| KALİTE
TARİHİ GENEL OLARAK
19. yüzyılda Endüstri Devrimi
öncesinde üretim ustaların elindeydi. Ustalar hem eğitim hem de kalitenin
kontrolünden sorumluydu. Endüstri Devrimi gerçekleştikten sonra el emeği yerini çok
daha hızlı,ucuza üreten makinelere bıraktı. Önceleri makinaların çalışmasında
ustalardan yararlanıldı. Ustabaşılar üretimden sorumlu olurken, yavaş yavaş kalite
kontrol bölümleri oluşmaya başlamıştı. Fakat bu yıllardaki teknolojik gelişme
kalitenin gelişmesine yardımcı olamadı. Ayrıca yüzyılın başında h: FORD un
otomobil üretimine uyguladığı yürüyen bantlara dayalı seri üretim, kalitenin
üretim süreci sırasında kontrol edilebilmesine fazla olanak sağlamıyordu.
1920'li yılların başında, kalite
olgusunun farkına varan şirketler çözümü bağımsız muayene bölümleri
oluşturmakta bulmuşlardı. Hedef yine aynıydı:
"Kalitesiz ürünün veya
hizmetin tüketiciye ulaşmasını engellemek "
Düşük kalitenin sebeplerini
araştırmak yerine bedeli ne olursa olsun üretim hattının sonuyla, ürünün
fabrikadan çıkışı arasındaki alanda kalitesiz ürünü tespit edip, ayırmayı
yeğlemişlerdi. Bunun maliyeti ise çok yüksekti. 2. Dünya Savaşı yıllarında
üretimin daha çok savaş malzemelerine kaydırılması ve bu malzemelerin çoğu zaman
karmaşık ve narin yapıda olmaları kalite ihtiyacını daha da belirginleştirdi.
Özellikle o güne kadar tecrübeye dayanan kalite kontrol konusunda, belirli
standartların oluşturulması zorunluluğu önem kazandı.
İstatistiksel yöntemlerin üretimde
kullanımı bu yıllarda ilgi görmeye başlamıştır. Yine bu yıllarda oluşturulan
kalite sistemi standartları günümüzde uygulanan ISO 9000 standartlarının temelini
oluşturmaktadır . Bütün bunların konusu olan "Kalite"
kavramının bir "mükemmelik ölçüsü" yansıtmadığını
sadece ürünün "tasarım gereklerine uygun" olarak
üretilebildiğini yansıttığını vurgulamamaız gerekmektedir.
JAPONYA
Japonya savaş sonrasına çok
güç durumda idi. Haberleşme sisteminin çok kötü durumda olduğunu gören Amerikan
İşgal Kuvvetleri Komutanlığı, Japonlara; Amerika dan kalite uzmanlarını getirerek
yardım almalarını önermiştir. Böylece bu uzmanlar, kendi toplumlarında fazla itibar
görmeyen görüşlerini Japonlara aktarma fırsatı bulmuşlardır. Uzmanların 1950'li
yıllarda Toplam Kalite Kontrol yada Yönetimi adını
verdiği bu görüşler, Japonlarca benimsenmiş ve geliştirilmiştir. Bu uzmanlardan Edwards
Deming, 1949 yılında Japonya'ya gitmiş ve yüzlerce kalite semineri
vermiştir. Deming bu seminerlerin telif haklarını " Japon Mühendis ve
Bilim Adamları Derneği (JUSE) " ne bağışlamıştır. JUSE'de
seminerlerden elde ettiği gelirle bu uzmanın onuruna " Deming Kalite
Ödülünü " vermeye başlamıştır. 1951 yılından itibaren Toplam
Kalite Yönetimi alanında başarılı olmuş şirketlere verilmeye başlanan "Deming
Kalite Ödülü" tüm dünyada verilen Kalite ödülleri içinde en
önemlisidir.
Japonya'ya giden diğer kalite uzmanları
arasında ünleri tüm dünyaya yayılmış olan Dr. Juran ve Dr. Feigenbaum da
bulunmaktadır. Dr. Juran seminerlerinde kalitenin, " Yönetimin Sorumluluğu
" olduğunu vurgulayarak, " Kalite " nin herhangi
bir departmana delege edilemeyecek kadar hayati ve temel bir faktör olduğunu
söylemekteydi. Kalite politikası, felsefesi ve hedefleri tepe yönetimince
belirlenmeliydi. Dr. Feigenbaum ise ilk olarak Toplam Kalite Kontrol kavramını
literatüre soktu .. Feigenbaum'a göre tüm fonksiyonlar (üretim, satış, tedarik,
tasarım, servis...) kaliteyi etkilemekteydi.
