| Firmanın
Öyküsü
W. L. GORE & ASSOCIATES firması 1958 yılında
Wilbert L. GORE un kişisel, örgütsel ve teknik becerilerine dayanarak kuruldu.
Kurulduğu andan başlayarak diğer firmalara hiç benzemeyen bir yapı ve anlayışa
sahip oldu ve bunu, inanılmaz büyümesine rağmen hiç kaybetmeden sürdürdü.
W.L. GORE 1933 de kimya mühendisliği lisans, 1935 de
fizik kimya master derecelerini kazandı. Konusu ile ilgili çeşitli kuruluşlarda
çalıştıktan sonra 1945 yılında kimya sektöründe seçkin bir kuruluş olan Du Pont
firmasına, araştırma şefi ve süreç analizleri uzmanı olarak katıldı. Du Pont daki
çalışmaları esnasında, kısaca PTFE olarak bilinen polytetrafluoroethylen maddesi
üzerinde araştırmalar yapan bir takımı yönetti. Bu madde Du Pont müşterileri
arasında TEFLON olarak bilinir ve başka firmalar başka adlarla üretmektedir. Bu takım
çalışması sırasında Gore bu madde ile ilgili çoşkulu bir ilgi ve yoğunluk
geliştirdi. Bu maddenin olağan üstü özellikleri olduğuna ve özellikle gelişmekte
olan bilgisayar sektöründe ideal bir yalıtım malzemesi işlevi yapacağına
inanıyordu.
PTFE kaplı kurdele kablolar üzerinde bir çok
başarısız deneyler yaptı. Başarı umulmadık bir zamanda evinin bodrumunda 19
yaşındaki oğlu Bob'a, problemi açıklarken geldi. Genç Gore 3M firmasının
geliştirdiği PTFE ile izole edilmiş, yapıştırıcı teypleri göstererek "Neden
bunlarla denemiyorsun?" diye sordu. Babası ise "herkes biliyor ki, PTFE yi
kendi üzerine yapıştıramazsın." diye cevapladı. Bob yatmaya gitti ve baba Gore
herkesin olanaksız diye bildiği şey üzerinde çalışmaya devam etti. Sabah 4:00
sıralarında baba Gore oğlunu uyandırdı ve PTFE kaplanmış bir kablo parçasını
sallıyarak "Oldu, oldu" diye heyecenla bağırdı. Sonraki akşam baba ve oğul
bodrumda beraberce çalışarak PTFE ile kaplanmış bir kurdele kablo yapmaya
uğraştılar ve bunu başarabildiklerini gördüler. Çığır açan fikrin oğlu Bob'dan
gelmesi nedeniyle bu buluşun patenti oğlu üzerine alındı.
Bundan sonraki dört ay Gore, Du Pont firmasını PTFE
kaplı kurdele kablolar üretmek için ikna etmeye çalıştı. Kariyerinin bu döneminde,
Du Pont firmasının bazı tepe yöneticileri ile belirli bir yakınlığı sağlamış
durumdaydı. Onlar yaptığı görüşmelerin sonucunda, firmanın bir hammadde üreticisi
olarak kalmayı tercih ettiğinin ve yeni ürünlerle ilgilenmediğinin bilincine vardı.
Bill (William'ın kısası) ve hanımı Vieve
(Genevieve'in kısası), kendi yalıtılmış kablo üretimi işlerini kurmanın
olanaklarını araştırmaya başladılar. Evlilik yıldönümleri olan 1. Ocak. 1958
tarihinde W. L. Gore & Associates firmasını kurdular. İlk işyerleri evlerinin
bodrumu idi. Akşam yemeklerinden sonra sofrayı toplayıp, bodruma çalışmaya
geçiyorlardı.
Bill Gore, Du Pont'dan ayrıldığı zaman 45 yaşında
idi ve yetiştirilecek beş çocuğu bulunuyordu. Düşüncelerini gerçekleştirebilmek
için, 17 yıllık bir kariyerden ve dolgun ve güvenli bir maaştan vazgeçiyordu.
İşlerinin ilk iki yılını finanse edebilmek için dostlarının bütün karşı
uyarılarına aldırmayarak evlerini $4000 dolara ipotek ettiler.
İlk yılları yoğun sorunlarla geçti. Bazı
çalışanlar ücret yerine Goreların evinde pansiyon olarak kalmayı kabul ettiler.
Çalışanlarını "Yol Arkadaşları - Associates"
olarak görüyor, beraber çalışıyor, beraber yiyor ve her şeyi paylaşıyorlardı.
