Türkiye ile AB arasında Yaşanan
adaylık-üyelik sürecinin ortaya koyduğu gerçek, Kopenhag
Kriterlerinin Türkiye dışındaki aday ülkelere için sadece bir "yol
haritası" olduğu, Türkiye için ise aşılması olanaksız bir "politik
engel" olduğudur. Türkiye AB stratejisyenlerinin istediği gibi ulusal
uniter yapısını bozup federatif bir sisteme dönüşmedikçe ve AB nin
sadece ikinci (belki de üçüncü) sınıf bir yanaşması olduğunu kabul
etmedikçe bu engeli aşamayacaktır. Bu gerçeği kavramak için Kopenhag
Kriterleri olarak bilinen dayatmaların ne olduğunu, yapısını ve kapsamını
yakından irdelemek gerekmektedir.
Türkiye 2002
İlerleme Raporu bu konu ile ilgilenenlere standart bir referans
dökümanı sağlamaktadır. Raporun başlıkları Kopenhag Kriterleridir.
|
22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Konseyi,
Avrupa Birliği'nin genişlemesinin Merkezi Doğu Avrupa Ülkelerini
kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan
ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken
kriterleri de belirtmiştir. Bu kriterlerin aday ülkeler tarafından
karşılanıp karşılanmadığına AB Komisyonu karar vermektedir. Komisyon 1997
yılında yayınladığı Opinion (Görüş) raporunda 1994 sonrası müracaat eden
altı ülke Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Slovenya
nın politik kriterleri sağladığını kabul etmiş (Liberal Polonya Anayasası
1997 tarihli) ve 31 Mart 1998 tarihinde bu ülkeler ile üyelik müzakereleri
başlamıştır. Türkiye dışındaki diğer aday ülkeler ile müzakereler de
2000 tarihinde başlatılmıştır. 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye "diğer aday
ülkeler ile eşit koşullarda" adaylık statüsünü aldığında, diğer ülkeler
çoktan üyelik müzakerelerini başlatma aşamasına gelmiş idiler. Her yönü ile
sorun olan Kıbrıs Cumhuriyetinin bu kriterleri nasıl sağlayabildiğini, insan
aklı ile kavrayabilmek olanaksızdır. Üyelik talebi 1987 tarihli demokratik
Türkiye günümüze kadar politik kriterleri aşamamış olarak değerlendirilmekte
ve kendisine müzakere tarihi verilmemektedir.
Kopenhag Kriterleri siyasi, ekonomik ve
topluluk mevzuatının (Acquis) benimsenmesi olmak üzere
üç grupta toplanmıştır. |
| POLİTİK KRİTER |
Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan
hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden
kurumların varlığı,
|
| EKONOMİK KRİTER |
İşleyen bir pazar ekonomisinin
varlığının yanısıra Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına
karşı koyma kapasitesine sahip olunması |
| TOPLULUK MEVZUATININ
(ACQUIS) BENİMSENMESİ |
Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin
amaçlarına uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme
kabiliyetine sahip olunması
|
Avrupa Birliği üyesi olmak isteyen aday
ülkeler politik, ekonomik ve hukuki yapılarını bu kriterlere göre yeniden
düzenleyeceklerdir. Bir aday ülke Birliğe kendisi olarak değil, Birliğin
olmasını uygun gördüğü bir yapıya sahip olarak katılabilir.
AB internet sitesi
genişleme modülünde
yaptığımız araştırmalar
Kopenhag
Kriterlerinin müzakerelere başlamak için değil, üyeliğe kabul için gerekli
olduğunu göstermektedir. Türkiye için bu kriterler müzakerelere başlamanın
gerekçesi olarak kullanılmaktadır ve bu uygulama yalnızca Türkiye için ileri
sürülmektedir. Bunun nedenleri kriterlerin gerçek yapısını ve amacını
belirginleştirdiğimizde anlaşılır hale gelecektir. Ulus-devlet refleksleri
güçlü olan Türkiye bu kriterlerin amacı olan asimilasyona direniş
göstermektedir. |
| Hakemin rakip takım kaptanı
olduğu yarışma Bir anlamda ülkelerin
politik ve ekonomik gelişmişliğini Avrupa standartlarına göre ölçekleyen bu
kriterlerin gerçekleşip gerçekleşmediğini bir AB organı olan AB Komisyonu
belirleyecektir. Bu ise Komisyona ulus-devletler üstü bir otorite
kazandırmaktadır. Türkiye ile AB ilişkileri geleneksel uluslararası
kurallara göre değil, kerameti ve otoritesi kendinden menkul bir
uluslararası kuruluş (AB) organı (Komisyon) tarafından belirlenmektedir.
