|
Seri üretim çağını Ford Motor
Company başlattı. Hatta, çağdaş kapitalizm zaman zaman `Fordizm' olarak da nitelenir.
Bu sözcük, montaj bandında iyi ücretli işlere dayanan seri üretimle hesaplı,
standardize ürünlerin evliliğini belirtir. Henry Ford 1903'te otomobil üretmeye
başladığında her montajcı kendi başına bir otomobilin bütün montajından
sorumluydu ve bu da 514 dakika, yani yaklaşık dokuz saat alıvordu. Genç Ford beş yıl
bovunca montaj işlemini hızlandırmanın yollarını aradı. 1908'de otomobil yapmanın
yepyeni bir yolunu bulmuştu. Model T siyah, kutu gibi bir araçtı ve kullanması o kadar
basit, onarımı o kadar kolaydı ki, Ford onu evrensel araba olarak niteledi.
Ford, üretim süreci boyunca işçilerin aynı ölçüm
sistemini kullanmaları halinde parçaların her bir otomobil için özel yapılmaları
gerekmeyeceğini; belli bir modeldeki tüm otomobillere uyacaklarını keşfetmişti.
Model T ile birlikte Ford uzun zamandır istediği bir şeyi gerçekleştirdi. Parçalar
artık standarttı ve değiş tokuş edilebilirdi. Her montajcı tek bir iş yapıyordu ve
sonuçta ortalama bir Ford montajcısının görevi 514 dakikadan 2.3 dakikaya
düşmüştü.1913'te Highland Park fabrikasında ilk üretim bandının kurulmasıyla bu
süre 44 saniye daha kısaldı.
Henry Ford arabalardan çok fabrikalarla ilgileniyordu ve
şirketini seri üretimde geliştirdiği yenilikler üzerine kurdu. Bir otomobilin yapım
süresini önemli ölçüde azaltarak, müşterinin ödeyeceği fiyatı yarıdan fazla
düşürebileceğini buldu. 1910'da 780 dolar olan bu rakam, 1913'te 360 dolara inmişti.
1920'lerde dünyada satılan otomobillerin yarıdan fazlası Model T'lerdi. 1923'te Ford
birbirinin eşi 2.1 milyon araba üretiyor ve hâlâ dünya pazarının % 50'sini elinde
tutuyordu. Henry Ford, "Otomobil fiyatında yaptığım her bir dolarlık indirim
karşılığı bin yeni müşteri kazanıyorum," diye övünüyordu.
4 Ocak 1914'te Ford artık işçilerine günde 5 dolar
asgari ücret ödeyeceğini açıkladı. Bu, o güne dek geçerli olan asgari ücretin iki
katından fazlaydı. Mucit, hayretler içindeki gazetecilere, "Yüksek ücret
kazandıran üretim yöntemleri geliştirebilirim," diyordu. (Wall Street Journal,
Ford'un yüksek ücret politikasını ekonomik bir suç olarak eleştirdi.) Bu sistem,
ABD'de yaklaşık yetmiş yıl yaşadı. Bunun başlıca nedenlerinden biri de, işlerine
Ford arabalarıyla gidebilen yüksek ücretli işçileri yaratan montaj bandı sistemiydi.
Ford'un hayalleri eninde sonunda büyük fabrikaları,
büyük otomobilleri ve büyük sendikaları yarattı. Henry Ford sendikalardan,
bankacılardan ve çağdaş Amerikan yaşamının pek çok yönünden hoşlanmazdı,
ancak, küçük kasabalar Amerikası'nın değişiminde üstlendiği rolden hoşnuttu. Bir
gün genç bir yardımcısı yaşlı işadamına modern çağda yaşadıklarını
hatırlattığında, Henry Ford onun sözünü kesti: "Delikanlı, modern çağı
yaratan benim."
I. Dünya Savaşı 1914'te patladığında, Henry Ford
İngiltere'nin bir numaralı otomobil yapımcısı oldu. Amerikalı delikanlıları
siperlerden uzak tutma yolundaki bol reklam edilen çabaları o kadar büyük bir öfke
yarattı ki, milliyetçi duyguları yatıştırmak için İngilizler'e azınlık hisseleri
vermek zorunda kaldı. 1920'lerin ortalarında on dokuz yabancı ülkede Ford ya da Ford
parçaları üretiliyordu. Şirketin Arjantin, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika,
Meksika, Malaya, Avustralya ve Japonya'da montaj fabrikaları vardı. 1925'te kurulan
Yokohama fabrikası kısa sürede Japon pazarının büyük bölümünü ele geçirdi.
