turklog.gif (2259 bytes)

logturkab.jpg (3101 bytes)

ablog.gif (1603 bytes)

Avrupa Birliği Genişleme ve Derinleşme Süreci

EYLEM : Etkin Yönetim Liderlik Eğitim Merkezi

Son güncelleme : 12.07.2001

Kaynak : http://www.turkab.net/ab/abmenu.htm

 

Giriş

1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Doğu Avrupa’daki rejimlerin yıkılması ile birlikte Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri (MDAÜ), bugünlerde onuncu yılını doldurmakta olan devletçi ekonomiden pazar ekonomisine geçiş sürecini yaşamaya başlamışlardır. Bu sürecin başlarında yaşanan sıkıntılar, yerini yavaş yavaş yeniden yapılanmanın getirdiği siyasi ve ekonomik reformların hayata geçirilmesi dönemine bırakırken, Avrupa Birliği (AB) de tarihten gelen bağları ve coğrafi yakınlıkları nedeniyle komşularında yaşanan gelişmelere seyirci kalmamış ve geçen 10 yıllık dönem içinde  bu ülkelerle gerek ticari ve ekonomik gerekse siyasi anlamda bir yakınlaşma içerisine girmiştir.

Bu süre zarfında  AB, öncelikle MDAÜ’nün demokratikleşme ve liberal ekonomiye geçiş sürecini destekleyici nitelikte işbirliği yöntemleri oluşturarak söz konusu ülkeler için teknik-mali yardım programlarını (PHARE) yürürlüğe koymuştur. Daha sonra MDAÜ ile ilişkileri daha sağlam temellere oturtmak üzere bu ülkelerle tercihli ticari ilişkileri esas alan “Avrupa Anlaşmaları”nı akdetmiş böylece; AB, 1995 yılından itibaren MDAÜ’nün başlıca ticari partneri haline gelmiştir.

1989 yılında Berlin duvarının yıkılmasından itibaren Almanya’nın öncülüğünde başlayan MDAÜ’lere doğru genişleme stratejisi, AB’nin dış politikasının en önemli parçası halini almıştır. Gerek siyasi gerekse sosyo-ekonomik olarak tek başlarına istikrar ve refahı yakalayamayacaklarının bilincinde olan MDAÜ de AB’ye kayıtsız kalmamışlar ve 1994 yılından itibaren AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunmaya başlamışlardır.

Aralık 1997 tarihinde gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesi’nin ardından ise yeni üye devlet adaylarının (MDAÜ) isimlerinin resmiyet kazandığı görülmüştür. Bugün için MDAÜ’lerin yanı sıra Türkiye, Kıbrıs ve Malta’nın da tam üyeliklerinin gerçekleşmesi durumunda, 28 ülkenin dahil olduğu AB oluşumunun 21. yüzyılın en büyük siyasi ve ekonomik entegrasyon hareketine dönüşmesi beklenmektedir. Ancak, gerek AB açısından gerekse katılımcılar açısından genişleme süreci, önemli teknik, ekonomik ve siyasi sorunları da beraberinde getirecektir.

Bu bağlamda, özellikle “Gündem 2000” raporu, Lüksemburg, Cardiff ve Helsinki Zirveleri sonuç bildirgeleri ile Avrupa Komisyonu tarafından 13 aday ülke için hazırlanan yıllık değerlendirme raporları, genişlemenin yarınına ve genişleme sürecinde Türkiye’nin konumuna ışık tutmaktadır.

Altılar Avrupasından Onbeşler Avrupasına

AB’nin üç büyük (Fransa, Almanya, İtalya) ve üç küçük (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ülkesinin başlattığı entegrasyon süreci, uzun süre (1952-1972) kendi içinde kısıtlı bir bölgeselleşme hareketi olarak götürülmüştür. Bu sürecin sonunda bazı sorunlarla birlikte AB, dört başarılı genişleme gerçekleştirerek 15 üyeli bir birlik haline dönüşmüştür.

Genişlemeler:

1973 Danimarka, İrlanda ve İngiltere
1981 Yunanistan
1986 Portekiz ve İspanya
1995 Avusturya, Finlandiya ve İsveç

AB’nin geçmişteki genişleme tecrübeleri sonucunda şu temel stratejiler oluşturulmuştur;

·Toplulukla tam üyelik müzakeresi yapıyor olmak, yeni bir topluluk kurmak ya da yeni bir Topluluk müktesebatı oluşturmak anlamına gelmemektedir.
·Topluluğa katılmayı amaçlayan ülke, “a priori” (kayıtsız-şartsız) olarak Topluluk müktesebatını kabul eder.
·Söz konusu devletle müzakere edilecek konu, bu müktesebata hangi sürelerde uyum sağlayacağını belirlemekle sınırlıdır.
·Aday ülkelerle yapılan müzakereler sonunda oluşturulan “Katılma Anlaşmaları” Topluluğun primer (birincil) kaynağı olarak kabul edilmektedir.
·AB açısından “Katılma Antlaşmaları” yeni üyeler kendi yükümlülüklerini yerine getirdiği ölçüde bu ülkelere haklar tanıyan anlaşmalar olarak nitelendirilmektedir.

Her genişlemede AB, sadece dış şeklini değil, aynı zamanda içinde barındırdığı politika alanları hakkındaki fikirleri, Avrupa'da gücün yeniden dağılımını ve AB ile Üye Devletler arasındaki yetki paylaşımını da değiştirmiştir. Ancak, Danimarka, İrlanda ve Birleşik Krallığın üye olmalarını içeren en önceki genişlemeyi uygulamak göreceli olanak daha kolay gerçekleşmiştir. Bunun nedeni ise o dönemde AT'nin kendisinin bile henüz tam anlamıyla gümrük birliğini uygulayamamış olması, tarım ve yalnız Birleşik krallık ile geliştirilmeye çalışılan balıkçılık politikası dışında Topluluk içinde çok az ortak politika uygulanmıştır. Ekonomi içinde yer alan birimler açısından en önemli husus ise AET'nin staridardizsyonla ilgili teknik kurumları olan CEN (Avrupa Standardizasyon komitesi) ve CENELEC (Avrupa Elektroteknik Standardizasyon komitesi)'in çalışmaları olmuştur.

AT'ye Yunanistan'ın üye olduğu 1980'lenin başlarında ise AT politikaları çevre ve Avrupa dış politikasının ilk mekanizması olan ve Avrupa Siyasi İşbirliği olarak adlandırılan alana kadar genişlemiştir. Ancak AT'ye üye olmayı planlayan ülke sayısının giderek çoğalması beklentileri, Üye Ülkeleri yeni ülkelerin katılımından önce AT'nin anayasal yapısını değiştirme fikrini yeniden düşünmeye yöneltmiştir. Bunun sonucu olanak da AT, İspanya ve Portekiz'i üye olarak alıp 12'ler Avrupası olmadan önce, o zamanki on ülke Avrupa Tek Senedi üzeninde anlaşmış ve en önemli hedefi Tek Pazar oluşturma filmi olan Avrupa Tek Senedi ile birlikte AT yapısı ve politikaları önemli ölçüde değiştirilmiştir.

AT'nin bu önemli gayreti başarılı da olmuştur. AT, 1992 yılı sonunda, mallaen, sermayenin ve hizmetlerin tam olarak serbest dolaşımının sağlandığı Avrupa çapında bir tek pazar olmayı hedeflemiştir. İşçilerin serbest dolaşımı hakkında ise AT, ulusal düzeyde hala üstü kapalı olarak uygulanan kısıtlamaların açılması konusunda diplomaların karşılıklı olarak tanınması, profesyonel niteliklerin eşitliği sorunları gibi hususlarda cesur adımlar atmıştır. Bu adımlar ile AT dünyada en büyük tek pazar ve ekonomik anlamda da global aktör olma seviyesine yükselmiştir. Bu AT içindeki tüm ekonomik aktörlerin yararına olmuştur. AB'nin diğer Üye Ülkelerinden artarak gelen rekabet baskısı ile savaşmak zorunda kalan şirketler, müşteri tabanlarını önemli ölçüde artırmayı başarmış ve global rekabette manevra alanlarını genişletmiştir. Burada AT'nin Avrupa şirketlerini bugün sözü edilen küreselleşmenin etkilerine hazırladığını söylemek adil bir yaklaşım olacaktır.

Ancak Tek Pazar, Avrupa Tek Senedi'nde bir kalem darbesi ile gerçekleşen bir oluşum değildir. Aslında Avrupa Tek Senedi, Tek Pazar'ın oluşturulabilmesini sağlayacak anayasal yolları hazırlamış, pek çok alanda karar alınmasında konsey'de geçerli olan oybirliğini sağlama zorunluluğunu ortadan kaldırmış ve böylece Avrupa komisyonu'nun Üye Ülkeler karşısındaki rolunu güçlendirmiştir. Bunun karşılığı olarak da Tek Pazar'ın işleyişi için şart olan alanlarda karar alınması kolaylaşmış ve bu da ulaşım, mallar için ortak standardizasyon, kimyasal madde üretimi, rekabet, sermaye akımı ile ilgili kurallar oluşturulması konusundaki hukuki işlemlerin artmasına sebep olmuştur. AB tüzük ve yönergeleri (AB hukukunun iki önemli hukuki işlem tipi) kabul edilmiş ve bunlar, geç de olsa, tüm üye ülkelerde uygulanması zorunlu olan hukuki gerçeği değiştirmiştir. Bu hukuki ve siyasi gelişimin ardından AT hukukunun kulliyati artmıştır (Bugün yaklaşık 100.000 sayfa).