Yakından bakıldığında bütün bu süreç, ulus-devletlere özel egemenlik ve
bağımsızlık ilkelerinin sulandırılarak değerden düşürülmesi ve
ulus-devletlerin ikinci sınıf hukuki varlıklar durumuna düşürülmesi olarak
görülmektedir. Kopenhag kriterleri tarihte ikinci bir örneği güç
bulunabilecek bir Kapitülasyon örneği oluşturmaktadır.
Ulus-devletlerin uluslararası hukuk ve egemenlik anlayışı ile çatışan bu tür
bir asimetrik ve aşağılayıcı ilişkiye girmeye razı olmalarını
anlamak güçtür.
Burada verilen sadece kriterlerin genel özellikleridir. Bu kriterlerin
herhangi bir ülkeye uygulanması 150 sayfa civarında bir rapor
gerektirmektedir. Hiç bir objektif metriğe sahip olmayan bu kriterlere uymak
veya uymamak tamamen Avrupa Birliği Komisyonu tarafından ülkenin nasıl
değerlendirildiği ile ilgilidir. Mevcut durumda 13 aday ülke içinde bu
kriterleri sağlayamayan tek ülke Türkiye olarak görülmektedir. Sosyalist
sistemden yeni çıkmış bütün Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, demokrasi ve
serbest pazar sistemi öngören bu kriterleri bir anda (1997 yılında)
sağlama durumuna geçerken, 80 yıllık parlamenter demokrasi ve pazar
ekonomisi Türkiye için kriterlerin sağlanmadığı ileri sürülmektedir. 1999
Helsinki Zirvesinde, "Türkiye diğer aday ülkelerle eşit koşullarda
değerlendirilecek bir aday ülke" olarak ilan edilmiştir. Buna karşılık
diğer aday ülkeler bu tarihte, hiç te eşit olmayan koşul ve ölçeklerde,
Kopenhag Kriterlerini gerçekleştirdikleri gerekçesi ile müzakerelere
başlamış durumdadırlar. Liberal anayasasını 1997 yılında benimsemiş olan
Polonya yine aynı yılda politik kriterleri gerçekleştirdiği gerekçesi ile
müzakere tarihi almıştır. AB Komisyonu, İnsan haklarının güvencesinin ve
istikrarlı Demokratik kurumlarının varlığını, hukukun üstünlüğünü bir
ülkenin o yıl çıkmış anayasasından şıp diye anlayabilmekte fakat bu yeteneği
Türkiye için çalışmamaktadır. Azınlıkların korunması bir politik kriter
olduğu buna karşılık en son ilerleme raporlarında bütün adaylar için azınlık haklarının
ihlali görüldüğü halde bu durum üyeliğe kabullerini
engellememektedir. Baltık ülkelerinde yüzde kırk civarındaki Rus azınlığın
dil sınavları ile medeni haklarından mahrum edilmesi Komisyona göre
müzakereler engel oluşturmaz. Türkiye Cumhuriyeti ise vatandaşlık hakları açısından
eşit kabul edilen insanlarını etnik, dilsel, dini ve mezhepsel azınlıklara
ayrıştırmaya zorlanmaktadır.
Şimdi
bu kriterleri biraz daha ayrıntıları ile inceleyelim. |
I. POLİTİK KRİTERLER
AB’ne girmeye aday ülkeler;
| |
İstikrarlı ve
kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması,
|
| |
Hukuk devleti ve
hukukun üstünlüğü,
|
| |
İnsan haklarına
saygı,
|
| |
Azınlıkların
korunması |
gibi dört ana kriter açısından
değerlendirmeye alınacaktır.
