerin (core competencies) belirlenmesidir. Bir temel
beceri aşağıdaki üç özelliğe taşıyan bilgi, teknoloji veya becerilerdir. Bunlar :
- Geniş bir pazar spektrumunun taleplerine cevap
verebilme potansiyeli taşırlar.
- Sunulan ürün ve hizmetlerin sahip olduğu
kalitelerin geliştirilebilmesi için gerekli olan becerileri taşırlar.
- Başka işletmeler tarafından kopya eilebilmeleri
güçtür.
Temel becerilerin önemli bir özelliği, bunlar
farklı ürün ve hizmetler sunabilmek için farklı şekillerde yeniden
birleştirilebilir. Ürün ve hizmet paketleri, temel beceriler ilefarklı kaynak ve
fırsatları birleştirerek daha geliştirlebilir veya çeşitlendirilebilir. Burada temel
becerilerin network yapılar için önemi belirginleşmektedir. Bunlar networkun sinerjisi
arttıracak şekilde, çeşitli şekillerde biraraya getirilecek yapı taşlarını
oluştururlar. Böylece farklı işletmelere dağılmış, sınırlı ve kısıtlı
aktifler, işletmelerin bireysel kapasitelerini aşan projeler için harekete
geçirilebilir.
Bu işbirliği modeli, aksi halde girilebilmesi
olanaksız alanlara kolaylıkla girilebilmesini sağlar. Muhtemelen network yapıların en
önemli özelliği, esenk ve hızlı beceriler ile birleştirildiğinde, pazardaki fırsat
ve tehditlerin uyarılarına hızlı reaksiyon verebilecek şekilde yeniden
yapılanabilmeleridir. Bu özellik, firmalar ürün satmak yerine çözüm sunma
anlayışına geçtiklerinde çok önem kazanmaktadır.
4.2 Üst Düzey iş Süreçeleri
NOM işletmeciliğin gerektirdiği iş süreçleri,
bir üst düzey anlayış çerçevesinde tasarımlanmalıdır. NOM işletmecilik
paradigması, aşağıdaki dokuz üst düzey iş sürecinin gerçekleştirilmesini
gerektirmektedir. Bunların ilk beşi oldukça yaygın ve standart süreçlerdir:
- Strateji geliştirme süreci - pazar
taleplerini işletmenin üretim ve lojistik süreçlerine dönüştürür. Strateji
geliştirme süreci düşünülürse network içindeki her elemanın oynıyacağı bir rol
bulunmaktadır. Böylece süreç hem tepeden aşağı hem de tabandan yukarı
çalışacaktır. Stratejiler ayrıca uyugulama öncesi veya uygulama sırasında
geliştirilebilir. Stratejiler hem küresel hem de yerel düzeylerde geliştirilecektir.
- Yeni ürün yaratma süreci -
İşletme stratejilerini ürün ve hizmetlerin yeniden tasarımına dönüştürür.
Yeni ürün geliştirme sürecinde, değişim, belirsizlik ve önlemsizlik olguları
nedeniyle süreç yeniden düzenlenebilir şekilde tasarımlanmalıdır. Farklı
pazarların taleplerini karşılayabilmek için ürün geliştirme süreci belki de
farklı coğrafyalara, farklı bölümlere ve farklı işletmelere dağıtılmalıdır.
Yeni ürün tasarımının ayrıntıları üzerindeki kararlar bu şekilde gecikebilmesine
karşılık, çözümler hızlı ve etkili bir şekilde etkin bir ürünle
sonuçlanacaktır.
- Sipariş kabul süreçleri -
tasarımları teknik özelliklere, tahminlere ve planlara dönüştürür ve müşteri
siparişlerini üretim planları haline getirir. Sipariş kabul, müşteri tasarım
ve destek ve sipariş karşılama süreçleri ile ilgili olarak, burada müşteri
beklentileri ve istekleri de süreçler ile bütünleştirilmeli sürçler her
müşterinin tam ihtiyacının karşılanacağı şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bu
süreçler muhtemelen küresel departmalara ve diğer işletelere dağıtılacaktır.
- Müşteri tasarım ve destek süreçleri
- Yeni ürün tasarımlarını ve müşteri isteklerini standart ürün ve hizmetler
haline dönüştürür.
- Sipariş karşılama süreci -
Sipariş taleplerini müşteriye sunulan ürün ve hizmetler haline dönüştürür.