Bu değişimlerin ardından adını Maastricht Antlaşmasi ile Avrupa Birliği (AB) olarak değiştiren Avrupa Topluluğu (AT), katılması oldukça zor, karmaşık bir organizasyon haline gelmiştir. Bunu ilk tecrübe eden ülkeler ise dört EFTA ülkesi; Avusturya, Finlandiya, Norveç ve İsveç olmuştur. Bu ülkeler AB ile yakın ilişki kurmak ve siyasi düzeyde olmasa bile en azından Tek Pazar'a girmek istemiştir. Bunu yapmak için ise AB ile çok ciltli karmaşık bir anlaşma müzakere etmek zorunda kalmışlar ve bu girişim de daha sonra Avrupa Ekonomik Alanı olarak adlandırılmıştır. Bu Anlaşma sonunda EFTA ülkeleri AB hukukunun Tek Pazar ile ilgili kısmının %70'ini uygulamayı taahhut etmişlerdir. Bu oldukça önemli bir gelişmedir. Çünkü bir sonraki aşamada genişleme olup olmayacağı konusunda AB tarafından herhangi bir söz verilmemesine rağmen, tek taraflı olarak söz konusu ülkelerin AB mevzuatına uyumu anlamına gelmiştir. Esasen EFTA ülkeleri, AB kanunları ve standartlarına uyumdaki özel avantajı görmüştür çünkü 12'ler Avrupası'nın ortaya koyduğu bu standartlara uyum göstererek, önemli bir piyasa girişi ve ekonomilerinin daha da modernleşmesini saglamışlardır. EFTA ülkeleri, oldukça gelişmiş, kişi başına düşen gelir ve hayat standartlarını yüksek olduğu başarılı bir piyasa ekonomisine sahip olmaları dolayısıyla bunu başarabilmiştir. Sonunda da Avusturya, Finlandiya ve İsveç 1995 yılında AB'ye katılmıştır.

Yeni Katılım Stratejisi ve PHARE Programı

Başlangıçtan itibaren AT ile Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri arasındaki ilişkiler her iki taraf açısından da gerçekçi olmayan beklenti ve beklenmedik gerçekler yüzünden yüksek seviyede karışıklıklar içeren bir ilişki biçimi olmuştur. AB sosyo-ekonomik anlamda hayali bir model olarak nitelendirilmiş ve tüm Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin jeopolitik ilgi alanı haline gelmiştir. Ancak bu ülkelerin üyelikleri AB içinde önemli siyasi, ekonomik ve sosyal problemlere sebep olacaktı. Bu nedenle de AB'nin kendi perspektifinde bu ülkelerin yakın gelecekte AB'ye üye olmaları tartışma konusu dahi olamazdı. Avusturya ve İsveç'in üyeliklerinde yaşanan AB sistemine bir kaç yıl içinde uyum sağlama konusu ise Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri için mümkün değildi.

AB, çeşitli destek mekanizmalarıyla gelişmelerine destek olarak, MDAÜ'lerin gittikçe artan katılım taleplerini engellemeye çalışmış ve bu çerçevede bir kaç yıl içinde Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri ile Avrupa (Ortaklık) Anlaşmaları imzalamıştır. Bu anlaşmalar serbest ticaret alanı oluşturulması, hukuki yakınlaşmanın sağlanması ve bu ülkelerin Topluluk Programlarında yer alması dahil pek çok alanda işbirliği sağlanmasını içermektedir. Topluluk Programları, AB'nin politikaları açısından çok önemli bir aktivitesidir. Topluluk Programları genellikle Üye Ülke'de veya Üye Ülkeler arasında ekonomik, kültürel ve sosyal faaliyetleri artırmak amacıyla ortaya bir mali kaynak (fon) koyan tüzükler ile oluşturulmaktadır. Araştırma, çevre, Küçük ve Orta ölçekli işletmeler arasında işbirliğinin artırılması ve buna benzer daha bir çok konuda Topluluk Programı bulunmaktadır. Buna paralel olarak AB, bir de Merkez ve Dogu Avrupa ülkeleri'nde ekonomik ve sosyal değişimini destekleyen bir program olan PHARE'i geliştirmiştir.

PHARE ilk önce G24 zirvelerinde kullanılan bir kısaltmadır. 14-16 Temmuz 1989'da Paris'te yapılan 16. G7 zirvesinde, Avrupa Konseyi G24'un Polonya ve Macaristan'daki değişim süreçleri için sağladığı mali yardımın koordinasyonu ile görevlendirilmiştir. kısaltmanın açılımı Pologne et Hongrie Assistance pour la Restructuration Economique'dir. Avrupa komisyonu Konuyu kabul etmiş ve bunu isminden de anlaşılacağı gibi Polonya ve Macaristan'a acil destek sağlayacak bir mekanizma ile doldurmaya karar vermiştir. Öncelikle bu iki ülkeyi kapsayan PHARE programı, daha sonra AB ile Avrupa Anlaşması olan tüm ülkeleri, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Hirvatistan'i da içine alacak şekilde genişletilmiştir.

PHARE programı ilk dönemlerinde AB ile Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilerden bağımsız olarak gelişmiştir. PHARE Programı, 1990 ve 1991 yıllarında, yıllarca süren zorlu tecridin arkasından tekrar Avrupa ekonomileri ve toplumlar ile birleşme çabasındaki Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri, özellikle de Visegrad ülkelerinin yaşadığı zorluklara karşı acil bir tepki olarak görülmüştür. Ancak daha sonra bu ülkelerde herşeyin biraz daha yerli yerine oturması sonucunda PHARE Programı, Avrupa Anlaşmaları ile şekillenen AB'nin bu ülkelerle geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişki inisiyatifi ile birarada yürütülmeye başlanmıştır. 1993'den önce yaşanan gelişme daha çok komisyon'un çabalarıyla mümkün olmuştur. 1993 yılında ise değişim için esas önemli destek doğrudan kopenhag'da gerçekleştirilen ve genişlemenin AB'nin gündemi ve amacı olduğunun teyit edildiği Avrupa Konseyi'nden gelmiştir. Bu gelişme PHARE programının daha da geliştirilmesinin istendiğini gösteren ilk siyasi mesaj olmuştur.

PHARE programının reformu açısından ikinci önemli gelişme ise Polonya ve Macaristan ile yapılan Avrupa Anlaşmalarının yürürlüğe girmesidir. Avrupa Anlaşmalarının 97. maddesi PHARE programını Avrupa Yatırım Bankası tarafından verilen krediler ile birlikte AB'nin Visegrad ülkelerinde uyguladığı temel mali araçlar olarak tarif etmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında 1994 yılı boyunca komisyon PHARE programının yapısını tekrar gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda da PHARE piyasa ekonomisine geçişte kullanılan bir araç olmaktan çıkıp daha geniş kapsamda iktisadi değişim, siyasi modernizasyon ve demokratik reform konularında destek sağlayan bir araç haline gelmiştir.

Bu genel strateji, Aralık 1994'teki Essen Avrupa Konseyi'nde de içtenlikle onaylanmış ve PHARE programı katılım öncesi stratejinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu şekilde PHARE AB'nin katılım öncesi stratejisinin merkezindeki politika ve en önemli mali araç olmuştur. Katılım öncesi strateji, AB ile Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri(6) arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler çerçevesinde PHARE'in gelecekteki konumunu açıkça ortaya koyan ilk girişim olması açısından da önemlidir. Genelde ise katılım öncesi strateji, Merkez ve Doğu Avrupa Ülkelerinin AB'ye üyelik amaçlarını nasıl gerçekleştireceğini gösteren bir yol haritası ortaya koymuştur. Yine Merkez ve Doğu Avrupa Ülkelerinin AB piyasalarına tam olarak girebilme amacının gerçekleşmesi açısından önemli olan bir husus, aday ülkelerin AB'nin Tek Pazarı'na kademeli olarak entegrasyonunun sağlanmasıdır. Bunun da;

· Altyapıların geliştirilmesi ile entegrasyonun,

· Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri arasında bölgesel işbirliğinin,

· Çevre,

· Adalet ve içişleri,

konularında işbirliğinin teşvik edilmesi ile mümkün olabileceği kararlaştırılmıştır.

1993 yılının Haziran ayı içinde Danimarka’nın dönem başkanlığında gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi’nde, AB’ye tam üye olmak isteyen adaylar için yeni kriterler belirlenmiş ve bu kriterler aracılığı ile AB kendi kimliğini yeniden tanımlamıştır.

Kopenhag Kriterleri ve Gündem 2000

Ancak aday ülkelerin AB'ye katılım isteklerini teknik programlar ve işbirliği yardımları ile önlemeye çalışma girişimleri sonuçsuz kalmıştır. Katılım konusundaki isteklerin artması, AB'yi olabilecek yeni katılımların gerçekleşmesi konusunda açık beyanatlar vermeye zorlamış, Haziran 1993'de Kopenhag Avrupa Konseyi Zirvesi'nde AB aşağıdaki açıklamayı gerçekleştirmiştir:

"AB üyesi olmak isteyen Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri (ortak ülkeler) AB üyesi olacaklardır. Katılım, ülkenin ekonomik ve siyasi koşulları yerine getirerek üyelik sorumluluklarını karşılayabildiği an gerçekleşecektir. "

Üç ana başlık altında toplanan ve adayların tam üye olmaları için uymaları zorunlu olan kriterler şunlardır;

·Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamak, (siyasi kriter)

·İşleyen bir pazar ekonomisine sahip olunmasının yanı sıra, AB içindeki rekabet baskısı ile piyasa güçleri karşısında durabilmek yeteneğine sahip olmak, (ekonomik kriter)

·Siyasi, Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere tam üyelikten kaynaklanan yükümlülüklere uyum yeteneğinin olması, (Ekonomik ve Parasal Birliğe uyum, Topluluk müktesebatına uyum, Topluluk müktesebatını uygulayabilmek için idari ve hukuki kapasite)

· demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlık haklarına saygı ve korumayı garanti eden kurumların istikrarın sağlamış olmasını,

· işleyen bir piyasa ekonomisine ve Birliğin rekabetçi baskısına ve piyasa güçlerine dayanma kapasitesini ve

· siyasi, ekonomik ve parasal birlik hedeflerine bağlılık dahil, üyelik yükümlülüklerini üslenme yeteneğine sahip olmasını gerektirmektedir.

