eylemban2.jpg (1802 bytes)

Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi

Autism ve Autistik Yönetim

Doç. Dr. Kutlu MERİH

hm-btn.gif (208 bytes)
 

GİRİŞ :

İnsanlar bazı temel davranış kurallarını aileleri içinde öğrendikleri gibi temel yönetsel davranış kurallarını da içinde bulundukları kuruluşların yönetsel sistem ve kültüründen edinmektedirler. Bu sürecin çalışabilmesi için potansiyel yöneticinin, yönetim kültürünün soyut ve somut temel kavramlarını algılayıp yorumlayarak benimsemesi gerekmektedir. Bireysel ahlak ile yönetsel ahlak, bireysel sağduyu ile yönetsel sağduyu, bireysel cesaret ile yönetsel cesaret farklı şeylerdir ve bireysel kalitelerin varlığı, yönetsel kalitelerin de doğal olarak varolduğu anlamına gelmemektedir. Bir sistemin yönetim pozisyonlarına gelen birey, sistemin amaç, değer, yetenek ve kapasitelerini algılamakta, yorumlamakta ve değerlendirmekte güçlük çektiği zaman kendini algısal bir savunma mekanizmasının arkasına gizlemeye çalışmakta ve yönetici olarak davranışları irrasyonel, tutarsız ve zararlı olmaya başlamaktadır.

Bir yönetim sistemi kendine özgü norm, değer, kural ve davranış şemaları olan sosyolojik bir ortamdır. Yöneticiler bu ortamın beyni, beyinciği, omuriliği gibi davranarak, kuruluşun amaçları ile tutarlı ve sağlıklı bir şekilde varolmasını ve zaman içinde gelişmesini sağlarlar. Yönetim sistemleri içinde gözlem ile edindiğimiz deneyimler ve çeşitli sektörlerdeki stratejik yönetim vakaları, kendi yaşamlarında seçkin, rasyonel, kültürlü, ahlaklı, deneyimli, uzman ve profesyonel olan çeşitli yöneticilerin, bir yönetim rolünün aktörü olarak bu özellikleri ile bağdaşmayan sıradan, irrasyonel, sorumsuz ve tutarsız bir tavır içinde oldukları görülebilmektedir. Bir çok yöneticinin kendi profesyonellik alanının gereği olan sıkı ve tutarlı deontolojik kurallara, yönetici olarak uyma gereği duymadıkları görülebilmektedir. Çevrelerinden gelen yönetimsel uyarıları algılamakta ve değerlendirmekte olan bu yöneticiler kendilerine ve kurumlarına zarar verdiklerini gözledikleri halde bu tutumlarını inatla sürdürebilmektedirler. 

İşletmecilik biliminin yönetim sistemleri ile ilşkisi genellikle danışmanlık projeleri çerçevesinde olması, danışmanların kendilerine işveren yöneticilere eleştiri getirmekten kaçınmaları ve yöneticilerin sorumluluğunun kendilerini yönetici yapanlara karşı olması nedeniyle, kendisi de bir sibernetik organizma olan yönetim sistemlerinde gözlenen kalıcı aksaklık ve hastalıklar net bir bilimsel model içine oturtulamamaktadır.

Autism ve Autistik Yönetim :

Bu tip yönetim tarzının ve bu tip yöneticilerin gerçek hayatta beklenenin çok üzerinde ve oldukça büyük stratejik sektörlerde var olduğunu gözledik. Başlangıçta algılamakta ve açıklamakta güçlük çektiğimiz bu sendrom, ZANGWILL in kitabında pozitif ve negatif reinforcementeleri açıklarken, AUTISTİK çocukları örnek vermesi (s. 61) ile berraklaştı ve AUTİSM bu tür yönetim sistemlerini ve yöneticileri açıklayabilmek için güçlü bir analoji kaynağı oluşturdu. Bu analojinin neden güçlü bir esin kaynağı olduğunun daha iyi anlaşılması için ZANGWILL in örneğini aynen buraya alıyoruz.


Willard I. ZANGWILL, Success With People : The Theory Z Approach to Mutual Achievement (s. 61)

Autism

Aşağıdaki örnek bizim doğru olmayan davranışı önlemek için önerdiğimizi prosedürü açıklamaktadır. Genellikle pozitifi (reinforcement)   iyi, negatifi kötü olarak vurguladığımız halde bu örnek bazı özel durumlarda bunun tersini ortaya koymakta ve yanlış reinforcement uygulandığı zaman olabilecek zararı vurucu ve duygulu olarak açıklamaktadır. Bu örnek çocuklardaki tıbbi sorun Autism ile ilgilidir ve Ivar LOVAAS ile Psycology Today dergisinde yapılan bir söyleşiden adapte edilmiştir.