Bir dönemde aynı çatı altında yaşayan 11 associates oldular. Bir akşam PTFE
tozlarını eleyerek arıtırken, Denver şehrinin Su İşleri Müdürlüğünden bir
telefon aldılar. Telefondakiler Vieve'e, kurdele kablolar ile ilgilendiklerini ve bazı
teknik sorular için teknik müdürle görüşmek istediklerini söylediler. Vieve
"dışarıda" diye cevapladı. "Üretim müdürü?, dışarıda",
"Satış müdürü? ,dışarıda", "Genel müdür?, dışarıda",
"Bu ne biçim firma?" diye telefondakiler aksilendiler. Vieve diplomatik bir
dille ilgilerini sürdürmeyi sağladı ve firma uygun bir diplomasi ile ilk $100.000
dolarlık siparişini almayı başardı. Bu sipariş firmayı karlı bir yörüngeye
oturttu ve yükselişleri başladı.
Araştırma ve Geliştirmede Spontanlık ve
GORE-TEX Dokuması
Başka herşey gibi Gore firmasındaki araştırma ve
geliştirme çalışmaları da "yapısız" ve spontandı. Gerçek bir Ar-Ge
departmanı olmadan bile firma birçok ürünün patentini almayı başardı. Bir çok
buluş ise patentsiz ticari sır olarak muhafaza edildi. Herhangi bir yol arakadaşı bir
parça PTFE çubuk alıp bununla deneyler yapabilirdi. Bill GORE' a göre bütün insanlar
içlerinde yaratıcı bir dürtü taşımakta idiler.
Bu yaklaşımım en iyi örneklerinden biri 1969
yılında yaşandı. Bu dönemde firmanın kablo departmanı yoğun bir rekabet
karşısında idi. Bill GORE, PTFE moleküllerine daha basık bir yapı vermek için
çareler aradı. "Anladım ki, bu molekülleri çözüp, daha yatık olarak
yeniden çekersek, olağanüstü özellikleri olan yeni bir madde elde
edebileceğiz." diyordu. Ona göre PTFE genleştirilirse moleküler yapısının
arasına hava girecek ve belirli bir hacimde daha güçlü bir madde elde edilecekti.
Böylece üretim maliyetleri düşecek ve güçlü ürünler çıkartılabilecekti. Bu
sorunu biimsel olarak çözebilmek için Bill GORE PTFE çubukları hazırladı. Bunları
çeşitli sıcaklıklarda ısıtıyor. Sonra dikkatle çekerek reaksiyonlarına
bakıyordu. Ne kadar dikkatli çekerse çeksin, çubuk her seferinde kopuyordu.
Bir gece geç vakit oğlu Bob, tek başına
çalışırken, sayısız başarısızlıktan canı sıkılıp bu sefer çubuğu hırsla
sert bir şekilde çekti. Büyük bir şaşkınlık içinde kopmadığını gördü. Ard
arda denediğinde aynı sonucu aldı. PTFE ısıtılıp hızla çekildiğinde kopmuyordu.
Ertesi gün Bob buluşunu babasına biraz da dramatik bir gösteri ile sundu ve onu da
şaşırttı. PTFE moleküllerinin bu yeni yapısı yalnızca kablo bölümünü
değiştirmekle kalmadı, GORE-TEX dokumasının da geliştirilebilmesine yol açtı.
GORE-TEX dokuması ile ilk denemeleri, elde yapılmış
bir çadırla kamp yapmak oldu. Çadır gece yağan yağmuru geçirmedi fakat arkasından
dolu yağınca dayanamayıp delindi. Böylece GORE-TEX daha da güçlendirilirse yağmura
da doluya da dayanabileceği kanaatine vardılar. Sonunda yağmuru ve rüzgarı
geçirmeyen fakat havayı ve teri geçirebilen ve her türlü sert koşula dayanabilen
GORE-TEX dokuması ve bundan yaratılan ürünler ortaya çıktı.
Bir başka olayda Bill bir doktor akadaşına GORE-TEX
ile yapılan bir boruyu gösterirken, doktorun aklına bu boru ile bir domuzun kalp
damarını değiştirmek geldi. herkesin hayretleri arasında domuz yaşamaya devam etti.
Bundan sonra çalışmalar bu doğrultuda yoğunlaştırıldı ve çok geçmeden bütün
dünyada yüzbinlerce insan GORE-TEX damar ekleri ile yaşamlarını sürdürmeye
başladılar.
GORE firmasındaki yol arkadaşları, potansiyel olarak
karlı bir fikir üzerinde düşünmeye ve deney yapmaya teşvik edildiler. Teknik
eğitimli bir yol arkadaşı, bir günde binlerce metre teli ptfe ile kaplayabilecek bir
makine geliştirdi. Tasarım bir hafta sonunda bitirildi ve diğer bir çok yol arkadaşı
bunun üretimi ve pazarlanması için fikirleri ile katkılarda bulundular.