Kopenhag AB Konseyi ayrıca, AB'nin hem Birlik hem aday ülkelerin genel çıkarı açısından önemli olan Avrupa entegrasyonu hızını devam ettirirken, yeni üyeleri özümseyebilme kapasitesinin ne olacağı konusu üzerinde de durmuştur. Aralık 1995'deki Madrid AB Konseyi ise listeye yeni bir konu eklemiştir. Buna göre Merkez ve Doğu Avrupa Ülkelerinin AB'ye uyumlu bir şekilde üye olabilmeleri özellikle onların idari yapılarını düzenlemelerine bağlıdır.

Gündem 2000 ve katılım süreci

AB'nin genişlemeyi engelleyici politikasının Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerini ve AB'yi genişlemeye hazırlama politikasına dönüşmesi, önemli bir kilometre taşı olmuştur.

16 Temmuz 1997'de Avrupa Komisyonu Avrupa siyasi tartışmalarına yeni sözcükler katmıştır: Gündem 2000 ve katılım süreci. Gündem 2000 Avrupa Komisyonu'nun AB'nin aday ülkeler ile ilişkilerini ne şekilde geliştireceği, genişlemenin üzerinde yaratacağı etkiler ile nasıl başa çıkacağı gibi önemli sorular üzerine yapmış olduğu en geniş kapsamlı analizdir.

Toplam 12 dökümandan oluşan Gündem 2000'in içerdiği metinlerden ikisi `Daha Güçlü ve Geniş Avrupa' (Gündem 2000-Cilt I) ve `Avrupa Birliği'nin Genişlemesi-Meydan Okuma' (Gündem 2000-Cilt II) adlı dökümanlardır. Diğer 10 tanesi ise komisyon'un her aday ülkenin AB üyeliği için uygunluğunu inceleyen raporlarından oluşmuştur.

Görüş bildirirken komisyon, Gündem 2000'in açıklandığıi tarihte hiçbir aday ülkenin Kopenhag AB Konseyi'nde açıklanan katılım kriterlerini tam olarak yerine getiremediğinin altını çizmiştir. Bu durumda komisyon'un cevaplaması gereken soru, aday ülkelerden bu kriterleri orta vadede yerine getirebilecek olanların var olup olmadığıi şeklinde olmuştur. Komisyon 10 Merkez ve Doğu Avrupa Ülkesinden beşi (Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Slovenya) ile katılım müzakerelerinin başlamasını tavsiye etmiştir. Komisyon'un diğer beş aday ülke konusundaki görüşü ise olumsuz olmuştur. Komisyon bu ülkelerin orta vadede dahi kriterleri yerine getiremeyeceklerine kanaat getirmiş ve müzakerelerin daha ileri bir tarihte başlamasını tavsiye etmiştir.

Komisyon tarafından önerilen ve daha sonra Lüksemburg Avrupa Konseyi'nde kabul edilen güçlendirilmiş katılım öncesi strateji ise, AB'nin aday ülkelere karşı sahip olduğu önceki pozisyonunu önemli ölçüde değiştirmiştir. Aralık 1997'deki Lüksemburg Avrupa Konseyi kararından günümüze kadar da AB, aday ülkeler ile arasında yeni, karmaşık ve ayrıntılı politika araçları oluşturmuştur.

Genel olarak güçlendirilmiş katılım öncesi strateji yukarıda açıklanmış olan katılım amaçlı PHARE programı ile mali yardım için iki yeni yapısal aracı içermektedir. Bunlardan ilki ISPA (Katılım için Altyapı Programı)'dır. Komisyon'un Bölgeler Politikasından sorumlu Genel Müdürlüğü tarafından idare edilen ISPA, AB'nin en yoksul dört Üye Ülkesindeki altyapı ve çevre politikalarında yatırımın desteklenmesi için ortaya koyulan uyum fonlarına benzer şekilde oluşturulmuştur. İkinci Program ise SAPARD (Tarım ve Kırsal Yapılanma içi Yapısal Uyum Programı) olarak adlandırılan programdır. Bu program ile büyük ve yetersiz altyapılara sahip olan aday ülkelerin AB'ye katılımdan sonra özellikle de kırsal alanlarda İç Pazar gereklerine uyumunun sağlanması amaçlanmaktadir.

AB, aday ülkelerden yalnızca Katılım Ortaklığı Belgesi'ndeki önerileri yerine getirmesini değil aynı zamanda aday ülkelerin Topluluk muktesebatina uyumlarını gösteren bir dökümanı, kendi Ulusal Programların hazırlayarak Katılım Ortaklığı Belgesi'ne bir karşılık vermelerini beklemektedir. 1997'den bu yana tüm aday ülkeler katılım Ortaklığı Belgelerine karşı bu dökümanı hazırlamış ve çeşitli aralıklarla da gözden geçirmişlerdir. Ulusal Program, yapısı itibari ile kapsamlı olarak AB muktesebatının (tüzük, yönerge, karar) politika alanına göre sıralamasını yaparak, aday ülkenin bunu ulusal hukuka aktarım zamanlamasını içeren bir metindir. Bu konudaki prosedür aday ülkenin iç hukuk yapısına göre farklılık göstermekle birlikte, genellikle Program aday ülkelerin hükümetleri tarafından hazırlanmakta ve tartışılmak üzere Parlamento'ya sunulmaktadir. Avrupa Komisyonu da içeriğini incelemekte ve zamanlamasını inceleyerek, bu konularda hem Düzenli Rapor aracılığıyla hem de doğrudan hükümete görüşünü bildirmektedir.

Katılım öncesi stratejinin değişik unsurlarının birbirieriyle çok fazla içiçe olmasi ve birbirlerini etkilemesi gerçeğinden hareketle stratejinin ana hatlarını bir tablo üzerinde göstermekte yarar vardır.

“Yeni Katılım Stratejisi” nin başlıca araçları

Avrupa Anlaşmaları

MDAÜ-AB arasında 1992-1996 yılları arasında imzalanarak yürürlüğe giren “Avrupa Anlaşmaları”, taraflar arasında ticareti serbestleştirmek ve geliştirmek, ekonomik, sosyal, kültürel, ve mali işbirliğini sağlamak, MDAÜ’lerin demokrasi ve piyasa ekonomisine geçişine yardımcı olmak ve bu ülkelerin aşamalı olarak AB’ye entegre olabilmelerinin alt yapısını tesis etmek amacıyla düzenlenmiş olan “Ortaklık Anlaşmaları”dır.

“Avrupa Anlaşmaları”nın içerdiği konular aşağıdaki başlıklar halinde özetlenebilir;

-Siyasi diyalog,

-Malların serbest dolaşımı,

-İşgücünün serbest dolaşımı, yerleşme hakkı ve hizmet arzı,

-Sermayenin serbest dolaşımı,

-Ödemeler dengesi,

-Rekabet politikası, tarım politikası ve diğer ortak politikalar,

-Mevzuatın yakınlaştırılması,

-Ekonomik, kültürel ve mali işbirliği,

-Ortaklık organları,

-Nihai amaç ve hükümler.

Bu açıdan bakıldığında AB-Türkiye arasında imzalanan Ankara Anlaşması ile Gümrük Birliği Anlaşması’nın Avrupa Anlaşmaları ile eşdeğer olduğu belirtilmektedir.

Katılım Ortaklığı

Katılım öncesi stratejisinin başlıca araçlarından biridir. Aday ülkenin tam üyeliğe hazırlanmak için yerine getirmesi gereken temel kısa ve orta vadeli öncelikleri ortaya koyan ve bu önceliklere destek olmak için AB’nin vereceği mali yardımları ve bu yardımların koşullarını gösteren, aday ülke ile AB’nin ortaklaşa hazırladıkları kapsamlı bir metindir. Katılım ortaklıkları zamanla değiştirilebilmekte olup, kamu oyuna açıktır.

Bu bağlamda katılım Ortaklığı, geniş anlamda katılım sürecinin değilse bile katılım öncesi stratejinin kilit aracıdır. Aday ülkeler hakkında komisyon tarafından önerilen ilk katılım Ortaklığı Belgeleri 30 Mart 1998'de Bakanlar Konseyi tarafından kabul edilmiştir ve o zamandan beri de bir kez yenilenmiştir. Ancak bunu yenileri takip edecektir.

Katılım Ortaklığı AB tarafından hazırlanan tek taraflı bir dökümandır ve bir ülkeye mali yardımın nasıl yapıldığı ve AB'nin bu para yardımı ile o aday ülkeden siyasi, ekonomik, hukuki ve idari anlamda hangi reformları yapmasını beklediğini içermektedir. Her katılım Ortaklığı Belgesi'nde AB'nin Kopenhag kriterlerini yerine getiremeyen ülkelere yaptığı yardımı geri çekebileceği hükmü yer almaktadır. Belge tüm Kopenhag kriterlerini içeren kısa, orta vadeli öncelikleri sıralamaktadır. Kısa vadeli öncelikler genellikle çok açık ve kesin terimler kullanılarak belirtilmekte ve aday ülkeden bunları en çok bir yıl içinde yerine getirmesi beklenmektedir. Orta vadeli öncelikler ise daha uzun süreli amaçları içererek, daha genel hatlari ile belirtilmekte ve üç yıl gibi bir süre zarfında yerine getirilmesi beklenmektedir. Ancak, orta vadeli öncelikler konusundaki çalışmaların da hemen başlatılması gerekmektedir. Çünkü orta vadeli öncelikler itelikleri gereği gerçekleştirilmesi daha uzun süren çalışmalardır.

Katılım Ortaklığıi Belgesi bir yanda 100.000 sayfalık muktesebata uyum gösterme savaşı veren ve bu anlamda hangi hukuki ve idari reformlarm öncelikle uygulanması konusunda tereddüte düşen aday ülkeye yardımcı olurken, bir yandan da aday ülkelerdeki reform sürecini ölçen bir sistem oluşturmaktadır. Komisyon'un öncelikleri yerine getirip getirmeme konusunda aday ülkeleri sürekli izlemesi yıllık olarak hazırlanan Düzenli Raporlarda kendini göstermektedir.