`Fordo' Japonca'da otomobil ile eş anlamlı bir sözcük haline geldi. Askerlerle
milliyetçiler şirketi sıkıştırıyor ve Japonya'dan atılmasını istiyorlardı, ama
Henry Ford'un Japonya fabrikası Pearl Harbor'dan iki yıl önce kapatıldığında hâlâ
yılda 12.400 otomobil çıkarıyordu.
Çoğunlukla ismi bilinmeyen bürokratlar tarafından
yönetilen halka açık bir şirket olan GM'nin aksine, Ford Motor Company hep bir aile
işletmesi olmuştur. Şirketin hisseleri borsada işlem görmekle birlikte, oy hakkına
sahip hisselerin % 40'ı Ford ailesine aittir. Eski murahhas azalardan Harold A. Poling'e
göre, kurucunun iki torun çocuğu, Edsel B. Ford II ile William C. Ford, Jr.
"Şirketi aynı anda yönetmeye çalışmaktadırlar." `Genç Fordlar'ın' sahip
oldukları deneyim ve sorumluluklara aldırmadan ellerindeki oy haklarına uygun makam
istemeleri Poling'den önceki başkanın erkenden emekliye ayrılmasına neden olmuştur.
Patronlarla yöneticiler arasındaki gerilim, Ford'da çok eski bir hikâyedir. Yaklaşık
80 yıl boyunca şirketi, her biri kendi açısından unutulmaz birer karakter olan iki
kaprisli patron yönetmiştir.
David Halberstam otomobil endüstrisini ele aldığı The
Reckoning isimli kitabında, Ford Motor Company'nin kurucusunun, aynı zamanda onun
yıkıcısı olduğunu söyler.
Seri üretimin mucidi, ondaki hataları göremiyordu.
Müşteriler yıllarca birbirinin aynı siyah araçları kullandıktan sonra, her
arabanın ve otomobilin kendine özgü bir görünüşünün olduğu o eski günleri
özlemeye başladılar. Amerika zenginleşirken otomobil de dinlence saatlerinin ayrılmaz
bir parçası; bir varlık simgesi; tekerlekler üzerinde bir güç fantazisi; parıldayan
bir seks sembolü oldu ve müşteriler yıldan yıla hep aynı ufak, kutu gibi arabaları
almayı reddettiler. General Motors'da doksan yıl boyunca uygulanan yönetim ilkelerinin
sahibi Alfred P. Sloan ise, ilerigörüşlülük gösterip seri üretime çeşitlilik
kattı ve modellerini farklı pazarlara göre o luşturdu. General Motors'a can veren
örgütlenme ve pazarlama tekniklerini geliştirmenin yanı sıra, pazarın değişen
talepleri karşısında Fordist bir strateji benimseyerek hem şirketinin ömrünü
uzattı hem de neredeyse Henry Ford'u piyasadan sildi.
Henry Ford her geçen yıl daha gürültücü ve daha
zorba oluyordu. Çağa ayak uydurmak için ne model ne renk değiştirmeyi kabul etmiyor,
otomobillerinin kredili satışını finanse etmiyordu. GM ise tüm bunları büyük bir
başarıyla uygulamaktaydı. 1914'te işçiler tarafından kısa bir süre için mesih
ilan edilen adam, birkaç yıl sonra sendikaya karşı, eski bir gemici ve bar fedaisi
olan Harry Bennett'i tuttu. Öğle yemeğinde buluştuklarında, işçilerinin sert
adamlar oldugunu söyleyen Ford, "Ateş etmeyi bilir misin?" diye sordu. Bennett
onun ne demek istediğini anladı ve sorun çıkaranları, yani genel anlamda tüm
çalışanları tartaklamakta uzman oldu. Henry yaşlanır ve çevresinden gittikçe
soyutlanırken, Bennett'in şirket içindeki gücü de sürekli arttı. Bu arada, GM
dünyanın bir numaralı otomobil üreticisi olmuştu.