Genel olarak;
Ülkenin çok partili bir demokratik
sistemle yönetiliyor olması, hukukun üstünlüğüne saygı, idam cezasının
olmaması, azınlıklara ilişkin herhangi bir ayrımcılığın bulunmaması, ırk
ayrımcılığının olmaması, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın yasaklanmış
olması, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesinin tüm maddeleri ile
çekincesiz kabul edilmiş olması, Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Sözleşmesinin
kabul edilmiş olması gibi özellikler dikkate alınmaktadır.
Ancak, bu ilkelerin varlığı tek başına
yeterli olmamakta, aynı zamanda kesintisiz uygulanıyor olması
gerekmektedir.
Türkiye İçin Ekstra Koşullar :
Güçlendirilmiş Politik Diyalog
Yukarıda verilen politik koşullar Türkiye
dışındaki ülkeler için geçerlidir. Türkiye için ekstra koşullar
gerekmektedir ve bu koşullar "Güçlendirilmiş Politik Diyalog" gibi
masum bir başlık altında verilmektedir.
Bunlar;
| |
. Kıbrıs |
| |
. Sınır sorunlarının
barışçı çözümü |
| |
. Milli Güvenlik
Kurulu |
başlıkları altında verilir ve Türkiye için
düzenlenen gelişme raporlarında politik kriterlerin sağlanıp sağlanmadığı
konusunda tayin edici rol oynarlar.
|
II. EKONOMİK KRİTERLER
Kopenhag Zirve sonuçlarına göre, ekonomi
alanında işlevsel bir piyasa ekonomisinin varlığı kadar, AB içindeki piyasa
güçleri ve rekabet baskısı ile başedebilme kapasitesi de aranmaktadır.
a. Etkin bir piyasa
ekonomisi için;
| |
. Arz-talep dengesinin piyasa
güçlerinin bağımsız bir şekilde karşılıklı etkileşimi ile kurulmuş
olması, |
| |
. Ticaret kadar fiyatların da
liberal olması, piyasaya giriş (yeni firma açılması) ve çıkış
(iflaslar) için engellerin bulunmaması,
|
| |
. Mülkiyet haklarını (fikri ve
sınai mülkiyet) içeren düzenlemeleri kapsayan yasal bir sistemin
olması ve bu yasalar ile düzenlemelerin icra edilebilmesi,
|
| |
. Fiyat istikrarını içeren bir
ekonomik istikrara ulaşılmış olması ve sürdürülebilir dış dengenin
varlığı, |
| |
. Ekonomik politikaların
gerekleri hakkında geniş bir fikir birliğinin olması,
|
| |
. Mali sektörün, tasarrufları
üretim yatırımlarına yönlendirebilecek kadar iyi gelişmiş olması
gerekmektedir |
b. AB içinde rekabet edebilme
kapasitesinin sağlanması için;
| |
. Öngörülebilir ve istikrarlı
bir ortamda karar alabilen ekonomik kurumların makro ekonomik
istikrarının olması ve bununla beraber işlevsel bir piyasa
ekonomisinin varlığı,
|
| |
. Alt yapı, eğitim ve
araştırmayı içeren yeterli miktarda fiziki ve beşeri sermayenin
olması, |
| |
. Firmaların teknolojiye uyum
sağlama kapasitesinin bulunması gerekmektedir. |
Bu çerçevede rekabet edebilme derecesinin
göstergeleri olarak, birliğe girişten önce birlik ile o ülke arasında
belirli bir ticaret ortaklığının olması ve ülke ekonomisinde küçük
firmaların oranı sayılmaktadır.
|
III. TOPLULUK MÜKTESEBATINA (ACQUIS) UYUM KRİTERİ
: KAPİTÜLASYONLAR
Masum bir görünüm altında verilen fakat
etkisi olarak en sakıncalı kriter budur. Genel olarak "Avrupa Mevzuatına
Uyum" olarak görülür ve pek fazla önemsenmez. Bir çok durumda
kendisinden bahsedilmez bile. Gerçekte Avrupa Birliği hukuk sisteminin ve
politikalarının üstünlüğünü kayıtsız şartsız kabul etme kriteridir. Masum
bir ambalaj içinde talep edilen "Genel Kapitülasyonlar" kriteridir.
