| Büyük ölçekli bir devlet hastanesi,
1992 yılında tepe yönetiminde bir değişim yaşadı ve yenilikçi ve atılımcı olan
yeni yönetim hastanenin Bilgisayarlı Otomasyon tekniği ile daha etkin yöneticileği
görüşüne vararak bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş ve teklif almaya
başladı.
Proje başlangıçta bütün hastaneyi kapsayan 200
terminalin çalışabileceği bir donanım ve yazılım teknolojisinin uygulamaya
geçirilmesi olarak düşünüldü ve bu ölçekte bir hastaneye otomasyon hizmeti
verebilecek yurtiçi ve yurt dışı firmalar araştırıldı ve çeşitli teklifler
alındı. Alınan tekliflerin bir devlet hastanesinin yapısına ve sorunlarına uyumlu
olmadığı ve talep ettikleri ücretlere karşılık projeyi uzun bir dönemde hayata
geçirebilecekleri ve başarılarının da kuşkulu olacağı görüldü.
Bu çalışmalar sonucunda, yönetim, Üniversitenin
uzmanlarının daha önce denemiş oldukları bilgi ve birikimini değerlendirmenin daha
yaralı olacağını görerek, Üniversite ile böyle bir işbirliği içinde
projeyi yürütme alternatifini seçtiler.Üniversitenin teknolojik ve uzmanlık
olanaklarının kullanılması ile projeye sınırlı bir pilot çalışma ile
başlanmasına ve başarı halinde bu çalışmanın genişletilmesine karar verildi ve
Üniversiteden projeyi yürütecek bir uzman talep edildi. Üniversite "Bilgi İşlem
Uygulamaları-Hastane Otomasyonu" konularında ders veren bir akademisyenini bu proje
ile görevlendirdi.
Bu dönemde geçerli olan tasarruf genelgesi döner
sermaye kaynaklarının kullanılmasına olanak vermediğinden proje adımları, hastane
Vakfının sağladığı mütevazi finansal olanaklarla gerçekleştirildi. Böylece bir
hastane otomasyonu ile yönetim projesi, proje yöneticisi ve bir dış destek
(Outsorcing) firmasının katkıları ile aşağıdaki aşamalarda uygulamaya geçirildi .
1. Adım Mart 1993 : Off-Line Faturalama
Bu adımda 1 ana makine ve 6 terminalden oluşan
mütevazi bir network ile hastanede verilen ve evrakları birikmiş olan hizmetlerin
hızla faturalanması projesine başlandı. Bu yaklaşım, kullanıan teknolojinin yük
altında nasıl reaksiyon vereceği ve hızı konusunda değerli bilgiler ve projenin
gelişebilmesi için gerekli olan kaynakların yaratılmasına olanak sağladı.
2. Adım Haziran 1993 : On-Line Hasta Kabul-Taburcu Ve
Faturalama
1. adımda sağlanan etkinlik ve finansal kaynaklarla
hastane içinde bir bilgi işlem merkezi inşa edildi ve bütün hastaneyi on-line
otomasyona geçirebilecek bir kablolama omurgası sisteminin alt yapısı hazırlandı.
Bütün hastaneyi kateden 500 metre koaksiyel omurga
(backbone) kablosu ve UTP kablolama Ilgili kayıt işlem merkezlerine ulaştırıldı. Bu
aşamada, sonradan bütün hastane otomasyonunun yükünü taşıyacak olan On-Line
Karantina Otomasyon sistemi geliştirildi. Bu sistemin yazılımı, Yaklaşık 6 yıl
süresince geliştirilen ve yük altında test edilen PC kökenli otomasyon objectleri ile
oluşturuldu. Böylece PC lere hizmet verebilen bütün imkan ve kuruluşların otomasyona
da katkı sağlayacağı öngörülmekteydi.
3. Adım Eylül 1993 : Kalın Koaksiyel Omurga Ve
Laboratuarların Entegre Edilmesi
Kablolamanın tamamlanması ve Bilgi İşlem Merkezinin
inşası ile yeni bir server ve 24 terminal ve printerlerden oluşan bir network BİM de
oluşturuldu. Böylece karantina omurgası daha güçlü bir alt yapıya kavuştu ve
hastane laboratuarlarındaki terminaller bu sisteme entegre edildi. Bu teknoloji Yardımı
ile günde 100 klinik hastasının 20 dk. Içinde taburcu edilebilmesi mümkün
oldu.