Autistik çocuklar derin ve gizemli bir sorun yaşayan çocuklardır. Bu sorun o kadar gizemlidir ki insanların çoğu onu hiç duymamış olabilirler. Dr. Lovaas a göre "İnsanlar onlar için cansız nesnelerden farklı bir şey değildir. Diğer insanlara karşı duygusal bir sıcaklık işareti göstermezler... Gürültüye ve sözlü uyarılara reaksiyon vermezler" . Size bakmazlar ve anlamsız ve tutarsız sözcüklerle konuşurlar.

Aşırı Autistik çocuklar kendine zarar veren davranışlar göstebilirler. Başlarını defalarca duvarlara, mobilyalara ve dosya dolaplarına vurabilirler. Bu davranışlarına müsaade edilirse, beyin kanaması veya gözlerinin patlaması gerçekleşinceye kadar sürdürebilirler.

Dr. Lovaas'a göre bazıları kendi etlerini yemektedir. Yine Dr. Lovaas'a göre "Bir çocuk gerçekten kendi parmağını - sanırım sağ elinin küçük parmağıydı- ikinci eklemine kadar yedi. Sol elinin parmaklarını da çiğnemeye başladı ... Dişleriyle de tırnaklarını sökmeyi başardı. Diğer bir çocuk sağ omuzunun çoğunu çiğneyerek yok etti. Başını çevirdi, omuzunu ağzına yaklaştırdı ve çiğnemeye başladı. Kemiklerini görebiliyordunuz. Bütün çocuklar bu tür kendini yaralayan davranışlar yapmazlar fakat bir çoğu yapmaktadır."

Profesör Lovaas'ın ve diğerlerinin öncü araştırmalarından önce bu tür çocuklara uygulanan geleneksel yaklaşım, onlar için yoğun sevgi ve dikkat harcamaktı. Teoriye göre, sevgi ve şefkate duyarsız olduklarından (ilgi gördüklerinde başka tarafa bakar ve duymuyormuş gibi görünürler.), onları etkilemek için olağanüstü sevgi ve şefkat gerekmektedir. Şayet bir çocuk kafasını duvara vurmaya veya kendini yemeye başladı mı? ailesi veya terapisti hemen yetişmeli ve çocuğu sevgi ile kucaklayarak gerekli olan sevgi ve şefkati yoğun olarak aktarmalıdır.

Dikkatli gözlemler sonucunda Dr. Lovaas farklı bir yargıya vardı. Burada sevgi ve şefkat pozitif reinforcement olmaktadır. Kafasını duvara vuran bir çocuğa gösterilen sevgi, kafasını daha şiddetli olarak vurmasına yol açar. Bunu deneyimleri de gösterdi : Sevgi gerçekte çocukları daha kötü yapmaktadır.

Dr. Lovaas basit bir öneri getirdi. "Şayet çocuk kendine zarar verecek bir şey yaparsa, hemen davranın ve onu tokatlayın" . Bunun sonrasında, tokatlamanın işe yaradığı görüldü. Birkaç tokatlamadan sonra çocukların kafalarını vurmayı ve diğer kendine zarar verecek şeyleri yapmaktan tamamen vazgeçtiler.

Dr. Lovaas'ın ışıltılı araştırmaları göstermektedir ki, bizim; "bazı durumlar çok ciddi ve çok sakıncalıdır ve mutlaka negatif reinforcementlerle engellenmelidir" kuralımız geçerlidir. Burada, pozitiflerin genel olarak yanlış olduğunu söylemek istemiyoruz fakat gerekli durumlarda gerekli reinforcementlerin uygulanmasının yararlı olacağını vurguluyoruz. Dr. Lovaas bu fikri vurgulamaktadır: "Yapmanız gereken şey ona bol miktarda sevgi göstermenizdir. Fakat bunu iyi davranışlar için yapın ve kendine zarar verdiği durumlarda kaçının."

Belki aynı şey daha az belirgin olarak normal çocuklara sahip ailelerde de gözlenmektedir. Bazen aileler çocuklarına yalnız yanlış bir şey yaptıkları zaman ilgi göstermektedir. Bunun sonucunda çocuklar çokça yanlış yapıp çokça ilgi görmeye çalışmaktadır. Burada ailelerin göremediği, aslında yanlış davranışları ödüllendirmiş olduklarıdır.