Bunlar ek olarak dört yeni süreç verilebilir :
- Müşteri ilşkilerini yönetme süreci
- Müşterilerin gelecekteki istek ve beklentilerini, yeni stratejilere, yeni ürün ve
hizmetlere, özel tasarımlara ve siparişlere dönüştürür.
Müşteri ilişkileri süreci, müşterilerin ilerdeki ihtiyaçlarının ve doğacak
fırsatların yeni stratejilere, yeni ürünlere özel tasarımara ve yeni siparişlere
dönüşmesinde önemli bir rol oynar. Bu yeni süreçler özel bir anlma taşımaktadır.
Bunlar firmaları yürürlükte olan pazar araştırmaları tekniklerinin sınırlarından
kurtarır. Teknolojinin çok hızlı değiştiği ve değişimin sıçramalar olarak
gerçekleştiği , yeni fırsat/tehdit durumları yarattığı ortamlarda,
müşteriler bu değişimleri algılayarak talep şekline dönüştürmekte bazı
güçlükler yaşamaktadır. Burada müşteri ilişkileri süreçleri, müşterileri de
değişime uyarlı hale get,irmekte ve yeni taleplerin oluşmasında önemli roller
üstlenmektedir.
- İşletmeyi dönüştürme süreci -
İş ortamından ve diğer ana iş süreçlerinde gelen bilgileri, yeni işletme süreç
ve becerileri haline dönüştürür.
İşletmeyi dönüştürme süreci, işletmelerin hızlanma ve değişimlere çabuk ve
uygun reaksiyon verme yeteneklerinin geliştirilmesi için önemli bir araçtır. Bu
süreç, işletmenin ekonomik ortamda belirsizliğe ve önlemsizliğe yol açan
değişimin yön ve şiddetine göre yeniden tasarımlanması görevini üstlenecektir. Bu
süreç aynı zamanda diğer süreçlerden gelen inputlara göre yeniden şekillenmesini
gerektiren durumlarda uygun tasarımların oluşmasını sağlayacaktır. Burada
işletmenin temel yapılanmasına yön veren varsayımlarda değişim yapmak özel bir
önem taşımaktadır. Aksi halde sıkı zaman ve kaynak koşulları değişimin istenilen
sonuçları vermesini engellyecektir.
- Ürünleri yeniden-işleme süreci -
Müşterilerden geri alınan ürünleri hammaddeye (recycling) veya yeni ürünlere
(re-manufacturing) dönüştürür.
Ürün geri-alma süreci, ürünlerin tasarımlanmasından sunumuna kadar olan süreçte,
kamuoyunun çevre konusundaki endişelerini ve hgelecekteki çevre mevzuatını dikkate
almayı sağlayacaktır. Bu süreç aynı zamanda müşterilerin değişen beklenti ve
taleplerini ve değişen standartlara uyumu da ürünlere yansıtmayı
gerçekleştirecektir.
- Bilgi yönetimi süreci - İş
ortamından gelen bilgileri ve bütüm süreçlerin yarttığı bilgileri yine süreçler
tarafından kullanılabilecek bilgilere dönüştürür.
Bilgi yönetimi süreci diğer bütün süreçleri kapsamı içinde bulundurur ve
işletmedeki her sürev ve hareketin anlamlı bir şekilde kayda geçmesini
gerçekleştirir. Böylece çok değerli olan stratejik ve operasyonel bilgi, bütün
işletme çevresinde paylaşılmış olacaktır. bu süreç verilerin bilgi, bilgilerin
karar, kararların deneyim haline dönüşmesinde özel bir rol oynayacaktır.
Burada vurgulanması gereken kritik noktalar :
- İş ortamının belirsilik ve önlemsizlik
noktaslrı üzerine yoğunlaşmış çözümler, müşteri ilişkilerini yönetim
sürecinin içine katar;
- İş ortamındaki değişimin, belirsizliğin ve
önlemsizliğin artması esenk ve uyuşkan bir işletme yapısına ihtiyacı arttırır;
- Çevre paradigmasının önemli bir yansıması
ürün yeniden işleme sürecinde gözlenir.
- Bilgi ve verinin bir zenginlik kaynağı olduğu
düşüncesi bilgi yönetimi sürecinin doğmasına yol açar.