Özet olarak aşağıdaki gibi verilmektedir.
a. AB’nin siyasi birlik
ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini kabul etmek:
(egemenlik ve bağımsızlık haklarından vazgeçmek)
Birliğin “Ortak Dış Politika ve
Güvenlik” politikasına etkin bir katılım için aday ülkelerin buna hazır
olması gerekmektedir. (Ortak dış politika ve Güvenlik konularında Birlik
ile uyum sağlamak bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmekten
vazgeçmek anlamına gelir)
Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda ise,
merkez bankasının bağımsızlığı, ekonomik politikaların koordinasyonu,
İstikrar ve Büyüme Paktına katılım, merkez bankasının kamu sektörü
açıklarını finanse etmesinin yasaklanması gibi konularda üye ülkelerin
aldıkları kararlara katılmak gerekmektedir.
(Bu da ekonomik bağımsızlıktan vazgeçmek olduğunu göre aday ülke küresel
sistemdem bağımsız bir devlet olmaktan sıkılmış olmalıdır.)
b. AB’nin aldığı kararlara
ve uyguladığı yasalara uyum sağlamak:
| |
. Gümrük Birliği, malların
serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı gibi ortaklık
anlaşmaların da belirtilen şartlara uyum sağlaması,
|
| |
. Tek pazara geçişi gerektiren
Topluluk müktesebatına (Acquis) uyum sağlanması,
|
| |
. Topluluğun tarım, iletişim ve
bilgi teknolojileri, çevre, ulaşım, enerji, taşımacılık, tüketici
hakları, adalet ve içişleri, işgücü ve sosyal haklar, eğitim ve
gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dış ve
güvenlik politikası gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine uyum
sağlanması. |
Bu tabloda verilen kalemler, Birlik tarafından
aday ülkelerden talep edilen kapitülasyonların sadece özetlenmiş bir
görünümüdür. Bunların genel hali aday ülkeler için hazırlanan gelişme
raporlarında görülen şekli ile aşağıdaki tabloda verildiği gibidir. Bu tablo
incelendiğinde aday ülkelerin birliğe dahil olmadan önce 29 stratejik alanda
altyapı ve mevzuatını AB nin talep ettiği reçeteye göre radikal bir şekilde
değiştirmesi beklenmektedir. Burada uygulanan strateji egemenliğin sistematik
bir şekilde fiilen devredilmesidir. Bunun parlamenter mekanizma ve süreçler ile
gerçekleştiriliyor görünümü verilmesine özen gösterilmektedir. Gerçekte bütün
parlamentolar değişimin karmaşıklığı karşısında mantığını kavramaktan uzak
kalmakta ve bunları bir tür rasyonelleşme ve reform atılımları olarak
algılamaktadırlar.
|
| |
Kopenhag Kapitülasyon Alanları |
| 3. |
Üyelik yükümlülüklerini yüklenebilme
yeteneği |
| 3.1. |
Birlik mevzuatı (Acquis) chapter leri |
| |
Chapter 1: Malların serbest
dolaşımı |
| |
Chapter 2: Kişilerin serbest
dolaşımı |
| |
Chapter 3:
Hizmet sunumunda serbestlik |
| |
Chapter 4:
Sermayenin serbest dolaşımı |
| |
Chapter 5: Şirket hukuku |
| |
Chapter 6: Rekabet politikası |
| |
Chapter 7: Tarım |