Bir Ar-Ge bölümleri olmadığı halde firmada
yaratıcılık ve üretkenlik üst düzeyde gerçekleşiyordu. Bill GORE , vefatında bir
yıl önce "Yaratıcılık, patent müracaatı ve yenilikçi ürünlerde, Du Pont
firmasının üç katıyız." demekte idi. Bu informal araştırma ve
geliştirme faaliyetleri sonucunda olağanüstü koşullarda, olağanüstü performans
veren olağanüstü ürünler ortaya çıktı.
Üstün Nitelikli Ürünler
1995 yılında W.L. Gore & Associates firması dünya
çevresinde 44 işletmeye sahip olmuş bulunuyordu. Bazı yerlerde bu işletmeler bir
gurup olarak yanayana kurulmuştu. Diğer yerler İskoçya, Almanya, Fransa ve İtalya
idi. Japonlarla iki ortak-girişim gerçekleştirilmişti. Gore, elektronik, tıbbi,
endüstriyel ve dokuma ürünlerini üretmekte ve bunları dünya çapındaki bir
pazarlama teşkilatı ile satabilmekte idi.
Gore ürünleri geleneksel ürünlerin kullanım
olanağı bulmadığı uzay çalışmaları gibi alanlarda başarı ile uygulanabiliyordu.
Uzay mekiklerindeki çok düşük veya çok yüksek ısı ortamlarında çalışabilen
kablolar Gore tarafından geliştirilmiş idi. Ayrıca bu ürünlerin performansları da
alternatiflerinin çok üzerindeydi. Çok yüksek basınca dayanıklık gerektiren
yeraltı ve denizaltı operasyonlarında yine Gore kabloları gerekmekte idi. Gore
kabloları ultra incelik fakat yüksek taşıma kapasitesi gerektiren, dayanıklılık ve
uzun ömür isteyen uygulamalarda vazgeçilmez idi. Bu ultrasound ve medikal diagnostik
gibi alanlarda özellikle aranan niteliklerdi.
Medikal alanda GORE-TEX olarak bilinen genleştirilmiş
PTFE, bir çok durumlarda insan dokusunun ideal bir alternatifini oluşturmakta idi. Kalp
damarlarında sorunları olanların damarları, kan taşımaya ve yüksek basınca
elverişli olan genleşmiş PTFE boruları ile tamir edilebiliyordu. GORE firması bu
ürün segmentinde rakipsiz bir yer işgal etmekte idi. Diğer tıbbi GORE ürünleri de
dokuların desteklenmesi ve tamir edilmesi gereken yerlerde üstün performanslı
olanaklar sağlamaktadır. 1985 de GORE medikal ürünleri İngiltere'de Polimerlerin
İnsanlığa Hizmeti alanında Prens Philip Ödülü nü kazandı. Bu ödül özellikle
tıbbi ürünler takımlarının, hayat kurtarıcı üstün çalışmalarının bir
göstergesi oldu.
Son zamanlarda bisikletlerin etkin üretimi için
geliştirilen bir kablo teknolojisi, bir yılda bütün yarışmacıların beğenisini
kazandı ve endüstri standardı haline geldi. Bu ürünü, spora ve açık havaya
meraklı olan associates'ler kendileri için geliştirmişlerdi. GORE firmasındaki
bürokrasi ve ona bağlı maliyetlerin olmayışı, yol arkadaşlarının heyecanı ve
başarı tutkusu ve ürün şampiyonlarının gördüğü ilgi, bu tür ürünlerin
geliştirilmesini kolaylaştırmaktadır.
Firmanın yapısı ve işleyişi
W. L. Gore & Associates firmasının hiç bir zaman,
kendi ölçeğinde firmalarda gözlenen formel bir yapısı, ünvanları ve hiyerarşisi
olmadı. Sadece ticaret hukuğunun gereği olarak zorunlu olan
"Başkan-President" ve "Kasa Sorumlusu - Secretery Treasurer"
unvanları bulunmakta idi. Zorunlu kasa sorumlusu ünvanı hep Vieve tarafından
taşındı. Daha da anlamlı olan Gore şirketi hiç bir zaman "Firma Vizyonu"
ve "Firma Ahlak Kodu" gibi ilkeleri yazılı hale getirmedi. Gore hiç bir zaman
bölümlerin bu tür çalışmalar yapmalarını önermedi, engel de olmadı. Bölümler
bu tür bir çalışmanın gerekli olduğuna inandıkları zaman bu tür kodları
kendileri için geliştirdiler. Gore çalışanlara, onların emek ve katkılarına
duyulan saygının sistemde etkinliği ve verimliliği sağlayacağına inanıyordu. Bunun
dışında hiç bir yasa dışı işleme göz yumulmamaktaydı. Gore bu çalışma
anlayışını ve teknikleri, Du Pont firmasında araştırma takımlarını yönetirken
geliştirmişti. Bu anlayış temel varsayımlarından vazgeçmeden, değişen koşullara
ve oluşan sorunlara karşı kendini geliştirebilmekte idi.