Yönetimde değişmeler
Bu aşamada, projeyi tasarlayan ve uygulamaya koyan
yönetici kadro görevden alınarak Bakanlık tarafından hastanede yeni bir yönetim
oluşturuldu. Bu noktadan sonra Üniversiteden görevlendirilen akademisyenin ve dış
destek firmasının gündemi projeyi yeni yönetem anlatmak ve bir anlamda savunmak oldu.
Geliştirilen teknolojik olanakların hastanenin bütün yetkilileri tarafından coşku
ile karşılanmayacağı açıkça ortaya çıktı ve özellikle eczanenin ve
mikrobiyoloji laboratuarının sisteme entegrasyonu uzun süren bir direnişle
karşılaştı. Entegre edilebilen bölümlerde girilen işlemler hasta faturalarına
doğrudan işlenebilir hale geldi.
Bütün bu çabaların sonucunda entegre otomasyon ve
faturalama sisteminin aksamadan çalışması nedeni ile hastanenin gelirleri tahakkuk ve
tahsili güç bir $7 milyon dolar mertebesinden (yıllar üzerinde karşılaştırmanın
mümkün olması için dolar olarak verilmektedir.) tahakkuk ve tahsilatı güncel hale
gelmiş $10 milyon dolar mertebesine yükseldi. Bu süreçte dış destek firması da
devlet hastanelerinin faturalama prosedürleri konusunda olağanüstü bir beceri ve hız
kazandı. Artık hastanede taburcu olan bir evraklı hastanın faturası çıktığı gün
kurumuna gönderilebilmekte idi.
4. Adım Nisan 1994 : On-Line Poliklinik Otomasyonu
Bu adımda restorasyonu biten ve genişletilen poliklinik
binasına 1 server ve 10 terminalden oluşan Bir otonom network kurularak omurga
üzerinden merkez ile entegre edildi. Bu sistem ile günde 1200 ayaktan hastanın 2 saat
içinde doğrudan kabulu, hastalara muayene sıra numarası ve günlük olarak
faturalanması gerçekleştirildi.
Bu sistem Mayıs 1997 e kadar hiç arıza yapmadan ve
bilgi kaybetmeden 600.000 poliklinik hastasının Kabulunu ve faturalanmasını
gerçekleştirebildiği görüldü.
5. Adım Ocak 1995 : Vezne, Eczane Ve Müdürlük
Bloklarının Entegrasyonu
Bu adımda yatılı hasta ve acil vezneleri on-line
olarak sisteme entegre edildi, günlük kasa hareketleri ve bunların
muhasebeleştirilmesi işlenmeye başlandı. Uzun bir süre entegrasyona direnen eczane
ile anlaşılarak ilaç harketlerinin hasta faturalarına doğrudan işlenmesi
gerçekleştirildi.
Bu süreç içinde Ilk kurulan networkten kalan server ve
terminaller ile hastane müdürlüğünün ambar, depo, ayniyat, sicil (2400 çalışana
dönük bordro modulu baştan kuruldu.) gibi bölümlerini çalıştıracak moduller
Uygulamaya geçirildi. Buradaki gecikmeye, hastane müdürlüğünün otomasyon projesine
baştan olumsuz yaklaşması ve ciddi direnişler göstermesi neden oldu. Bu blok da
omurga üzerinden merkeze entegre edildi. Böylece hastanenin klinik. poliklinik ve
müdürlük hareketleri merkezden ve Başhekim ekranından izlenilebilmekte ve gerekli
noktalarda databankası yönetimi merkezden yapılabilmekte idi.
6. Adım Eylül 1995 : Cari Hesap Ve Stok
Entegrasyonu
1995 yılı eylülünde hastane giderlerinin ve stok
hareketlerinin daha yakından izlenebilmesi için tekdüzen muhasbe mimarisinde entegre
edilmiş bir cari hesap, stok ve ambar sistemi oluşturuldu. Hastane idaresinin tek
düzen muhasebe disiplin ve prosedürlerine yabancı olması bu uygulamaların istenilen
düzeyde başarı sağlamasına engel oldu.