1962 yılmda Ishikava, kalite
gelişiminin ancak tüm çalışanların katılımıyla sağlanabileceğini görmüş ve
Kalite Çemberleri kavramını getirmiştir. Kalite gelişiminin bireysel değil grup
vasıtasıyla yapılabileceğini görmüştür. Japonlar hızla dünya ticaretinde yer
alınışlar; 1960'lı yıllarda optik, 70'li yıllarda elektronik, 80'li yıllarda
otomotiv sektöründe dünya liderliğini taklit ederek başlayan uzun vadeli ekonomik
yapılanma, zamanla tüm ülkede gerçekleştirilen kalite eğitimleriyle yerini
müşteriye odaklanmış, işgücü verimliliğini sağlamış, tamamen rekabetçi bir
ekonomiye bırakmıştır.
AMERİKA
1946'da savaştan galip çıkan Amerika
hızla günlük yaşam için gerekli ürünlerin üretimine geçmiştir. Fakat 4 yılı
aktif olarak geçirilen, 6 yıllık savaş döneminde üretimin büyük bölümü savaş
ihtiyaçlarına kaydırıldığından, savaşın bitimiyle beraber gerçekle yüzyüze
gelinmiştir: "ARZ AÇIĞI " . Bu kurulmak istenen kalite anlayışını
yıkmış, kalite arka plana itilmiş ve daha büyük miktarlarda üretim
amaçlanmıştır. Dünya endüstri tarihinde Kütle Üretimi ve Kütle Tüketimi devri
olarak nitelenen I950 ve 60'lı yılların sebebi de budur.
Japonyadaki gelişmelerin farkına ancak
80'li yılların başında varan Batı ülkeleri, Japon mucizesinin sebeplerini
araştırmaya başladılar. Amerikan firmaları, Japon Kalite Rönesans’ının
büyüsünün, prensiplerde ve uygulamada ilk önce Birleşik Devletlerde,
keşfedildiğini ve kullanıldığını anladılar. Örneğin 2. Dünya Savaşında
Amerikan malzeme firmalarında kullanılan İstatistiksel Kalite Kontrol, Edward Deming ve
Dr. Juran tarafindan 1950'lerin başında Japonya'da uygulanmaya başlamıştı.Ve
birdenbire Amerikan endüstrisinin büyük firmalar geç olmasına rağmen bu fikirleri
uygulamaya başladılar. Sürekli Geliştirmenin önemini en çabuk farkeden Ford ve
General Motors, Deming felsefesini Şirket bünyelerine adapte ederek sürekli
iyileştirmeyi benimseyince, ABD'de kalite konusunda değişim başladı; Kalite
Zorunluluğu kavramı gelişti ve tüm Amerika'ya yayıldı.l988'de Malcolm
Baldridge Kalite Ödülü, Toplam Kalite Yönetimi konusunda
başanlı olmuş firmalara verilmeye başlandı.
AVRUPA
Japonların elde ettikleri
başarılar, Avrupa Topluluğu ülkelerini kendi kalite standartlarını kurmaya zorladı.
Bu nedenle, 1979 yılında, ABD dahil olmak üzere çeşitli ulusların temsilcileri ile
Uluslararası Standartlar Organizasyonu'ndan (ISO) bir grup bir araya gelerek,
birbirleriyle çatışan bu standartlar dizisini düzenlemeye başladılar.
Bu komitenin görevi, bütün firmalar
için geniş kapsamlı kalite standartlarını tanımlamaktı. Bu standartlar ne çok az
sayıda firmanın elde edebileceği şekilde çok katı, ne de herhangi bir firmanın
kolaylıkla geçebileceği kadar kolay olmalıydı. Böylece ISO 9000 serisi geçerlilik
kazandı ve tüm Avrupa ülkelerine bir hızla yayıldı. Bu standartlar, hem Kalite
Kontrol, hem de kalite güvencesinin anahtar elemanlarını içine alması ve değişik
işletme ve ürünleri kapsayacak şekilde esnek olması bakımımdan son derece dikkat
çekicidir.
Avrupa'da kalite alanında yapılan
çalışmalar yalnızca bununla kalmamış, 1988 yılında Avrupa Kalite Yönetimi
Vakfı (EFQM) kurularak, 1991 yılından itibaren Avrupa Kalite Ödülü
verilmeye başlanmıştır. Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen bu ödülü
kazananlar, iş mükemmelliği sağlamada Avrupa'da sn başarılı kuruluşlar içinde yer
almaktadırlar. 1992 yılından itibaren verilen Avrupa Kalite Ödülü'nü 1997 yılına
kadar kazanan kuruluşlar ise şöyledir;
1992 Rank Xerox Limited
1993 Milliken European Division
1994 Design To Distrubition
Limited
1995 Texas Instruments, Europe
1996 BRİSA
1997 SGS-Thomson
1997 yılma kadar sadece büyük
ölçekli firmalar kategorisinde verilen ödül, 1997 yılından itibaren KOBİ'lere de
verilmeye başlanmış ve bu kategorinin ilk ödülünü Türk-Belçika ortaklığı olan
BEKSA almıştır.