İnsanların hangi durumlarda nasıl davrandıklarının nedenini açıklayan çeşitli pskolojik kuramlar bulunmaktadır. Genelde davranış şemaları sibernetik olarak bebeğin içine doğduğu sosyal ortamın verdiği çeşitli uyarıları algılayıp kendini bu ortamın bireyi yapacak şekilde yorumlayarak benimsemesi (emulasyon) ile oluşmaktadır. İnsan beyninin enformatik yapısı bu haberleşme sürecinin sağlıklı bir uyarı-tepki (stimulus-response) süreci içinde çocuğu zaman içinde sosyalleştirerek olun bir birey olarak davranmasını gerçekleştirecek şekilde çalışmaktadır. çocukluk, gençlik ve yetişkinlik döneminde süregelen çeşitli eğitim süreçleri bireyi toplumun bir elemanı olarak toplumla uyum içinde varolabilmesi için gerekli olan davranış kalıpları ile donatmaktadır. İnsanın özel hayatında, toplum içinde ve iş dünyasında  davranışının kökenleri konusunda çok sayıda araştırma yapılmış ve çok sayıda kitap yayınlanmıştır. Buradaki amacımız bu konuyu incelemek değil, çocuklarda AUTİSM olarak bilinen uyum bozukluklarının, yönetim sistemlerinde gözlenen benzer uyum bozuklukları ile karşılaştırılmasıdır.

Şimdi burada Autismle ilgili Internetten derlediğimiz kaynakların verdiği bilgiyi özetleyeceğiz.

Autism :

Autism, düşünceyi, algılamayı ve dikkati etkileyen bir davranış bozukluğudur. Bunu sadece iyi tanımlanmış bir semptom takımı ile olarak algılanan bir davranış bozukluğu olarak düşünmemelidir. Autism hafiften ağıra doğru değişebilen bir davranış bozukluğu spektrumudur. Autist kişilerde davranış bozukluğu çok farklı olay ve durumlarda ortaya çıkabilir fakat kişinin yaş ve olgunluk düzeyi ile tutarsızdır.

Yetersizlikleri sınıflandırmak için kullanılan diagnostik el kitabı DSM-IV (American Psychiatric Association, 1994) "Autistik Bozukluk-Autistic Disorder" , "Pervasive Developmental Disorders" başlığı altında bir kategori olak listelenmektedir. Bir "Autistik Bozukluk" teşhisi, birey aşağıda verilen üç ana alanda 12 semptomun 6 veya daha fazlasını sergilediği zaman konulur. Bu alanlar sosyal etkileşme, haberleşme ve davranış olarak verilir. 

Konuşmanın autist kişilerde görülen bozukluğu lisanı yerinde ve uygun olarak kullanmayı bilememektir. Tutarlı bir diyalog ,bir konuşmayı tutarlı bir şekilde sürdürmek, konuşmada karşıdaki kişilerin ne anladığına ve neye inandığına dikkat etmek, Karşı tarafın meta-dil uyarılarını algılamak (yüz ifadesi, ses tonu ve vücut dili gibi)  olarak düşünülebilir. Konuşmada söz dışı haberleşme sözlü haberleşmeden daha etkin rol oynamaktadır. Autistik kişiler sözel olmayan dili anlamakta büyük sıkıntı çekerler.

Aşağıda verilenler Mental Bozuklukların Diagnostik ve İstatistik El Kitabı, Dördüncü Baskı (DSM IV)

A- Aşağıda verilen (1), (2) ve (3) den en az altı (veya daha fazla), (1) den en az iki ve (2) ve (3) den birer olması halinde;

1- Sosyal ilişkilerde kalitatif bozulma;  

  1. Sözlü olmayan (göz-göze gelme, yüz ifadesi, vücüdun duruşu, tavırlar gibi) davranışlarda belirgin bir yetersizlik.
  2. Gelişme çağı ile tutarlı çevre ilişkileri geliştirmede yetersizlik.
  3. Diğer kişilerle ilgileri, neşeyi, başarıyı, mutluluğu paylaşabilmekte yetersizlik. Başkalarına bazı ilginç şeyler göstererek, getirerek, işaret ederek dikkatlerini çekme isteksizliği.
  4. Sosyal duygulara karşılık verememe, oyunları yalnız oynama veya bşakalarını oyunun mekanik parçaları olarak görme.