7. Adım Ocak 1996 : Entegre Muhasebe Ve On-Line Vezne
Sistemi
1996 yılı ocak ayından başlamak üzere Cerrahpaşa
Tıp Fakültesi Hastanesinde yürütülen projede geliştirilen Faaliyete Dayanan
Muhasebe (ABC: Activity Based Costing) teknolojisi database mimarisi içersine
uyarlanarak, klinik ve laboratuarlar arasındaki işlemlerin iç muhasebesi, sayı ve
tutar olarak izlenebilir hale geldi. Böylece bir anlamda hastanenin maliyet muhasebesi
çalışmalarına başlanılmış oldu.
Maliye Bakanlığından alınabilen izin gereğince,
tahsilat makbuzları sürekli form olarak doğrudan bilgisayar dökümü haline geldi ve
anında (real-time) muhasebeleşebildi. Sürekli makbuz formları yardımı ile Acil
veznesi de 24 saat sürekli olarak otomasyona entegre edilebildi.
8. Adım Ocak 1997 : Acil Kliniğinide Entegre
Otomosyon Networkü Kurulması
Otomasyon projesinin ulaştığı başarı düzeyi ve
otomasyona geçirilen her bölümün başarı ve etkinliğinin artması kliniklerde ve
özellikle acil bölümde entegre otomasyon bloklarının kurulması Için hastane
yönetimini motive etti. Öncelikle acil bölümünde1 server ve 12 terminalli bir
otomasyon Networkünü destekleyecek şekilde kablolama gerçekleştirildi. Ne yazıkki bu
aşamada gerçekleşen yönetim değişkliği kablolaması tamamlandığı halde
networkün kurulmasına engel oldu.
Yukarda aşamalarını özetlediğimiz otomasyon projesi,
çeşitli teknolojik, bürokratik finansal ve sosyolojik engelleri aşarak, hastalara
hizmet ve kolaylık sağlayarak, hastane gelirlerinin tahakkuk Ve tahsilatını
hızlandırarak, 1993 ve 1997 yılları arasında her yıl hastane gelirlerini T.L.
bazında ikiye katlayarak (Dolar bazında $10 milyon), Hastanenin cari borç ve cari
alacağının güncel olarak başhekim ekranından izlenmesine olanak sağlıyarak, 1996
yılını önemli bir kısmı tahsil edilmiş 780 Milyar T.L. (600 Milyar bütçelenmiş)
tahakkuk ile kapatarak, hastanenin operasyonel, lojistik ve finansal kontrolunde önemli
bir aşamayı gerçekleştirdi.
Gelişme süreci içinde, üç otomasyon bloğunu entegre
eden 5 server ve 50 terminalden oluşan önemli bir donanım altyapısına
ulaştı. Databankalarında 600.00 ayaktan ve 75.000 klinik hastasının, 8.000.000
hareketi on-line olarak izlenebilmekte idi. Bunlar arıza durumunda devreye girebilen
aktif (stand-bay) severlerde yedeklenmiş durumda idi. Bu teknoloji ile beş yıl
süresinde hiç kesinti (downtime) yaşanmadı. Günde 1200 ayaktan hastanın
faturalanması ve 100 klinik hastanın 20 dk. Içinde taburcu edilmesi,
7gün/24saat hizmet veren dış destek firmasının deneyimli ve disiplini 8 elemanı ile
sağlanabilmekte idi.
Evraklı hastaların faturalanması günü yakalamış
olarak sürdürülüyordu. Hastanenin fatura düzeni ve otomasyon teknolojisi sosyal
güvenlik kuruluşları tarafınca akredite edilmiş olup başka hastanelere de standart
olarak öneriliyordu. Hastanenin otomasyon teknolojisinin akredite edilmiş olması
faturalarının incelenmeden hızlı olarak ödenmesine olanak sağlıyordu.
9. Adım Mayıs 1997 : Otomasyon Sisteminin
Sökülerek Alternatif Bir Sistemin Kurulması
Proje gelişme aşamalarında 5 başhekim, 3
hastane müdürü ve 5 döner sermaye Saymanının değişimini yaşadı. Her
yeni yönetimin projeye bazı olumlu ve olumsuz katkıları gözlendi. Projenin sonraki
aşamalarındaki yöneticiler, projeyi kendi projeleri ve başarıyı kendi başarıları
olarak göremediler. Uzmanların ve dış destek firmasının proje konusundaki olumlu
görüş ve tavsiyeleri sürekli olarak kendi egolarını ve çıkarlarını korumak
olarak algılandı. Hekim yöneticiler hastanenin yeterli parası olması halinde en
mükemmel otomasyonun bir dafada satın alınarak kurulabileceğini ve
kullanılabileceğini düşünüyorlardı.