Toplam 650 civarında üyesi bulunan
EFQM'in üyeleri arasında l6 adet banka bulunmaktadır. EFQM'in üyeleri arasında 15
adet Türk firması bulunmaktadır. Bu firmaların adlan aşağıdaki gibidir:
1. Türkiye Garanti
Bankası A.Ş.
2. Arçelik A. Ş.
3. Ata Menkul Değerler A.Ş.
4. BEKSA Çelik Kord San.Tic.A.Ş.
5. BRİSA
6. Eczacıbaşı Holding
7. FMC Nurol, Savunma San.A.Ş.
8. IDEA A.Ş.
9. İpek Kağıt San.Tic.A.Ş.
10. KORDSA
11.Nestle Turkey
12. NETAŞ Northern Elektrik Telekominikasyon A.Ş.
13. Simko Tic.San.A.Ş.
14. Türk Siemens Kablo ve EIk.A.Ş.
15. TEE-Türk Elektrik Endüstrisi
TÜRKİYE
Türkiye ise I980'lerin ikinci
yarısından sonra kalite kavramıyla tanışmıştır. Uluslararası Standartlar
Örgütü (ISO)'nün 1987'de yayınlanmış olduğu ISO 9000 kalite standartlarının tüm
dünyaya yayılması ve Avrupa Birliği ülkelerinin bu standartları uygulayan
firmaların ürünlerini tercih etmesiyle beraber, bilinçli bir şekilde olmasa da,
Türkiye'de de bu konuya yönelik faaliyetler yer almaya başlamıştır.
Türkiye'deki tüm bu gelişmelerin bir
sonucu olarak, 1991 yılında Kal Der-Kalite Demeği kurulmuş, 1993 yılında da TÜSİAD
ve Kal Der'in beraber düzenlediği TÜSİAD-Kal Der Kalite Ödülü, Toplam Kalite
Yönetimi alanında başarı göstermiş firmalara verilmeye başlamıştır. 1993
yılından itibaren düzenlenen bu Ödül'ü sırasıyla kazanan firmalar ise şöyledir:
1993 BRİSA Bridgestone Sabancı:
Lastik Sanayi A.Ş.
1994 TE~ Tusaş Motor Sanayii
1995 NETAŞ Northern Electric
Telekomünikasyon A.Ş.
1996 KORDSA
1997 ARÇELİK
TÜSİAD-Kal Der Kalite Ödülü ile
beraber, dünya üzerinde düzenlenmekte olan tüm kalite ödüllerinin ortak amaçlan ise
şöyledir:
-Kalite bilincinin
arttırılması ve yaygınlaştırılması
-Kuruluşların kaliteye yönelik çabalarının özendirilmesi
-Başarılı kalite stratejilerinin tüm ülke yararına sunulması.
KALİTE GÜVENCE SİSTEMLERİ
Kalite güvencesi sistemi,
kalite yönetiminin uygulanması için gerekli olan teşkilat, sorumluluklar,
prosedürler, prosesler ve imkanlar olarak tanımlanmaktadır. Kalite yöntemiyle çok
yakından ilgili olan bazı bazı kalite terimleride vardır.
Kalite Yönetimi;
yönetimin kalite politikasını tespit etmesi ve uygulamasıdır. Kalite yönetimi
staratejik planlama, kaynakların tahsisi, kalite planlaması, işletilmesi ve
desteklenmesi gibi faliyetleride kapsamaktadır.Burada sözü edilen kalite politikası
ise üst yönetim tarafından kuruluşun kalite hedeflerinin belirlenmesidir.
Kalite Kontrol; kalite
ile ilgili taleplerin gerçekleştirilmesi için kullanılan uygulama teknikleri ve
faliyetlerdir. Kalite kontrol ekonomik etkinliğinin sağlanabilmesi için kalite
halkasının farklı aşamalarındaki işlemlerin gözlenebilmesi ve yetersizliği yol
açan nedenlerin ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan işlemler ve uygulama
tekniklerini kapsamaktadır.
Kalite Halkası ile herhangi bir ürün
veya hizmet kalitesini etkileyen ihtiyaçların belirlenmesinden bunların yerine
getirilip götürülmesinin araştırılmasına kadar geçen safhaları kapsayan
birbirlerine bağımlı faaliyetlerdir.
Kalite Güvencesi;
ürün veya hizmetlerin kalite için belirlenen istekleri karşılamak amacıyla yeterli
güveni sağlaması için gereken planlı sistematik faaliyetlerin tümüdür.
Kuruluş içi kalite güvencesi istenilen
kaliteye ulaşılması için kuruluş yönetimine güvence sağlamayı amaçlayan
faaliyetler olup kalite güvencesinin tam olarak sağlanabilmesinin yönetimin yapılacak
işin ayrıntılı analizini isteklerin belirlenmesini uygun personelin seçimini ve
eğitimini uygun ekipman kullanımını yapılacak işe uygun çevre şartlarının
oluşturulması ve işi yapaçak kişilerin sorumluluklarının belirlenmesi gibi temel
hususları kapsayan çalışmalar zinciridir.