1920'lerin sonunda Henry Ford bir başka sorunla
karşılaştı. Montaj bandındaki işçiler huzursuzlanıyorlardı. Yüzyılın
başlarında dünyanın hemen her ülkesinden erkekler (kadınlar alınmıyordu) Ford'un
Highland Park fabrikasına koşuyorlardı. 1915'te yapılan bir ankete göre içerde tam
elli dil konuşuluyordu. Bunların çoğunun amacı, yeteri kadar para biriktirip
anavatanlarına geri dönmekti. Ancak, ücretleri artıp işleri bırakılamayacak kadar
iyi bir hale gelince, Vatana dönüş hayalleri de unutuldu.
Charlie Chaplin'in Modern Times filminde ölümsüzle?en
o hızlı montaj bantında , aslında huzurlu bir iş değildi. Gününü her 1.19
dakikada bir iki vidaya iki civata takmakla geçirmek çoğu işçi için, özellikle de
çalışma hayatlarının geri kalan bölümünde hep bunu yapacaklarını
düşündüklerinde, dayanılmaz hale geliyordu. 1930'ların oturma grevlerinden
1970'lerde artan, işe gelmeme ve dikkatsiz çalışma olaylarına dek, Ford makinesindeki
insan dişlisi şirket için gittikçe büyüyen bir sorun oldu.
II. Dünya Savaşı'nda Ford moral bakımından berbat
durumda olmasına rağmen, Hitler ile Japonya'ya karşı girişilen savaşta ülkenin
üçüncü büyük askeri müteahhidi oldu. Amerikan hazinesinden gelen bu nakit akışı
olmasaydı, Ford ailesinin imparatorluğu hepten çökebilirdi. Nihayet 1945'te aile,
şirketin kontrolünü yaşlı adamın elinden almayı başardı. Torun II. Henry Ford
yirmi sekiz yaşında ve donanmada görevliydi. Başkan Roosevelt bir zamanlar dünyanın
en büyük otomobil şirketi olan bu şirketi kurtarması için onun erken terhis edilmesi
emrini verdi.
II. Henry kendi açısından büyükbabası kadar
otokrattı. Amerikalı otomobil şirketlerinin içinde en uluslararası olanı
devralmıştı, ama bakış açısı pek de kozmopolit değildi. Yöneticilerinden biri
bir Mustang'e Michelin lastikler taktığında kızdı. Aynı şey, "Arabalarımdaki
Allahın cezası yabancı çelik için de geçerliydi".Kendi görüşünü
paylaşmayan insanlara mutlaka şirketin kapısında yazılı olan ismi hatırlatırdı.
Büyükbabasının aksine, ne popülist ne barış yanlısı ne de Yahudi karşıtı olan
genç Ford, şirketi devraldığında biraz donuk bir gençti. Ancak, 1960'lara
gelindiğinde müsrif, hızlı yaşam biçimi ve gizlemeye gerek duymadığı ilişkileri
sayesinde dedikodu sütunlarının gediklisi olmuştu. Boşanması ve içkili araba
kullanmaktan tutuklanması manşetlere yansıdı. II. Henry'nin otomobil endüstrisi
konusunda geniş yankı uyandıran görüşlerinin şirkete pek bir katkısı yoktu ve
kendisi de gittikçe şirketten sıkılıyordu. Benzin yutan devlerin devrinin bittiği
yolundaki görüşlere yanıtı, "Mini arabalar mini kârlar demektir,"
şeklinde oldu. Gözlemi doğru olmasına doğruydu, ama halkla ilişkiler bölümü bunun
hiç söylenmemesini tercih ederdi.
1945'te şirketin başına geçtiğinde, Ford ayda 10
milyon dolar zarar ediyordu. Harry Bennett'le birlikte yüzerce kişiyi kovdu, yeni bir
fabrika ile otomatik makinelere 1 milyar dolar yatırım yaptı, yaşlı Henry'nin
çağdışı işveren uygulamalarını liberalleştirdi ve GM doğrultusunda yönetimi
merkeziyetçilikten uzaklaştırdı. Hava Kuvvetleri'nden, aralarında daha sonra Litton
Industries'i kuracak olan Charles B. "Tex" Thornton ve geleceğin iki Ford
başkanı, Robert S. McNamara ile Arjay Miller'in de bulunduğu, `dahi çocuklar' olarak
anılan bir grup eski sistem analizcisini getirdi. 1954'te Ford, Chrysler'i geçmişti.
