|
Kaplumbağa'nın nasıl
yaratıldığını ve Hitler'in otomobil şirketinin savaştan sonraki çöküşünü
bilenler için, daha azı bile süpriz olacakken, bu otomobilin Amerikan topraklarına
ulaşabilmesi tam bir mucizeydi. Heinrich Nordhoff olmasa bunların hiçbiri
gerçekleşemeyecekti. Savaştan önce GM'in Opel Fabrikasında çalışan Nordhoff, Alman
otomotiv sanayiinin etkili ve açıksözlü yöneticiterindendi. Savaş sırasında,
Hitler, Opel'i kamulaştırarak, savaş için kamyon üreten bir fabrika haline
dönüştürmüştü. Nordhoff bu işte öylesine başarılı olmuştu ki, Hitler rejimi
kendisine onur ödülü vermişti. Nordhoff. Nazilerden hoşlanmasa da, yeteneklerini
onlar için kullanmaktan kaçınmamıştı. GM, savaştan sonra Opel'i yeniden kontrolüne
aldığında, Nazilerle işbirliği yaptığı için Nordhoff'u işten çıkardı.
Geçmiş birkaç yılın şaşkınlığını üzerinden
atamayan ve şiddetle işe ihtiyacı olan Nordhoff, İngiliz ordusunun, şimdiki adı
Wolfsburg olan Volkswagen City'deki fabrikanın başına geçme teklifini gönülsüz de
olsa kabul etti. Nordhoff yeni görev yerine vardığında, karşısına çıkan manzara
karşısında kendisinibir hayli şaşırtmıştı. Daha sonra, bu ilk izlenimlerini
şöyle anlacacaktı: ''Orada terk edilmiş harabeler; bir grup çaresiz insan : hiçbir
zaman inşa edilmemiş ve tamamlanmamış bir kentin kalıntıları; işletme
prensiplerinden ve programından yoksun -dolayısıyla rasyonel bir işletmecitik ihtimali
olmayan şekilsiz bir tesisle karşılaştıın. Yeni bir şey, daha önce hiç
rastlanmamış bir şey yaratmak zorundaydım. " Nordhoff, ilk anın
şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra kendisini toparladı ve işçiden başka
her şeye benzeyen işçilere cesaretlendirici bir konuşma yapmaya hazırlandı.
Onlara kısaca şunları söyledi: '' Bu en büyük Alman
otomobil şirketini. barış dönemi Alman ekonomisine en önemli katkıyı sağlayacak
şirkete dönüştürmek bize bağlı . Volkswagen'in gelecekteki yönünün aşağı
doğrumu olacağı bize bağlı.''
Nordhoff'un en büyük endişesi. Yeni şirketlerin
ürettiği otomobildeki bazı teknik eksikliklerdi. Kendisinin de aralarında olduğu bir
grup uzman. Henüz ilk prototipler bile denenmeden Kaplumbağa'nın işe yaramaz olduğunu
ilan etmişlerdi. Savaştan sonra eleştiriler arttı ve ''Bu arabayı değiştirmeniz
gerek. Bu araba üçüncü Reich'a benziyor'' türünden yakınmalar başladı. Ancak yeni
bir model üretmek için para yoktu. Böylece araştırma ve geliştirme olanaklarından
yoksun Nordhoff. İlk projeden yola çıkarak 20 bin adet Kaplumbağa üretmeye koyuldu.
Ocak 1948'de 20 bininci otomobilde tamamlandığında. Nordhoff Kaplumbağa'nın en
ateşli savunucularından biri olmuştu.
Nordhoff çalışkan ve işçileri motive eden bir
liderdi. Yaşamını gerçekten şirketin başarısına adamıştı. Sık sık şirket
radyosu kanalıyla işçileri ile konuşur. Onların çabalarını över ve şirketin
geleceği için onlardan daha iyi çalışmalarını isterdi. İşçilerin çabalarını
ödüllendirmek gerektiğine inandığı için. 1948 Eylül'ünde 30 bininci Kaplumbağa
üretildiğinde ücretlere yüzde 15 zam yaptığını duyurdu. Nordhoff çalışanlara
şu sözü verdi: '' Şirketten ben sorumlu olduğum sürece. işçiler paylarına
düşeni daima alacaklar.''
Nordhoff. Öte yandan. Elinden geldiğince otomobilin
teknik eksikliklerini gidermeye Çalışıyordu. Ama mükemmele ulaşmak kolay değildi.