Kuruluş dışı kalite güvençesi
kalite sisteminin alıcının belirlediği kalite taleplerine göre ürün veya hizmet
sağladığı hususunda satıcının alıcıya güven vermeyi amaçlayan faaliyetleridir.
KALİTE SİSTEM STANDARTLARININ
HAZIRLANMASI
Son yıllarda tüketicinin
güvenilirlik ve maliyet değerleri hakkında giderek bilinçlenmesi temin ettiği malzeme
ve hizmetlerin yüksek kaliteli olması hususunda gösterdiği özen ve ticarette giderek
önem kazanan rekabet yöneticilerin dikkatini kalite konusu üzerinde
yoğunlaştırmıştır.Konunun önemine paralel olarak birçok ülke milli kalite sistem
standartları geliştirmiş durumdadır.
Kalitenin bu şekilde odak noktası
haline gelmesinden hareketle Milletlerarası Standardizasyon Teşkilatı tarafırdan uzun
süren çalışmalar neticesinde ve üye ülkelerin milli kalite sistemi standartı
çerçevesindeki tecrübelerinin derlenmesi suretiyle ISO 9000 Milletlerarası Standart
Serisi olarak bilinen standart hazırlanmıştır.
ISO 9000 KALİTE GÜVENCESİ
STANDARTLARI
1980'lerin sonlarında ülkeler
bir Avrupa Birliği’ nin (EC) oluşumuna hazırlanmaya başladılar. Planın bir
parçası Avrupa Topluluğunu oluşturan 12 Avrupa ülkesi -Belçika, Danimarka, Almanya ,
Fransa, Yunanistan, Lüksenburg, Hollanda,Portekiz,İspanya ve İngiltere- arasındaki
engellerin kaldırılmasından oluşuyordu. 1992,sonlarında bunlar dünyanın tek en
büyük serbest pazarını oluşturma durumuna geldiler. Bu pazar 350 milyondan fazla
tüketiciyi kapsamakta idi. Tek pazar kavramını desteklemek için AB , ISO 9000 Serisi
standartlarını kendi standartlar kuruluşu CEN aracılığı ile AB mevzuatı içine
dahil ederek, birlikte iş yapma durumunda olan bütün dünya kuruluşları için zorunlu
kalite güvencesi standartları haline getirdi. Bu standartlar ISO protokollarına uygun
olarak beş yılda bir revize edilerek günlük gelişmelre uyarlı hale getirilmektedir.
ISO 9000 gerçekte, başlangıçta 1987
yılında ISO tarafından yayınlanmış olan beş ayrı kalite standardının
birleştirici çerçevesini oluşturmaktadır. Bu standartların bir çok ülkede
eşdeğerleri olmasına rağmen, ISO 9000 en çok kullanılan kalite güvencesi
sembolüdür.
ISO 9001: ürünün
geliştirilmesi ve tasarımlarından , üretim, ürünün kurulup çalıştırılması ve
servis işletmelerine kadar imalatın tüm hususları ile ilgili firmalar için kalite
güvencesi standartıdır. Standart büyüklüğe değil fonksiyona dayanır. ISO 9001
oniki maddeden oluşmaktadır.
ISO 9002: Bir ürünün
üretimi ve kurulması ile ilgilenen ve özellikle uzun tek bir prosesi veya çok sayıda
prosesi olan firmaların Kalite Güvencesi standartıdır. ISO 9002 onsekiz madde içinde
açıklanmaktadır.
ISO 9003: Nispeten basit ve
düzgün bir imalatı olan veya müşterilerine üretim sürecine ilişkin Kalite
güvencesi vermek isteyen firmalar için sadece test aşamalarını içeren bir kalite
güvencesi standardıdır. Bu standart ürün testi yapan tesisleri olan firmalar için
uygun olabilir. Standart on iki madde de açıklanmıştır.
ISO 9004: Bu standart
yukarıdaki üç standarttan “standardın istediği hususları kontrol eden bir liste
olarak sunulmaması bakımından farklıdır. Daha çok ISO 9000 başvurusunda temel
olması gereken kalite yönetim felsefesi ve politikaları için rehberlik yapacak olan
hususları açık bir şekilde ifade eder. ISO 9004 hataları önleme müşteriye yönelme
maliyet hususları proses kontrol belgeleme, satınalma, istatiksel araçların (kontrol
şemaları) kullanılması, eğitim ve hatta çalışanların motivasyonu gibi temel
kalite kavramları üzerine yoğunlaşmıştır. Bu standart 9001 9002 veya 9003 ‘e
başvuran herkes tarafından okunmalı anlaşılmalı ve uygulanmalıdır.