| |
Chapter 8: Balıkçılık |
| |
Chapter 9:
Ulaştırma politikası |
| |
Chapter 10:
Vergileme |
| |
Chapter 11:
Ekonomik ve Para Birliği (EMU) |
| |
Chapter 12: İstatistikler |
| |
Chapter 13: Sosyal siyaset ve
istihdam |
| |
Chapter 14: Enerji |
| |
Chapter 15: Endüstriyel politika |
| |
Chapter 16: Küçük ve Orta
Büyüklükte İşletmeler |
| |
Chapter 17: Bilim ve araştırma |
| |
Chapter 18: Öğrenim ve eğitim |
| |
Chapter 19: Haberleşme ve
Enformasyon teknolojileri |
| |
Chapter 20:
Kültür ve Odyovizüel politikalar |
| |
Chapter 21: Bölgesel politikalar
ve yapısal enstrümanların koordinasyonu |
| |
Chapter 22: Çevre |
| |
Chapter 23: Tüketici ve sağlık
korunması |
| |
Chapter 24: Adalet ve iç-işleri
alanlarında iş birliği |
| |
Chapter 25: Gümrük birliği
|
| |
Chapter 26: Dış ilişkiler
|
| |
Chapter 27: Ortaklaşa Dış ve
Güvenlik politikaları |
| |
Chapter 28: Finansal kontrol
|
| |
Chapter 29: Finansal ve bütçeleme
teknikleri |
|
|
Türkiye ile
ilgili 2002 ilerleme raporunun bu kriterle ilgili 62-100 sayfaları arası
incelendiğinde, sanki Türkiye Birlik üyesi olmuş ve kendisine gerekli olanaklar
sağlanmış gibi malların ve insanların serbest dolaşmadığından, teknik engellerin
kaldırılmadığından, standartlara uyum sağlanmadığından, Avrupalı
profesyonellerin Türkiye'de serbestçe hizmet veremediğinden v.s. şikayet
edilmektedir. Raporun mantığına göre Türkiye Kopenhag kriterlerini sağlamak için
bu 29 alanda AB ne talep ediyorsa sağlamak durumundadır. Böylece şimdidien
karşılıksız olarak AB nin açık pazarı haline gelecek ve bunun karşılığında
sadece müzakere tarihi alabilme umudu olacaktır.
Görüldüğü gibi üçüncü Kopenhag Kriteri masum bir mevzuat uyumu yaklaşımı
değil, bir ulus-devletin bütün iç ve dış politika uygulamalarını kapsayan
alanlarda Avrupa Birliği mevzuatını eksiksiz benimseme (100 bin sayfa tutan
25.000 üzerinde kanun metni) zorunluluğudur. Bu durum gerçekleştiği zaman
ulus-devletler için Parlamentolara gerek kalmayacak (sadece AB yasalarını
onaylama durumundalar) ve AB dışında politika yapma opsiyonu olmadığı için
ulusal politik partiler de gereksiz hale geleceklerdir. Nice zirvesinden sonra
Birlik Konseyinde Birlik düzeyindeki politik partileri destekleme ve legalize
etme, ulusal olanların yaşama olanaklarını kısıtlama eğiliminin ağır bastığı
gözlenmektedir.
Katılım Ortaklığı Belgeleri
Aday ülkelere Kopenhag kriterlerini nasıl ve
hangi önceliklere göre gerçekleştirecekleri konusunda bir yol haritası
düzenlenmekte (Katılım Ortaklığı Belgesi) ve ülkelerden bu öncelikleri sıkı
sıkıya uygulamaları beklenmektedir. Türkiye'nin Katılım Ortaklığı Belgesi kısa
dönem önceliklerinde diğerlerinden farklı olarak Kıbrıs ve sınır sorunlarının
çözümü ile ilgili "Geliştirilmiş Politik Diyalog" öncelikleri de
bulunmaktadır.