II. Henry'nin saltanatı sona erdiğinde Ford Avrupa'nın
önde gelen otomobil üreticilerinden biriydi; dünya çapında işgücünü üç
mislinden fazla arttırmıştı ve yıllık araç üretimini 900.000'den 6.5 milyona
çıkarmıştı. İlk Henry Ford bankalardan nefret ederdi, ancak torununun devrinde Ford
Motor Company en büyük bankalardan birini yönetiyordu. 1990'ların başında Ford'un
çeşitli bankalarının kredi portföyü 115 milyar dolarla ABD'de Citicorp'un hemen
gerisindeydi.
Öte yandan, II. Henry'nin başkanlıktan ayrıldığı
1980'de şirket, tarihinin en kötü yılını geçirdi ve 1.5 milyar dolar zarar etti. On
yıl önce ithal otomobiller ABD pazarının % 10'unu ele geçirmişlerdi ve bu oran her
geçen yıl büyüyordu. II. Henry'nin sandığından çok daha fazla Amerikalı'nın
ucuz, yakıt kullanımı az, park edilmesi kolay otomobil tercih ettiği ortaya
çıkmıştı.Ancak 1976'da; Ortadoğu Savaşı ertesinde yaşanan petrol paniğinden
sonra, Ford Motor Company küçük bir araba geliştirmeye başladı.
Panther, finans bölümünde, Ford'un bilançosunu göz
önünde tutan ve patronun ne istediğini bilen yöneticilerce tasarlanmıştı. Bu hesap
uzmanları pahalı değişiklikden kaçınmak için Ford'un orta boy modelini ele almaya
ve arkadan itiş sistemini korumaya karar verdiler. Aslında, gittikçe daha başarılı
olan ithal arabalarda önden çekiş önemli bir satış avantajı sağlıyordu.
Fabrikanın çıkardığı otomobiller, yöneticiler arasındaki karmaşayı
yansıtıyordu. Ford bir otomobil değil, bir şakanın baş harflerinden oluşan bir
isimdi: "Her Gün Ayarla ya da Tamir Et" (Fix Or Repair Daily).
1979 İran Devrimi'nin yol açtığı ikinci enerji
bunalımı ve sonuçta ortaya çıkan ekonomik durgunluk bütün sektörü çok kötü
etkiledi. Ancak Ford'un bir de kendine özgü sorunları vardı. Edsel 1950'lerde çok
ünlü ve pahalı bir fıyaskoyken, 1970' lerin Pinto fiyaskosu daha da ciddiydi. Zaman
zaman arkadan çarpma sonucu benzin deposu alev alan araba çok tehlikeliydi. Ford
tazminatlara ve avukatlara milyonlar ödüyordu. Dahası, Ford'un otomatik vitesleri park
durumuna getirildiğinde geriye geçiyordu. Ulusal Trafik ve Anayol Güvenliği Şubesi'ne
göre, bu hata 3700 kazaya, 60 ölüm ve 1100 yaralanmaya neden oldu. Ulusal bir dergide
yayınlanan bu bulgular, elbette Ford'un ne moraline ne satışlarına ne de stoklarına
katkıda bulundu. 1970'lerde iki misli artan ithalat da şirketin sorunlarını
artırıyordu.
1980 ile 1983 arasında Ford yaklaşık 3.5 milyar dolar
kaybetti. Philip Caldwell başkanlığı. devraldı. Yıllar süren ezici zararlardan
sonra kâr edilen ilk yılda, yıllık maaş ve hisse senedi opsiyonu olarak kendisine 7.3
milyon dolar ödedi. Bir zamanlar Amerikan zekası ve girişimciliğinin dünya çapında
sembolü olan Ford Motor Company artık Amerikan endüstrisinin yanlış taraflarının
örneği olarak basında sürekli eleştiriliyordu.
|