Ulusal Program (Accession Partnership)

AB’nin teknik yardımıyla aday ülke tarafından hazırlanan müktesebata uyumda atılacak adımların ve diğer katılım önceliklerinin uygulanmaya sokulma sırasını ve bu uygulamalar için öngörülen kurumsal ve mali gereksinimler ile uyum takvimini gösteren kapsamlı bir faaliyet planıdır.

Tarama (screening)-Müktesebatın Analitik İncelenmesi

Uyum sürecinde ve tam üyelik müzakereleri esnasında Topluluk müktesebatını daha iyi anlayarak ortaya çıkabilecek problemleri belirlemek ve çözmek, bu şekilde süreci hızlandırmak amacıyla, AB komisyonu teknik servisleri ile aday ülke kamu yönetimi yetkilileri arasında mevzuatların 31 ana başlık (Ek 2) altında incelenmesi için kurulan bir diyalog mekanizmasıdır.

Tam Üyelik Sürecinde İzlenen Yol

AB Komisyonu, yeni katılım stratejisi kapsamında, genişleme sürecine yeni bir ivme kazandırmak ve bu süreci mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ileri götürebilmek için;

·Üyelik hazırlıklarında, orta vadede (1-5 yıl arası) üyelik koşullarını yerine getirebilmek için yeterli ilerleme kaydetmiş ülkelerle,

·Kopenhag politik kriterlerini karşılayan tüm aday ülkelerle,

tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasını, AB Konseyine tavsiye etmektedir.

Komisyon, aday ülkelerin politik, ekonomik ve diğer kriterleri yerine getirmede ne ölçüde ilerlediğini Düzenli İlerleme Raporları ile belirlemekte ve önerilerini Konsey’e sunmaktadır. Komisyon, bu raporların hazırlanması esnasında Tarama Raporları (Screening Report), Avrupa Anlaşmaları, Katılım Ortaklıkları ve Müktesebatın benimsenmesi için Ulusal Programlar gibi bütün izleme araçlarını etkin bir şekilde kullanmakta ve bunlar arasında irtibat kurmaktadır.

Konsey, Komisyonun Düzenli İlerleme Raporlarını inceleyerek aday ülkelerle tam üyelik müzakerelerin başlanması, sürdürülmesi ya da tam üyeliğe kabul edilmesi konularında nihai kararları almaktadır.

Tam üyelik yolunda izlenen bu yöntem AB ve katılımcılar için şu avantajları beraberinde getirmektedir;

·Sağlanmış olan genel ilerlemenin objektif olarak değerlendirilmesi,

·Farklılaştırma ilkesinin tüm aday ülkelere objektif olarak uygulanmasını sağlaması (buna göre, her ülke tam üyelik yolunda Kopenhag kriterlerini yerine getirme durumlarına ve uyum sürecindeki hızlarına göre farklı ilerleyecektir),

·Müzakere ve hazırlık süreci arasında paralellik sağlayarak, katılım anlaşmalarının onaylanmama riskinin azaltılması.

AB’nin Beşinci Genişlemesi

12-13 Aralık 1997 tarihlerinde gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesinde AB Konseyi, Komisyon’nun “Gündem 2000” raporu doğrultusunda demokratikleşme ve liberalleşme yönünde önemli yol almış olan Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kıbrıs’ın tam üyelik için aday ülkeler olduğunu ilan etmiştir. Aday ülkeler arasında yer almayan Türkiye’nin ise sadece tam üyeliğe ehil olduğu teyit edilmiştir.

Yine aynı Zirve’nin sonuç bildirgesinde, Kopenhag kriterlerini yerine getirme düzeylerine göre söz konusu ülkeler üç temel kategoriye ayrılmıştır.

Birinci kategoriyi oluşturan, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Slovenya ve Kıbrıs’ın özellikle Kopenhag siyasi kriterini önemli ölçüde yerine getirdikleri ve ekonomik kriterlere uyum yolunda hızlı adımlar attıkları belirtilerek, bu ülkelerle 1998 yılı içinde tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmiştir. Ancak Kıbrıs, ilk grup içinde yer almakla birlikte durumu siyasi sorun ipoteği altında olduğundan birinci grup içinde bir alt grubu oluşturmaktadır.

Tam üye adaylıkları kabul edilmekle birlikte, Kopenhag kriterlerine uyum açısından ilk gruba göre daha geri bir aşamada bulunan Slovakya, Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya ve 10 Eylül 1998 tarihinde tam üyelik başvurusunda bulunan Malta ise ikinci kategoriyi oluşturmaktadır. Lüksemburg Zirvesinde, bu ülkelerle tam üyelik müzakerelerinin daha ileri bir tarihte başlatılmasına karar verilmiştir.

Söz konusu Zirvede adaylığı kabul edilmeyen, ancak daha sonra 10-11 Aralık 1999 Helsinki Zirvesi kararları ile AB üyeliğine aday olan Türkiye ise üçüncü kategori içinde yer almaktadır.

AB, 2002 yılı sonundan itibaren yeni üye devletleri kabul etmeye hazır olacağını açıklamıştır.

AB Komisyonu’nun en son yayınladığı düzenli izleme raporu doğrultusunda Helsinki Zirvesinde, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği kabul edilen ve ekonomik kriterlere uymak için gerekli tedbirleri almaya hazır görülen Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Malta, Romanya ve Slovakya ile tam üyelik müzakerelerinin 2000 yılında başlatılmasına karar verilmiş ve müzakereler açılmıştır. (Birinci grup aday ülkelerle müzakereler 1998 yılında başlatılmıştı). Böylece adaylığı onaylanan, ancak tam üyelik müzakerelerine başlanmayan ve ne zaman başlatılacağı da belirlenmemiş tek ülke olarak Türkiye kalmıştır.

Genişlemenin AB’ye Etkileri

Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkelerinin AB’ye katılmaları gerek AB gerekse yeni üye olacak ülkeler açısından çok büyük bir fırsat yaratacaktır. Genişlemenin en büyük getirisi Avrupa’ya gelecek barış ve güven ortamından kaynaklanacak siyasi faydalar olarak belirtilmektedir. Ekonomik alanda ise, yeni üyelerin düşük ekonomik gelişme düzeyleri ve oturmamış pazar ekonomilerinin neden olduğu problemlere rağmen önemli avantajları da beraberinde getirmesi beklenmektedir.

Genişleme, AB’nin heterojenliğini arttıracak bir gelişmedir. Ancak bu farklılığın doğru şekilde algılanması ve yönlendirilmesi halinde ortak Avrupa kültürü ve kimliğinin daha da zenginleşmesine yol açacağı ifade edilmektedir.

Temel amaç, genişlemenin Roma Antlaşmasında belirtilen “Avrupa Modeli”nin güçlenmesine ve gelişmesine katkıda bulunmasıdır.

Söz konusu “Avrupa Modeli” tüm topluluklar tarafından paylaşılan ortak değerlerin bulunduğu, piyasa güçleri tarafından desteklenen açık ekonomi temeline dayalı demokratik özelliklerin benimsendiği, yüksek düzeyde bir iç dayanışma ve tutarlılığın oluşturulduğu bir “Avrupa Birliği Modeli”dir.

Genişlemenin etkilerini değerlendirmek oldukça zor ve kompleks bir meseledir. Genişlemede, doğrudan ve dolaylı etkileri olan çok sayıda önemli faktörden kaynaklanan büyük belirsizlikler bulunmaktadır.

Genişlemenin yaratacağı temel etki, AB’nin hali hazırda yürüttüğü Ekonomik ve Parasal Birliğin başarısına bağlı olarak ortaya çıkacaktır.

Bunun dışında genişleme sürecinde üye ülkelerin ekonomik performansları, dışsal faktörler (uluslararası siyasi ve ekonomik çevre), Topluluğun yeni kurumsal anlaşmaları uygulamaya sokması, Topluluğun gelecekte uygulayacağı ortak tarım politikası, yapısal politikaları, ortak dış ve güvenlik politikası, içişleri ve adalet alanındaki politikaların ortak politika haline getirilmesi gibi unsurlar gerek gelişmenin kendisinin gerekse yaratacağı etkilerin belirleyicisi olacaktır.

AB mevzuatını oluşturan ve aday ülkelerin
kendi mevzuatlarını uyumlaştırması gereken 31 ana başlık

1 Malların serbest dolaşımı Free movement of goods
2 Kişilerin serbest dolaşımı Freedom of movement for persons
3 Hizmet sağlama özgürlüğü Freedom to provide services
4 Sermayenin serbest dolaşımı Free movement of capital
5 Şirket hukuku Company law
6 Rekabet politikası Competition policy
7 Tarım Agriculture
8 Balıkçılık Fisheries
9 Ulaştırma Politikası Transport policy
10 Vergi Taxation
11 Ekonomik ve parasal birlik Economic and monetary union
12 İstatistik Statistics
13 Sosyal Politika ve İstihdam Social policy and employment
14 Enerji Energy
15 Sanayi Politikası Industrial policy
16 KOBİ’ler Small and medium-sized undertakings
17 Bilim ve araştırma Science and research
18 Eğitim ve öğretim Education and training
19 Telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri Telecommunications and information technologies
20 Kültür ve görsel-işitsel politika Culture and audiovisual policy
21 Bölgesel Politika ve yapısal araçların koordinasyonu Regional policy and coordination of structural instruments
22 Çevre Environment
23 Tüketiciler ve sağlığın korunması Consumers and health protection
24 Adalet ve içişlerinde işbirliği Cooperation in the fields of justice and home affairs
25 Gümrük birliği Cumtoms union
26 Dış İlişkiler External relations
27 Ortak dış ve güvenlik politikası Common foreign and security policy
28 Mali kontrol Financial control
29 Mali ve bütçe ile ilgili konular Financial and budgetary provisions
30 Kurumlar Institutions
31 Diğer Other

*

Aday Ülkelerin Başlıca Ekonomik Göstergeleri (*)

1999 Yılı Büyüme Enflasyon Cari İşlemler
Dengesi (%GSYİH)
Bütçe Açığı/GSYİH
Polonya 4.1 7.3 -7.6 -3.5
Macaristan 4.3 10.1 -4.4 3.9
Çek Cumhuriyeti -0.5 2.1 -1.5 -5.4
Slovak Cumhuriyeti 1.9 10.6 -5.7 -3.4
Kıbrıs Rum Kesimi 5.0 1.4 -6.6 (1998) -5.0
Bulgaristan 2.4 0.4 -5.5 -0.9
Slovenya 3.7 6.1 -2.9 -0.6
Romanya -3.2 45.8 -3.2 -3.3
Malta 3.0 2.1 -5.2 8.6
Letonya  0.5 2.4 -10.4 -3.5
Estonya -1.4 3.3 -5.7 -4.7
Litvanya -4.0 0.8 -12.1 -7
Türkiye -6.4 64.9 -1.4 -14.4

(*) : AB Komisyonu Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü (DGII) Mart 2000 verileri.