2- Haberleşmede kalitatif yetersizlikler

  1. Konuşma becerilerinde gecikme veya tam eksiklik. Bu eksikliğin diğer haberleşme şekilleri olan fizik ifade ve tavırlarla kapatılmaması.
  2. Yeterli kouşma becerisine sahip bireylerde, başkaları ile bir konuşma başlatma veya bir konuşmayı sürdürebilmede yetersizlik.
  3. Sözcüklerin kalıpsal (stereotyped) ve tekrarlı olarak kullanılması veya kişiye özel (idiosyncratic) bir dilin kullanılması.
  4. Çeşitli spontane yaratılmış oyunların veya gelişme yaşına uygun sosyal taklitlere dayanan oyunların olmayışı.

3- Kısıtlı, tekrarlı ve kalıplaşmış (stereotyped) davranış şemaları. Aşağıda verildiği gibi gözlenen ilgi ve faaliyetler.

  1. Anlamı ve yoğunluğu normal dışı olan bir veya birkaç kalıplaşmış ve kısıtlı davranış şemasının ısrarla tekrarı.
  2. Özel ve anlamsız rutin ve rituallere görünür bir ısrarla tutunma.
  3. Kalıplaşmış ve tekrarlı motor hareketler. (el veya parmak şaklatma veya döndürme veya daha karmaşık tüm-vücut hareketleri.)

B- Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaş öncesinde gecikme veya normal dışı fonksiyon gözlendiğinde.

  1. Sosyal etkileşme
  2. Sosyal haberleşmede kullanıldığı şekli ile lisan
  3. Senbolik veya hayali oyun.

C- Rett Bozukluğu veya Çocukluk çağı Dağıtıcı Bozukluk sendromları ile daha etkili açıklanamayan durumların gözlenmesi ile.

 

Autism Kuşkusu Doğuran Semtomplar

Sosyal ilişkiler ve haberleşmede sorunlar;
(Diğer çocuklarla kaynaşmakta güçlük çekme; yalnız mesafeli durmayı tercih; ihtiyaçlarını ifade etmekte güçlük çekme; sözcükle ifade etme yerine tavırlarla ve elle gösterme)
Duyu organlarının bir veya birkaçı ile uyarılara normaldışı reaksiyon verme
(Görme, duyma, dokunma, denge, koku, tat, acıya reaksiyon)

 

Süregelen garip oyunlar
Motor becerilerde dengesizlik
Sözlü uyarılara reaksiyonsuzluk (Sağır gibi davranma)
Göz teması çok az veya hiç yok
Aynı konumda kalmakta ısrar;
rutindeki değişimlere direnme
Gözlenebilir düzeyde aşırı fizik aktivite veya düşük fizik aktivite
Tantrumlar;
Görünür bir neden olmadan aşırı huzursuzluk gösterme
Konuşma ve lisan eksiklikleri ve gecikmeleri
Gereksiz gülme ve kıkırdama
Echolalia
(normal konuşma yerine sözcükleri ve lafları tekrarlama)
İnsanları, olayları ve ilşkileri bağdaştırmada normal dışı yöntemler (nesneleri uygun olmayan şekilde tutma, sıcak temastan kaçınma)
Nesneleri döndürme

 

1- Autism nedir?

Autism yaşam-boyu süren bir gelişme yetersizliğidir. Bu yetersizlik bireyin gördüğünü, duyduğunu ve diğer duyuları ile algıladığı uyarıları doğru ve tatarlı bir şekilde anlamasını engeller. Bunun sonucu bireyin sosyal ilişkilerinde, haberleşmesinde ve davranışlarında ciddi problemler yaşamasına neden olur.

Autist bireyler, diğer bireylerin bir çırpıda öğrenebildiği normal haberleşme ve konuşma düzenlerini, insanları birbirine bağlayan sosyal ilişki şekillerini son derece sancılı bir şekilde öğrenebilirler.

2- Autism' in karakteristikleri nedir?

Autism hafif halinden ciddi ve ağır haline kadar bir spektrum üzerinde gözlenir. Gözlenen karakteristiklerin tipi ve ciddiyeti bireyden bireye değişebilir. Her durumda aşağıdaki semptomlar genellikle gözlenmektedir.

- Konuşma becerilerinin gelişmesinde ciddi gecikmeler

    Bireyin konuşma becerileri gelişmez. Gelişse bile bu çok yavaş bir seyir izler. Bu gelişme ise anlamsız sözcük kalıpları veya sözcüklerin anlamından bağımsız olarak kullanılması şeklinde tutarsızlıklarla yüklüdür. Dili etkin olarak kullanabilenlerde bile ilgisiz benzetmeler veya monoton bir ses düzeyi ile kouşma gözlenebilir.

- Sosyal ilişkilerin algılanmasında ciddi gecikmeler.