Bir gün Bill bir kağıt işletmesini gezerken, orada
çalışan herkesi tanımadığını farketti. Bunu sonucu her işletmenin 200
çalışanı geçmemesi kuralını koydu. "Küçük kal, ki
büyüyebilesin" politikası doğmuş oldu. Küçük işletmelerdeki
çalışma ortamı birlik ruhunu, dayanışmayı ve aynı kaderi paylaşma duygusunu daha
fazla güçlendirmekte idi.
Bill Gore bir firmayı kazanılan paranın ve üstün
ürünlerin değil, onu meydana getiren insan kaynaklarının güçlü kıldığının
bilincinde idi. Bu gücün en iyi performansı verebilmesi için onun
yaratıcılığını, üretkenliğini ve hecenalarını engelleyen yapay bürokratik
kısıtların olmaması gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle firmasında herhangi bir
formel bürokratik kademeleşmenin olmasına izin vermedi. Firma büyüdükçe yeni
katılanların da gelişmesini sağlamak ve gelişmelerini izleyerek destek olmak
gerekmekte idi. Bu ayrıca adil bir ödeme sisteminin oluşturulması için de önemliydi.
Firma bu ihtiyaçları karşılayabilmek için bir
"Sponsor" sistemi oluşturdu. Buna bir anlamda "Usta-Çırak" sistemi
gözü ile de bakılabilir. Firmaya müracaat eden adaylar önce insan kaynakları
uzmanları tarafından değerlendirilmekte ve burada adayların, hiyerarşisiz ve
yönetimsiz kültürüne yatkın olup olmadıkları belirlenmektedir. Bu aşamayı
geçenler firmanın yol arkadaşları tarafından görüşmeye alınmaktadır. Bir adayın
işe alınabilmesi için bir yol arkadaşının onun "sponsorluğunu"
üstlenmesi gerekmektedir. Sponsor yeni yol arkadaşının katkılarından, hedeflerinden
ve sorunlarından kişisel olarak ilgili ve sorumludur. Onun koçu ve danışmanı
pozisyonundadır. Sponsor yeni katılanın gelişimi ile ilgilenir, zayıflıklarını
aşmasına ve güçlü taraflarını geliştirmesine olanak sağlayacak önlemleri alır.
Sponsorluk kısa süren bir bağlantı değildir, her yol arkadaşının bir veya daha
fazla sponsoru olabilmektedir. İşe yeni gelenlere firma tarafından bir iş verilmez.
Firmaya nasıl katkıda bulunacaklarını belirlemek kendi sorumluluklarıdır.
Kendilerine bir ilgi alanı seçerler ve bu alandan bir sponsorları olur. Başka alana
geçtiklerinde yeni alandan da bir sponsoru olabilir. Yol arkadaşlarının ilgileri
değişip geliştikçe kendilerine yeni sponsorlar eşlik etmektedir.
İşe alma prosedürleri, iyi bir yol arkadaşından
beklenenleri, alışılanın çok dışında tanımladığı için bazı sıradışı
olaylar da yaşanmaktadır. Bill Gore'un gururla anlattığı öyküye göre; 84
yaşında olan "çok genç (!)" biri müracaat ederek, iş ister ve firma
ile çok verimli bir beş sene geçirir. Kişinin GORE firmasına katılmadan önce
sektörde 30 yıllık bir deneyimi bulunmaktadır ve yol arkadaşları kendisini kabul
etmekte bir sorun görmezler. Personel bilgisayar sistemi sorun çıkarır ve bu kişinin
yaşının 48 olması gerektiğinde ısrar eder. Buna benzer umulmadık başarı
öyküleri GORE kültüründe yaygın olarak yaşanmakta ve anlatılmaktadır.
Bir başka öykü sistemin duyarlılığını ve
yaratıcılığını göstermesi açısından özel bir önem taşımaktadır. Bir gün,
bir görüşmeci ilginç bir kişi ile bir görüşme yapar ve olay giderek olağanüstü
bir ürünün hayata geçmesi ile sonuçlanır. Görüşmeci olayı şöyle
aktarmaktadır:
"Onunla bir gün görüşme yaptık. Neden
görüşme yaptığımızı da tam olarak bilmiyordum. AT&T firmasında 25 yıl
çalıştıktan sonra emekli olmuştu. Tazminatını alıp bir tatil yerinde golf oynamaya
gitmişti ve bikaç ay oynadıktan sonra da sıkılmıştı. Şimdi hayat sigortası
satmakta idi.