ISO 9005: Kalite
Tanımlamaları
ISO 9000 programı altında bir firma
kalite sistemi dökümentasyonunu ve uygulamalarını, bağımsız akredite bir denetim
firmasına denetletir. Şayet bu sistemler ilgili ISO 9000 standardının gereklerine
uyuyorsa kayıtçı firmaya kalite belgesi verir ve firma ISO 9000 tedarikçi gereklerini
karşılayabildiği konusunda kayda geçer. Denetleyici firma, tedarikçiyi denetlemeyi
sürdürür ve her üç veya dört yılda bir yeniden değerlendirmede bulunur. Bir çok
durumda kalite sistemi belgelenmesi belirli bir ürün veya hizmet sertifikasının ön
şartıdır. Başlangıç noktası firmanın sürmekte olan kalite geliştirme projesidir.
Aynı zamanda bir tedarikçinin tasarım veya üretim süreçlerinde yüklendiği rol o
nun hangi standardı uygulayacağının belirlenmesinde rol oynar.
MİLLETLERARASI KALİTE UYGULAMALARI
Kalite sistemleri milletlerarası
standart serisi sözleşmeli veya sözleşmesiz olmak üzere 2 ayrı durumda kullanılmak
amacıyla hazırlanmıştır.
Her iki durumda da temel olan temel olan
husus kuruluşun istenilen ürün kalitesinin uygun maliyette gerçekleşmesini
sağlayacak kalite sistemini yerleştirmesi ve bunu devem ettirmesi suretiyle kendi
rakiplerini güçlendirmesidir. Sözleşmeli durumlarda ise alıcı kendi talepleri ile
ilgili olarak tedarikçinin ürün veya hizmet üretimindeki istikrar yeteneğini
etkileyen kalite sisteminin belirli elemanları ile ilgilenir ve sözleşmeye arzu ettiği
kalite sistemi elemanlarını dahil ettirir.
Bir tedarikçi genellikle hem
sözleşmeli hemde sözleşmesiz durumun uygulayıcısıdır. Malzemelerin bir kısmı
kalite güvencesi taleplerini ihtiva eden bir sözleşme olmadan piyasada mevcut
malzemeler arasından temin edilebildiği gibi bir kısmı da kalite güvencesi
taleplerini ihtiva eden bir sözleşme ile satın alınabilir. Aynı kuruluş elindeki
ürünlerin bir kısmını sözleşmeli bir kısmını da sözleşmesiz olarak satabilir.
ISO 9000 SERİSİ
STANDARTLARININ SEÇİMİ
ISO 9000 “Kalite
Yönetim ve Kalite Güvencesi Standartları” nın seçimi ve kullanımı için
bir rehberdir. Ayrıca ISO 9000 serisi hem sözleşmeli hem de sözleşmesiz durumlarda
yol göstericidir. Bazı kalite kavramlarını verir, oralardaki ilişkileri ve
farklılıkları açığa kavuşturur; ve bu standartları kullanıcının kendi
durumlarına uygulamalarına ve seçmelerine yardım ederek yol gösterir. ISO 9000
açıkça “Uluslararası standartların bu serisinin amacının organizasyonlar
tarafından uygulanan kalite sistemlerini standartlaştırmak olmadığını ifade
eder.” Başka bir deyişle kalite sistemleri ve kalite yönetimi firmadan firmaya
değişecektir. Denetçiler bir firmanın sisteminin veya kalite el kitabının başka bir
firmayla aynı olmasını beklemezler.
ISO 9000 serisi standartlara kayıt olmak
nihai kalite performansı garantisini sağlar mı? Hayır. Daha önce belirtildiği gibi
bu standartlar ürün ve hizmetlerin kalitesini değil, fakat uygun kalite plan, program,
dökümentasyon ve prosedürlerin varlığını garantilemektedir. ISO 9000 serisine
kaydolmadan da işletmeler kendi daha gelişmiş kalite güvencesi sistemlerini. Sürekli
gelişme konusunda ciddi ve tutarlı olan tedarikçiler kalitenin daha da gelişmesi için
çalışmalarını sürdüreceklerdir. Bazı firmalar tedarikçi sertifikasyonuna ve ISO
9000 belgelenmesine müşterileri ile iyi iş ilişkilerini kurma ve sürdürmede bir
araç gözü ile bakmaktadır.
ISO 9000 NEDEN GEREKLİ?
İşletmelerin sertifika için
başvurmalarının üç temel nedeni vardır.
Bunlardan ilki, bazı işletmelerin
kalite güvence sistemi oluşturmanın yararlarına ulaşmış olmalarıdır. Bu firmalar
kurdukları sistemin işlerliğini belgelendirme kuruluşlarına başvurarak teyit
ettirmekte ve aldıkları belgeleri bir rekabet aracı olarak kullanmaktadırlar.