Genişleme Sürecinde Türkiye

Politik Kriterler

AB Konseyi, 10-11 Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi’nde genişleme sürecinde yeni bir dönemi başlatan kararlar alarak Türkiye’yi tam üye adayı olarak ilan etmiştir. Ancak, AB Komisyonu’nun Türkiye ile ilgili “Düzenli İzleme Raporlarında” siyasi kriter çerçevesinde yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerine uyum yolunda, özellikle insan hakları ve azınlıkların korunması alanlarında önünde kat etmesi gereken uzun bir yol olduğu sonucunu çıkarmaktadır.

Ekonomik Kriterler

Komisyon, ekonomik kritere ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin büyük ölçüde pazar ekonomisinin özelliklerini sergilediğini, bu alanda gelişmiş kurumsal ve hukuki çerçeveye, dinamik bir özel sektöre sahip olduğunu belirterek oldukça serbest bir ticaret sistemini yürüttüğünün altını çizmiştir. Ekonomik çerçevede temel eleştiri konuları ise, istikrarsız makroekonomik yapı ile bölgeler arası kalkınma dengesizliği olarak gösterilmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Gümrük Birliği kapsamında gerçekleştirilen mevzuat uyumunun Topluluk müktesebatına uyum ve uygulama kapasitesinin ispatı olduğu belirtilerek Türkiye’nin pek çok alanda toplulukla mevzuat yakınlaşması içine girdiği ifade edilmiştir.

AB Komisyonu’nun 13 Kasım 1999 tarihli “Düzenli İzleme Raporu”nda Türkiye ile ilgili özetle şu hususlar vurgulanmıştır:

Türkiye ile tam üyelik müzakereleri ancak siyasi kriterler karşılandığı zaman başlayabilecektir.

Türkiye’de yapılacak reformların (ekonomik, siyasi ve diğer) desteklenmesi ve teşvik edilmesi amacıyla Komisyon tarafından 4 Mart 1998 tarihinde hazırlanan “Türkiye İçin Avrupa Stratejisi” belgesi temelinde aşağıdaki adımların atılması gerekmektedir;

·İnsan hakları ve azınlıkların korunmasına ve ortak dış ve güvenlik politikası ile diğer ortak politikaların benimsenmesine yönelik olarak AB ile siyasi diyaloğun artırılması,

·Katılım öncesi AB mali yardımlarının tek bir çatı altında koordine edilmesi,

·AB’nin tüm toplantı ve programlarına katılımın sağlanması,

·Topluluk müktesebatının kabulüne yönelik olarak hazırlanacak “Ulusal Programla” bütünleştirilecek bir “Katılım Ortaklığı”nın benimsenmesi,

·“Katılım Ortaklığı” uygulamalarının izlenmesi için AB Komisyonu tarafından gerekli mekanizmaların oluşturulması,

·Türkiye’nin yasal mevzuatının ve uygulamalarının AB ile uyumlaştırılmasına yönelik olarak analitik bir inceleme sürecinin başlatılması.

Türkiye’nin Tam Üye Adaylığı

AB’nin 13. aday olarak ilan ettiği Türkiye, kendisiyle tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmeyen tek aday ülke konumundadır. Buna karşılık, Türkiye’nin diğer aday ülkelere göre adaylık süreci açısından birçok alanda daha ileri aşamalarda olduğu öne sürülmektedir. Özellikle 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye’yi diğer 12 aday ülkeden farklı olarak, AB’ye daha yakın bir konuma getirmiştir. Ancak, Türkiye’yi adaylıktan tam üyelik müzakerelerine geçirecek süreçte AB’nin vurguladığı ve vurgulayacağı en önemli talep Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirilmesidir.

Türkiye’nin resmi olarak aday statüsüne kavuşturulmasıyla, AB’nin bugüne kadar siyasi nedenlerle işletilmeyen işbirliği mekanizmaları artık düzenli bir şekilde çalışacak ve Türkiye, AB mevzuat ve politikalarına uyum konusunda gerekli mali desteği alabilecektir.

Öte yandan, IMF ile görüşmeler sonunda en son hazırlanan stand-by düzenlemesi, AB’nin ekonomik kriterlerine uyum için gerekli adımların hızla atılmasına ve eksikliklerin giderilmesine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Anlaşma ile uygulanmaya başlanan üç yıllık istikrar programı ile Türkiye’nin kronik makro-ekonomik istikrarsızlıktan kurtulması ve uluslararası piyasalarda güvenin artması, AB ekonomik kriterlerine uyumda temel bir araç olacaktır. Bu nedenlerle Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirilmesiyle birlikte AB ile tam üyelik müzakerelerinin çok kısa bir süre içinde başlayacağı düşünülmektedir.

Kopenhag Kriterleri Açısından MDAÜ

Romanya

AB Komisyonu tarafından Ekim 1999 tarihinde yayınlanan “Düzenli İlerleme Raporu”nun ardından, “Katılım Ortaklığı” ve müktesebata uyum için yapılan “Ulusal Program” Romanya parlamentosu tarafından onaylanmıştır.

En son olarak AB-Romanya Ortaklık Konseyi 21 Mart 2000 tarihinde toplanarak Romanya’nın politik, ekonomik ve mevzuata uyum açısından geldiği noktayı ve sürdürmesi gereken çalışmaları değerlendirmiştir.

Buna göre;

“Yatırım Ortaklığı” ile “Ulusal Programın” onaylanmasının hemen ardından gerçekleştirilen AB-Romanya Ortaklık Konseyi toplantısının, katılım sürecinde önemli bir adım olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte Romanya’nın Kopenhag kriterlerinin yerine getirme çabalarını sürdürmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Politik Kriterler

Yargıda bağımsızlığın ve etkinliğin sağlanması ile yolsuzlukla mücadelede daha hızlı adımların atılması zorunlu görülmektedir. Romanya’da bakım kurumlarında bulunan 100.000’den fazla çocuğun durumunun ciddi şekilde kötüye gittiği gözlemlenmiştir. Çocuk sağlığı ve çocukların korunması alanlarında reformlara öncelik verilmesi ve bu alana yeterli finansal kaynağın aktarılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu problemin çözülmesi halinde Romanya’nın politik kriteri yerine getireceği belirtilmektedir.

Ekonomik Kriterler

Romanya’nın ekonomik ve sosyal koşullarının iyileştirilmesi için çabalarını, belirlenmiş plan ve programlar dahilinde ve yeterli finansal destekle birlikte sürdürmesinin gerekli olduğu belirtilmektedir.

Ekonomide istikrarın sağlanması ve yapısal problemlerin çözümü için Romanya hükümetinin temel önceliği, kamuda mali disiplinin sağlanmasına ve hantal kamu iktisadi teşebbüslerinin yeniden yapılanmasına ya da özelleştirilmesine vermesi gerektiğinin altı çizilmektedir.

Halen sürmekte olan makroekonomik dengesizlikler ile yasal belirsizliklerin, modernleşmenin lokomotifi olarak kabul edilen özel sektöre darbe vurduğu ifade edilmektedir.

Kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesi ve yeniden yapılandırılması yolunda bazı gelişmeler olmasına rağmen bu ilerlemeler yeterli görülmemektedir. Öte yandan temel yapısal reformlar gerçekleştirilmeden uygulamaya konulan sıkı para ve maliye politikaları nedeniyle Romanya ekonomisi, 1998 yılında yüzde -5.4, 1999 yılında ise -3.2 oranında küçülmüştür. Rusya krizinden de en çok etkilenen ülkelerden biri olan Romanya, Kopenhag ekonomik kriterlerini karşılamaktan bir hayli uzaktadır.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Topluluk müktesebatına uyum konusunda ise, özellikle bankacılık sektörü, finansal serbestleşme, mali kontrol, kamu alımları ve devlet yardımları alanlarında önemli sayılacak mevzuat uyumlaştırmasının gerçekleştirildiği, sanayi politikası, rekabet politikası ve yatırımların teşviki alanlarında ise yetersiz kalındığı belirtilmekte ve bu alanlarda genel bir strateji oluşturularak uyum çalışmalarının hızlandırılması gereği vurgulanmaktadır.

Romanya’nın Avrupa Anlaşmaları’ndan doğan yükümlülükleri çerçevesinde yasalarını uyumlaştırma yolunda ciddi şekilde çaba sarfettiği ve önemli ilerlemeler kaydettiği belirtilmektedir. Özellikle en son çıkartılan medeni kanun ve kamu yönetimi reformlarının uygulamaya konulması, ülkenin AB’nin idari mevzuatına uyum kapasitesini geliştirmiştir.