Müracaat formunu okurken teknik kariyeri bana
ilginç geldi. 600 çalışanı olan bir mühendislik bölümünü yönetmişti. AT&T
firmasının üretim bölümlerini yönetmiş ve üretim süreçlerinde büyük bir
deneyim birikimi olmuştu. Bana söylediği; "Ben emekli oldum. Golf oynamayı
seviyorum fakat hergün oynamaktan sıkıldım. Burada bana göre bir işiniz var
mı?" . Ben de bu arada düşünüyordum. "Bu işe almaktan çok
hoşlanacağımdan emin olduğum birisi fakat ona hangi işi önereceğimi
bilmiyorum". Dikkatimi çeken husus sigorta satmakta olduğunu söylemesi oldu.
Bu kadar yüksek teknik birikimi olan birinin sigorta satmasında büyük potansiyeller
olduğunu seziyordum. Pazarlama deneyimi vardı. Uluslararası pazarlama deneyimi de
vardı.
Birden bir ışık yandı. Pazara yeni bir ürün
sürmeye çalışıyorduk. Bu hidrokarbon sızıntılarını önlemeye yönelik bir
kabloydu. Bunu yeraltına gömdüğünüzde hidrokarbon kökenli benzin, gazolin tipindeki
sızıntıları heen farkedebiliyordu. Ürün üzerinde çalışan arkadaşlar bunun
pazarlaması konusunda başarılı olamamışlardı. Bunu kullanacak bir müşteri
bulmakta çok zorlanıyorduk. Birden bu tür bir ürünün bir çeşit sigorta gibi
satılabileceğini düşündüm. Benzin tanklarınızı neden izole edersiniz?
Çünkü bir çeşit çevreye sızıntıları önleme sigortasıdır. Ona
"Pazartesi gelirsen, tam sana göre bir projem olacağını sanıyorum."
dedim. O da geldi. İşe aldık ve hemen başladı. Son derece enerjik bir kişiydi. Tam
bu ürünün şampiyonu olacak yapıda idi. İşe doğru olarak yaklaştı ve tek başına
büyük yol aldı. Şimdi o saha gelişen bir sektör oldu. Aynı zamanda çevre de bundan
yarar sağladı.
Bill Gore, sponsorlar için üç temel görev
tanımlamıştır: Yeni bir yol arkadaşının kendisine bir iş alanı bulması (Firmaya
adaylar belirli bir iş için alınmamaktadır) , bu yol arkadaşının
başardıklarının başkaları tarafından da benimsendiğini görmek ve yol
arkadaşının adil bir ücret almasını sağlamak. Sponsor sistemine ek olarak Bill
Gore, paylaşılacak temel ilkeleri dört madde ile özetlemektedir.:
1- Adil olmaya özen gösterin
2- Diğer yol arkadaşlarınızın bilgi, beceri,
faaliyet ve sorumluluk alanlarında gelişmeleri için cesaret verin, yardım edin ve
olanak sağlayın.
3- Kendinize çözmeniz gereken sorunlar seçin
ve çözmeden vazgeçmeyin.
4- "Su hattının altında delik
açabilecek" kararlar almadan önce diğer yol arkadaşlarınıza danışın.
Bu dört kural; adalet, özgürlük, sadakat ve
su hattı kuralları olarak bilinmektedir. Su hattı kuralı gemicilikten alınma
olup, birisi su hattı üstünden bir delik açarsa geminin nisbeten tehlikede
olmayacağını fakat su hattı altından açılan deliğin gemiyi batıracağını
belirtmektedir.
Bu ilkelerin geçerli bir işletmecilik değeri olduğu,
1978 de yaşanan bir olayla başarılı bir test geçirdi. Bu dönemde GORE-TEX
dokumasının üstün özellikleri spor giyim alanında bir ün kazanmıştı. Üretim ve
siparişler büyük ölçeklerde gerçekleşiyordu. Bu sırada dağıtılan kumaşlardan
bazıları su sızdırdığı şikayeti ile geri gelmeye başladı. Sonunda kumaşların
hemen hepsi aynı şikayetle geri döndü. Su geçirmezlik GORE-TEX ürünlerinin
itibarını sağlayan önemli bir özellikti ve artık firmanın itibarı ve
güvenilirliği tehdit altında idi. Firma tam üstün başarıları ile dikkati çekip,
atılım aşamasına geldiği bir dönemde bu son derece ölümcül bir krizdi. Firmanın
dokumalar bölümünün lider Peter W. GILSON ve onunla çalışan yol arkadaşları bu
dönemde "su hattı altında" kararlar alma durumunda kaldılar.