Autistik çocuk genellikle göz temasından kaçınır. Kucağa alunmaktan hoşlanmaz ve çevresindeki dünya ile ilgisiz gibidir. Kendi yaşındakiler ile oynamya isteksiz ve arkadaş edinmede yetersizdir. Başkalarını duygularını anlamaya isteksiz ve yetersizdir.

- Duyusal reaksiyonlarda tutarsız şemalar

Autistik çocuk bazı durumlarda sağır gibi davranır ve çevresindeki seslere ve sözcüklere reaksiyon vermez. Diğer bazı durumlarda ise aynı çocuk çevresindeki sıradan seslerden olağanüstü tedirgin olabilir. Bu çocuk acıya karşı da görünür bir duyarsızlık gösterebilir veya soğuk veya sıcağa reaksiyon vermeyebilir veya bunlardan herhangi birine aşırı reaksiyon gösterebilir.

- Entellektüel fonksiyonlarda dengesiz şemalar.

Birey bazı özel ve üstün yetenklere sahip olabilir. Bunlar resim, matematik, music veya hatırlanması hiç de önemli olmayan bilgi kütlesi olabilir. Buna karşılık autistik bireylerde gözlenir bir zihinsel gerilik vardır ve sadece yüzde 20 si ortalama veya ortalama üstü zeka düzeyine sahiptir. Bu entellektül konrastlar autismi özellikle anlaşılması güç hale getirmektedir.

- Faaliyet ve ilgilerde belirgin yetersizlikler

Autist bir kişi tekrarlı vücut hareketleri yapabilir. Ellerini çırpar, büker, sallar veya sürtebilir. Aynı kişi tekrarı aynı rutini izleyerek de yaşayabilir. Hergün aynı elbise, aynı program, aynı düzen v.s. Bu rutinlerde bir değişiklik olduğu zaman autist çocuk veya birey çok tedirgin olabilir.

Bütün bu özellikler içinde en yagın olarak görülenleri belirlersek; Autistler dil öğrenmekte, sosyal beceri geliştirmekte ve insanlarla ilişki kurmakta olağanüstü zorluklar yaşamaktadır. Dil ve sosyalleşme problemlerinin yanısıra autistler büyükleri, aile bireyleri ve diğer insanlarla aşırı bir ilgi veya aşırı kayıtsızlık içinde olabilmektedir.

Bu ilşikilerden doğan sorunlar son derece hafif veya aşırı ciddi olabilir. Ciddi davranış problemleri son derece aykırı, saldırgan ve bazı durumlarda kendisine zarar verecek boyutta olabilir. Bu davranışlar kalıcıdır ve düzeltilmesi son derece güçtür.

Hafif durumlarda autism öğrenme yetersizliği olarak gözlenir. Buna karşılık hafif durumlarda bile, haberleşme ve sosyalleşme zafiyetleri bireyin topluma katılmasını ciddi olarak engelleyebilir.

3- Autism'in Nedeni Nedir?

Autism bir beyin düzensizliğidir. Doğuştan başlar ve beynin enformasyonu değerlendirme yeteneğini etkiler. autism in nedeni bu gün tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmalar nedenini, beynin duyulardan gelen enformasyonu değerlendiren bölümlerinde fizik problem olduğunu öngörmektedir. Beynin kimyevi yapısında bazı dengesizlikler olabilir. Bazı durumlarda genetik faktörlerde etkili olabilmektedir. Autism gereçkte çok çeşitli nedenin bileşimi ile oluşabilir.

Çocuğun psikolojik çevresindeki faktörler autism in nedeni olarak görülmemektedir. Autism i diger zihinsel yetersizliklerden ayırmak gerekmektedir. Autismi karakterize eden, beyin fonksiyonlarında yetersizlik değil bunlar arasındaki dengesizliktir. Autist kişilerin de hoşlandığı aktiviteler diğer kişilerin hoşlandıklarının aynıdır.

Autism belirtileri veren çocuklar sürekli ilgi ve sürekli ve özel programlarla, deneyimli eğitmenlerle bağımsız yaşayabilecek ve iş sahibi olabilecek bireyler haline getirilebilir.