Alman tüketicilerden. Genel müdürlüğe şikayet yağıyordu. Nordhoff. Ya bunları
görmezden geliyor. ya da zekice karşılıklar vererek insanları şaşırtıyordu.
Örneğin. geri vitesin zor geçtiğinden yakınan sürücüler, Nordhoff'tan samimi bir
üslupla şu cevabı alıyordu: "Bir Kaplumbağa daima ileri koşar.''
Zeki ve cömert olmasına karşın. Amerikalı
meslektaşlarının önünü tıkayan zaaflar. Nordhoff'da da vardı: Otokrat ve sertti,
otomobil üretmenin son derece karmaşık bir emek süreci gerektirdiğini göremiyordu.
Aslında, yalnızca bir üretim mühendisiydi ve bu işi iyi yapıyordu. Büyük bir
şirket yaratacak özelliklere ise sahip değildi. Onunla tartışmak, hatta yalızca hir
öneride bulunmak bile imkansızdı. Sık sık olumsuz bir tavırla, "Beni gaza
getiremezsiniz'' derdi . Porföyüne yeni modellerde katması için şiketin genişlemesi
gerektiğini söyleyenlere tepkisi, onları şirketin müzesine götürmek ve orada,
hiçbiri onay almamış 36 Volkswagen test modelini göstermek olurdu. Söylemek istediği
şuydu: Kaplumbağa'dan daha iyisi yok.
Başarılı olmuş biriyle tartışmak zordur. 1950'lerin
ortasına gelindiğinde. Nordhoff, şirkette mucizeler yaratmıştı. Kârlar yüksekti,
fabrika bütünüyle yeniden inşa edelmiş. iyi bir servis ve bayi ağı kurulmuştu.
Almanlar, ekonominin düze çıkmasıyla sonunda halk arabalanna kavuşmuşlardı. Artık
Amerikan pazarına yönelmenin zamanı gelmişti.
Nordhoff' un Kaplumbağa'yı pazarlaması için
1950'lerin başında Amerika'ya gönderdiği görev!iler, kıtada neredeyse alay konusu
olmuşlardı. Müşterileri geniş modaya uygun. İyi donanımlı modeller talep eden
ABD'li şatış acentaları. bu çirkin, güçsüz otomobille ilgilenmedi. Nordhoff,
sonunda Amerika'ya farklı bir yaklaşımla girilebileceğini fark etti. VW, bütünüyle
bağımsız bir işletme kurarak, Volkswagen Amerika'yı (VWOA), Alman babasının
tamamına sahip olduğu bir bağlı şirket yaptı. VWOA, bin satış acentasından
aluşan bir bayi ağı kurdu (Hepsine mavi-beyaz tabelalar kondu.) En önemlisi, bayiler,
servis sorununu o güne kadar görülmemiş ciddiyetle ele aldılar.
O zamanlar, Amerika'daki yabancı araç sahipleri
Renault, Fiat marka otomobillerini ya da iki kişilik spor İngiliz otomobillerini
götürecek servis bulamamaktan ve yedek parça sıkıntısın dan bezmiş durumdaydılar.
VWOA, satılan her arabanın parçasının mevcut olduğunu ve geniş bayi ağı
aracılığıyla servis sağlayacağını garanti ediyordu. Amerika'da alternatif bir
kültür kurma çabalasıyla da birleşen bu stratejiler, sonunda VW'ye başarı getirdi.
1958 yılında ABD'de 100 bin kaplumbağa satıldı.
Herhalde kimse böyle bir şeyi tahmin etmemişti.
Volkswagen'in Kaplumbağa'sı sanki bir şakaydı ya da Detroitli bir yöneticinin alaycı
deyimiyle "kişisel bir hakaret"ti. Amerikan topraklarına henüz ayak basmış,
kaplumbağa şeklindeki bu garip arabayı anlatan bir yazar şöyle diyordu: "Detroit
güçlü. modaya uyan, yumuşak ve sessiz çalışan otomobiller üretirken Kaplumbağa
basit, gürültücü, bagajı olmaması gereken yerde bulunan ve gücünü su yerine
havayla çalışan küçük motorlardan alan araba olmakta ısrar ediyor."
Amerika'nın savaş sonrası kuşağı. tersine bir statü sembolü haline gelen bu Alman
otomobilini akın akın satın alırken, başlarını kaşıyan Detroitli yöneticiler
için, bu tuhaf kaplumbağa'nın, otomobil devlerinin ülkesindeki muazzam başarısı tam
bir muammaydı.