İkinci neden , bazı işletmelerin iş
yaptıkları , ya da bağlı bulundukları firmalar tarafından ISO 9000'e uygunluk
belgesi almaya zorlanmalarıdır.
Son olarak bazı ürünler için
ürünün kalite standartlarına uygunluğunu ispatlamanın yolu o ürünü imal eden
şirketin ISO 9000 standardına uygunluğunu ispat etmekten geçmektedir.
Ömeğin ; Avrupa Topluluğu Konseyi'nin
direktifleri ile , oyuncaklar , tıbbi gereç ve protezler gibi bir dizi ürünün Avrupa
Pazarı'na girişi , bu ürünleri imal eden firmaların kalite sistemlerinin belli bir
standarda uygunluğu şartına bağlanmıştır. Bugünün global pazarında rekabet
edebilen bir kuruluş olarak kalabilmenin yolu, kalite/fiyat denkleminde ağırlığın
kalite yönünde kaydırılması ile mümkün olmaktadır. Günümüz toplumu ucuz, bol
fakat kaliteden yana fakir ürünlere doymuştur. İşte ISO 9000 bu noktada devreye
girmekte ve kuruluşlara toplam kalitenin iyileştirilmesi amacına dönük yol
göstermektedir. ISO 9000 standartları , satın alınan malın her defasında aynı
teknik özelliklere ve kaliteye sahip olacağına dair tüketiciye garanti verir.
Kontrollü üretim nedeni ile
siparişlerin söz verilen yer ve zamanda teslimini mümkün kılar. ISO 9000 sistemi ,
müşterilerden gelen taleplerin tüm detaylan ile anlaşıldığı , kayıt edildiği ve
karşılandığı bir sistem geliştirmeyi önermektedir. Böyle bir sistemde, müşteri
şikayetleri ve geri çevrilen ürünler bekletilmeden , sistematik ve tam olarak
incelenir , gerekli tedbirler süratle alınır.
ISO 9000 AVANTAJ VE
DEZAVANTAJLARI
1970'li yıllardan başlayarak
hız kazanan kitlesel üretim, üretimin tüketimden daha fazla olmasına yol
açmıştır. Ulaşım ve iletişim teknolojisinin gelişmesi ile dünyamız
küçülmüş, pazar küreselleşmiştir. Arzın talebin önüne geçmesi ile,
tüketicinin seçim şansı artmıştır. Pazarda kalite ve fiyat,alımda karar
belirleyici faktör olmuştur. Bu bilinç içinde batı toplumu, kaliteyi üreten ve
güvencesini veren kuruluşlarla işbirliği içinde olmayı ön plana çıkartmıştır.
Düşüncenin temelinde, kalite iyileştikçe maliyetlerin de azalacağı varsayımı
yatmaktadır.
ISO 9000 serisi standartların
yararlarını ele aldığımızda şöyle birer tablo karşımıza çıkmaktadır.
Alıcı ile satıcı arasında Kalite
Yönetimi ve Sistemleri konusunda ortak bir lisan oluşmakta ve sistemli bir temelin
varlığı anlaşılmaktadır. Alıcılar,ISO-9000 serisi belgeye sahip bir kuruluşa
denetleme yapma gereğini gözden geçirmekte, gerekli gördüklerinde ise sadece
kendileri açısından aynı önemi olan veya ISO-9000'in dışına kalan noktalara
konsantre olmaktadır. Böylelikle,gerek alıcı gerekse tedarikçi açısından zaman ve
para kaybı minimuma indirilmektedir. Tedarikçinin ISO-9000 serisi standartlarına uyum
belgesine sahip olması alıcıya belli bir güvence vermektedir. Bu güvence
ise,tedarikçiye rakiplerine karşı bir üstünlük sağlamaktadır.
Dezavantajlarına gelince;ISO-9000 serisi
standartlar bir ürün veya hizmet grubuna yönelik olarak hazırlanmadığı için genel
amaçlı standartlardır. Kalite Yönetimi ve Sistemleri konusunda da katı kalıplara
sokmaktan ziyade asgari ihtiyaçları hedef almaktadır. Sistemlerin doğruluğu ve
etkinliği gözönünde bulundurulmamakta, uygulamalarda ise standartlara uygunluk yeterli
görülmektedir. Üçüncü parti kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen
denetlemelerin alıcı açısından amaca uygunluğu,yeterliliği,zaman zaman
belgelendiren kuruluşun ve belgenin güvenilirlilik derecesi tartışma konusu olmaktan
kurtulamamaktadır. Çağdaş yönetim tarzı olan TKK gözlüğü ile ISO-9000 serisi
standartlar ele alındığında,kuruluşta, "müşteri ihtiyaçlarına tam
uyum"u hedefleyen bir Kalite Yönetimi ve Sistemlerinin kurulmuş,tüm
çalışanlar tarafından özümsenmiş ve uygulanıyor olacağı düşünülmektedir.