|
|
STANDART GENİŞLEME RAPORU FORMATI |
| |
iÇİNDEKİLER |
| A. |
Giriş |
| a) |
Önsöz (standart metin) |
| b) |
European Union ve
TURKİYE (ADAY ÜLKE) ilişkileri |
| |
Avrupa Anlaşması altında son
gelişmeler, ikili ticaret dahil |
| |
Katılım Ortaklığı |
| |
AB Mevzuatının (Acquis) Benimsenmesi
için Ulusal Program |
| |
Topluluk Yardımı |
| |
Detaylı yasal tarama |
| |
İdari yapı geliştirme desteği -Twinning |
| |
| B. |
Üyelik kriterleri |
| 1. |
Güçlendirilmiş politik diyalog
(sadece Türkiye için) ve Politik Kriterler |
| |
Giriş |
| |
Son gelişmeler |
| 1.1. |
Demokrasi ve yasa hakimiyeti
|
| |
Parlamento |
| |
Hükümet |
| |
Yargı sistemi |
| |
Yolsuzluğa-karşı önlemler |
| |
Milli Güvenlik Konseyi (sadece Türkiye için) |
| 1.2. |
İnsan hakları ve azınlıkların
korunması |
| |
Medeni ve politik haklar |
| |
Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar
|
| |
Azınlık hakları ve azınlıkların
korunması |
| 1.3 |
Kıbrıs (yalnız Türkiye için) |
| 1.4 |
Sınır anlaşmazlıklarının barışçı
çözümü (yalnız Türkiye için) |
| 1.5. |
Genel değerlendirme |
| |
| 2. |
Ekonomik değerlendirme
|
| 2.1. |
Giriş |
| 2.2. |
1997 den bu yanan ekonomik
gelişmelerin özeti |
| 2.3. |
Kopenhag kriterleri cinsinden
değerlendirme |
| |
İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığı
|
| |
Birlik içinde rekabetçi baskılarla ve pazar güçleri ile
başa çıkabilme kapasitesi |
| 2.4. |
Genel değerlendirme |
| |
|
| 3. |
Üyelik yükümlülüklerini yüklenebilme yeteneği |
| |
Giriş |
| 3.1. |
Birlik mevzuatı (acquis) chapter leri
|
| 3.2. |
Genel değerlendirme |
| |
|
| C. |
Sonuç |
| |
|
| D. |
Katılım Ortaklığı ve Yönetim ve Yargı
kapasitesinin güçlendirilmesi : Genel değerlendirme |
| 1. |
Katılım Ortaklığı |
| |
Kısa-dönem öncelikler |
| |
Orta-dönem öncelikler |
| 2. |
Birlik mevzuatının (Acquis) kabulu için Ulusal
Program |
| |
|
| |
Ekler |
| |
Aday ülkeler tarafından 15 eylül
2002 itibari ile kabul edilen İnsan Hakları Konvansiyonları |
| |
İstatistik veriler
|
|
|
AB’nin Beşinci Genişlemesi ve Kopenhag Kriterleri
12-13 Aralık 1997 tarihlerinde gerçekleştirilen
Lüksemburg Zirvesinde AB Konseyi, Komisyon’nun
“Gündem 2000”
raporu
doğrultusunda demokratikleşme ve liberalleşme yönünde önemli yol almış olan Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Romanya, Bulgaristan,
Litvanya, Letonya, Estonya ve Kıbrıs’ın tam üyelik için aday ülkeler olduğunu
ilan etmiştir. Aday ülkeler arasında yer almayan Türkiye’nin ise sadece tam
üyeliğe ehil olduğu teyit edilmiştir.
Yine aynı Zirve’nin sonuç bildirgesinde, Kopenhag kriterlerini yerine getirme
düzeylerine göre söz konusu ülkeler üç temel kategoriye ayrılmıştır.
Birinci kategoriyi oluşturan, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya,
Slovenya ve Kıbrıs’ın özellikle Kopenhag siyasi kriterini önemli ölçüde yerine
getirdikleri (Kıbrıs da mı?) ve ekonomik kriterlere uyum yolunda hızlı adımlar attıkları
belirtilerek, bu ülkelerle 1998 yılı içinde tam üyelik müzakerelerinin
başlatılmasına karar verilmiştir. Ancak Kıbrıs, ilk grup içinde yer almakla
birlikte durumu siyasi sorun ipoteği altında olduğundan birinci grup içinde bir
alt grubu oluşturmaktadır. "Siyasi sorun ipoteği altında olmak" ne hikmetse
Kopenhag Kriterlerini zedelememektedir(!).
Tam üye adaylıkları kabul edilmekle birlikte, Kopenhag kriterlerine uyum
açısından ilk gruba göre daha geri bir aşamada bulunan Slovakya, Romanya,
Bulgaristan, Litvanya, Letonya ve 10 Eylül 1998 tarihinde tam üyelik
başvurusunda bulunan Malta ise ikinci kategoriyi oluşturmaktadır. Lüksemburg
Zirvesinde, bu ülkelerle tam üyelik müzakerelerinin daha ileri bir tarihte
başlatılmasına karar verilmiştir.