Reklamları bile alaycıydı; açıkca kendini
küçümseme yöntemi belki de ilk kez böylesine büyük bir etki yaratmıştı.
Reklamlarda şaşkın ve bodur haliyle, Kaplumbağa, olduğu gibi yansıtılıyor ve sade
başlıklar atılıyordu; "Çirkinlik yüzeyseldir" ya da "Sizi
düşkünler evine götürmeyecek." Bir VW minibüsü fotoğrafların altında ise
şöyle yazıyordu :"Bunlardan biri geçenlerde çalındı." Kaplumbağa
reklamlarda, duyguları ve kişiliği olan bir insana dönüştürülmüştü. Bunlardan
birinde, gecenin karanlığında iki arabalık bir garajda kaplumbağa tek başına
dururken gösterilmiş ve "Bütün işi o yapar. ama cumartesi geceleri partiye
hangisi gider?'' diye sorulmuştu.
1959'da Norclhoff, Amerika'daki işletmenin başına
geçmesini istediğinde, Carl Hahn, Wolsfburg'daki, ihracat departmanında yıldızı
parlamaya başlayan genç bir yöneticiydi. Hahn ın enerjisi; kendine has bir tarzı, iyi
bir ekibi ve pek çok yenilikçi düşüncesi vardı. Ama hepsinden önemlisi
şanslıydı. Dünyanın en iyi bayi/servis ağına sahip olsa da, toplumsal kültürel
bir eğilime denk düşmeden, herhangi bir şirketin, alımlı sofistike ve güçlü
otomobillerin üretildiği bir ülkede, "Kaplumbağa" gibi bir otomobilin
yarattığı müthiş talebi yaratabileceği kuşkuludur.
1962'ye gelindiğinde, ABD'de toplam bir milyon dolar
Kaplumbağa satılmıştı ve ba başarıda en önemli pay, Hahn'a atfedilmişti. Ne var
ki; bu bile Almanya'da eleştiri dozunun yükselmesini engelleyememişti. ,Şirket
çalışanlarından biri; "Amerikalılar Kaplumbağa'dan bıktığında ne olacak
peki?" diye sormuştu mesela.
Yerinde bir sorumuydu bu. Savaş öncesi anlayışı ve
modelleriyle çalışan bir şirket olan VW, aplumbağa'nın Amerika'daki başarısından
ötürü, hatalı bir güven duygusuna kapılmıştı. VWOA'nın zaferi,
şirkete,yalnızca zaman kazandırmıştı. Nordhoff, mühendislikteki onca yeteneğine
karşın, yeni ürün geliştirmenin önemini kavrayamamıştı. Bir gün Kaplumbağa
modasının geçeceğini asla aklına getirmiyordu. İnsanları kendi dinine döndürnıek
isteyen misyoner tavrıyla, bütün dünyayı. Kaplambağa'nın üstünlüğü konusunda
ikna etmeye çalışıyor, her günden daha fazla Kaplumbağa üretmeye devam ediyordu. Bu
dönemde, yeni modeller üretme konusunda. Ciddi hiçbir çaba içinde girilmedi.
1970'lerde artık insanlar Kaplumbağa almaktan vazgeçtiğinde, şirket neredeyse yok
olmuştu.
Nordhoff döneminde VW öylesine çok para kazandı ki,
şirket mali denetime kafa yormayı bir kenara bıraktı. Para akışının hiç
durmayacağı sanılıyordu ve nakit devam ettiği sürecede, maliyeti kontrol altında
tutmak için hiçbir çaba sarf edilmedi. Üretim arttıkça verimliliğin de artacağı
ve böylece otomobil başına düşen maliyetin azaltılacağı varsayılıyordu. Ve
tabii, bu arada, işgücü ve malzeme gibi değişken maliyetleri. kontrol altında tutmak
için de hiç bir önlem alınmıyordu.
VW'nin bu tek model saplantısını aşamaması,
(özellikle ABD için) sonraki yıllarda büyük sorunlara neden olacaktı. 1970'lerde
genç Amerikan kuşağı, artık zıt statü sembolleri ile değil, "iyi,
dayanıklı, ödemeye gücünün yetebileceği" otomobillerle ilgileniyordu.
Volkswagen bu pazardaki gücünü kaybetmeye başladığnda, Japonlar da, uzun
yıllar.hüküm sürecekleri Amerikan pazarına girme hazırlığı içindeydiler.
|