ISO 9000 YETER Mİ ?
ISO 9000 belgelendirme sürecinde
belgenin alınmasından sonra yapılabilecek en önemli yanlışlık sürecin sona
erdiğini düşünmektir. Kutlamalar kabul edildikten sonra üst yönetim kuruluşun
kalite güvencesi sistem belgesi alınmasını sağlayan özelliklerini nasıl
geliştireceğeni planlamaya başlamalıdır. Çünkü ISO 9000 uygulama süreci belgenin
alınmaya hak kazanılması ile sona ermez, süreklilik arz eder ve kalite yönetim
sistemi ve işletmelerin gelişme sürecine paralel bir şekilde sürdürmesi gerekir.
“ISO 9000 belgesi yeter mi?” sorusu
bu yolda bir hayli zaman para ve emek harcandıktan sonra belge almış olan kuruluş
tarafından hayal kırıklığı ve şaşkınlıkla karşılanabilir.Bu sorunun yanıtı
ise “HAYIR” dır.
Tedarikçi kuruluşun kalite güvencesi
sistemi ve buna ilişkin yeterliliği ile ilgili olan ISO 9000 standartları belirli
aralıklarla revize edilerek gelişen ihtiyaçlara ve pazardaki müşterinin değişen
ihtiyaçlara daha çok cevap verilmeye çalışılmasıdır. Öte yandan belgelendirme
mevzuatı da alınan bu belgenin periyodik olarak revizyonunu öngörmektedir.
Bu nedenden ötürü belgenin alınmaya
hak kazanılmasını izleyen aşamalarda kuruluşlar bu belgeyi kendilerine kazandıran
şartlarla yetinmeyip bir gelişme programı çerçevesinde kendilerine yeni ve daha ileri
hedefler belirleyerek çalışmalarını sürdürmelidirler.
TOPLAM KALİTE KONTROLU ve
KALİTE GÜVENCESİ SİSTEMİ
İçinde bulunduğumuz 1990'lı yıllar
ise Avrupa'nın tek pazar halinde bütünleşme çabalarını,dünya çapında rekabetin
şiddetlenmesini,dünya pazarlarında yeni sanayileşmekte olan ülkelerin hızla
katılması,çevre bilincinin artması,tüketici bilinçlenmesi,kıt kaynakların daha
verimli ve etkin kullanılması gereksinimi işletmelerde yeni yönetim anlayışı
arayışlarını da gündeme getirmiştir. Ayrıca bu arayışlar ulusal sınırlan da
aşarak uluslararası kıtalar arası boyutlar kazanarak kısa sürede global bir
yaklaşıma dönüşmüştür.
Toplam Kalite Kontrol kavramı Dr.Armand
V.Feigenbaum tarafından ortaya atıldı. Feigenbaum `a göre toplam kalite kontrol: "Bir
organizasyondaki değişik grupların kalite geliştirmeye ,kaliteyi koruma ve kalite
iyileştirme çabalarını müşteri tatminini de gözönünde tutarak üretim ve hizmeti
ne ekonomik düzeyde gerçekleştirebilmek için birleştiren etkili bir sistem" olarak
tanımlanabilir.
Toplam kalite kontrol;pazarlama
bölümlerinin katılımını sağlamak gerektirir. Bir şirkete,herkesin görevi olan
kalitenin, hiç kimsenin görevi olmama haline dönüşebileceğinden korkan Feigenbaum
,toplam kalite kontrol,tek uzmanlık ürün kalitesi ve tek çalışma alam kalite kontrol
işleri olan iyi örgütlenmiş bir yönetim işleviyle desteklenip işleyecek hale
getirilmelidir fikrini ileri sürdü.
Toplam kalite kontrol
düşüncesi,önleme mantığına dayalı, prosesler üzerine hakimiyeti öngören bir
kalite anlayışıdır.
Müşteri gereksinimlerinden,doğru
olarak tespitinden,hatasız ve eksiksiz ürün tasarımından , girdi satın alınan
tedarikçilerden,firma dahilindeki tüm faaliyetlere,buradan bu dağıtım kanallarına
kadar uzanan prosesler dizisi Toplam Kalite' nin ilgi alanı içindedir. Bütün bu proses
içerisinde derhal kullanılması gerekmeyen malların stoğu, hatalı ürünler
,makinelerin boş kalması ya da ayarların uzun sürmesi ,gereğinden fazla pahalı
teçhizat yatırımları,kadro fazlalıkları, gereğinden daha nitelikli ve pahalı
personel tahsisi , sevkiyatlardaki gereksiz gecikme ve hatalar pek çok gereksiz ve
masraflı durum Toplu Kalite Sisteminin geliştirme hedefleri arasındadır.
Toplam Kalite Kontrol anlayışına
dayanan bir Kalite Güvencesi Sistemi, bu işletmede her işin bir defada ve hatasız
olarak(sıfir hata ile) yapılması ve müşterinin %100 tatmin edilmesiniamçlamaktadır.