Söz konusu Zirvede adaylığı kabul edilmeyen, ancak daha sonra 10-11 Aralık 1999
Helsinki Zirvesi kararları ile AB üyeliğine aday olan Türkiye ise üçüncü
kategori içinde yer almaktadır. AB Komisyonu bu zirve için yayaınladığı düzenli
izleme raporu doğrultusunda Helsinki Zirvesinde, Kopenhag kriterlerini yerine
getirdiği kabul edilen ve ekonomik kriterlere uymak için gerekli tedbirleri
almaya hazır görülen Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Malta, Romanya ve Slovakya
ile tam üyelik müzakerelerinin 2000 yılında başlatılmasına karar verilmiş ve
müzakereler açılmıştır. (Birinci grup aday ülkelerle müzakereler 1998 yılında
başlatılmıştı).
AB, 2002 yılı sonundan itibaren yeni üye devletleri kabul etmeye hazır olacağını
açıklamıştır. 12. Aralık. 2002 tarihinde Danimarka dönem başkanlığında Kopenhag
şehrinde gerçekleştirilen zirvede Türkiye dışında on ülkenin 2004 yılında,
Bulgaristan ve Romanya'nın ise 2007 yılında Birliğe üye olarak kabul
edilecekleri açıklanmıştır. Türkiye ise yeteri düzeyde kapitüle olmadığı
(Kıbrıs, sınır sorunları ve Milli Güvenlik Kurulu konularında) gerekçesi ile
2004 yılı sonunda durumunun yeniden gözden geçirileceği kararı alınmıştır.
Böylece adaylığı onaylanan, ancak tam üyelik müzakerelerine başlanmayan ve ne
zaman başlatılacağı da belirlenmemiş tek ülke olarak Türkiye kalmıştır.
Kriterlerin uygulanmasında tutarsızlık
örnekleri
AB resmi internet sitesi Genişleme
modülünde Kopenhag Kriterlerini tanımlayan bölümden aldığımız aşağıdaki
örnekler, kriterlerin uygulanmasının ne kadar objektif kurallardan uzak ve keyfi
olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı ülkelere tanınan opsiyonlar özellikle dikkati
çekmektedir.
-
Letonya tarafından
gerçekleştirilen özel gelişmeye göre "şayet değişim momentumu muhafaza
edilebilirse gelecek yıl Letonya'nın ekonomik kriterleri gerçekleştireceğini
onaylamak, ve 1999 sonundan önce müzakerelere başlamak mümkün
olacaktır."
-
Önemli ölçüde bir gelişme
Lİtvanya için de gözlenmiştir. Ancak "ek önlemler gereklidir ve bazı yeni
kararlar, komisyon Kopenhag kriterlerinin sağlandığını ve müzakerelerin
açılmasını önermeden önce test edilmelidir."
-
Seçimlerden sonra Slovakya'da
oluşan yeni durum , kurumlarının düzenli, kararlı ve demokratik çalışacağının
teyit edilmesi koşulu ile müzakerelerin açılmasına olanak sağlayacaktır.
Müzakerelerin açılmasından önce Slovakya'nın ekonomik durumu düzelteceğinin ve
işlemelerinde daha fazla şeffaflık getireceğinin teyit edilmesi de gerekli
olacaktır."
-
"Bulgaristan makro ekonomik
dengelerde büyük ölçüde ilerleme sağladı ve uygulanmakta olan reformlar,
uluslarası rekabet gücünün artmasına yardımcı oluyor."