Romanya ekonomisinin kilit sektörlerinin güçlendirilmesi ve ekonomisinin geliştirilmesi için Avrupa Yatırım Bankası ile PHARE programı vasıtasıyla destekleneceği ve katılım öncesi mali yardımların arttırılacağı ifade edilmekte, katılım öncesi tarım sektörünün geliştirilmesi (SAPARD) ve yapısal reformların uygulamaya konulması (ISPA) programlarının, Romanya için iki önemli mali yardım paketi olduğu belirtilmektedir.

*

Estonya - Letonya - Litvanya

AB Komisyonu’nun 13 Ekim 1999 tarihinde siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda birbirine çok benzer özellikler gösteren üç ülkeyle ilgili yayınladığı “Düzenli İlerleme Raporları”nın ardından, Aralık 1999’da bu ülkelerle “Katılım Ortaklıkları” imzalanmış, topluluk müktesebatına uyum için “Ulusal Programlar” Aralık 1999’da Litvanya, Ocak 2000 tarihinde ise Estonya ile Letonya’nın ulusal parlamentoları tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu önemli gelişmelerin ardından AB Ortaklık Konseyi toplantıları 14 Şubat 2000 tarihinde gerçekleştirilmiş ve Kopenhag Kriterlerine uyum çerçevesinde söz konusu ülkelerin bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Politik Kriterler

Estonya, Letonya ve Litvanya Kopenhag politik kriterlerini yerine getirmeye devam etmekte ve bu ülkelerde yaşayan azınlıkların ülkelerine entegre edilmesi için çabalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedirler. Estonya ve Letonya, yeni çıkardıkları yasalar ile kendi devlet lisanları dışındaki lisanlarla basım ve yayın yapabilme özgürlüğünü sağlayacak, böylece bu ülkeler, uluslararası ve Avrupa Anlaşmalarından doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olacaklardır.

Estonya ve Letonya’ya göre daha ileri bir durumda bulunan Litvanya, politik kriterlerin tamamını yerine getirmiş durumdadır. Letonya ve Estonya’da en son yapılan parlamento ve başkanlık seçimleri ile ulusal ve yerel seçimlerin, son derece demokratik, özgür ve adil bir ortamda gerçekleştirilmesiyle, bu ülkelerin de politik kriterlere tam olarak uydukları belirtilmektedir.

Ekonomik Kriterler

İşleyen bir pazar ekonomisi ile Birlik içinde rekabet baskısına ve piyasa güçlerine dayanma kapasitesi kriterini yerine getirmeye en yakın ülke Estonya’dır. Letonya, önemli ilerlemeler kaydetmiş ve çabalarını hızla sürdüren bir ülke olarak kabul edilmektedir. Litvanya ise bu kriterleri yerine getirmekten uzak olup, ilerlemede zaman kaybetmeye devam etmektedir.

Estonya, Litvanya ve Letonya’nın AB’nin teknik ve mali desteği arkasına alarak makroekonomik istikrarın sağlanması ve kamu ve dış ticaret açığının kapatılması için çabalarını yoğunlaştırması gerekmektedir. Bu amacın gerçekleşmesi için aşağıdaki alanlara öncelik verilmesi gerektiği bildirilmektedir;

-Yapısal reformların sürdürülmesi,

-Emeklilik ve sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması,

-Özelleştirmenin hızlandırılması,

-Mali sektörde serbestleşmenin genişletilmesi ve gözetimin güçlendirilmesi.

Rusya krizi ve dünya genelinde talep daralması sonucu bu ülkelerde  dış ticaret açıkları artmış, enflasyon oranları ise düşmüştür. Örneğin, 1999 yılı içinde Litvanya’da dış ticaret açığı GSYİH’nin yüzde 12’sine çıkmıştır.

Doğrudan yabancı yatırımlar her üç ülkede de hızla yükselerek ekonomik büyümenin itici gücü haline gelmişlerdir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Müktesebatın büyük bir bölümünün uyumlaştırılması ve gerekli kurumsal yapıların oluşturulması alanlarında Letonya sürekli ilerleme kaydetmiştir. Veri toplama, şirketler kanunu, telekomünikasyon, tarım, gümrükler, mali denetim gibi alanlarda uyum çalışmalarının hızlandırılmasına gereksinim vardır.

Standartlar, devlet yardımları, rekabet gibi alanlardaki ilerleme memnuniyet verici boyuttadır. Ancak kamu idaresi reformundaki gecikmeler Letonya’nın Topluluk mevzuatına uyum hızını yavaşlatmaktadır.

Estonya’nın uyumlaştırma temposu iç pazarın kilit konularında yavaşlamış, idari ve adli kapasitenin AB standartlarına yakınlaştırılmasında ise sınırlı bir ilerleme sağlanmıştır.

Litvanya özellikle kamu alımları, fikri-sınai mülkiyet hakları, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı alanlarındaki mevzuatın uyumlaştırılmasında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Diğer alanlarda da (iç pazar, mali denetim, idari kapasite gibi) çabalarını yoğun şekilde sürdürmekte olup, kısa zamanda Katılım Ortaklığı’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini ve Kopenhag kriterini yerine getirmesi beklenmektedir.

*

Bulgaristan

Diğer ülkelere benzer şekilde, 1999 yılı içinde Bulgaristan’la “Katılım Ortaklığı” nın imzalanması ve “Ulusal Program”ın onaylanmasını takiben AB-Bulgaristan Ortaklık Konseyi 16 Kasım 1999 tarihinde toplanarak ülkenin uyum sürecinde kriterleri yerine getirip getirmediği değerlendirilmiştir.

Politik Kriterler

Bulgaristan Parlamentosu’nun AB’ye entegrasyon için uygulamaya koyduğu “Ulusal Program” çerçevesinde ölüm cezasını kaldırması, tam üyelik sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilmektedir. AB, Bulgaristan’ın söz konusu programı hızla uygulamaya sokması için teknik ve mali olarak tüm gücüyle destekleyeceğini açıklamıştır.

Ekonomik Kriterler

Kosova krizinden en çok etkilenen aday ülkelerden biri Bulgaristandır. Kriz nedeniyle komşu ülkelerle ticari durgunluk içine giren  ve bir göç akınıyla karşılaşan Bulgaristan’ın cari işlemler bilançosu kötüleşmiştir. Bununla birlikte Bulgaristan yetkililerinin makroekonomik istikrarın ve anahtar sektörlerde gelişmenin sağlanması amacıyla uygulamaya koyduğu ekonomik reform paketi, (özelleştirme, mali disiplin, vergi reformu, emeklilik, sağlık reformu, yatırımların desteklenmesi, finansal kontrol vb.) ülkenin işleyen bir pazar ekonomisi yolunda hızlı bir şekilde ilerlediğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu reform paketi sonucu Bulgaristan, 1998 yılı içinde yüzde 3.4 1999 yılında ise yüzde 2.4’lük pozitif büyüme hızını yakalamıştır.

AB ise bu programa destek vermek üzere planlanmış mali yardımların (PHARE, AYB kredileri) dışında 100 milyon euroluk ek bir yardımda bulunmuştur.

AB, Bulgaristan ekonomisinin kalkınması ve temel sektörlerin gelişmesi amacıyla Avrupa Yatırım Bankası ile PHARE programı kanalıyla ülkeye önemli ölçüde mali yardımda bulunmaktadır. Bu mali kaynakların yanı sıra AB katılım öncesi tarım ve kırsal kesimin kalkındırılması (SAPARD) ve yapısal reformların desteklenmesi (ISPA) programlarını uygulamaya koymuştur. Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen Bulgaristan, ekonomik kriterleri karşılama çabalarına çok geri bir noktadan başladığı için, bu alanda önünde yol alması gereken uzun bir mesafe bulunmaktadır.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Bulgaristan, çoğu alanda mevzuatını uyumlaştırmaya istikrarlı bir tempoda devam etmiş ve iç pazar mevzuatının kilit unsurlarına uyumda önemli ilerleme sağlamıştır. Örneğin kamu alımları, standardizasyon, fikri-sınai mülkiyet hakları ve vergi alanlarında Topluluk müktesebatına çok yaklaşmıştır. Nükleer enerji sektörü hariç Bulgaristan katılım ortaklığının kısa vadeli önceliklerinin tamamının yerine getirilmesinde önemli ilerlemeler sağlamıştır. Sınır yönetimi, finansal liberasyon, mali denetim alanlarında uyumlaştırmayı sürdürmesi gerekmektedir. Bulgaristan hükümeti, adalet, içişleri ve yolsuzlukla mücadelede, yasalarını AB mevzuatına uyumlaştırarak bu alanlarda büyük başarı elde etmiştir.

*

Macaristan

Macaristan da diğer adaylara benzer şekilde, 1999 yılı içinde “Katılım Ortaklığı”nın imzalanması ve müktesebata uyum için “Ulusal Programın” onaylanmasının ardından 7 Aralık 1999 tarihinde AB-Macaristan Ortaklık Konseyi toplanmış ve ülkenin Kopenhag kriterlerine uyum yolunda olduğu mesafeyi değerlendirmiştir.
Politik Kriterler
Macaristan, Kopenhag politik kriterlerine uyumda herhangi bir eksiklik göstermemektedir.
Ekonomik Kriterler
Macaristan, gelişen piyasalardaki (Rusya, G.Kore gibi) dalgalanmalara rağmen 1999 yılında makroekonomik istikrarını sürdürmeyi başaran ender aday ülkelerden biridir. Aynı yıl içinde petrol fiyatlarındaki artışa ve Rusya krizine bağlı olarak, 1998 yılıyla mukayese edildiğinde ekonomik büyüme bir miktar yavaşlamasına karşın, özel ve kamu sektörü harcamalarındaki artışla birlikte sürdürülebilir büyüme sağlanmıştır.

Bu gelişmelere bağlı olarak aday ülkeler arasında doğrudan yabancı yatırım stoğunun en yüksek olduğu ülke Macaristan’dır. Ayrıca 1998 yılı içinde yüzde 5.1 lik (1999 yılında yüzde 4.3) büyüme oranı ile Macaristan aday ülkeler arasında birinci sırayı almıştır.