Autistik Yönetim :

Autism'in çocukların topluma uyum sürecinde yaşadıkları davranışsal bozukluk şemalarını oluşturduğu gibi çeşitli kuruluşların yönetim sistemleri, sektörel yaşamlarında yönetimsel bozukluk şemaları ve hastalıklar sergilemektedir. Kuruluşlar sosyo-teknik sibernetik organizmalar olduklarından doğal analogları gibi hastalanmaktadırlar. Hasta bir kuruluş, etkin yönetilmeyen bir kuruluş anlamına gelmemektedir. Etkin Yönetim, kuruluşun bütün kaynaklarının rasyonel ve bilimsel kullanıldığı halde, dah üstün performans ve yönetimde mükemmellik düzeyine geçme arayışlarıdır. Hasta kuruluş ise, yönetim sisteminde yaşanan aksaklıklar nedeniyle kuruluşun mevcut amaç, kaynak, potansiyel düzeyinin gerektirdiğinden çok alt düzeyde performans vermesidir. Spor yapmak sağlıklı bir bedeni ve ruhu daha üst performans düzeyine çekme çabasıdır. Önünüzde en sevdiğiniz pasta ve tatlılar durduğu halde yemenizde sağlık engeliniz varsa, şeker hastasınız demektir.

Autism in genelde beyin kimyasında oluşan bozukluklardan kaynaklandığına inanılmaktadır. Yöneticiler de kuruluşların yönetim sistemlerindeki beyin kimyasını sağlamaktadırlar. Yöneticilerin yönetim performanslarında kuruluşun kaynak, moment ilşikisi ile bir uyumsuzluk varsa, bu kuruluşta Autistik bir yönetim yapısı oluşacak ve kuruluş sorunlarını çözebileceği bütün imkanlara sahip olduğu halde, autism in haberleşmeye ve gelişmeye kapalı yapısı nedeniyle bunda başarılı olamıyacaktır.

Kuruluşları Genetik Kodları ve Autism :

Burada ilginç bir "Genetik" metaforu, Amerikada stratejik yönetim konusunda pırıltılı bir çıkış yapan HAMEL ve PRAHALAD ın yazdığı "GELECEĞİ KAZANMAK-COMPETING FOR THE FUTURE" kitabıbın 3. bülümünde verilmektedir. Burada firmaların genetik kodları konusunda yazılanları kısaca özetleyeceğiz.


Gary HAMEL, C.K. PRAHALAD, GELECEĞİ KAZANMAK, b:3, s. 69, İnkilap, 1996


UNUTMAYI ÖĞRENMEK

Büyük iklim degişikliklerinin tehditi altında kalan dinozorlar gibi, birçok fırma iş ortamındaki köklü değişikliklere ayak uydurmada başarısız kalmaktadır. Sık sık kullanılan dinozor benzetmesi, ne iyi ki, fırmalara tam uymamaktadır. Dinozorların soyu, türleri değişen koşullara yeterince hızlı uyum sağlayamadığı için tükendi. Evrim, önceden planlanmamış küçük genetik mutasyonlara dayalı yavaş ilerleyen bir süreçtir; bu mutasyonların küçük bir bölümü türün ayakta kalma olanaklarını iyileştirirken, bir bölümü de buna hizmet etmez. Ne var ki, dinozor firmalar açısından, bir şirketin "genetik kodları" nın çeşitli biçimlerde değiştirilmesi mümkündür. Aslında, genetik kodlarını belli aralıklarla yeniden düzenlemeyi başaramayan bir firma, kaderini tıpkı dinozorlar gibi çevredeki büyük altüstlüklerin ellerine terketmiş olacaktır.

"Şirket genetiği" derken neyi kasdediyoruz? Her yöneticinin kafasında kendi sektörünün yapısı bu sektörde nasıl para kazanılabileceği, rakiplerin ve müşterilerin kimler olduğu, müşterilerin neler talep ettiği, hangi teknolojilerin sonuç alıcı olduğu gibi konularda bir dizi önkabul varsayım ve kesin görüş vardır. Genetik kodlar aynı zamanda, insanların en iyi nasıl esinlendirilebileceği, iç rekabet ve işbirliğinin en doğru nasıl dengelenebileceği, hisse sahiplerinin, müşterilerin ve çalışanların çıkarlarının görece sıraları ve hangi davranışların desteklenmesi gerektiği gibi konulara ilişkin inanç, değer ve normları da kapsar. Bu inançlar, en azından kısmen, somut bir sektör ortamının ürünüdür. Bu ortam hızla ve köklü bir şekilde değiştiğinde, bu inançlar tam tersine varoluşa yönelik bir tehdit niteliği kazanabilirler.