İlk gözlemleri insan terinde bulunan bazı yağların
GORE-TEX dokusundaki gözenekleri etkilediğini ve kumaşın yüzey gerilimini
değiştirdiğini saptamak oldu. Böylece kumaşın dokularından su geçebiliyordu. Aynı
zamanda sıkı bir yıkama ile su geçirmezlik özelliğinin yok olduğunu gözlediler.
Sierra dağlarındaki bir rehberden alınan mektup endişelerini daha da arttırdı.
Dağın tepesinde rehberin parkası su almaya başlamış ve can güvenliği tehlikeye
girmişti. Bu gelişmeler gurubun endişelerini arttırdı ve GORE-TEX ile üretilmiş
bütün ürünleri geri alma kararı verdiler. Bu malzeme ile yapılan her ürünü
dağıtılan her yerden, maliyeti kendilerine ait olma koşulu ile geri aldılar. Bu
sırada Bob GORE ve yol arkadaşları sorunu tamamen çözecek teknikler üzerinde
yoğunlaştılar. Bir ay sonra yeni nesil bir GORE-TEX kumaş üretimi
başlamıştı. Bayilere verilen talimata göre, herhangi bir parka sızıntı şikayeti
ile geri getirilirse hiç bir sorun çıkarmadan, maliyeti GORE firmasına fatura edilmek
şartı ile değiştirilecekti. Bu geri alma programı bile GORE firmasına $4 Milyon
dolara maloldu.
GORE-TEX giyim ürünlerinin popularitesi tekrar
yükseldi. Firmalar bu malzemeden parkalar, eldivenler, botlar, eşofmanlar ve
rüzgarlıklar ürettiler. Üründen şikayeti olan herhangi bir müşterinin şikayeti
GORE firması tarafından karşılanıyordu. Firma GORE-TEX kullanılarak üretilmiş
herhangi bir ürünün arkasında daima kendisi durdu. İade edilen ürünlerin
incelenmesi sorunların neden kaynakalndığının anlaşılmasına yardımcı oldu.
Sorunlar genellikle imalatçıların tasarım hatalarından kaynaklandığı halde,
kullanıcılar bunu GORE-TEX in kusuru olarak görmekte idiler. Buna göre GORE firması
kendi üretmediği ürünlerin kalitesini de kontrol altına alma durumunda idi. Bundan
sonra üretici firmalara GORE-TEX lisansı alma ve bunun için bir ücret ödeme
zorunluluğu getirildi. Bu lisansı aabilmeleri için tasarımlarının GORE tarafından
incelenmesi ve test edilmesi ve kusurlu olmıyacaklarının garanti edilmesi gerekmekte
idi. Bu sistem hem üreticileri hemde firmayı koruyarak iki tarafın da kazanmasına
olanak sağlıyordu.
Örgütsel Yapı
W.L. GORE & ASSOCIATES firması sadece yönetimsiz
(unmanaged) değil aynı zamanda yapısız (unstructured) bir görünüm vermektedir. Bill
Gore bu yapısız mimariye "Hasır Örgüt" (Lattice Organisation) adını
vermektedir. Bu yapının özellikleri aşağıdaki gibidir.
1. Bir aracı olmadan kişiden kişiye doğrudan
haberleşme
2. Belirli ve verilmiş bir otorite pozisyonu
yok.
3. Amirler değil, sponsorlar (koçlar, liderler,
ustalar)
4. İzleyicileri olan doğal bir liderlik
süreci.
5. Amaçların tanımı, onları
"gerçekleştirecek olanlar" tarafından yapılır.
6. Görevler ve fonksiyonlar yüklenilecek
sorumluluklar ile belirlenir.
Kafes içindeki yapı karmaşıktır ve genellikle
kişilerarası etkileşmelerden, kişisel ilgilerden, guruba ait sorumluluklardan, doğal
liderliklerde ve gurup-gereği disiplinden kaynaklanmaktadır.
Bill Gore'a göre; her başarılı organizasyon bir
yeraltı hasır şebekesine sahiptir. Burada haberler şimşek gibi yayılır ve insanlar
işleri nasıl daha kolay yapacakları konusunda birbirlerini eğitirler. Bunu bir anlamda
sürekli varolan bir "Kalite Çemberi" modeli gibi düşünebiliriz. Kendisine
bir görüşme sırasında "Planlama ve hesap vermenin nasıl çalıştığını
anlamakta güçlük çekiyorum" diyen görüşmeciye verdiği cevap ilginçtir.
"Bende anlamakta güçlük çekiyorum. Olabileceği her şekilde oluyor."
Kendi ölçeğindeki bir kuruluş için GORE firmasının
inanılması güç bir düz yapısı bulunmaktadır. 1995 de başkan Bob Gore (Bill
Gore'un vefatından sonra oğlu), Kasa-sorumlusu olarak Vieve (Bill Gore'un dul eşi)
görülmekte ve geriye kalan herkes yol arkadaşı (associate) olarak görev almaktadır.