Macaristan, işleyen bir piyasa ekonomisine sahip ve birlik içinde rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş etme yeteneklerini geliştirmiş bir ülke olarak kabul edilmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)
İç pazara uyumda, özellikle şirketler kanunu ve standardizasyon alanlarında önemli ölçüde topluluk mevzuatına yaklaşılmıştır. Kamu alımları piyasa denetimi ve devlet yardımları alanlarında, çıkarılan kanunlarla etkinlik ve şeffaflık sağlanmıştır. İdari ve yasal kapasite ile ilgili olarak Macaristan, AB müktesabatına uyum için gerekli kurumları tesis etmiş ve mevzuatın yakınlaştırılmasında aday ülkeler içinde en iyi tempoyu yakalamış bir ülke olarak değerlendirilmektedir.

Diğer aday ülkelere olduğu gibi Macaristan’a da tam üyelik sürecinde AB’nin PHARE programı ile AYB kaynaklarının yanısıra tarımsal ve kırsal yörelerin geliştirilmesi (SAPARD) ve yapısal politikalarının uygulamaya konulması (ISPA)  programları vasıtasıyla mali destekte bulunulmaktadır.

*

Polonya

1999 yılı içinde “Katılım Ortaklığı”nın imzalanması, müktesebata uyum için “Ulusal Program”ın Polonya parlamentosu tarafından onaylanması ve 13 Ekim 1999 tarihinde yayımlanan AB Komisyonunun aday ülkeler için “Düzenli İlerleme Raporu”nu takiben 7 Aralık 1999 tarihinde AB-Polonya Ortaklık Konseyi toplanarak, ülkenin tam üyeliğe giriş sürecinde aldığı mesafeyi Kopenhag kriterleri temelinde değerlendirmiştir.

Politik Kriterler

Polonya, Kopenhag politik kriterini tamamen yerine getirmektedir. Yargı alanında etkinliğin sağlanması için çabalarını yoğunlaştırması gerektiği belirtilmektedir.

Ekonomik Kriterler

Rusya krizine rağmen Macaristan’la birlikte makroekonomik istikrarı sürdürebilen ender aday ülkelerden biri Polonya’dır. Bununla birlikte dış ticaret ve cari işlemler açıklarını dikkatli bir şekilde izlemesi gerekmektedir.

Polonya, Macaristan’dan sonra 1998 yılında yüzde 4.8 (1999’da yüzde 4.1) ile en yüksek büyüme hızını yakalamıştır.  Ancak, 1999 yılında dış talepteki yavaşlama ve buna bağlı olarak cari işlemler bilançosundaki açıkların genişlemesi sonucu genel ekonomik dengeler bir miktar kötüleşmiştir. Polonya diğer bazı aday ülkelerle birlikte bu olumsuz gelişmeyi frenlemek için kamu harcamalarını kısmaya başlamıştır. Ülkede üç büyük kamu bankasının özel sektöre satışı sonucu  özelleştirmede büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Polonya, işleyen bir piyasa ekonomisine ve Birlik içinde rekabet baskısına ve piyasa güçlerine dayanma kapasitesine sahip olarak kabul edilmekte ve böylece Kopenhag siyasi kriterinden sonra ekonomik kriterini de karşılayan bir ülke olarak değerlendirilmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Çabalarını Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterleri karşılamak yolunda harcayan Polonya, mevzuat uyum alanında yeterince ilerleyememiştir. Rekabet, devlet yardımları, hizmetlerin serbest dolaşımı, mali denetim alanlarında gelişme kaydedilmesine rağmen, genel olarak Topluluk müktesebatına uyum yolunda Polonya’nın çabalarını arttırması gerekmektedir.

*

Çek Cumhuriyeti

Diğer adaylara uygulanan prosedürün aynısı Çek Cumhuriyetine de uygulanmıştır. 1999 yılı içinde “Katılım Ortaklığı” imzalanmış, müktesebata uyum için “Ulusal Program” Çek Cumhuriyeti parlamentosu tarafından onaylanmış ve yine 13 Ekim 1999 tarihinde AB komisyonu, ülke hakkında ikinci “Düzenli İlerleme Raporu”nu yayınlamıştır. En son olarak 7 Aralık 1999 tarihinde gerçekleştirilen AB-Çek Cumhuriyeti Ortaklık Konseyi toplantısında Çek Cumhuriyeti’nin tam üyelik sürecinde aldığı mesafeyi Kopenhag kriterleri temelinde değerlendirmiştir.

Politik Kriterler

Çek Cumhuriyeti, Kopenhag siyasi kriterini bütünüyle yerine getirmiştir. Bu alanda herhangi bir sorun bulunmamakla birlikte, yargı alanında reformların gerçekleştirilmesi çabalarının sürdürülmesi gerektiği belirtilmektedir.

Ekonomik Kriterler

Ekonomik açıdan bakıldığında, ülkenin Rusya krizinden kaynaklanan dalgalanmaları gidermek üzere uyguladığı sıkı para ve maliye politikaları neticesinde, 1998 yılında yaşanan yüzde -2,3’lük negatif büyümeden sonra, pozitif makroekonomik büyümeyi sağlamak için önümüzdeki yıllarda çabalarını yoğunlaştırmak zorunda olduğu ifade edilmektedir.
İşleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı ile AB rekabet baskısına ve piyasa güçlerine dayanma kapasitesi olarak ifade edilen Kopenhag ekonomik kriterine uyum açısıdan değerlendirildiğinde ise, Çek Cumhuriyeti’nin zaman yitirdiği ve bu kriterlere tamamen uyamadığı belirtilmekte, ancak planlanan ekonomik reformların hızlı ve tutarlı bir şekilde uygulanması halinde orta vadede bu kriterlere uyum göstereceği bildirilmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Mevzuatın yakınlaştırılması alanında Çek Cumhuriyetinin ağır bir tempoda ilerlediği ve düzensiz bir yaklaşım sergilediği gözlenmektedir.

Sektörler itibariyle ilerleme dengesizdir. Standartlar alanında uyumlaştırma hayli ileri düzeydedir. Sermaye piyasaları ile bankacılık ve sigortacılık sektörlere ait mevzuat uyumu alanında ilerlemeler kaydedilmiştir. İç pazar alanında (fikri-sınai mülkiyet hakları, kamu alımları KDV, özel tüketim vergisi gibi) mevzuat kısmen uyumlu haldedir. 1999 yılı içinde bu alanlarda uyumlaştırmayı tamamlamak yönünde çok az bir gelişme sağlanmıştır. Devlet yardımlarını düzenleyen yasal çerçeve ise tamamen eksiktir. Çek Cumhuriyeti’nin AB kurumlarının teknik ve mali yardımını alarak bu alanlarda çabalarına hız vermesi gerekmekte, aksi taktirde tam üyelik yolunda zaman kaybedilmeye devam edeceği ifade edilmektedir.

İki büyük bankanın satışıyla özelleştirme de önemli ilerleme sağlanmıştır.

*

Slovakya

1999 yılı içinde “Katılım Ortaklığı”nın imzalanması ve Topluluk mevzuatına uyum için “Ulusal Program”ın onaylanmasının ardından 13 Ekim 1999 tarihinde, Komisyon tarafından yayınlanan “Düzenli İlerleme Raporu”nda Slovakya özetle aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir;

Politik Kriterler

1998 yılı içinde Slovakya’da politik kriterlerin yerine getirilmesi yönünde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Örneğin, 1998 Eylül ayında tamamen demokratik bir ortamda gerçekleştirilen seçimlerle hükümet değişikliğine gidilmiştir. Yine aynı yıl içinde serbest ve adil kabul edilen belediye seçimleri yapılmış, Slovakya Cumhurbaşkanının anayasal düzenlemeyle halk tarafından genel oyla seçilmesi sağlanmıştır.

Slovakya’nın 1998 yılından itibaren yoğunlaştırdığı çabaları ve hazırladığı politik programın derinliği ve başarısıyla ülkenin artık Kopenhag kriterlerini yerine getirmeye başladığı gözlenmiştir. Yargı bağımsızlığının sağlanmasında “de facto” olarak meydana gelen gelişmelerin, “de jure” olarak sağlamlaştırılması gerektiği belirtilmektedir.

Özellikle demokratik kuruluşların istikrarlı şekilde işleyebilmesi, suç ve yolsuzlukla mücadele edilmesi ve azınlık haklarının korunması için hızlı ve sağlam adımların atılmasının zorunlu olduğu ifade edilmektedir.

Ekonomik Kriterler

Ekonomik kriterler açısından ise Slovakya’nın işleyen bir pazar ekonomisini oluşturmak üzere gerekli reformların çoğunu yürürlüğe koyduğu gözlenmektedir.

Bununla bilikte 1999’den önceki yıllarda yasal mevzuat ve makroekonomik alt yapı oluşturulmadan gerçekleştirilen yüksek düzeydeki kamu yatırımları, dış borçlanma ve piyasa ekonomisinin oluşturulmadığı bir ortamda yapılan aşırı iç borçlanma sonucu Slovakya ekonomisinin sağlıksız yüksek düzeyde büyümesine (yüzde 7) neden olmuştur. Bu sağlıksız büyüme sonucu kamu açıkları ile dış ticaret açıkları sürdürülemez duruma gelmiş devlet bankaları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin zararları artmıştır. Söz konusu açıkları kapamak üzere, hükümetin yürüttüğü sıkı para ve maliye politikaları sonucu önceki yıllarda yüzde 7 civarında olan büyüme hızı 1998 yılında yüzde 4.4, 1999 yılında ise 1.9’a inmiş, yine 1998 in ilk yarısında yüzde 7 olan enflasyon oranı ise, yılın sonlarına doğru yüzde 5.6’lara düşmüştür.