4.2.3 Süreç Özellikleri
Bu dokuz ana iş sürecinin hepsini kapsayan genel
bir yaklaşım süreçlerin işleyiş tarzı ile ilgilidir. Bir paradigma döngüsünü
kavramanın önemli bir adımı şimdi mevcut süreçlerin bundan onbeş yıl sonra
şimdikinden oldukça farklı bir görünüm vereceğidir. Burada kavranması gereken
önemli nokta, onbeş yıl sonra şimdi uygulanan süreçlerden oldukça farklı bir
süreç takımının ortaya çıkacağını düşünmemektir. Bazen yeni özellikler
kendileri ile oldukça zıt eskileri ile birlikte yürürlükte olabilir. Bu çelişkiler
organik network yapıların karakteristik ve tipik özellikleridir. Bunları belirlemek ve
çözümlemek gelecekteki işletem uygulamalarının önemli bir sorunu olacaktır.
Burada süreçlerin bileşimi üzerine birkaç şey
söylemek uygun olacaktır. Bu süreçlerin lineer ve kademeli uyugulanacağı düşünmek
doğru değildir. Bunlar birbirini destekleyen ve geri besleme ilişkisi içinde
şebekeler halinde gerçekleşecektir. Böylece süreçlerede ardışık ve kademeli bir
yapı değil, sinerji yaratan bir network yapısı gözlenecektir.
5. UYGULAMA SÜRECİ
NOM yöntemi işletmecilikten beklediğimiz
faydalar, bunun retorik, varsayım, genelleştirme, parlak sözcük ve kuramsallık gibi
ideoloji denebilecek kalıplardan bağımsız olma potansiyelidir. İşletmecilik sürekli
değişen karmaşık bir sosyoteknik evrende gerçekleştirilmektedir ve iyi işletmecilik
bu karmaşık evrende gelişme ve büyümeyi sağlayabilmektir.
NOM, işletmeyi gelişme ve büyüme kapasite ve
potasnsiyellerine sahip bir canlı organizma olarak öngörmekte ve bu organik yapıya
uygun gelişme ve büyüme tekniklerini araştırmaktadır.
The utility of a NGE model lies in its potential to
move beyond rhetoric, generalizations, buzzwords and theory towards realization. Burada
işletme ve çevresi konusunda temel tanım ve kavramlardan yola çıkıldığı için
sağlıklı ve başarılı olmayan hiç bir yaklaşım gündemde kalamıyacaktır.
örgüt, yapı, ürün, hizmet, yönetim, Roma İmparatorluğu döneminde de Galaksi
İmparatorluğu döneminde de değişmeden kalacak ontolojik kavramlardır. Çelik yerine
Lazer kılıçlar, kalyon yerine uzay gemileri kullansanız da savaş savaş, ölüm
ölümdür.
süreç tabanlı organik yapı günümüz etkin
işletmelerinin mekanik süreç yapılarından ve süreçlerinde dramatik şekilde
farketmektedir. Burada süreç, örgütsel fonksiyonel uygulamaları değil, örgütsel
yapı süreçlerin fonksiyonel uygulaması olarak düşünülmektedir. Temel süreçler
belirlendikten sonra, buna dayanan bir sibernetik örgüt yapısı tasarlamak ve kuruluşu
bu modele dönüştürmek sadece küçük bir adım olacaktır.
NOM işletmeye geçiş süreci, aynı zamanda
stratejik önceliklerin de belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Stratejik düzeyde
işletmeler, üç temel faktöre dayanan stratejiler geliştirme durumundadır.
- Bir özgün niş üretim stratejisi; bununla dünyada
gerçekleşen farklılaşmaya karşı (pazardaki farklılaşmadan daha fazla bir şey)
uyugn ve zamanında reaksiyon verebilmeyi öngörür.
- Bir bilgi yönetimi stratejisi; Bilginin rekabetçi
avantajlar için sistematik olarak üretilmesi, kayıt edilmesi, dönüştürülmesdi ve
geliştirilmesi süreçlerini kapsar.
- Bir esenek işletme stratejisi; İşletmenin fırsat
ve tehditlere zamanında ve etkin cevap verebilmesi için yapısında bulunması gereken
esneklikleri kapsar.
Bu stratejilerin bir üst düzey işletme süreci
anlayışı ile kombine edilmesi, aynı zamanda bu stratejilerin gereği olarak diğer
süreçlerin de tasarımlanması ve koordine edilmesini kolaylaştırır. Bunu başartmak
için gerkeli olan işletmeyi düşey-hiyerarşik fonksiyonlar olarak değil, yatay
organik süreçler olarak algılamaktır. Stratejiler bu süreçlerin nasıl bir network
yapısı ve ilişkileri çerçevesinde organize edileceğini tayin edecektir. |