Firmada hiç bir zaman müdür pozisyonları olmadı fakat doğal liderlik yaygın bir
şekilde ve gerektiği kadar bulunmakta idi. Ayrıca bu statik bir rol olmayıp projelere
ve gelişmelere göre dönüşümler gösteriyordu. Sponsorlardan liderlik fonksiyonları
da beklendiği halde liderlik sponsor olmak için gerekli bir koşul değildi. Firmaya
yeni katılan birinin sorumluluğunu yüklenen herhangi bir yol arkadaşı sponsor
sayılmakta idi.
GORE kültüründeki diğer olgular da eşitlikçi bir
anlayışın etrafında tasarlanmaktadır. Özürlüler, ziyaretçiler ve
çalışanlar dışında kimsenin özel park yeri yoktur. Her işletmede bir tane olan
yemek bölümü yol arkadaşlarının en yoğun birlikte olduğu merkezi bir yerdedir.
İşletmelerin yeri bile tesadüfen seçilmiş değildir. İklimi ve çevresi güzel, bir
üniversiteye yakın yerler özellikle seçilmektedir. bu seçimler başlangıçta pahalı
olsa bile uzun dönemde işletmelere beklenmedik katma değerler yaratmaktadır.
Liderlik Fonksiyonları
GORE firmasında herhangi bir müdür pozisyonu hiç
olmadı fakat daima liderleri bulunmakta idi. Kuruluş içinde liderlik fonksiyonu, Bill
GORE tarafından benimsendiği şekli ile aşağıdaki özelliklerle belirlenmekte idi.
1. Her hangi bir yol arkadaşı, bir takım tarafından
özel bir bilgi veya deneyim sahibi olarak algılanır. Örneğin bu kimya, bilgisayar,
mühendislik, tasarım, satıcılık veya hukuk alanı olabilir.
2. Lider ile takım belirli bir amacın başarı ile
gerçeklietirilmesi için bir anlayış birliğine varırlar. Liderin rolü, takımı
başarı için gerekli olan amaca yoğun olmaya teşvik etmektir.
3. Lider, bir amaca ulaşmak için gerekli olan
politikaları ve faaliyetleri önerir ve takımın bunlar üzerinde bir uzlaşmaya ve
anlayışa ulaşmasını sağlar. Lider takım elemanları tarafından, takımın
amaçları ile firmanın amaçlarını en iyi uzlaştırabilecek kişi olarak
algılanmalıdır.
4. Liderler, takım elemanlarının projeye
katkılarını değerlendiriler ve bunu bir ödüllendirme komitesine rapor ederler. Aynı
lider, ödüllendirme komitesinde de yer alabilir ve değerlendirmelerin nasıl
yapıldığı konusunda takım elemanlarını bilgilendirirler. Bu lider aynı zamanda bir
ödüllendirme sponsorudur.
5. Bir ürün tipi için araştırma, imalat ve parlama
faaliyetlerini koordine eden lider, ilgili takım liderleri ve takım elemanları
arasındaki bağlantıları geliştirir. Bu liderlere genllikle "Ürün
Uzmanları" adı verilir ve ürünleri ile ilgili biligi ve tutkuları nedeniyle
saygı görürler.
6. Fabrika liderleri fabrika içindeki
bireylerin ve takımların çalışmalarının koordine olmasına yardımcı olurlar.
7. Sektör liderleri, bir sektör içinde
faaliyet gösteren bütün firma birimlerinin koordine olabilmesine yardımcı olurlar.
8. Fonksiyonel liderler, fonksiyonel alanlarda
faaliyet gösteren bireylerin ve takımların çalışmalarının koordine olmasına
yardımcı olurlar.
9. Corporate liderleri, firma içindeki farklı
sektörlerin koordine olmasına yol arkadaşları arasındaki haberleşme ve etkileşmenin
gelişmesine yardımcı olurlar.
10. Girişimci yol arkadaşları (Entreprenuring
Associates), yeni sektörler, yeni ürünler, yeni süreçler, yeni teknolojiler,
yeni pazarlama olanakları ve her konuda yeni olanaklar geliştiren bireylerdir. Bu
liderler projelerini diğer yol arkadaşlarını ikna ederek ve "olur" alarak
hayata geçirebilirler.
Hiyerarşisiz örgütlerde liderlik rolu ve fonksiyonu
özel bir önem taşımakta ve giderek gelişim kazanmaktadır. Liderlerin aynı zamanda
sponsorlar olması bunların farklı rol ve fonksiyonlar olduğunu gözden
kaçırtmamalıdır. Sponsorluk yeni katılanların eğitimi ve sisteme
uyumlaştırılması ile ilgili iken liderlik, yol arkadaşları arasında koordinasyon ve
etkinlik sağlamaktadır.