Bankacılık sektöründeki yasal ve kurumsal reformların uygulamaya konulması, özelleştirmeye hız kazandırılması ve piyasa şeffaflığını sağlayıcı önlemlerin alınması ile birlikte artık Slovakya’nın Kopenhag ekonomik kriterlerini de yerine getirmeye başladığı söylenmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

AB müktesebatına ve tam üyeliğin getireceği diğer yükümlülüklere uyum açısından ise Slovakya’nın adli ve idari kapasitesinin geliştirilmesi yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Özellikle standartlar, belgeleme, kamu alımları, devlet yardımları, kilit iç pazar alanlarında temel yasalar uyumlaştırılarak çıkarılmıştır. Kamu idaresi ve çevre konularında ise ilerleme sağlanamamıştır. Slovakya’nın diğer aday ülkelere yetişebilmesi için yasal ve kurumsal çabalarını hızlandırması gerekmekmektedir.

*

Slovenya

Diğer aday ülkelerle benzer prosedürden geçen Slovenya, Komisyonun en son yayınladığı “Düzenli İlerleme Raporu”nda aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir;

Politik Kriterler

Slovenya’da meydana gelen son gelişmeler bu ülkenin politik kriterleri tamamen yerine getirdiği ve demokratik kurumların pürüzsüzce işlediğini göstermektedir. Slovenya insan hakları ve azınlıkların korunmasıyla ilgili tüm uluslararası ve Avrupa anlaşmalarını imzalamış, kendi yasalarını da bu anlaşmalara uyum sağlayacak şekilde yeniden düzenlemiştir.

Özellikle 1998 ve 1999 yıllarında demokrasi ve hukukun üstünlüğünü teminat altına alan kurumların istikrarlı şekilde faaliyetlerini sürdürmesi hususunda başarı sağlanmıştır. 27 Şubat 1997 tarihinden bu yana, Liberal Demokrasi Partisi, Slovenya Halk Partisi ile İşçi Partisi arasındaki koalisyon istikrarlı bir şekilde devam etmektedir. Son olarak 6 Aralık 1999 tarihinde mahalli idareler seçimleri, demokratik ve serbest bir ortamda, tarafsız ve adil bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Slovenya’nın politik kriterler temelinde eksik kaldığı hususlar parlamento ile koalisyon arasında zaman zaman meydana gelen uyumsuzluğun karar alma mekanizmasını zayıflatması ve Slovenya mahkemelerinin yavaş çalışması nedeniyle yasal prosedürün de düşük bir hızla sürdürülmesi olarak gösterilmektedir.

Ekonomik Kriterler

Slovenya, makroekonomik istikrarı sağlamış, işleyen bir pazar ekonomisine ve AB’nin rekabet baskısına ve piyasa güçlerine karşı koyabilmek yeterliliğine sahip bir ülke olarak kabul edilmektedir. Genel ekonomik gelişmelere bakıldığında, 1998 ortalarından itibaren sürdürülebilir ekonomik büyüme biraz yavaşlamasına (yüzde 4,6’dan 1999 yılında yüzde 3.7’ye inmiş) rağmen devam etmiştir. Haziran 1999’da katma değer vergisinin uygulamaya konulmasıyla birlikte 1997 yılında yüzde 8.4 olan enflasyon oranı, 1998’de yüzde 7.9’a, 1999 yılında ise yüzde 6.1’e düşürülmüş, iki büyük kamu bankasının satılmasıyla birlikte, özelleştirmede önemli ilerlemeler sağlanmıştır.

Slovenya’nın dikkat etmesi gereken iki önemli husus, mali reformları ve kamu harcamalarındaki sıkılığı sürdürmesi olarak gösterilmektedir.

Diğer Kriterler (Yasal ve Kurumsal Hazırlıklar)

Müktesebatın uyumlaştırılması ile ilgili bir çok alanda önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Komisyonun “Düzenli İzleme Raporu”nda, Slovenya’nın Topluluk müktesebatına uyumda en hızlı ilerleyen aday ülke olduğu vurgulanmaktadır.

İç pazarı düzenleyen temel yasalar yürürlüğe girmiştir. En önemli ilerleme, sermaye piyasası, bankacılık ve borsaları düzenleyen kanunların uygulanmaya konulması ile bu alanlarda sağlanmıştır.

Tekelleşmeye karşı rekabet yasaları ile KDV’nin yürürlüğe girmesi, iç pazar alanındaki temel mevzuatın uyumunda, diğer önemli gelişmeler olarak kabul edilmektedir.

Slovenya’nın en çok dikkat etmesi ve çaba sarfetmesi gereken alanlar ise, sermayenin, hizmetlerin ve kişilerin serbest dolaşımı, fikri-sınai mülkiyet hakları ile kamu alımları olarak gösterilmektedir.

MDAÜ Dışındaki Tam Üye Adayları

Kıbrıs Rum Kesimi
Kıbrıs Rum Kesimi ile ilgili olarak Türk toplumunun müzakerelere katılmayı reddetmesi nedeniyle, AB müktesebatına uyum açısından Ada’nın tamamında bir tarama (screening) yapılamamıştır. Türk kesimi ile Rum kesimi arasındaki ekonomik gelişmişlik farklılıklarına rağmen Ada’nın bütününün tam üye olabilme açısından “eligible” (uygun) olduğu ileri sürülmektedir. Öte yandan AB Konseyi Helsinki Zirvesi (10-11 Aralık 1999)  sonuç bildirgesinde Kıbrıs Rum Kesimi’nde gerçekleştirilen uyum çalışmalarının ve katılım müzakerelerinde kaydedilen ilerlemenin memnuniyet verici olduğu vurgulanmaktadır.

Malta

Malta, Şubat 1999’da ikinci kez tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Topluluk Müktesebatına uyum açısından fazla bir ilerleme sağlanmamasına karşın siyasi kriterleri karşılamış olması ve ekonomik kriterler açısından ise yakınlaşmanın görülmesi nedeniyle Helsinki Zirvesi’nde, Malta ile 2000 yılı içinde tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmiştir.

AVRUPA TOPLULUĞU’NUN GENİŞLEME SÜRECİ VE TOPLULUĞA TAM ÜYELİK BAŞVURULARI

ÜLKELER

TAM ÜYELİK MÜRACAATI

KOMİSYON GÖRÜŞÜ

ÜYELİK MÜZAKERELERİ

AB ÜYELİĞİ

I. GENİŞLEME(*)
İngiltere

Mayıs 1967

Ekim 1960

Haziran 1970

1 Ocak 1973

İrlanda

Mayıs 1967

Ekim 1960

Haziran 1970

1 Ocak 1973

Danimarka

Mayıs 1967

Ekim 1960

Haziran 1970

1 Ocak 1973

Norveç(**)

Mayıs 1967

Ekim 1960

Haziran 1970

1 Ocak 1973

II. GENİŞLEME
Yunanistan(***)

Haziran 1975

Ocak 1976

Temmuz 1976

1 Ocak 1981

III. GENİŞLEME
Portekiz

Mart 1977

Mayıs 1978

Kasım 1978

1 Ocak 1986

İspanya

Temmuz 1977

Kasım 1978

Şubat 1979

1 Ocak 1986

IV. GENİŞLEME
İsveç

1 Temmuz 1991

31 Temmuz 1992

1 Şubat 1993

1 Ocak 1995

Finlandiya

18 Mart 1992

4 Kasım 1992

1 Şubat 1993

1 Ocak 1995

Avusturya

17 Temmuz 1989

1 Ağustos 1991

1 Şubat 1993

1 Ocak 1995

BAŞVURULAR
Türkiye

14 Nisan 1987

18 Aralık 1989

-

-

G. Kıbrıs Rum K.

4 Temmuz 1990

30 Haziran 1993

31 Mart 1998

-

Malta(****)

16 Temmuz 1990

30 Haziran 1993

-

-

İsviçre

20 Mayıs 1992

-

-

-

Norveç

25 Kasım 1992

24 Mart 1993

5 Nisan 1993

-

Macaristan

31 Mart 1994

15 Temmuz 1997

31 Mart 1998

-

Polonya

5 Nisan 1994

15 Temmuz 1997

31 Mart 1998

-

Romanya

22 Haziran 1995

15 Temmuz 1997

-

-

Slovakya

26 Haziran 1995

15 Temmuz 1997

-

-

...

ÜLKELER

TAM ÜYELİK MÜRACAATI

KOMİSYON GÖRÜŞÜ

ÜYELİK MÜZAKERELERİ

AB ÜYELİĞİ

Letonya

Estonya

Litvanya

Bulgaristan

Çek Cumhuriyeti

Slovenya

13 Ekim 1995

24 Kasım 1995

8 Aralık 1995

14 Aralık1995

17 Ocak 1996

10 Haziran 1996

15 Temmuz 1997

15 Temmuz 1997

15 Temmuz 1997

15 Temmuz 1997

15 Temmuz 1997

15 Temmuz 1997

-

31 Mart 1998

-

-

31 Mart 1998

31 Mart 1998

-

-

-

-

-

-

(*) İrlanda’nın 31.7.1961, Danimarka’nın 9.8.1961, İngiltere’nin 10.8.1961 ve Norveç’in 30.4.1962 tarihlerinde Topluluğa yaptıkları ilk katılma müracaatları reddedilmiştir.

(**) Norveç’in Katılma Anlaşması Eylül 1972’de gerçekleştirilen referandum sonucunda, % 53.5 olumsuz oyla reddedilmiştir.

(***) AT-Yunanistan Ortaklık Anlaşması 9.7.1961 tarihinde imzalanmış ve 1.11.1962 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

(****)Malta 26.10.1996 tarihinde tam üyelik başvurusunu dondurmuştur. Malta Eylül 1998’de başvurusunu yinelemiştir.

Kaynaklar:

-“Avrupa Birliği ve Türkiye” T/C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı,  Ekim 1999

-“1999 Yılı Aday Ülkeler İlerleme Raporları”, Ekim 1999

-“European Starategy for Turkey” Commission Proposals, Mart 1999

-“Reports of Meeting on the Association Council Between EU and Candidate Countries”, 1999-2000