Projenin, bir anlamda yönetim ve otomasyon
sosyolojisinin gereği olarak adım adım gerçekleştirildiği, idarenin otomasyona
geçmesinin çatışmalar ve direnişler yarattığı, burada yaratılan teknolojinin
hastaneye özel olduğu ve parayla satın alınabilecek bir alternatifinin olmadığı,
beş yılın sonunda oluşan tıbbi, idari ve mali databankasının parayla
ölçülemiyecek bir değer taşıdığı ve bütün bunları savunmanın ticari
çıkarları savunmakla açıklanamıyacağı, bir projeden sorumlu olan akademisyenlerin
kendi egolorını değil projenin başarısını savunmakla yükümlü olduğu,
kendilerine anlatılamadı.
Projenin mütevazi olanakları kullanarak minimum
maliyetle gelişmesi, 7 gün 24 saat arızasız olarak çalışması, bilgi kaybına neden
olmamasının yarattığı izlenim, hastane yöneticilerinin kendilerinden önceki
yönetim dönemlerinde yapılanları küçümseyerek, daha fazla para harcanarak ve ünlü
markalarla çalışarak, pahalı yazılım ve donanım teknolojileri kullanarak daha iyi
projeler geliştirilebileceği ilhamını verdi. Başarının bilgisayar ve program sonucu
olduğunu ve daha iyi bilgisayar ve daha iyi programlarla daha başarılı olacaklarını
ve bunun kendi eserleri olacağını düşünüyorlardı. Bir hastane otomasyonunun
başarısının teknolojiden çok sosyolojiye ait olduğu ve yaşanan tarihin
tekrarlanımayacağı kendilerine anlatılamadı. Dinlemek için hem gönüllü hem de
yeterli değildiler. Bu örnek olayın önemli bir katkısı hekim yöneticilerin ünlü
marka sahibi pahalı teknolojilerin daha kaliteli olduğu, ucuz ve markasız olanların
ise değersiz olduğu konusunda sosyolojik bir önyargıya sahip olduklarını ve bunu
aşmanın güç olduğunu ortaya koymasıfdır.
Tasarruf genelgesinin kaldırılması ve Sağlık
Bakanlığının Şubat,1997 de yayınladığı Hastane Otomasyonlarında izlenmesi
istenen kriterlere ilişkin genelge, hastane yönetiminde sıfırdan yeni bir otomasyon
geliştirilerek bunun diğer hastanelere de pazarlanabileceği düşüncesini uyandırdı.
Bu düşünce, bir çok hastanede rastlanan ve otomasyon projelerine ciddi bir engel
oluşturan, hastane içindeki amatör hekim programcılar tarafından yoğun destek
gördü.
Hastaneye 1997 yılı başında dışardan atanan
başhekim, mevcut projenin yarattığı informatik kontroldan hoşnut olmayanlar ve
bakanlık genelgesinin kendilerine bir fırsat yaratacağını düşünen programcı
hekimler tarafından kuşatılarak, gelişimi ve performansı konusunda hiç bir bilgi ve
deneyimi olmadığı projenin tasfiye edilmesi doğrultusunda ikna edildi.
Nisan 1997 de Oluşturulan bir komisyon, projede beş
yıl süresince yapılmış olan hiç bir şeyi gözönüne almayarak, Projeye emeği
geçmiş olan hiç bir tarafı dinlemeyerek, herşeye sıfırdan başlayan bir şartname
hazırlayarak yeni bir proje arayışına geçti. Şartname, hastanenin beş yıl
süresinde oluşan databankalarını yok sayarak , bunların korunması ve yeni
teknolojiye transfer edilmesi doğrultusunda hiç bir önlemi öngörmeyerek, bu ölçekte
bir devlet hastanesinin otomasyonu konusunda bir deneyim aramayarak, projeyi hastane
otomasyonunu konusunda bilgi ve deneyimi sınırlı kişi ve kuruluşların teklifine
açtı.