Toplam Kalite Kontrol sıfır hata ilkesini temel aldığı için hammadde aşamasında
başlayan işletmeye girdi sağlayan yan sanayileri de kapsamına alan ve müşteri
şikayetleri ile birlikte satış sonrası hizmetleri de içeren bir süreç
niteliğindedir.
Kalite Güvencesi Sistemleri yönetiminin
kaliteden sorumluluğu olarak da görülebilir. Toplam Kalite Kontrol un gerçekleşmesi
için yan sanayiciler ve dağıtım sistemleri dahil olmak üzere bir şirketteki bütün
bölümlerdeki her bir elemanın kalite kontrolü öğrenmesi, uygulanması ve
çalışmalara katılması gerekir.
Toplam Kalite Kontrol entegre bir kontrol
sistemidir. Pazar araştırması ile başlar son ürünün müşteri tarafından
kullanımı ile son bulur Kaliteli ürün ve müşteri tatmini için
pazarlama,üretim,tasarım ve mühendislik vs. gibi grupların birlikte çalışmaları
gerekir. Toplam kalite kontrolün yararlarını sadece, aşağıdaki gibi
özetleyebiliriz:
Firmanın dinamizmini ve
yapısını geliştirmek
Bütün çalışanların
çabalarını birleştirmek, herkesin katılımını sağlamak ve işbirliğine dayanan
bir sistem kurmak.
Kalite güvenliği sistemini
kurmak ve müşterilerle tüketicilerin güvenini kazanmak: Kalite güvenliği
kalite kontrolün esası olarak görülür ve şirketlerin çoğu böyle bir güvenliği
amaçlan ya da idealleri olarak açıklar. Yeni moda kalite kontrol ile,eski moda kalite
kontrolün kısa vadeli kar amaçlamamasıdır. Asıl amacı"önce kalite" dır.
Kalite güvenliğini sağlayan kalite kontrol,müşteri güvenini kazanabilir;bu da
sonuçta uzun vadeli kara götürür.
Dünyadaki en yüksek kaliteye
erişmeyi arzu etme ve bu amaçla yeni ürünler geliştirme: Bunu doğal sonucu
olarak,birçok şirket yaratıcılığın geliştirilmesi,ya da iyileştirilmesi ve
teknolojiyi yerleştirmekten söz eder.
Yavaş kalkınma dönemlerinde
kan güvence altıma alabilecek ve çeşitli itirazlara tatmin edici cevaplar verebilecek
bir sistemi yerleştirme: Eğer kontrol etkili bir şekilde uygulanırsa,kar her
zaman sağlanır.
İnsanlığa saygı
gösterme,insan kaynaklarını destekleme de Toplam Kalite Kontrolün yararlan
arasındadır.
Zaman ve hammadde kayıplarından
%40 oranında tasarruf sağlanması:Bir işi bir defada hatasız olarak yapma
ilkesinin- kalite kontrol çemberlerinin de desteği ile doğal sonuçlarından birisi
zaman ve hammadde malzeme kayıplarından %40 düzeyinde tasarruf sağlanması
olmaktadır.
Uluslararası ticarette anahtar
rolü sağlaması:Küreselleşme eğiliminin giderek hızlandığı
"küçülen" dünyamızda uluslararası ticarette yer alabilmesi için
uluslararası standartlarda mal ve/ veya hizmet açıktır. ISO-9000 standardına sahip
olmak bu açıdan da bir"referans"niteliğini taşımaktadır.
Ürün kalitesinde sürekli
gelişme sağlama:Toplam kalite yönetimi anlayışı süreklilik taşıyan bir
süreç niteliği ile"sürekli gelişme" yaklaşımını esas almaktadır.
Tüketici tatmininin
sağlanması:Müşteri odaklı bu yönetim anlayışında müşteriler şirketin
ortakları kabul edilerek açıklık-dürüstlük ve dürüstlük ve hızlı iletişim
temelinde tüketicinin en kaliteli ürünle en kaliteli ürünle en üst düzeyde tatminin
sağlanmasında kolaylaşmış olmaktadır.
Uluslararası kimlik kazanma:Uluslararası
kimlik kazanma:Uluslararası standartlar kuruluşunun onaylayarak kabul ettiği ISO 9000
standartlarına sahip olan bir işletme açısından böylece uluslararası düzeyde bir
kimliğe ulaşma ve dolayısıyla ürün ve hizmetlerinin uluslararası anlamda kabul
görmesi söz konusu olacaktır.
Daha büyük bir tüketici kitleye
ulaşabilme olanağı:Tüm bu avantajlar ISO 9000 standardına sahip işletmelerin daha
geniş-yaygın tüketici kitlelerine ulaşabilmelerini,dolayısıyla pazar paylarını
artırabilmelerini sağlayıcı olacaktır. |