YÖNETİM ÇERÇEVELERİ

Bir yöneticinin genetik kodları, işletmecilik okulundan ve diğer eğitim etkinliklerinden, amirlerinden, iş arkadaşlarından ve yönetim danışmanları ile mesleki yayınlardan aldıklarıyla kendi iş deneyimlerinin harmanlamasından oluşur ve onun belli durumlar karşısında gösterebileceği tepkilerin yelpazesini ve niteliğini belirler. Genetik kodlar bu anlamda, bir firmanın strateji kapsamına giren yaklaşımlarına, elindeki alternatif çözümlerin yelpazesine, üst yönetimin kendisine hedef seçtiği çıkarlara, politikaları yaşama geçirmede tercih edilen araçlara ve ideal örgüt tiplerine ilişkin görüşlerini belirler ya da "çerçeveler". Genetik kodların firma düzeyindeki karşılığı olan yönetim çerçeveleri, yönetimin belli bir gerçekliği algılama düzeyini sınırlar. Yöneticiler kendi çerçeveleri içinde yaşarlar ve çoğu durumda bu çerçevenin dışında kalanları bilmezler. Bir zamanlar, tasarruf sahiplerini yatırımcı olarak görmek çoğu bankacı açısından büyük bir yenilikti. On yıl önce bilgisayar üreticileri açısından, video oyunlarının bilgisayarlı grafik teknolojisinin çığır açıcı bir uygulaması olabileceği fikri, tamamen çerçeve dışı bir yaklaşımdı. Hepimiz, bir ölçüde, kendi deneyimlerimizin esiriyizdir.

Bir firmadaki bireylerin her biri dünyaya bir ölçüde değişik bakabilir, ama bir örgüt içindeki yönetim çerçeveleri farklı olmaktan çok birbirine benzerdir. Ne tür insanların işe alınacağı konusundaki ölçütler ne kadar sıkıysa, bunların eğitim geçmişleri ne kadar ben-zerse, göreve başlatma süreci ne kadar ayrıntılıysa, firmanın eğitim programları ne kadar geniş kapsamlı ve zorunluysa, kıdemli çalışanların yeni elemanları yönlendirmesi ne kadar formelse, yöneticilerin firma ve sektör içindeki kariyerleri ne kadar uzunsa, üst düzey görevlere dışarıdan alınanlar ne kadar azsa ve firma geçmişte ne kadar çok başarılı olmuşsa, firmadaki yönetim çerçeveleri o kadar tek düze olur. Her büyük örgütte firmanın bütün tarzını belirleyen egemen bir yönetim çerçevesi vardır.

Zaman içinde bu egemen çerçeve, tıpkı genetik kodlar gibi, herşeye nüfuz edici ve etkileyici olur. Firmanın idari yapısı ve süreçleri tarafından yaygınlaştırıldıkça, bu yönetim çerçeveleri örgütsel yapının ayrılmaz bir parçası haline gelirler. İş biriminin sınırlarının tanımlanması (hangi alanda çalışıldığı), sermaye bütçeleme sistemleri (kullanılan analitik araçlar ve kriterleri değerlendirmedeki görece ağırlıklar), ödüllendirme sistemleri (desteklenen, hoşgörülen ve karşı çıkılan davranışlar), stratejik planlama süreci (talep edilen enformasyon vb. dikkate alınan zaman süresi), eğitim ve toplumsallaştırma süreci (öğretilen beceriler, kutlanan efsaneler ve paylaşılan değerler), muhasebe ve enformasyon sistemleri (toplanan veriler, bunların nasıl örgütlendiği, kimin tarafından ve ne amaçla kullanıldığı), rekabete ilişkin istihbarat alma (hangi firmaların izlendiği ve kıstas alındığı) ve öteki idari sistemler; bütün bunlar belli perspektifleri ve önkabulleri pekiştirir, diğerlerini etkisizleştirir ve safdışı eder. Yönetim çerçevesi bu tuğlalardan oluşur.

Geçmişin, derinlemesine kodlanmış ve bir yönetici kuşağından diğerine aktarılan dersleri her örgüt açısından iki tehlikeyi içinde barındırır. Birincisi, insanlar zamanla inandıkları şeylere niçin inandıklarını unutmaya başlarlar. İkincisi, yöneticiler kendilerinin bilmediği şeylerin bilmeye değer olmadığına inanmaya başlarlar. Şirket inançlarının koşullara bağlı olduğunun kavranmaması birçok firmayı olumsuz etkilemektedir. Dünün "iyi fikirler"i bugünün "politika ilkeleri" haline gelmekte, bunlar yarına "talimatlar" olarak aktarılmaktadır. Sektör alışkanlıkları ve "kabul gören uygulamalar" sürekli bir yaşam hakkı elde etmektedir. Doğmalar sorgulanmamakta ve yöneticiler kendi kendilerine, biz örgüt, strateji, rekabet ya da sektöre ilişkin bu somut görüşlere nasıl ulaşmıştık, bunlar hangi çevresel koşulların sonucu olarak ortaya çıkmıştı, inançlarımız hangi koşulların ürünüydü gibi soruları sorma ihtiyacını pek duymamaktadırlar. Sonuçta geçmişin başarıları önünde şapka çıkarıp durmaktan öte bir şey yapılamamaktadır...