-
"Romanya 1997 Komisyon
Görüşlerinden bu yana önemli bir ilerleme sağlayamadı ve ekonomik durumu
endişelenmek için nedenler oluşturuyor. Reformları hızlandırmak ve Romanya'yı
tekrar yörüngesine oturtmak için, AB ve uluslararası toplumun destekleri ile
sürekli bir çaba gerekmektedir"
Bu kusurlar ve sorunlar ilgili ülkeler ile
müzakerelere başlamak için herhangi bir engel oluşturmamıştır. Her rapor
döneminde Türkiye dışındaki aday ülkeler kriterleri sağlıyor fakat Türkiye 1987
yılından bu güne bütün hızlı ve güçlü atılımlarına rağmen kriterleri sağlamayı
başaramıyor. Gerçekte sorun açıktır. Türkiye kendisine özel "Güçlendirilmiş
Politik diyalog" başlığı altındaki, Kıbrıs, sınır sorunları ve Milli
Güvenlik Kurulu ve belki de Ermeni Soykırımı ithamları konularında
Birliğin beklentilerini gerçekleştirmediği sürece bu kriterleri sağlamayacaktır. Bütün bu süreçte
görülebileceği gibi Kopenhag Kriterleri sadece Türkiye'nin durumunu
etkileyen, diğer aday ülkeler için ciddi bir engel oluşturmayan sadece
Komisyon'un takdirine bağlı ve aday ülkelerin AB beklentileri doğrultusunda
biçimlendirilmesini sağlayan formüllerdir. Türkiye dışındaki aday ülkeler
kriterleri sağlasın veya sağlamasın müzakereleri sürdürmüşler ve 2002 Aralık
ayında belli bir takvime bağlı olarak üyeliğe kabul edilmişlerdir. Bunlarla
ilgili son ilerleme raporları hala politik, ekonomik bir çok alanda kriterleri
sağlamaktan çok uzak olduklarını açıkça ortay koymaktadır.
Yaşanan sürecin ortaya koyduğu gerçek Kopenhag Kriterlerinin Türkiye
dışındaki aday ülkelere için sadece bir "yol haritası" olduğu, Türkiye
için ise aşılması olanaksız bir "politik engel" olduğudur. Türkiye AB
stratejisyenlerinin istediği gibi ulusal uniter yapısını bozup federal bir
sisteme dönüşmedikçe ve AB nin sadece ikinci sınıf bir yanaşması olduğunu
kabul etmedikçe bu engeli aşamayacaktır.
Parlamentolar devre dışı bırakılıyor
Bu formüllerin uygulanması "Avrupa Anlaşmaları" adı verilen ve aday
ülkenin paramento kontrolünü devre dışı bırakan bir uluslararası hukuk
sistematiği ile gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin AB ile ilişkilerini 1963
Ankara Anlaşması düzenlemektedir ve sadece bu analaşma Türkiye Büyük Millet
Meclisi onayına sunulmuştur. Geriye kalan bütün ilişkiler bu anlaşma ile
oluşturulan Parlamento dışı organlar tarafından yürütülmektedir. |
|
SONUÇ :
Bu çalışmanın gösterdiği gibi Avrupa Birliği
üyeliğine aday ülkeler için geçerli olan
"Kopenhag Kriterleri" , bir kaç satırla
açıklanabilecek basit kurallar değildir. Aday ülkenin bütün politik, ekonomik ve
hukuki alt yapısının Avrupa Birliği öncelik ve tasarımlarına göre radikal bir
şekilde değiştirilmesini öngörmektedir. Bir anlamda kısa dönemde ve kamuoyundan
gizli yapılan bir "sosyal mühendislik" çalışması olarak değerlendirilebilir.
Kopenhag Kriterleri ile bir ülke, Avrupa Birliği için bir açık pazar haline
dönüştürülmekte ve bütün kendini koruma olanakları yok edilmektedir. Kriterlerin
uygulanma süreci yakından incelendiğinde, bunun bir tür egemenlik ve bağımsızlık
ilkelerinin yok edilmesi olduğu görülebilir. Burada amaç rasyonel bir
uluslararası ortaklık kurmak değil, aday ülkeyi yakın bir gelecekte kurulacak
olan "Avrupa Birleşik Devletleri" (ismi böyle olmasa da) imparatorluğunun sadık
ve korunmasız bir eyaleti haline dönüştürmektir. Bu yargıya katılmayacak olanlar
AB resmi internet sitesinde verilen gelişme stratejisi dökümanlarına ve ilerleme
raporlarına kendileri göz atabilirler.
Türkiye 2002
İlerleme Raporu Türkçesi (AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği)
|
|
| |
|