Bu süreçte hastaneyi 15 gün içinde eskisinden daha
ileri bir otomasyon düzeyine geçireceğini iddia eden fakat daha önce böyle bir
projeyi hiç yaşamamış bir kuruluşun teklifi kabul edilerek 15.Mayıs.1997 Cuma
günü, dış destek firmasının sözleşmesi iptal edilerek görevine son verildi.
Yönetim gerekli devir teslim prosedürleri için için hafta sonunu beklemeyi dahi göze
alamamıştı. Böylece kullanımı sözleşme süresi ile sınırlı olan modullerin de
kullanılması da sona erdiğinden hastane bir anda ciddi sorunlarla karşılaştı.
Hastanenin bu sorunları çözebilmek için rasyonel ve perofesyonel yöntemler yerine
polisiye yöntemleri uygulamakta sakınca görmemesi sorunları daha da ağırlaştırdı.
Yöneticlere, Otomasyon projelerinin, sıradan bilgisayar uygulaması projeleri
olmadığı, hastanenin idari yapısında bir elektronik protezin oluştuğu ve taraflar
arasında transplantasyon cerrahisi kadar deontoloji kurallarına uyulmasının esas
olduğu anlatılamamıştı.
Eski teknolojiden yeni teknolojiye geçiş konusunda
hiç bir prosedür öngörülmediğinden hastanenin beş yıllık borç ve alacak
kayıtları, vezne hareketleri, stok hareketleri, cari hesap kayıtları desteksiz
kalmış ve hastanenin mali, idari ve tıbbi hafızası yokedilmiş oldu. Hastane bir
günde, beş yıllık yatırım, birikim ve deneyimi ile tamamen uyumsuz bir teknolojinin
deneyim sahası haline getirildi. Doğal olarak bu deneyim hiç te beklenen sonuçları
vermedi ve sonuçlar hastane için dramatik oldu. Bu sonuçları yaratan yönetimin de
görevden alınmasının hastanenin düştüğü olumsuz duruma artık hiç bir katkısı
olamazdı.
Adım Ocak 1998 : Kendi Başarısını Yokeden Bir
Hastanenin Çöküşü
1997 yılı sonu itibarı ile bu devlet hastanesinin ,
tahakkuk ve tahsilatı yarıya düserek bir önceki yıl düzeyinde kalmış (1o milyon
USD yerine 4 milyon USD), ameliyathanelerini çalıştıramayan, hastalarına ilaç ve
malzeme sağlayamayan, hasta kabul ve taburcu işlemleri eziyet haline dönüşmüş,
etrafı mantar gibi çoğalarak özel tıbbi hizmet veren kuruluşlar tarafından
kuşatılmış, tahakkuk, tahsilat ve ödemelerde güçlük çeken ve icra takipleri ile
moralini ve heyecanını yitirmiş bir kamu kuruluşu haline dönüştüğü gözlendi.
Hastane halen bu durumuu sürdürmekte ve sistemi bozmasından önceki durumuna
gelebilmenin uğraşını vermektedir.
Yönetici devrinin yarattığı Autism ve olumsuz
sonuçları :
Bu projenin öyküsü, kurumlarının emek, para ve zaman
harcayarak ortaya çıkardığı otomasyon projelerini korumak ve geliştirmek bu
konulardaki bilgi ve deneyimi kısıtlı ve sınırlı dönemlerle görev yapan kamu
yöneticilerini önemli ölçüde aştığı ve kamu yönetimi süreçlerine önemli
ölçüde autism in hakim olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Kısa dönemli görev
yapan yöneticiler kuruluşlarının geçirdiği aşamaları kavramakta ve stratejik bir
vizyona sahip olmakta yetersiz kalmaktadırlar. Sadece kendi dönemlerine ait başarılara
önem verdiklerinden, daha önceki dönemlere ait girişim ve birikimlere olumsuz
yaklaşmakta sakınca görmemektedirler. Bunun sonucu, yönetime sadece kendi sınırlı
bilgi, birikim ve deneyimleri çerçevesinde bakmaları ve kurumsal çevreleri ile
autistik bir haberleşme süreci yaşamalarıdır.
KAYNAK: Gerçek bir projeden alınmış bu örnek olayda,
amaç kişi ve kuruluşları eleştirmek olmayıp autism sendromuna dikkati çekmek
olduğundan kaynak belirtilmemiştir. |