İkinci, belki de daha önemli tehlike, insanların neleri bilmediklerinin farkında olmaması ve daha da kötüsü, bilmediklerini bilmemesidir. Bu, her örgütün karşı karşıya bulunduğu en büyük meydan okumadır. Neleri bilmediğimizi nasıl öğreneceğiz? Kendi bilgimizin sınırlarını nasıl saptayıp aşabiliriz? Size zarar verecek olan bilmediklerinizdir. Canon'un fotokopi işindeki perspektifine ilişkin bilmedikleri Xerox'un, yuvalara satış yapan perakendecilerin hedefleri konusunda bilmedikleri Sears'in ve Japon otomobil üreticilerinin amaçları konusunda bilmedikleri de Detroit'in geteneklere bağlı Fırmalarının başarısızlığının temelini oluşturmuştur. Sorunun kaynağı, bilinmesi gerekenlerin bilinemez olması değil, yalnızca bunların mevcut yönetim çerçevelerinin sınırlarının dışında bulunmasıydı.

Genetik Çeşitlilik İhtiyacı

Biyoloji bilimine göre, herhangi bir organizma popülasyonunun uzun süreli sağlığı asgari bir genetik çeşitlilik düzeyine bağlıdır. Aynı şey bizim şirket olarak adlandırdığımız organizma popülasyonu açısından da geçerlidir. Kısa süre önce en büyük Amerikan şirketlerinden birinin yirmi üst düzey yöneticisiyle bir görüşme yaptık. Kendilerine dört soru yönelttik: İlk soru, "Kaçınız bütün meslek hayatınızı bu sektörde geçirdiniz?" sorusuydu. Bütün eller havaya kalktı. İkinci soru, "Kaçınız bütün meslek hayatınızı bu firmada geçirdiniz?" sorusu oldu. Gene bütün eller havaya kalktı. Bunu, "Kaçınız bulunduğu üst düzeye satış ve pazarlama bölümlerinden geldi?" sorusu izledi. Bu kez 18 el havaya kalktı. Son soru şöyleydi: "İçinizde beş yıldan fazla bir süre ABD dışında çalışmış kimse var mı?" Bu kez hiç el katkmadı. Bizim görüşümüze göre, bir firma genetik çeşitliliği büyük ölçüde artırmak için bir şeyler yapmazsa, geleneksel olmayan yeni rakiplere karşı koyabilmesi çok zor olacaktır.


HAMEL ve PRAHALAD yöneticilerin içine düşebilecekleri Semantik Blokaj Tuzakları'nı doğru değerlendirerek, şirketlerdeki Autism Sendromunu teşhis etmektedirler. Fakat kitaplarının bundan sonraki yaklaşımı ve tedavi önerisi bu yöneticilerin stratejik konularda uyarılarak ve eğitilerek bu durumda kurtulabileceklerini öngörmektedir. Autism sendromu ise bu tür yöneticelerle rasyonel ve objektif bir diyaloğun kurulabilmesinin olanaksız olmasına dayanmaktadır. Bu tür yöneticiler bilgi ve beceri birikimlerinin dışında kalan uyarılarla karşılaştıklarında görmez,duymaz ve anlamaz bir konuma geçmekte ve zorlanmaları halinde irrasyonel savunma blokları oluşturarak, ahlak dışı yöntemlere de başvurabilmektedirler.

Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde dünyada sektörel düzeyde gözlenen ve inanılması güç Autism Vakalarını inceleyeceğiz.

ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERDEKİ AUTİSTİK YÖNETİM GÖZLEMLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞILMAKTADIR. BUNLAR GELİŞTİKÇE YÜKLENECEKTİR.

KAYNAKLAR

INTERNET ÜZERİNDE AUTİSM İLE İLGİLİ KAYNAKLAR

CENTER FOR THE STUDY OF AUTISM http://www.autism.com
AUTISM RESEARCH INSTITUTE http://www.autism.org
  http://www.autism-pdd.net/checklist.htm
  http://www.unc.edu/depts/teacch/20ques.htm
hm-btn.gif (208 bytes)
EYLEM MAYIS.2002