Bill Gore'a göre liderler, "Otorite sahipleri,
insan yöneticileri veya ne yapılacağını söyleyen patronlar değildi. Kişisel
sorumluluklarımızı satacağımız büyüklerimiz de değildi. Buna karşılık
yapacağımız şeylerin sonuçları konusunda bizi bilgilendiren ve bilinçlendiren
deneyimli ve uzak görüşlü kişilerdi. Yaptıklarımız firmanın aktiflerini
arttırabilir veya azaltabilir başarısını etkiliyebilirdi. Kararlarımız ve
yaptıklarımızın sorumlusu bizdik ve katkılarımız refahımızın belirleyicisi
olacakdı."
Ücret Politikaları
W. L. Gore & Associates firmasında ücret
politikası geleneksel olarak üç ana forma uymakta idi: ücret, kar payı ve Çalışan
Hisse Ortaklığı Programı (ASOP). Giriş pozisyonlarındaki ücretler benzer işler
için ödenenlerin ortalama düzeyinde idi. İnsan kaynakları sorumlusu; "En
yüksek ücreti ödeme gibi bir yaklaşımımız yoktu. Biz başka firmalarda
çalışanları daha yüksek ücretler ödeyerek çekmek istemiyorduk. Biz insanların
bize gelişme imkanları ve başka yerlerde olmayan iş ortamı nedeniyle gelmesini
istiyorduk." şeklinde politikalarını açıklamaktadır. Çalışanların
ücretleri yılda en az bir kere fakat genellikle iki kere gözden geçirilmektedir. Bu
gözden geçirmeyi ilgili bölümde bir ücret komitesi gerçekleştirmekte ve
çalışanın sponsoru bu komiteye çalışanın avukatı gibi haklarını savunmak için
katılmaktadır. Komite toplanmadan önce çalışanın firmaya katkıları dikkatle
araştırılmakta ve komite ayrıca çalışanın liderlik yeteneklerini ve başkalarına
yardımcı olmaktaki istekliliğini de göz önünde bulundurmaktadır.
Kar payı için EVA (Economic Value Added) adını
verdikleri bir hesaplama yöntemini kullanmakta idiler. Bu yöntemle her ayın sonunda
yaratılan katma değer hesaplanabiliyordu. Bu katma değer kritik bir düzeyi geçince
herkes bir kar payı alabiliyordu. Hesaplar herkese açık olduğundan, çalışanlar ne
kadar gayretli olurlarsa ne zaman kar payı alabileceklerini hesaplıyabiliyorlardı.
Yıllık olarak Gore, çalışanın yıllık gelirinin
bir yüzdesi olarak firmanın hisse senedini onun adına geçirmektedir. Böylece bir
çalışan en az bir yıl çalıştıktan sonra firmanın ortağı da olabilmektedir. Bu
modelin sonucu çalışanın hem yıllık gelirini arttırmak ve böylece ortaklık
payını arttırmak için dikkatli, gayretli ve yaratıcı olmasıdır. Çalışanlar
firmanın ve başarılarının ortağı olmanın kar payından daha çok önem
taşıdığını belirtmektedirler.
Bağlılık duygusuna çok önem verilmektedir. Firma,
işten çıkarma ve ücretleri indirme gibi önlemlerden özellikle kaçınmaya
çalışmaktadır. Bu firma kültürü için olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bunun
yerine mümkün olan her durumda büyüme ve yeni girişimlerle işgücünü kaydırma
teknikleri kullanılmaktadır.
Uyum Sorunları
Bu tür bir kuruluşun sorunsuz çalışabileceğini
beklemek gerçekçi olmayacaktır. Özellikle daha yapısal ve bürokratik iş
ortamlarında çalışmaya alışmış olanlar için uyum sorunları gözlenmektedir.
Firmaya yeni katılan biri için hangi işi yapacağını bulmak kendi sorumluluğudur.
Gene de başlangıçta hata yapabilen çalışanlar sonradan firmaya maksimum katkıyı
sağlayabilecekleri fonksiyonları ve sorumlulukları bulabilmektedirler. Burada başarı
önem taşımaktadır çünkü GORE firmasında ödemelerin çalışanların katkısı
ölçüsünde gerçekleşmesini sağlıyan bir ücret sistemi bulumaktadır. Sisteme
uyamıyan sistemden ayrılmaktadır. Ayrıca sistemdeki bütün yönetimsizliğe rağmen
disiplinsiz ve ahlak dışı davranışlar hoş karşılanmamakta ve böyle kişilerin
sistemden ayrılması için kollektif bir irade oluşmaktadır.
|